Jack London Amerikalı bir yazar 40 sene kadar kısa bir hayatı olmuş. Kitapların da genelde yaşam kavgasını yumuşak bir dilde anlatmaya çalışmış. Kitapları en çok çeviri alan bir yazar olmuş. Beyaz Diş kitabı da bir dünya klasiği.
Yazar bu kitabında hayat zorluklarını bir kurdun gözünden anlatmaya çalışmış diğer kardeşlerinden farklı hırslı ve akıllı bir hayvan olarak tasvir etmiş. Hayata tutulabilmek için kendi içgüdüsel hareketleri ile evcilleşme ardında kalmış. Kendine tanrı olarak tanımladığı insanlar yüzünden iyice kötü bir hale gelen Beyaz Diş in gözlemlerinde aslında çok ince mesajlar var. Bunu okurken anlayabiliyorsunuz zaten.
Zorla sadakat ile karşılıksız sevgi arasında ki sadakati çok güzel dile getirmiş. Kitabı okuduğunuzda aslında ana fikrin sevginin iyileştirici gücünü görüyorsunuz. Keyifle okunacak kitaplar arasında tavsiye ediyorum
İnsanların acımasızlığı karşısında yaşama tutunma mücadelesinin kazandığını görmek mutluluk vericiydi.
Keyifle, akıcı şekilde okunabilen, anlatılan hikayeyi o an gözünde canlandırmanın ötesine geçerek bizzat hissettiren çok tatlı bir eser.
Jack London 'nın kalemini seven biri olarak kesinlikle tavsiye ediyorum.
Bayıldım. İnsanların hayvanlar üzerinde ki etkisi, aslında ne verirsek onu aldığımızı çok güzel bir şekilde anlatmış. Ve sevgi .. yine her yerde en büyük ihtiyaç. Kesinlikle okunmalı
Beyaz DişJack London · Oscar Yayınları · 095,5bin okunma
Kitabı bitirdiğimde aklımdan geçen ilk şey bu yaşıma kadar dünya klasiklerini okumadığım için kendime olan kızgınlığım oldu. (Dünya Klasiklerin'den tavsiyelere açığım.) Ah beyaz diş üzümlü kekim. Bence her insanın içindeki kavgalara bir nebze ayna tutup insanlara gösterdin. Bir Savaşçı kolay yetişmiyor. Bir Lider zorluk çekmeden gelişemiyor. Zekanla ve görünüşünle hayranlık uyandırsan da kürkün ve ruhun Kurt olsa da neslindekilere ve yetiştiğin ortama göre şekilleniyorsun. Kurtta olsan köpekte olsan sevgiyi ve birliği seviyorsun.
Beyaz Diş adındaki kurdun, yaşam serüvenini tüm çıplaklığı ile kaleme almıştır Jack Landon.
Bu yaşam serüvenin içerisinde Tanrı sıfatını yüklediği insanlar ön safhadadır. Bu insanların Beyaz Dişe karşı tüm zalimlikleri, acımasızlıkları gözler önüne serilmiştir. Beyaz Diş bir kurtuluşa erebildi mi, yoksa zalimliklere boyun mu eğdi?
Siz de bu mücadeleye, serüvene şahit olmalısınız..
Beyaz DişJack London · Oscar Yayınları · 095,5bin okunma
Jack London okumayı seven biri olarak bu kitaba da başlarken pozitif bir ön yargı ile başladım, sonuçsa benim ön yargımdan çok yazarın başarılı kaleminden ve hayal gücünden dolayı bu kitabı çok ama çok beğenmem oldu. Bana kalırsa bu kitabı yorumlamak ve incelemek gerçekten büyük bir ustalık gerektirmektedir.
Bu da Yazarımızın en beğendiğim kitabı olan Martin Eden gibi okuyup bitirdikten sonra bile günlerce kafa yorulabilecek kadar ince konuları işlemiş ve bunu vahşi bir Kurt'un insanla tanışıp onun modern dünyasına katılıp uyum sağlamaya çalışan hayatını anlatarak gözler önüne sermiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Kitapla ilgili tek kusur birçok yayın evinden basılmış ve ne yazık ki bunların bir çoğuda neredeyse orijinal kitabın ortasından başlıyor olması, benim aldığım kitap eski bir basım ve dediğim gibi neredeyse orjinalin ortasından başlıyordu. Bir arkadaşımın kitap hakkında konuşurken uyarması ile doğru kitabı okudum.
Esas kitap birkaç adam ve kızak köpeklerinin yolculukları sırasında kurt sürüsünün saldırısına uğramaları ile başlıyor.
Beyaz Diş kitabı bana bazı bölümlerde geçen yazılar ve olaylardan dolayı Vahşetin Çağrısı kitabıyla bir bütünlermiş izlenimi verdi. Kitabımızda etnik köken kavgalarından, saf sevgiye, sadakatten, hayatta kalmak istiyorsan o seni yemeden sen onu yemelisin mottosu"na kadar bir sürü alt konu işlenmiş. Bakış açısı ne olursa olsun bu kitabı okuyan bir çok insana çok sayıda ders ve örnekler verebilen bir kitap.
Benim için bir kitabın iyi olduğunu gösteren en önemli unsur; hikayeleştirmedir ki hikayesi iyi olmayan bir kitap akıcı olmayacağı için bir çok kitapta da gördüğümüz gibi yarım kalır. Fakat bu kitapta yazar olay örgüsünü o kadar iyi sıralanmış, hikayeleştirmeyi o kadar iyi yapmış ki bir yerden sonra kendinizi Beyaz Diş için endişeleniyor ya da
Bu tarz klasikler okuyacaklara naçizane tavsiyem kesinlikle iyi bir yayınevinden okuyun. Bunu belirtmekteki amacım bir dönem, ne olacak kitap işte deyip bazı klasikleri murdar etmiş yayınevlerinden okumam ve bazı yorumlarda aynı sıkıntıları yaşayan arkadaşlara denk gelmiş olmam. Bana göre en iyisi İş Bankası Yayınları sonrasında Can Yayınları geliyor. İkiside kaliteli ve iyidir. Tercih yine sizin. Yayınevine değinmişken çevirmen Levent Cinemre’nin de hakkını teslim edelim. Yine mükemmel bir çeviri olmuş. Çoğu Jack London eserini onun çevirisinden okuduğum için, yazarı ve eserini beğenip taktir ederken, yayınevini ve çevirmenini boş geçmek istemedim.
Kitaba gelecek olursak, Niyetim bir inceleme yapmaktan ziyade sadece düşüncelerimi paylaşmak. Jack London en sevdiğim yazarlardan biri olmasına rağmen ve çok iyi bir kitap okuyacak olduğumu bilmeme rağmen itiraf etmeliyim ki beklentimin de üstünde bir kitaptı. Tıpkı diğer eserlerinde olduğu gibi yaşam mücadelesi, hayatta kalma, varoluş gibi konuları iliğine kadar işlemiş. Naturalist (Doğalcı) bir tema kullandığından her şey bütün çıplaklığıyla oldukça yalın ve gerçekçiydi. Bunu bu kadar başarılı kullanabilmesinin nedenlerinden biri de gençliğinde bizzat maceralara atılmış birçok deneyim elde etmiş olması olabilir.
Aslında benim için eserlerde kurgu birinci planda değildir. Genelde diyaloglara ve karakter gelişimlerine odaklanırım. Verilen mesaja bakar, kendime pay çıkartırım. Ama kitaptaki kurgu o kadar muazzam ki birkaç yorum yapmadan geçemeyeceğim. Roman aslında beş ana bölümden oluşuyor. Ama ben A,B,C diye üç bölüm altında yorumlamaya çalışacağım.
A bölümünde bir cenaze taşıyan kızak takımı ve onları takip eden aç bir kurt sürüsü anlatılır. Aslında her iki tarafta hayat mücadelesi verirken okur bu savaşta, türdeşi
Efsane Jack London eserlerinden , okudukça gözlem yeteneğini sınayan eser olmuş.İnsanların gözünden hayvanlara , hayvanların gözünden insana baktığımız ve davranışların iki canlıyı nasıl etkilediğini derinden hissettirmiş yazarımız bizlere.Baş karakterimiz "Beyaz diş" adında bir kurt'un yaşadığı süreci , zorlukları ,ona davranılan şekilde karşılık verdiğini tüm hayvanlar adına anlatılmış.Şu cümle çok şey anlatıyor bizlere "insanlar güçsüzlüğünü kendinden daha zayıf yaratıklardan çıkarmaya çalışıyor , böylece kendi varlığını kanıtladığını sanıyordu..".Kesinlikle okumanız gerek bir eser...
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma
Beyaz diş farklı hayatların bakış açısını bize ustalıkla sunmuş bir hikaye. Ancak beni en çok etkileyen şey beyaz dişin bakış açısıyla bir hayvanın insana olan bağlılığı sevgisi nefreti ve bütün duygularını onun saf hayvan içgüdüleri ile gözlemleme şansnı bize vermesiydi.. Hayvansever biri olarak bazen hem güldüm hem heyecanlandım hem de birçok kez hüzünlendim.
Bazen insanoğlunun ne kadar kötü ne kadar korkunç duygular besleyebileceğini görmek bazen de bir insanın melek kadar mükemmel bir varlık olabileceğini de yüzümüze vuruyor. Kitapta Beyaz diş'in başından geçen iyi ve kötü her şeyi onun duygularıyla harmanlanıp okuyacaksınız. Benim için bu hikaye listemde ilk üçe girmeyi basardi. Tabii ki size de şiddetle tavsiye ediyorum. Beyaz DişJack London
Beyaz diş'e sevgilerimle
Beyaz Diş benim için, “vahşilik” ile “medeniyet” arasındaki çizginin aslında ne kadar geçirgen olduğunu anlatan çok güçlü bir roman.
Beyaz Diş’i okurken onu bir hayvan kahramandan çok, koşulların şekillendirdiği bir bilinç gibi görüyorum. Kitap boyunca Beyaz Diş ne “iyi” ne de “kötü”; sadece hayatta kalmayı öğreniyor. Kuzeyin acımasız doğasında sertleşmesi, saldırganlaşması bir tercih değil, zorunluluk. Bu yüzden onun vahşiliği bana korkutucu değil, son derece anlaşılır geliyor.
Romanın en çarpıcı yanı bence şu fikir:
Sevgi öğrenilen bir şeydir.Beyaz Diş sevgiyle doğmuyor; hatta uzun süre sevginin ne olduğunu bilmiyor bile. Ama doğru insanla, doğru ortamda, yavaş yavaş değişebiliyor. Bu dönüşüm, “doğa mı, yetiştirme mi?” tartışmasına çok insani bir cevap veriyor: İkisi de.
Ayrıca kitap bana şunu da hissettiriyor:
İnsanın zalimliği, doğanın zalimliğinden daha yaralayıcı. Doğa öldürür ama kin tutmaz; insanlar ise gücü ele geçirdiklerinde acımasızlaşabiliyor. Beyaz Diş’in en derin yaralarını dişler değil, insanlar açıyor.
Son olarak, Beyaz Diş’in vahşetten evcilliğe doğru yolculuğu bana ters bir evrim gibi geliyor:
Modern dünyada bizler de bazen tam tersini yaşıyoruz kalabalıklar içinde yaşayıp içten içe yabanileşiyoruz.
Kısaca, Beyaz Diş benim için sadece bir macera romanı değil;
koşulların ruhu nasıl yoğurduğunu, sevginin ise onu nasıl yeniden şekillendirebildiğini anlatan çok güçlü bir hikâye.
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.