Bir Lordu Dize Getirmenin On Yolu (Love By Numbers Serisi 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
830
Gösterim
Adı:
Bir Lordu Dize Getirmenin On Yolu
Alt başlık:
Love By Numbers Serisi 2
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059545082
Kitabın türü:
Çeviri:
Nihal Akcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Ülkenin en çok satan kadın dergisi, çapkın bekâr Nicholas St. John'u evlenilecek en gözde lord ilan ettiğinde genç adamın hayatı tam bir cehenneme dönüşür. Nereye giderse gitsin eş arayan hanımlar ve onların anneleri ile kuşatılmaya başlar. Leighton Dükü'nün kayıp kız kardeşini bulma görevi onu bu azap(!) dolu hayattan kurtaracak mükemmel bir tekliftir ve tam zamanında gelmiştir. Geçmişinde Bulan -avcı- adıyla bilinen Nick için bu görev çocuk oyuncağıdır ve bekâr kadınlardan uzaklaşması için harika bir bahanedir. Ama yakışıklı, zengin, cesur ve akıllı bir aristokrat kaderinden ne kadar kaçabilir ki?

Leydi Isabel içinse hayat hiç kolay değildir. Bakması gereken döküntü bir ev, okula göndermesi gereken küçük bir kont ve saklaması gereken bir düzine kadar kadın vardır. Buna karşılık elindeki para edecek tek şey annesinden yadigâr heykellerdir. Kısacası, herkesin ağzını sulandıran bir avdır.

Ve av ile avcı karşılaştıklarında tüm roller allak bullak olacaktır...
Kitap bitti
Bir sarah hayranı olarak çok çok beğenmedim iki gün sürdüğünden anlayın
Nasıl desem konu olarak güzel olabilir ama nedense çekici gelmedi ama güzel bir kitap kesinlikle ama benim sarah kitaplarından en çok intikam ateşi kitabı nı hiç biri geçemedi
Neyse kızımız tam bir canavar herseyi ile tam bir zehir
Herseyi bilen ilgilenen kadınlara bakan kont yetiştiren gizemli kadınları barındıran çatı bile Onaran bir kadın hayran olmamak elde değil
Oğlumuz ise bir derginin en gözde kişisi
İkisinin karşılaşaması ve vaad edilen aşk
Güzeldi tek yerde sıkıldım kızın sürekli inanmama durumu
Neyse sopi yok kitap güzeldi yinede sarah işini bilen kadınlardan
Ralston Markisi Gabriel'in -ki ben kendisine bayılırım- ikiz kardeşi Nicholas St. John'un hikayesi... Evlenilecek en gözde lordlar listesinde bir numara olan kardeş
Leydi Isabel ise omuzlarında büyük sorumluluklar taşıyan bir kadındır. Ve bu ikilinin bir şekilde birleşir. Tabi ki de bu bir işarettir

Öncelikle şimdiden söyleyeyim ben ilk kitabı daha çok sevmiştim. Bu kitabın başları bana çok yavaş ve olaysız geldi Olay seviyoruz arkadaş biz. Yine de Nick'i okumak çok keyifliydi Bir de Rock var İşin içine Türk, Osmanlı Devleti girince daha da ilgimi çeken Rock Yani karakter açısından daha zengin bir kitaptı.

Benim her iki kitapta da severek okuduğum şey ise kadınların basmakalıp düşünceleri yıkmaya çalışmasıydı. Güçlü kadın karakterleri her zaman sevmişimdir Eğer siz de tarihi aşk olsun, kadın güçlü olsun diyorsanız şiddetle tavsiyemdir.
Bu seri bir üçleme. Üç kardeşin aşk öykülerini üç kitapta anlatmış yazar. Bu açıdan bana Julia Quinn’in Bridgertons serisini hatırlatıyor. Onun kadar başarılı olmasa da birçok historicaldan daha iyi olduğunu söylemeliyim.

Kitabı geçen sene okumuştum, yorumu bu seneye kaldı. İlk kitapta Gabriel’i okumuştuk. Love By Numbers serisinin ikinci kitabı BLDGOY’de ise Gabriel’in ikiz kardeşi Nicholas St. John başrolde. Nicholas’ı Gabriel’den daha sevimli, bu kitabı da ilk kitaptan daha iyi buldum. Normalde seriler ilerledikçe bozulur. Özellikle üçlemelerde ikinci kitaplar geçiş özelliği taşır ama bu seride böyle olmamış. Şimdi serinin son kitabını okuyacağım. Bu sefer kız kardeşin öyküsünü okuyacağız.

Umarım son kitap da ilk iki kitap kadar başarılıdır. Julia Quinn’in okumadığım çok az kitabı kaldı. Kendime yeni historical yazarları arıyorum. Sarah Maclean şu anda en büyük aday. Sizin de önerileriniz varsa lütfen yazın.

Çok fazla karşılaştırma yaptım ama son olarak Nicholas’ın bana Bridgertons serisindeki Colin’i hatırlattığını söyleyerek yorumumu bitiriyorum
Herhalde yorumlarından tarihi aşk kitapalri indir sevdiğimi anlamışsınızdır. Sahiden güzel zaman geçirecek bir kitap. Anlatım ve olayları zaten tarihi aşk seviyorsanız seveceksiniz ama hiç başlamayan için güzel kitap. Okuyun
Büyük konuşmamak gerek. Kendime bunu hep hatırlatıyorum ama bazen istemsizce yapıyorum bunu.

Yorumlarına gerçekten güvendiğim bir arkadaşımın önerisi ile başladım bu kitabı okumaya. Normal şartlar altında serinin isimleriyle öyle çok dalga geçmişliğim vardır ki kendisini büyük konuşmamın cezası olarak görmeye başladım.

Bir lordu size, bize ve dize getirmeyi hedefleyen bu kitabımızın ilk iki yüz sayfasını okurken bir hayli şaşkındım. Zira korktuğumun aksine ortada bir saçmalıklar silsilesi yahut korkunç karakterler yoktu. (Korkunç burada tiksinti ifade etme amaçlı kullanılmıştır.) Kitabın yarısı diyebileceğimiz bu kısmı size özetlesem, şey düşünürsünüz: Vay be, adı cidden korkunç ama kitap kötü görünmüyor. İşte ben de tam olarak böyle düşünüyordum. Akıllı, kişilik sahibi ve hayalleri olan bir kadın karakter ve hayattan ne istediğini bilen, olgun, zeka sahibi bir erkek karakter. Ne yazık ki tarihi olmayan bir kurgu. Komik atışmalar, ilginç tesadüfler ve insanı germeyen, sinir etmeyen, saç baş yoldurmayan bir aşk...

Her şey böyle başlamıştı. Gayet mutlu ve memnundum. Kitaba 6 ya da 8 puan vermeyi düşünüyordum, o kadar iyiydi anlayacağınız. Derken... Sanırım yazar uyuyakaldı ve ancak düşmanı olabilecek bir şahıs kitabını ele geçirip yazmaya başladı.

6 gün içinde aynı olaylar tekrarlanıp başa sardı. 6 gün içinde bir kadın hayatının aşkını bulduğunu, bulmadığını, bulduğunu, bulmak üzere olduğunu, bulabileceğini, bulabilemeyeceğini, bir adamın dünyanın en harika erkeği olduğunu, olabileceğini, olmadığını ve olma ihtimaline sahip olduğunu falan düşündü. Ona zerre güvenmeden ve yaşını bile sorma ihtiyacı hissetmeden yakınlaştı, hayatını anlattı, ailesini paylaştı vs. Aynı zamanda ona güvenmedi, ondan kaçındı, çelişti de çelişti. Delirtti de delirtti. O kararlılık, sahip olunan akıl ve kişilik özellikleri uzak birer anı haline geldi. İşin komiği her şeyin 6 günde yaşanmış olması sanırım. 6 günde evlenecek kadar kararlı hale gelen çiftimiz, bu günler içinde ilk iki yüz sayfadaki karakterini kaybedip saçma sapan bir hale de geldi.

Bu 6 günlük çelişkiye elbette oğlumuz da dahildi. 6 gün içinde avcı olmaya, av olmaya, hoşlanmaya, takılmaya, hoşlanmaya, daha çok hoşlanmaya, daha az hoşlanmaya, evlenmeye, evlenmeye ve tekrar evlenmeye, evlenip delirmeye, delirip evlenmeye ve daha birçok acayipliğe karar verdi falan.

Yani her şey o kadar hızlı ve saçma bir şekilde ilerleyip bozuldu ki nerede düşmeye başladığımızı bile hissedemedim. Tek bildiğim aniden yerde sürüklenmeye, sürünmeye ve kitabı bitirmek için direnmeye başladığım.

Ciddi anlamda size kitabı anlatmak istiyorum.

1. Gün
Tanışma
Yakınlaşmanın kıyısından dönme (Bu andan itibaren bahsi geçen yakınlaşmalar ne yazık ki fiziksellikle sınırlıdır. Başta da belirttiğim gibi karakterler birbirlerine soru dahi sorma gereği duymadan aşık olabilecek kadar mantıklı insanlardır.)
2. Gün
Atışma
Yakınlaşma
3. Gün
Daha çok yakınlaşma
Evlenme fikrini düşünme
4. Gün
Daha, daha ve daha çok yakınlaşma
Evlenmeye karar verme
Atışma
Evlenmekten vazgeçme
5. Gün
Yakınlaşmanın bug'ını bulma
Erkeğin evlenmeyi kafaya koyması
Kadının bunu düşünüp yok ben vazgeçtim demesi
6. Gün
Atışma
Tartışma
Zoraki bir şekilde evlenmeye karar verme
Erkeğin aşık olduğunu anlaması
Kadının ben bu adamla mı evlendim, diye düşünmesi.
Daha, daha ve daha çok yakınlaşma.
Erkeğin ilan-ı aşkı
Kadının algıda seçici tavırları
Ciddili kavga
Kadının adamı kırması
Ayrılık
Kadının aşık olduğunu anlaması
Nihayet aradan geçen birkaç gün.
Barışma ve mutlu son.

Hızlandırılmış bir lordu oraya buraya getirip götürme kursumuzun sonuna geldiniz. Kitabı okurken sık sık söyledim, müsaadenizle sizinle de paylaşmak istiyorum bunu: Bu kitaptaki karakterlerin yakınlaşmaya ve evlenmeye karar verdiği süreden daha uzun süre alışveriş yapma kararımı sorgulamışlığım vardır. Bu mübalağa değildir, teşekkürler.

Bu da gol değilmiş.
2016 yılının son kitabıydı, uzun zaman sonra okuduğum ve tadı damağımda kalan bir historical romance olduğunu belirtmeliyim.. Nicholas St. John, kendisi aynı zamanda avcı lakabıyla tanınıyor zira geçmişte kaybolan insanları bulmak gibi bir görevi varmış, bir gün Leighton Dükü kaybolan kızkardeşi için ondan yardım istemeye geldiğinde, Nicholas tam da dişine göre bir leydiyle karşılaşıyor..
Leydi Isabel, geçmişi acılarla ve sıkıntılarla dolu, tek başına ayakta durmaya çalışan güzel bir kadın,yardıma ihtiyacı olan genç kızlara güvenli olacakları bir yer bulup,onlara yeni bir hayata başlamaları için bir şans veriyor.
Nicholas St. John ile Leydi İsabel'in karşılaşmalarına vesile olan olay ise Minerva evinde yaşayan kızlardan biri. Çok eğlenceli bir kitaptı.Leydi İsabel güçlü bir kadın karakter acısını dışarıya yansıtmayan biri.
Serisinin ilk kitabı Ralston Markizi'nindi, serisinin ikinci kitabı olan bu kitap, onun ikiz kardeşi Nicholas St. John'un kitabı. Açıkcası ben, serinin birinci kitabındaki eğlenceli kişiliğiyle Nick'i sevmiş ve kendi kitabı olan bu kitabın, çok daha eğlenceli olacağını düşünmüştüm ama beklediğim kadar olmadı. İlk kitap kadar sevemedim bu kitabı ama tabii ki bu, hiç sevmediğim, beğenmediğim anlamına gelmiyor. Yine zeki ama 'normal' leydiler gibi olmayan bir leydi ve yine bir St. John erkeği. Aykırılık bu seride bariz bir şekilde göze çarpan bir şey ve bu, seriyi daha beğenilesi yapan etkenlerden biri. Bu seride, ailelerin, karakterler üzerindeki etkisi çok fazla ve bu etki, güzel bir etki değil. Isabel, ailesinin ona yaşattığı kötü durumlar nedeniyle zor zamanlar geçirmiş birisidir. Diğer leydiler gibi yaşamak şôyle dursun, çoğu şey hakkında doğru düzgün fikri bile yoktur ama diğer çoğu leydiye nazaran da oldukça zeki bir kişiliğe sahiptir. Bir düzine kızla yaşadığı evi ayakta tutmaya çalışıp bir de küçük kont James'i okula göndermek için uğraş vermektedir. Oldukça sıkıntı çeken Leydi Isabel, annesinden kalan heykelleri satarak tüm bu durumların altından kalkabileceğini düşünmektedir.
Diğer taraftan, ülkenin en çok satan dergisinin, Nicholas'ı, "Evlenilecek en gözde lord" olarak tüm bekar leydilere sunması sebebiyle, rahatsız eden leydilerden oldukça bunalan Nick, arkadaşı Leighton Dükünün ondan istediği yardımı kabul ederek, bu durumdan kaçma şansı elde eder. Bu sayede Leydi Isabel ile yollarının kesişmesiyle ikili için aşk çanları çalmaya başlar. Kitap, her şeyi geniş çaplı anlatsada, geçen süreye baktığımızda her şeyin aslında çok hızlı geliştiğini görüyoruz ama kitap, bunu bizlere hissettirmiyor. Bazı durumlarda sinir olsamda, Isabel'in güçlü duruşu takdir edilesiydi. Nick'in karakteri zaten mükemmeldi. Kısacası birkaç durum hariç güzel bir kitaptı.
İyi başladı da ortalarda aşık olmayı istememe mazereti biraz hafif kaldığı için heyecan düştü. Ayrıca çok olaysızdı. İki karakter de güçlü, zeki, neşeliler. Galiba ben biraz daha dram sevdiğimden midir nedir çok etkilenmedim. Ama kötü de değil. Hani güzel ama vurucu değil. Ooo bu ne büyük aşk olmuyorsunuz. Ama sevimliler işte. Bir çırpıda okuyup bitiriyorsunuz.
“Korseyi icat eden kadından nefret ediyorum,” diye homurdandı.
Isabel omzunun üzerinden ona bakarak güldü. “Korseyi bir kadının icat ettiğini sana düşündüren ne?”
“Çünkü bir erkek bir kadına ulaşmayı asla bu kadar zorlaştırmaz.”
Hayatım boyunca öğrendiğim bir şey varsa o da erkeklerin büyük kısmının iyi olmak dışında bütün özelliklere sahip olduğudur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Lordu Dize Getirmenin On Yolu
Alt başlık:
Love By Numbers Serisi 2
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
432
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059545082
Kitabın türü:
Çeviri:
Nihal Akcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Ülkenin en çok satan kadın dergisi, çapkın bekâr Nicholas St. John'u evlenilecek en gözde lord ilan ettiğinde genç adamın hayatı tam bir cehenneme dönüşür. Nereye giderse gitsin eş arayan hanımlar ve onların anneleri ile kuşatılmaya başlar. Leighton Dükü'nün kayıp kız kardeşini bulma görevi onu bu azap(!) dolu hayattan kurtaracak mükemmel bir tekliftir ve tam zamanında gelmiştir. Geçmişinde Bulan -avcı- adıyla bilinen Nick için bu görev çocuk oyuncağıdır ve bekâr kadınlardan uzaklaşması için harika bir bahanedir. Ama yakışıklı, zengin, cesur ve akıllı bir aristokrat kaderinden ne kadar kaçabilir ki?

Leydi Isabel içinse hayat hiç kolay değildir. Bakması gereken döküntü bir ev, okula göndermesi gereken küçük bir kont ve saklaması gereken bir düzine kadar kadın vardır. Buna karşılık elindeki para edecek tek şey annesinden yadigâr heykellerdir. Kısacası, herkesin ağzını sulandıran bir avdır.

Ve av ile avcı karşılaştıklarında tüm roller allak bullak olacaktır...

Kitabı okuyanlar 60 okur

  • esra baş
  • Pumpkins
  • Gülay
  • KÜBRA
  • SB
  • AYŞEGÜL
  • Ayşegül Pekdemir
  • BİLGE ÖGETÜRK
  • Kübra Özdemirci
  • Tuğba Akkaş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.1 (6)
9
%17.1 (6)
8
%40 (14)
7
%11.4 (4)
6
%8.6 (3)
5
%2.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%2.9 (1)
1
%0