·
Okunma
·
Beğeni
·
9,8bin
Gösterim
Adı:
Bozkır
Baskı tarihi:
1960
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
120 syf.
·Puan vermedi
Herkese merhaba Bugün size çok sevdiğim yazarlardan biri olan Anton Çehov ile geldim. Bir yolculuk hikayesini anlatan kitap 9 yaşında olan Yegoruşka’nın eğitim için dayısıyla birlikte çıktığı yolculuğun hikayesidir. Çehov bize bu kitabında Rus toplumunun farklı katmanlarından insanların, köylülerin, işçilerin, din adamlarının, zengin kesimin arasına nasıl karıştığını, bu Bozkırda neler yaşandığını çok güzel aktarır. Kitabın dili kesinlikle çok alıcı ve yazarın tasvirleri sizi hemen hikayenin içine alıyor. Tavsiyemdir.
120 syf.
·3 günde·9/10 puan
Çehov, en çok okumak istediğim yazarların başında gelir. Özellikle 6. Koğuş adlı kitabını okuduktan sonra oldukça etkilendiğimi ardından da bu arzunun doğduğunu bilirim. Böylesi bir arzu ile baş etmek doğrusu hiç de kolay değildir; size de olur, çok değerli bir yazar keşfettiğinizde ekseriyetle, okuma arzusu tavan yapar, yazarın hayatı araştırılır, yazdığı kitapların sayısı göze batar ve hemen sonra okuru bir telaş alır, “Ya tüm kitapları hemencecik biterse o zaman ne yaparım?” minvali bir telaştır bu. Böylesi yazarlarla okurlar çok çabuk bütünleşir, yazarın hayat felsefesi, düşüncesi ve eylemleri okurun ilerleyeceği istikamet olur. Yazara kimsenin sahip çıkmadığı kadar sahip çıkar, benimser, tanıtır… ve elbette doğal olarak eleştiri kabul etmez yapıdadır; eleştirenleri anlamamakla suçlar. Bir bakıma haklıdır da zira eleştirenlerin profili ile yaptığı eleştiri arasında ciddi tezatlıklar vardır. Ufak bir öykü yazmaktan aciz bir okurun anladığı ya da anlamadığı kadarıyla yazarı eleştirmesi hadsizliktir. Bir okurun, kendisini bir nevi edebiyat eleştirmeni olarak görmesi, yeterli birikimi olmadığı halde varmışçasına kesin yargılarla yazarı eleştirmesi gerçekten de iticidir. Samimiyetten uzak eleştirilerin asla bir değeri olmayacaktır.

Çehov hikayeciliği diye bir söylem vardır. Aslında Çehov, durum hikayeciliğinin ilk temsilcisi olduğundan durum hikayeciliği kimi zaman Çehov hikayeciliği olarak da addedilir. “Durum öyküsü olaysız, gerilimsiz bir öyküdür. Belli bir ortamdan kaynaklanan izlenimler, çağrışımlar vardır. Bir durumdan ya da gündelik yaşamın içine rastgele bir yerinden girilir. Olay öyküsünde bulunan sergilemeler, öykünün gelişimini hazırlayan ipuçlarına rastlanmaz. Şiirsellik, şiirselliği yaratan anılar, çağrışım ve düşünceler yazara anlatımda olanaklar sağlar. Kimi kez simgelere başvurulur, gerçeküstü bir tutumun içine girildiği görülür, örneğin, Sait Faik’in "Singarit Baba" ve "Dülger Balığının Ölümü" vb.” şeklinde bir açıklamaya rasgeldim. Doğrusu Bozkır öykümüze bütünüyle uyan bir açıklamaydı bu… Açıkçası okur, bir anda kendisini öykünün ortasında bulur, karakterler oldukça sıradan olmakla birlikte sahicidirler ve kendi ortamlarında olduklarını asla yadırgatmazlar. İç dünyaları, fazlasıyla okuyucuya geçer; karakterlerle hiddetlenip, mutlu olunur ya da endişelenir. Bir başka deyişle karakterlerin hissiyat ve ruh halleri okuyucuya Çehov’un öykü ile okur arasında kurduğu o güçlü kanaldan akıp gider.

Öykü, genellikle kısa yazıldığından en önemli özelliği vurucu olmasıdır. Öykünün en önemli silahı budur. Vurucu olması adına kimi noktalar belirli ya da belirsiz bir vaziyetle öykünün muhtelif yerlerinde kendisine yer denir. Okurun zihni bir süre bu noktalar ile meşgul olur ve nitekim bir zaman sonra o noktaların tek tek vuruculuğu test edilir. Okur sarsılır ise başarılıdır denebilir. Durum hikayeciliğinde bu noktalara ne kadar dikkat edilmelidir okura kalmalıdır zira yazar dilerse bunu kullanır dilerse kullanmaz. Misal 6. Koğuş eserinde vuruculuk had safhada iken bu eserinde neredeyse hiç yoktur. Okur, bu durumda vuruculuktan ziyade simgesel anlatıma, karakterlerin sahiciliğine veya onların hissiyatlarının kendisine ne kadar geçtiğine bakmalıdır. Bozkır’da esasen bir vuruculuk yoktu ama karakterlerin his dünyasına fazlasıyla konuk olunduğundan başarılıydı denebilir.

Bozkır, bir yolculuk hikayesidir. Bu hikâyede Rus toplumunun farklı katmanlarından farklı Rus profillerine tanıklık eder okur ve bu bağlamda bakıldığında Rus toplumuna has kültürel yapı taşlarını da tanır. Ziyadesiyle başarılı bir hikayeydi. Tüm eserleri okunacaklar listemde bir yazar, Çehov.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bozkır; küçük bir çocuğun eğitim amacıyla annesinden ayrılarak, dayısıyla birlikte uçsuz bucaksız bir bozkırın ortasında yaptıkları yolculuğu anlatan bir öyküdür. Hikayemizde bu yolculuk sırasında yaşanan olaylar bir çocuğun gözünden anlatılmaktadır. Çehov'un yoğun doğa tasvirleri, en ince ayrıntaya kadar kaleme aldığı betimlemeleriyle okurlar da kendini bozkırın ortasında yolculuk yapıyormuş gibi hissediyor. Bu yolculuk sırasında çocuk kahramanımızın yolculukta karşılaştığı tüm insanlar üzerinden yazarımız Rus toplumunun her sınıfı, ülkenin sosyal ve ekonomik yapısı hakkkında okurlara bilgiler sunuyor. Yaşar Kemal okuyanlar onun yoğun Çukurova betimlemelerini bilirler. Bu eser de biraz o tarzda bir eser diyebilirim. Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar dilerim...
120 syf.
·4 günde·7/10 puan
Küçük bir çocuğun gözünden, Ukrayna bozkırındaki bir yolculuğun tasvirlerle, betimlemelerle dolu anlatımı.
Eğitimi için annesinden ayrılan, Yegoruşka dayısıyla yola çıkar. Yolculukta yeni insanlar tanır ve gözlemler. Kitapta bolca diyaloglara da yer verilmiş. Biraz da ucu açık bir son yazılmış. Yolculuk hikayelerini seven herkesin sevebileceği bir öykü..
120 syf.
·3 günde·7/10 puan
“Çehov hikayeciliği diye bir söylem vardır,hep duyduğum.”
Durum hikayecisi olarakta niteleniyormuş Çehov,öğrendiğim kadarıyla.
Nedir peki durum hikayeciliği:Bir olayı aktarmaktan çok,günlük bir yaşamdan bir kesit,birkaç saat ve an sunulur böylesi hikayelerde.Giriş,gelişme,sonuç bölümlerini içermeyen bu hikayelerin ilk örneklerini de yine Çehov vermiştir.Bundandır isminin hep hikayenin hemen yanında anılması.

Tiyatro yazarı ve modern öykünün en önemli ustalarından sayılan Anton Çehov (1860-1904) ‘un yaratıcılığının dönüm noktası kabul edilen eseri Bozkır .

Soğuk Ukrayna bozkırında ki bir yolculuğun hikayesini 9 yaşındaki bir çocuğun gözünden anlatır Çehov bu kitabında.Yegoruşka eğitimi için annesinden ayrılıp dayısıyla bir yolculuğa çıkmıştır.Rus toplumunun tüm tabakalarından insanların,arabacıların,din adamlarının,tüccarların arasındadır şimdi.Annesinden ilk kez ayrı düşmüş ve ilk kez tek başınadır...Uzanıp giden uçsuz bucaksız bozkır karakterden bağımsız doğal yaşamına devam eder.Ve doğa çocuğun gözünde adeta ete kemiğe bürünür.
Çocuk karakterin dalgalanan ruh halleri,henüz yeni tattığı duyguları,öfkesi,hüznü,korkusu yolculuk boyunca okura eşlik eder.
Rus hikayeciliğine adını yazdırmış Anton Çehov un bu kitabı elbette okunabilir.
Sevgi ve Muhabbetle..
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Üzgünüm Çehov, seni severim bilirsin. Ama bu defa seninle uyuşamadık.
Yazarı Çehov olunca 'Bozkır' ı özellikle seveceğimden kuşkum olmayıp okumaya başlamıştım ama umduğum gibi olmadı.
Tamam ben şiiri çok severim ve kitabın da şiirsel bir yanı var. Betimlemeler buram buram romantizm içeren ifadelerle bezeli. Güneşin batışı, rüzgârın esişi falan çok güzel ifade edilmiş. Ama neden bilmiyorum beni sarmadı. Belki böyle beklemediğim için, belki de o şiirselliğin arasına giren diyalogların sıradanlığı anlatıma sekte vurduğu için, belki de aynı konunun dönüp dönüp tekrarlandığı için veya bunların hepsi sebeptir.
Araştırdığım kadarıyla kitap hakkında olumsuz eleştiri yok denecek kadar az ve o yüzden anlıyorum ki, bu benimle ilgili. O yüzden düşük puan verip kitaba haksızlık etmek istemiyorum. Veya tavsiye konusunda da olumsuz yazmak istemiyorum. Benden bu kadar, umarım siz beğenirsiniz. Şimdiden iyi okumalar.
180 syf.
·35 günde·Puan vermedi
Spoiler içerebilir
“Bilgi ışıktır, cahillik karanlık derler, doğru söylerler.”
Betimlemelere çokça yer verilmiştir. İgoruşka’nın eğitim amacıyla annesinden ayrılmasını dayısı ile birlikte bozkırda yolculuğunu anlatır.Küçük çocuğun karşılaştığı her karekterin üzerinden Rusya’nın sosyal ve ekonomik yapısını bize gösteriyor okuduğumuzda bozkırın ortasında gibi hissediyorsunuz Çehov gerçekçi bir üslupla bu öyküyü yazmak için Rusya’nın güneyindeki step bölgesine yolculuğa çıkmıştır.
120 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Oyun ve kısa öykü yazarı Anton Çehov’un Modern Klasikler Dizisi’nde yer alan Bozkır Bir Yolculuk Hikayesi eserini okudum ve durum öykücülüğünün usta ismi Çehov’la tanıştım.
Realizm akımının etkisiyle durum öyküleri kaleme alan Çehov’un karakterlerin iç dünyalarını ve günlük yaşamlarını anlattığı Bozkır, tasvirleriyle oldukça çarpıcı. Rus Edebiyatı’nda betimleme deyince akla gelen Dostoyevski ve Tolstoy gibi büyük yazarların binlerce sayfada yarattığı etkiyi Çehov kısacık öyküde yoğun şekilde hissettiriyor. Yaşayan bir organizma olarak ele aldığı Bozkır’ı doğa olaylarıyla ve insanlarıyla aktaran yazar, imge yüklü diliyle okuru etkisi altına alıyor.
9 yaşındaki Yegoruşka’nın Ukrayna bozkırındaki yolculuğunu anlatan yazar, Rus toplumunda yer alan farklı insanları gözlemlememizi sağlıyor. Nikolayevski Kilisesi başrahibi Peder Hristof ve dayısı olan tüccar İvan İvanıç Kuzmiçov ile eğitimi için yolculuğa çıkan Yegoruşka, Bozkır’da yolculuk yaptığı süre boyunca köylülerle, işçilerle, soylu insanlarla ve arabacılarla tanışıyor. Yegoruşka’nın gözünden sevdiği ve sevmediği insanlar detaylı ve gerçekçi şekilde anlatılıyor. Öyle ki zorba olan Dimov karakterine duyduğu nefreti okur olarak iliklerimize dek hissetmemizi sağlıyor.
Yegoruşka’nın gözünden aktarılan insanlar ve ayrı bir organizma olarak yaşam döngüsüne eşlik eden bozkır olmak üzere iki yönlü ilerleyen hikaye, doğayla insan arasındaki paralelliğe işaret ediyor. Karakterlerin dış görünüşünü, konuşma tarzını, giydiği kıyafetleri, yediği yemekleri detaylı anlatan Çehov; yolculuk esnasında gelişen fırtına veya kavurucu sıcak gibi doğa olaylarının karakterlere yansıyan farklı etkilerini dahi kaleme alıyor.
Belirsiz ve hangi yöne gideceği belli olmayan sonları sevmeyen okurlar için kitabın finali tatmin edici olmayabilir ama durum öykücülüğünün belirgin özelliklerden olan bu durum benim hoşuma gitti. Birkaç saatte bitirebileceğiniz, yoğun tasvirli bu başarılı öyküyü okumanızı öneririm.
120 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yolda olmak nedir? Yolun öyküsü nedir bilinmez. Belki de "durumu" sadece yasayan bilebilir. Yola çıkılınca anlaşılır o his. Günümüzün araba, otobüs yolculukları da heyecanlı, keyifli olabilir elbette. Ama şu kitapla yaptığım yolculuğu hiç bir şeye değişemem sanırım.

Küçük Yego'cuğun okumak amacıyla evinden uzaklaşması, kısmen tanıdığı, tanımadığı ve çekindiği insanlarla yaptığı uçsuz bir yolculuğa çıkıyoruz Bozkır'da. Peki bu yolculuğu bu kadar özel yapan şeyler ne? Gökyüzü alabildiğince geniş, güneşin şimşeğin sıkıntılarıyla dolu olan bu yolculuğun ne'si böyle ilgi çekici? Yego'cuğun gözü elbette.

Ufak bir çocuğun düşüncelerinin basitliği, sağlıklı kırılganlığının dünyasından bakmak o kadar olağanüstü geldi ki bana. Yaşlılarla çocukların hep bir kesişim noktası olduğunu düşünmüşümdür. Aklımda içiçe kümeler oluştu bu kitapla. Bir dedenin torununu kollaması, yaşlıların Yego'ya yaklaşımı, çocuğun gözünden onlara bakış...
Elbette kitabı çekici yapan tek şey çocuk gözünün her şeyi mercekle incelerken daldan dala konan uçuş kafası değildi. Yanı sıra Çehov'un gerçekçilikle şiirselliği harmanlayarak sunduğu doğa tasvirleri gözümde o yolculuğu an be an canlandırdı. Kendimi garip bir ritmde, binekte güneşin alnında yanarken, şimşekleri duyarken, ıslanırken, ürperirken buldum.

Eğer Çehov okumadıysanız, harika bir yazar tanımanız için kesinlikle kitaba bakmanızı öneririm.
120 syf.
·2 günde·1/10 puan
Benim için çok sıkıcı bir kitap oldu.
Bu kitabı okumadaki asıl amacım kitabın bir çocuğun gözünden yazılmış olmasıydı. Lakin bozkır çok sıkıcı.
Beğenenler olabilir elbette ancak kitap bana hiç hitap etmiyor.
Cengiz Aytmatov'un Beyaz Gemi'sini okurken kendimi küçücük bir çocuk gibi hissetmiştim. Aynı zevki bu kitapta alamadım.
120 syf.
·2 günde·5/10 puan
Bozkır; küçük bir çocuğun eğitim amacıyla annesinden ayrılarak, dayısıyla birlikte uçsuz bucaksız bir bozkırın ortasında yaptıkları yolculuğu anlatan bir öyküdür. Hikayemizde bu yolculuk sırasında yaşanan olaylar bir çocuğun gözünden anlatılmaktadır. Çehov'un yoğun doğa tasvirleri, en ince ayrıntaya kadar kaleme aldığı betimlemeleriyle okurlar da kendini bozkırın ortasında yolculuk yapıyormuş gibi hissediyor. Bu yolculuk sırasında çocuk kahramanımızın yolculukta karşılaştığı tüm insanlar üzerinden yazarımız Rus toplumunun her sınıfı, ülkenin sosyal ve ekonomik yapısı hakkkında okurlara bilgiler sunuyor.

Ama ne yazık ki ben bunu hissedemedim, Çehov’dan ilk olarak Altıncı Koğuş adlı eserini okumuştum ve çok beğenmiştim beni çok etkilemişti ve yazardan birkaç kitap daha okumalıyım dedim. Ama hayal kırıklığına uğradım Çehov beklediğim etkiyi bırakmadı bende evet hikayeciliği güçlü ama ben anlatılmak istenen duyguyu tam geçiremediğini düşünüyorum veya benden kaynaklı bir şey de olabilir tabii ki sonuçta ben çok üst düzey bir eleştirmen değilim. Araştırdığım kadarıyla kitap hakkında olumsuz eleştiri yok denecek kadar az ve o yüzden anlıyorum ki, bu benimle ilgili.

Üzgünüm ama Çehov okuma yolculuğum burada sona eriyor. Çehov’dan çevreme önereceğim tek eser Altıncı Koğuş olurdu.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ukrayna bozkırındaki bir yolculuk dokuz yaşında bir çocuğun gözünden anlatılıyor. Oldukça sürükleyici bir hikaye. Hatta bir film izler gibi diyebiliriz.Rus Edebiyatı’ndan tanıdık gelen yoksulluk olgusu bu kitapta da hissettiriyordu kendini. Bir hancının kardeşi Yahudi Solomon kitabın en ilginç karakteriydi diyebiliriz. Babasından kalan altı bin rubleyi yakmış ve sefil bir hayat sürüyor olması, buna rağmen oldukça çarpıcı tespitler yapması onu akıllı bir deli yapıyor. Kitap muhteşem betimlemelerle dolu. Özellikle dördüncü bölümde iki sayfa uzunluğunda temmuz akşamlarında bir bozkır betimlemesi var. Yazar bir de bozkırın o halinin insan üzerindeki etkilerini, insana verdiği hazzı kaleme almış. Öyle etkileyici ki, kitapta en keyif aldığım bölüm o oldu diyebilirim.

Sonra asıl kahramanımızın daha önce hiç görmediği bir köyde, bir mola sırasında köy bakkalıyla çay içtiği bölüm oldukça tanıdık geldi. Uzun olmamasına rağmen Panteley’in anlattığı, yalan olduğu muhtemel hikayeler de çok keyifliydi.

Kitap bir solukta okunabilecek bir kitap. Büyük keyif aldım.
"Göğün derinliklerine uzun süre gözünü ayırmadan baktığında düşüncelerle ruh yalnızlığın bilincinde birleşirler nedense. Kendini çaresizce yalnız hissetmeye başlarsın daha önce yakın ve kendine ait saydığın her şey sonsuz biçimde uzak ve değersiz olur. "
Herkes bilgin ve soylu olacak olsa, ticaret yapacak, ekin ekecek kimse kalmaz. Herkes açlıktan ölür. Ama herkes ticaret yapacak ve ekin ekecek olursa da bilim öğrenecek kimse kalmaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bozkır
Baskı tarihi:
1960
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları

Kitabı okuyanlar 1.358 okur

  • mediiens
  • zertari

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.2 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0