Herman Hesse için Thomas Mann; “hınzır bir alaycıyken “ Thomas Mann için Herman Hesse; “Alman yavanlığının kafeslerindeki kanaryaların arasında duran bülbülmüş”kitaptan öğrendiğime göre.
Herman Hesse ve Thomas Mann arasındaki dostluk Thomas Mann’ın ölümüne kadar, uzun yıllar devam etmiş.Buluşabildiklerinde buluşmuşlar.Ailelerinin de katılımı ile birlikte zaman geçirmişler.Uzak kaldıklarında ise dostluklarını mektuplar aracılığıyla sürdürmüşler.
Birbirlerine karşı büyük bir sevgi ve saygı duymuşlar.Mektuplarda çok açık hissediliyor bu.
Yaşadıkları karanlık çağa tanıklık etmekle kalmayıp, üretmeye devam etmişler.Mektupları okurken, dönemin politikasına, edebiyat, sanat ve yayıncılık dünyası üzerine de fikir sahibi oluyorsunuz.İki büyük yazarın olaylara bakış açısındaki farklılıklarını ve benzerliklerini görüyorsunuz.
Kitabı yayına Volker Michels ve Anni Carlsson birlikte hazırlamış.
Çok severek okudum Mektuplar’ı.
Hermann'ın Narziss ve Goldmund eserindeki Narziss Thomas Mann ise Goldmund ise Hermann Hesse...
Yani tamamen birbirine zıt iki karakter fakat bu zıtlıklarının birbirlerini bütünleştirdiği gerçek bir dostluk var. Nerede olurlarsa olsunlar iletişimlerini koparmamış hep birbirlerinden haberdar olmak istemişler. Bu kitapta birbirlerine yazdıkları mektuplardan yaşadıkları dönemdeki Almanya'nın vaziyetini, edebiyat alanında yaşadıkları zorlukları, sağlık durumlarını, yaptıkları çalışmaları, hangi tarihte nerede olduklarını ve neler yaptıklarını vs. öğreniyorsunuz.
Bir H. Hesse hayranı olarak benim için paha biçilemez bir kitap...
Selam sevgili okur!
İki usta yazarın birbirlerine yazdıkları mektupların yer aldığı bir eser, mektuplar.
İki isim de son derece saygılı ama bir o kadar da içten, ilk sayfalarda bunu bir soğukluk olarak algılamak mümkün fakat ilerledikçe aralarındaki dostluğun derinliğini fark ediyorsunuz.
Mektuplarında genellikle savaşın yol açtığı olumsuzluklara, Nazilerin vahşetine rastlıyorsunuz. Ağırlıklı olarak ise yazmakta oldukları veya yazmayı arzuladıkları çalışmaları paylaşmışlar.
Herman Hesse ve Thomas Mann her anlamda birbirlerine sürekli destek olan, farklı şehirlerde ya da ülkelerde olduklarında da yakınlıklarını hissettiren iki yakın dost. Bu samimiyeti saygı çerçevesinde dile getirmeleri benim için oldukça özeldi.
Kitaplarını okumadan bu mektupları okumak sizin için sorun yaratmayacaktır, spoiler yer almıyor.
Siz sadece onları biraz daha yakından tanımış ve dünya görüşlerini okumuş olacaksınız.
Kitapta yer alan farklı zaman ve mekanlarda çekilmiş fotoğraflar da esere zenginlik katmış ve yazarları biraz daha gerçekçi halleri ile canlandırmanıza yardımcı oluyor.
Herkese keyifli okumalar dilerim
İsterseniz YouTube kanalıma da bakabilirsiniz.
youtube.com/c/EL%C4%B0FBEGE...
Mektuplar, XX. yüzyılın Nobel Edebiyat Ödülü sahibi iki yazarının, mahvolan dünya için taşıdıkları kederin karşılığı... 1930’lu ve 1940’lı yıllarda savaşın saçmalığına, diplomatların basiretsizliğine, Nazilerin vahşetine, milliyetçilikten beslenen tecrit ve ötekileştirmeye karşı durdular, Almanya ve Avrupa’nın kaderi için düşündüler ve ürettiler. Akıl almaz bir korkunun hâkim olduğu karanlık zamanlarda hayatta kalmaya çalıştılar, ama asla karamsarlığa teslim olmadılar.
Hermann Hesse ve Thomas Mann’ın mektupları, bu iki edebiyat devi arasındaki büyük dostluk ve etkileşimin yanında dönemin edebiyat, sanat, yayıncılık dünyasına ve politik gelişmelerine de ışık tutuyor.
MektuplarThomas Mann · Timaş Yayınları · 201773 okunma
hesse ile mann 'ın özellikle savaş yıllarında ki süreçte karşılıklı mektuplarını okumuş olmanın lezzeti bir başkaydı. bu iki büyük dünya mirasina mal olmuş yazarın insanların birbirini boğazlarken yaşadıkları psikolojik bunalımda birbirleri ile fikir alışverişinden kazabilecegimiz büyük bir insanlık vardır. ıkili yaşadıkları düşünce süreçlerini birbirlerine samimi bir şekilde paylaşırken okuyucu da onların zihinlerine girip 3. bir taraf olmaktadır.
MektuplarThomas Mann · Timaş Yayınları · 201773 okunma
Son beyefendilerin çağından iki büyük yazarın derin dostluk ve muhabbetle kaleme aldıkları mektuplar bize dönem Avrupa’sı hakkında da çok şey anlatıyor.
Modernizmin temelinde, modern bilimin etkilerinin geleneksel otoriteyi zayıflatan yenilikleri vardır.
Modernizm sadece sosyal alanda değil aynı zamanda sanat, mimari ve edebiyatta da kendini göstermiştir.
Paul Thomas Mann, (6 Haziran 1875, Lübeck; 12 Ağustos 1955, Zürih) 20. yüzyılın en önemli Alman yazarlarından biridir. Özellikle romanları ile tanınmakla beraber, edebiyat alanında verdiği eserler yanı sıra, toplumsal eleştirileri ile de öne çıkmıştır. 1929 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmış, 1933'te Nazilerin iktidara gelişinin ardından önce İsviçre'ye ardından ise ABD'ye göç etmiştir. 1944'te ABD vatandaşlığı almakla beraber, 1952'de yeniden İsviçre'ye dönmüş ve hayatının sonuna kadar burada kalmıştır.
Mann, Johann Wolfgang von Goethe'nin yapıtlarını kendi yapıtında bir tüzük ve konu bulmada örnek olarak kullandı. Avrupa ve Alman ruhuna dair analiz ve eleştiriler yaparken, eski Alman hikayeleri ve Kitab-ı Mukaddes'te geçen kıssalardan, Goethe'nin, Nietzsche'nin ve Schopenhauer'in düşüncelerinden faydalanmıştır. Kendi ailesini örnek alarak oluşturduğu ilk romanı Buddenbrook Ailesi'nde örnek olacak biçimde anlatıldığı gibi, yapıtlarının başlıca konusunu burjuvazinin yozlaşması oluşturmaktadır. Mann, özellikle Alman edebiyatında önemli bir yer edinmiş olan Bildungsroman türünde yetkin eserler vermiştir.
Alman yazar Heinrich Mann'ın kardeşidir. Thomas Mann'ın altı çocuğundan üçü, Erika Mann, Klaus Mann ve Golo Mann da yazar olmuşlardır.