John Steinbeck kitabın önsözünde bu metni roman-oyun formunda bir deney olarak gördüğünü, tiyatronun canlılığını romanın iç sesiyle birleştirmeyi amaçladığını vurguluyor. Sahnenin hareketliliğini, karakterlerin içsel sarsıntılarını aynı anda duyurabilmek için anlatının düzenini ve ritmini değiştiriyor, bilinçli bir şekilde formu için kırıyor ve yeniden kuruyor. İnsanın iç çatışmalarını, yalnızlığını ve umut arayışını diyalog ağırlıklı bir anlatımla sunuyor.
Anlatısını üç perde üzerinden sunuyor. Alev Alev ilerleyen hikayesiyle duygusal ve içsel çalkantıların merkezinde duran bir metne dönüşüyor ve karakterlerin hem kendileriyle hem de kaderleriyle kurdukları kırılgan ilişkiyi sahnenin ışığıyla görünür kılmayı amaçlıyor.
Bir sirkin kulisinde başlayan eser, Joe Saul isimli karakterin iç dünyasına doğru çekiyor. Disiplinli ve çalışkan bir adam olarak duran Joe Saul uzun süredir çocuk sahibi olamamanın açtığı büyük eksikliği içinde taşıyor ve bu eksiklik giderek onu tüketiyor. Yazar, oyunu tam da bu eksiklik duygusunun etrafında örüyor, insanın içini kemiren, gururu yaralayan ve kaderle hesaplaşmaya zorlayan bu derin soyunu devam ettirme boşluğu sahnenin merkezine yerleştirerek hikayesini daha çarpıcı bir boyuta taşıyor.
Kitap sahneye uyarlamayı kolaylaştırmak için bu tarzda yazıldığı izlenimini veriyor, sahnelerde kullanılan elbiselerden içilen içeceklere kadar pek çok unsur yalnızca birer sahne detayı gibi işleniyor. Bu yaklaşım, oyunun bütününde yer yer biraz sakil duruyor ve hikayenin duygusal yoğunluğunu zaman zaman yüzeyde bırakıyor. Bazı okurlar bu deneyselliği gerçekçi bulabilir bazıları sahne yönergesi ağırlığını fazla hissedebilir.
Keşke bunu tam bir oyun olarak yazsaydı, sahnede çok daha güzel dururdu. Ya da hikayeyi roman olarak kurgulasaydı, insanın
“ John Steinbeck, tiyatro oyunu ile romanı birleştirerek biçimsel bir meydan okumaya, bir edebiyat deneyine girişiyor Alev Alev’de.” [arka kapaktan]
--------------
Steinbeck, yukarıdaki yorumda olduğu gibi oyun-roman (play-novelette) türünde bir eser ortaya çıkarıyor. Bu türü deneme nedenini ise önsözde açıklıyor. Tiyatro oyunu okumayı zor bulduğunu, oyunun kurgu şeklinde yazılmasının yaygın biçimde okunmasını sağlayabileceğini öne sürüyor. Son olarak da, verilen ayrıntı ve betimlemelerin hem eserin sahnelenmesinde hem de seyircisine fayda sağlayacağını düşünüyor.
Oyun 3 perdeden oluşuyor. Hikaye, Joe Saul, Mordeen, Victor ve Ed Arkadaş adlı 4 karakterin etrafında şekilleniyor. Konusu ise kısaca, sirkte çalışan ve yaşı ilerlemiş Joe Saul’un hayatı boyunca tek hayali çocuk sahibi olmak ve neslini devam ettirmektir. Fakat Joe kısırdır ve bu durum onu kahreder. Karısı Mordeen ile birbirlerini çok severler, fakat Mordeen kocasının bu haline çok üzülür. Kocasını büyük bir aşkla sever, onun için her şeyi yapmaya göze alacak kadar da gözü kararmıştır. Öyle bir şey yapar ki bu, geri dönülemez hadiselere kapı açacak tehlikededir. Oyunun sonuna kadar büyük bir karmaşayla mücadele içine giren karakterler ile Joe’nun hadiseden bihaber durumu arasında oldukça dinamik bir hikaye oluşturuyor Steinbeck.
Kitapta, bir karakterin fedakar aşık rolünü menfi olarak taşımasını, bu rolle yola çıkarken ahlakı bir kenara bırakmasından anlıyor ve bu duruma içerliyorsunuz. Steinbeck, böyle bir durumda, bir taraftan yapılan büyük ve geri dönülemez bir hatadan sonra tüm yanlışlar arasında en az yanlış seçeneğin nasıl “iyi seçenek” haline dönüşmek zorunda olduğunu gösteriyor. Ed Arkadaş karakteri üzerinden felaketle sonuçlanacak eylemlerin en büyüğü bu sayede önlenmeye çalışılıyor. Kısacık hikayesinde,
Yazarın deyimi ile roman-oyun tarzı bir kitap ve bu yüzden de farklı bir tür. Bu tür ile ilk defa tanışıyorum ama bu türü çok sevdim.
Hikayede bir derinlik var ve okuru sıkabilecek detaylara inilmemiş, neredeyse hikayenin tümü kahramanların diyaloglarından oluşuyor. Bir solukta okunabilecek bir eser. Kısacası okunmalı :) derim.
AlevJohn Steinbeck · Bilgi Yayınları · 1951388 okunma
Steinbeck kitabın başında tiyatral eserleri okuyamayından bahsediyor ve kendi açısından oyun-roman özelliği taşıyan bu Alev romanını yazıyor.
Maalesef ki Steinbeck’ e hak verenlerdenim. Normal bir eseri okurken ki rahatlığı bulamıyorum oyun okurken.
Ve bu eserin iki özelliği taşıması kitabı rahatça okumamızı sağlıyor.
Soy meselesinin ele alındığı bu kitapta kan yoluyla kendi çocuğu olmadığından yakınan bir adamın hikayesi. Karısının bulduğu çözümle hayatı alt üst de olsa evladın kan ile olmasada sevilebileceğini anlıyor. Yanlış yollar, yanlış düşünceler, yanlış arkadaşlıklar ama gerçek bir aşk.
Önce cambazhane de ardından çiftlik de ve finalinde denizci olarak yaşanan aynı dramanın, aynı kahramanlarının hikayesi.
Farklı bir tür farklı bir bakış açısı ile kaleme almış konuyu John Steinbeck.
Kısır bir adamın, neslini idame ettirme hayallerini kısırlığını bilmeksizin yaşaması. Bunu bilen eşinin ona olan aşkı ve tutkusu, eşinin bu imkansız arzusunu hayata geçirmek için gösterdiği fedakarlığın ki başka birisinden çocuk sahibi olmaya kadar giden bir yol bu fedakarlık. Ve onlara destek olan emsalsiz arkadaşlık örneğini simgeleyen bir dost.
Üç ayrı mekan ve ortamda aynı husus ele alınarak neredeyse tamamı kahramanların diyaloğu halinde anlatılan güzel ve farklı bir eser. Zevkle okuyacak ve okurken düşüneceğiniz bir yapıt.
AlevJohn Steinbeck · Bilgi Yayınları · 1951388 okunma
Ne zaman John Steinbeck okusam iyi ki okumuşum diyorum. Yazarın ele aldığı konular öyle derin ve işleyiş biçimi o kadar güzel ki. Okuyan herkesi kendine bağlayacağına eminim.
Hiç sıkılmadan merakla okuduğum, içinde aşkı, tutkuyu, hırsı, gururu, sevgiyi bulduğum bir kitaptı. Sevmek için kan bağına gerek yoktu, bunu yeniden anladım.
Böyle derin ve çok fazla insanın takık olduğu bir konuda böyle güzel bir eser verdiği için Jhon Steinbeck''e teşekkürü borç bilirim..
Okunmaya değer, harika bir eser...
Okuyunuz okutturunuz efendim...
Sanırım sevdiğim yazarlar listesine John Steinbeck'i de ekleyebilirim artık diye düşünüyorum. Sayfa sayısı az olsa da hikâyenin bu kadar başarılı bir şekilde işlenmiş olması yazarın maharetini ve ustalığını gösteriyor bence. Diğer kitaplarını da okumayı çok istiyorum bu sebeple.
Üslubu kolay anlaşılır, okurken zihninizi yormayan bir çırpıda bitebilecek bir kitap Alev.
Büyük bir sirkte nesiller boyunca trapezcilik yapan ailenin son üyesi Joe Saul'dur. Bilgilerini ve mesleğini kendi kanından olan çocuklarına aktarmak için yanıp tutuşan bu adamın ne yazıktır ki çocuğu olmaz. Genç karısına tutkuyla bağlı olsa da çocuk sahibi olamaması ve üstün yetenekleri olan soyunun devam edemeyeceği düşüncesi onu kahreder. Birbirlerine tutkuyla bağlı olan çift bir gün bebekleri olacağı haberini alır fakat bebeğin babası Joe Saul değildir. Eşine aşkla bağlı olan ,Joe Saul'un karısı onu mutlu edebilmek için fedakârlık yapmaktan çekinmez. Fakat kendi kanı ve soyunun devamlılığını hayat memat meselesi yapmış Joe bu fedakarlığı anlayabilecek midir?
Yukarıda da söylediğim gibi bir çırpıda bitebilecek bir kitap. Herkese tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
AlevJohn Steinbeck · Bilgi Yayınevi · 1991388 okunma
Uzun bir roman olmalıydı,bu kadar çabuk bitmemeliydi,tadı damağımda kaldı..iki gözümün çiçeği yine yanıltmadı..
Kitabın başında ; "tiyatro oyunu okumak bana zor geliyor,bu düşüncemi bir çok kişinin paylaşacağına da eminim." Diyor yazar..Bu düşünceyle de oyun-kısa roman şeklinde bir deneme yapıyor bana göre çok da başarılı olmuş..
Dört karakter,üç farklı yaşam biçiminde(sirk,çiftlik, deniz)anlatılıyor hikaye..Hayatının tek odağı baba olmak olan,soyunun devam etmesini tutku derecesinde isteyen Joe Saul,ona çılgınca aşık eşi,her durumda yanında olan bir arkadaş ve nasıl tanımlayacağımı bilemediğim Victor(!)arasında yaşananlar üzerine kurgusu.Kim doğru kim yanlış karar veremeyeceğiniz,tarafınızı seçmekte zoglanacağınız bir hikaye..
John Steinbeck kitaplarında okumayı en sevdiklerimden biri "dost" sözcüğünün anlamını karşılayacak nitelikte arkadaşlıklara yer vermesi,diğeri ise özgün kadın karakterler yaratması..
Çokkk severek okuduğum bir çırpıda bitecek,yormayan kitaplardan..Keyifli okumalar dilerim..Güzel kitaplara..
John SteinbeckAlev Alev
Alev AlevJohn Steinbeck · İletişim Yayınları · 2025388 okunma
Kocası kısır olan Mordeen, kocasına o kadar aşıktırki; kocası Joe Saul soyunun devam ettiğini görüp mutlu olsun diye, yanlarında çalışan ve Mordeen'a zaafı olan Victor ile bir gecelik aşk yaşar. Mordeen hamiledir, Joe Saul mutludur. Joe Saul; o zamana kadar gitmediği doktora gitme gerekliliğini hisseder ve ondan alacağı "kısır değil" raporunu, doğacak çocuğuna hediye etmek ister. Maalesef işler istediği gibi gitmez.
Joe Saul başkasından olan çocuğu, kendi çocuğu olarak kabul edebilecek mi? Victor'un akıbeti ne olacak? Bu alev kimleri yakacak?
Tavsiye ederekten;
Keyifli okumalar...
AlevJohn Steinbeck · Bilgi Yayınları · 1951388 okunma
Steinbeck'in tiyatro romanı.Eser 4 bölümdrn oluşuyor ve gayet akıcı,ikinci bölumden sonra hepten.hızlanıyorsunuz.
"İyi şeyleri daha iyi yapmak.çocuk oyununa benzer.
John Steinbeck, (27 Şubat 1902 - 20 Aralık 1968) ABD'li yazar.
27 Şubat 1902'de Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaleti Salinas kentinde doğdu. 20 Aralık 1968'de New York'ta yaşamını yitirdi. 1940 Pulitzer Ödülü ve 1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi gerçekçi roman-öykü yazarı.
Bir ırgat ailesinin çocuğudur. Babası Prusyalı, annesi ise İrlandalı göçmen bir aileye mensuptur. Yaşıtları gibi o da küçük yaşlarda çiftçilik yaptı. 1920-1926 arasında aralıklarla Stanford Üniversitesi'ne devam etti. Öğrenimini sürdürebilmek için duvarcılık, boyacılık, kapıcılık, eczacılık gibi işlerde çalıştı. Okulu bitiremedi. Öğrencilik yıllarında başladığı yazmayı sürdürdü. Irgatlık ve işçilik yaparken edindiği deneyimler, eserlerinde işçilerin yaşamlarını gerçekçi bir dile anlatmasına büyük katkı sağladı. İlk romanlarından başlayarak hep işçileri, yaşam koşullarını, ilişkilerini anlattı. İlk kitabı " Altın Kupa " (1929). 1936'da yayınlanan "Bitmeyen Kavga"da tarım işçilerinin grevi ve bu greve önderlik eden iki Marksisti anlattı. Amerikan çalışma sistemine keskin eleştiriler yöneltti. Üçüncü kitabı "Fareler ve İnsanlar" 1937'de yayınlandı. Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu. Kendisine "Pulitzer Ödülü" getiren ünlü romanı "Gazap Üzümleri" 1940'ta sinemaya aktarıldı. II. Dünya Savaşı yıllarında daha çok ideolojik eserler verdi. İzleyen yıllarda politikadan uzak, eğlendirici yanı ağır basan duygusal öğelerin de yer aldığı eserler ve senaryolar yazdı.1962'de edebiyata katkılarından dolayı Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.