Mekanlar değişse de içinde barındırdığı insancıkların yüce ya da kösnül, fedakar ya da hodbin düşünceleri, hem zamana hem de mekana tesir edecek gücü kendinde daima bulabiliyor. İnsanın olduğu her yerde bu izleri birbirine karışmış halde görmek mümkün.
Hiç bir meşe ağacının, yere düşen palamuttan yeni bir meşe ağacı çıkmamasına üzüldüğünü düşünmüyorum çünkü ormanda yalnız olmadığını ve kendi öz varlığı ile de bir bütün olarak doğal bir form teşkil ettiğinin idrakindedir.
Alev, meşe ağacının her an neşrettiği bu tekamüle erişemeyen insanların düşünceleri ile aşkını, fedakarlık sınırlarını zorlayarak, ahlak-ötesi bir seviyede yaşayan bir kadının, arabulucu ve dengeleyici karakterlerle ele alındığı, roman-piyes tarzı, diyalog yoğun, kısa bir öyküdür. Kitap üç farklı mekanda ve aynı dört karakter etrafında geçiyor.