Cam İnciler / Emeric Pressburger
İngilizce aslından çeviren: Filiz Çakır
Kurbanın gözüyle savaş, N.zi Almanyası, soykırım ve imha kamplarına dair birçok kitap okumama rağmen olayı failinin anlattığı bir eseri ilk kez okuyorum ki Cam Inciler’i de diğer holokost romanlardan ayıran özellik bu.
H.tler’in yenilgisinden sonra, nedense Almanya’nın vicdanının sesine kulak veresi tutar, savaş suçluları için bir komisyon kurar ve yıllar sonra Dr. Otto Reitmüller, iktidarın isteğiyle yaptığı deneylerinden dolayı suçlu görülür. Elbette yaptığı affedilemez, insanların kafataslarının açıp beyinlerinden parçalar koparıp hipnoz deneyleri yapmak… Çok acımasızca… Çok vahşice… Ancak daha acısı kamplardaki insanların denek olarak seçilebilmek için can atıyor olmaları. Çünkü deneylere üç ay dayanabilip sonra ölürlerken kampta her an gaz odasının yolu gözükebilir. Bu üç ayda çok şey değişebilir: H.tler insafa gelmez evet ama ölebilir, biri onları kurtarabilir, kaçabilirler belki… Dahası hastanede yemek, temiz çarşaf ve “insanca” bir muamele vardır.
Ah çok etkileyici bir eser kesinlikle. Yazarın annesini ve yakınlarını kamplarda kaybetmesine rağmen kendini, failinin yerine koyarak böylesi bir eser ortaya çıkarması olağanüstü bir şey. Bunun temelinde ise yazarın çocukluğunun, Alman eserlerine duyduğu hayranlıkla dolup taşarak geçmesi yatar. Her Almanın bir N.zi olmadığı ayrımını benimser ki bu az şey midir, böylesi bir acı geçmişe sahipken?
Emeric Pressburger 1941 yılında en iyi özgün hikaye dalında Oscar ödülüne değer görülür ayrıca.
Şahaneydi, eser bitince bir rahat nefes aldım, özellikle sonlardaki artan gerilim ve heyecanı ve şaşırtıcı finaliyle “iyi ki”lerime eklediğim Cam İnciler tavsiyemdir, okuyunuz
#alıntılarım
“Senin tarif ettiğin gibi bir adam, en sık görülen ve en