·
Okunma
·
Beğeni
·
1.090
Gösterim
Adı:
Canbaz
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
413
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370782
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Canbaz
Canbaz
Türkiye’de sendikacılık hareketinin başlangıcını, bir kısım sendikacının dejenerasyonunu, onlara direnen bir kadın sendikacıyı ve bu arada sağ ve sol guruplaşmalardaki fikir ayrılıklarını ve bazı gurupların sendikalara hakimiyetini anlatır.
424 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10 puan
Aslında hepimiz birer canbazız sadece elimizdeki denge sopalarımız farklı!

Emine Işınsu'nun kalemine bir kez daha hayran oldum. Okuduğum her kitabı için, iyi ki okumuşum diyorum.

Kitabın sevdiğim yanlarından biri, her düşünceye yer vermesi. Ali, İhsan, Mahmut, Selen... Farklı düşüncelere sahip bu insanların düşüncelerini, bocalamalarını bazen çıkmaza düşmelerini okuyoruz. Ve Emine Işınsu bize bir yola girdiğimiz zaman düşünerek, mantık süzgecinden geçirerek o yola girmemiz gerektiğini gösteriyor. Başkalarının ezber lafları ile değil gerçekten okuyup, anlayıp, sindirerek bir şeyleri savunmalı insan. Savunduğunun da arkasında durmalı.

Kitapta ağırlıklı olarak sendika savaşlarını görüyoruz aslında. Bir yanda daha iyi koşullar için canını dişine takan işçiler diğer yanda o işçilerin emeklerini sömüren patronlar...

Sevgi Selen... Kitabımızın saf kendi halinde olan kadın karakteri. Ben ona korkak da demek istiyorum. Fazla olur mu? Belki bazı okuyuculara göre. Neyse, kendisi biraz adım atmaktan, cevap vermekten korkan birisi. Annesi onu tek başına dimdik durabilsin diye yetiştirmeye çalışsa da Selen en ufak şeylerde bile iki büklüm olup büzülüyor. Sanki hep bir desteğe ihtiyacı olduğunu düşündürttü bana.

Bir Ali var... Çubuk Ali. Sivas'tan Ankara'ya taşınan ve hayatı değişen bir genç oğlan bu Ali. Liseye başlar ve savrulması da başlar. Kemal diye bir çocukla arkadaşlık kurar. Öğretmen talebe ilişkisi de diyebiliriz buna. Kemal hep öğretir Ali'ye. Peki neyi? Sosyalizmi, devrimi... Burjuvadan, faşistlerden yakınır durur. Ancak belli bir yerden sonra fark edersiniz Kemal'in sözleri ezber sözlerdir. Neyi savunduğunu bilmez, ne için uğraştığını bilmez. Başkalarının söylediklerini başkalarına taşır. Ali gibi çocuklara... Ali, o kadar yanlış yönlere çekiliyor ki bir zamandan sonra geriye ne kendisinden ne de hayallerinden hiçbir şey kalmıyor. Artık eski köyden gelen o çocuk yok olmuş yerine bambaşka birisi gelmiştir. Emine Işınsu, saf, temiz bir çocuğun çevresindekiler tarafından nerelere çekilebileceğini, yaşayacağı kafa karışıklığını, kimlik sorgulamasını bize açıkça gösteriyor.

Mahmut... Sivaslı Mahmut. Bu adamın olduğu her sayfada hırsı, ahlaksızlığı, ihtirası görüyorsunuz. Kafasi iyi çalışıyor, nasıl para kazanacağını da biliyor. Konuşurak insanları da etkileme becerisi işine yarıyor. Ancak yaptıklarından ziyade bu adamla ilgili en çok aklımda kalan şey kadın düşkünlüğü. Hüseyin Rahmi'nin 'Şadan' karakterine benzettim. Al birini vur ötekine. Galiba bundan aklımda yer edindi. Rezil, doyumsuz herifin teki kısacası.

İnce, uzun, kara saçlı bir genç, mavi-yeşil gözleri hep pırıl pırıl olan bir genç İlhan. Sivaslı, Çift Tabancalı İlhan. Kendisini hemen sevdirip çevreye kabul ettiriyor. Araştıran, düşenen, deli dolu bir karaktere sahip. ODTÜ'de Ülkü Ocaklarını kurarak daha da varlığını belli ediyor. Kendi inandığı yolda daha sağlam ilerliyor. Sevim'in değimiyle İlhan gerçek bir canbaz!

Bir de Mehmet var. Bazı yönleriyle ruh ikizim dediğim adam. Kitapların içine gömülmüş yaşayan bir adam düşünün, çevresindeki hiçbir olay ya da insanla ilgilenmeyen birisi. İlgisini çekmiyor ne insanlar ne de dünya olayları... İyi bir şey mi bu durum? Tartışılır. Ancak bu konuda onu kendime yakın bulduğumdan olsa gerek sevdim bu kendi halindeki adamı. Ancak Mehmet ile bir noktada kesinlikle ayrılıyor. O kendi milletini sevmiyor, ben ise seviyorum. İnsan nasıl olurda kendi milletini sevmez bunu pek anlamıyorum işte. Zamanla sevmeyi öğreneceğini söylüyor, seviyorda. Belki kendince...

İlhan, Ali, Mehmet, Sevgi, Sevim... Hepsinde kendimden parçalar buldum. Hem onlara katıldığım yönleri oldu hem de deli gibi eleştirip onları yargıladığım yönleri de ancak bütün karakterleri sevdim. Emine Işınsu bana bütün bu karakterleri bir şekilde sevdirdi.

Peki kitabın ismi neden canbaz? Emine Işınsu resmen ince bir düşünce ile bu kelimenin etrafında bir roman oluşturmuş. Neden canbaz olduğunu söylersem sanki kitabın büyüsü kaçacak gibi hissediyorum.

Benim uzun süren okumam gözünüzü korkutmasın, kendi hayatımın yoğunluğu bir yana kitabı daha iyi anlamak için yavaş yavaş okumayı seçtim bu sefer. Eğer gözünüze takıldıysa hiç düşünmeden alın derim. İllaki bu kitapta kendinizden birkaç şey bulup bir şeyler öğreneceksinizdir. İyi okumalar...
424 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Emine Işınsu, daha ne kadar süre beni kendine hayran bıraktıracaksın bilmem! Böyle bir kalem, böyle cümleler yok, yok! İlk Sancı ile tanıdım seni, birçok eserini okudum fakat bu Canbaz çok farklıydı, çok...

İnsan psikolojisine inen sözlerin mi diyeyim, yaşanan olaylar mı diyelim, sendikaların işin arka planında nasıl dalavere çevirdikleri mi diyelim, ne diyelim!

Beni etkileyen, satırlar gözümün önünde akarken heyecanlandıran, sarsan romanları bitirince o kadar çok üzülüyorum ki... Tavanı izleyerek düşünüyorum; acaba ne kadar süre sonra böyle bir roman daha okuyacağım, ne kadar bekleyeceğim.

Okuyun hanımlar, beyler okuyun!
Emine Işınsu okuyun, anlayın.
Türkçü bir yazar fakat her kesimi anlamaya, çözmeye çalışıyor.
Belirli bir ideolojin varsa onu anla,
körü körüne gitme, bağlanma diyor.

Konumuz sendikalar üzerinden yaşanan sağ-sol çatışması üzerine odaklanmış. Ali, İlhan, Mehmet, Tülin ve niceleri bu işlerin ortasında çıkmaza giriyor, bir türlü çıkamıyorlar. Selen Hanım`ın pansiyonunda kalan kızlara öğütleri o kadar güzel, o kadar anlamlı ki o bölümleri dikkatle okumanızı tavsiye ediyorum.

Paranın köpeği olan, bunun yolunda gençleri harcayan, onları kullanan kurumlar, kuruluşlar, kişiler, zenginler...

Edebiyat iyi ki var, iyi ki varsın Emine Ablam!
Sevgiler...
424 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10 puan
Sendikalar acaba emekçilerin koruma çatısı mı? Yoksa onların kanını emen asalak mı?

Bir dönem sendikacılığının eleştirisel hikayesi...
-Benim maalesef hayatla, şu yaşadığımız günlük hayatla hiç ilgim yok. Kitaplara gömülmüşüm ve maalesef öyle kalacağım.
Asıl zor olanı düşenen bir kafa, hisseden bir gönülle şu insanların arasında yaşamak ve onlara tahammül edebilmektir.
... insanlar, insanlar; biz galiba hepimiz birbirimize benziyoruz. Bu yüzden olaylar değişmiyor, tekrarlanıyor az biraz farklı olsa da...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Canbaz
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
413
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370782
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Canbaz
Canbaz
Türkiye’de sendikacılık hareketinin başlangıcını, bir kısım sendikacının dejenerasyonunu, onlara direnen bir kadın sendikacıyı ve bu arada sağ ve sol guruplaşmalardaki fikir ayrılıklarını ve bazı gurupların sendikalara hakimiyetini anlatır.

Kitabı okuyanlar 92 okur

  • Tolga ALTINBAŞ
  • Fatih İlbay
  • Taylan Yılmaz
  • Şenol Merkit
  • Mürekkebin Sihri
  • HSultan
  • Şule Keçeci
  • Mariapuder
  • illy
  • Nurhan Bozkurt

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%3.3 (1)
8
%0
7
%3.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0