Çıkmaz Sokak

Uğur Mumcu
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
1998
İlk Yayın Tarihi:
1993
Yayınevi:
Um:ag Yayınları
ISBN:
9789758084029
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·160 syf.·
2026 61. kitabı
12 Mart öncesi gençlik eylemlerinin siyasal, toplumsal, bireysel, hukuksal çözümlemesi. Türk gazeteci yazar olan Uğur Mumcu yıllarca cumhuriyet gazetesinde araştırmacı gazeteci kimliğiyle haksızlıkların , yolsuzlukların, yobazların üzerine gitmiş aydın insan, güzel insan 9 yıl önce bugün (24 ocak) kahpe bir suikastte yaşamını kaybeden onurlu yazarımız. onun gözlemi ve birikimi öyle güçlüydü ki birkaç aydınımız dışında kimse irtica faaliyetlerini derinden etkileyecek bulguları bu kadar keskince ortaya koyamamıştır şimdiye kadar. Sosyalistler için tek yol vardır. O yol, silahla değil, namlu ucuyla değil, mermi çekirdeği ile değil düşünce ile inançla açılır. Bu yol düşüncelerle, inançlarla ışıldar ve kitlelere ulaşır. Sosyalizme inanmak, işçi sınıfına inanmak demektir. Kaynağını işçi sınıfında bulmayan düşünce ve eylemler, ancak ve ancak blankizm ve anarşizmin yol ve yöntemleri olur.. Çıkmaz Sokak .. 12 Mart öncesi ve sonrası gençlik eylemlerinin önde gelen liderleri, cezaevinde birbirine yüz seksen derece ters görüşleri savunabiliyorlar. Ertuğrul Kürkçü, Yusuf Küpeli ve İlkay Demir aynı davada, aynı eylemlerden sorumlu tutularak yargılandılar; bugünse birbirleriyle çok ayrı çizgidedirler."Uğur Mumcu
Araştırma-İnceleme-Siyaset-Politika
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998265 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2017 207. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2017 00:00
Dikkat spoiler içerir. Mahir Çayan ve ekibinin 3 İngiliz askeri kaçırdıktan sonra Kızıldere'de kuşatılması ve çıkan çatışmada hepsinin ölü ele geçirilmesi ile sonuçlanan olayı önce devletin yani jandarmanın ağzından sonrasında da o olaydan tek sağ kurtulan isim olan Mahir Çayan'ın ekibinden Ertuğrul Kürkçü'den dinleyerek kitaba başlıyoruz. Sonrasında 12 Mart ve öncesinde Türk solunun durumu, gruplar arasındaki çatışmalar, sol olarak neyi beceremedikleri vb konular konuşuluyor. Yazarın yaptığı röportajlarda Yusuf Küpeli ile Mihri Belli arasındaki ideolojik çatışmalar, Mustafa Yalçıner'in yakalanmadan önce ve sonrasında Türk soluna bakış açısı, çıkan af yasası ve doğurduğu sakıncalı durumlar vb pek çok konu göz önüne seriliyor. Kızıldere olayındaki otopsi ve tespit raporlarına da yer verilen bu kitap her ne kadar yoğun hukuki terimler içerse de bir solukta okunan bir kitap.
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998265 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2019 22. kitabı
Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu'nun Kızıldere olayını en yakın şahit Ertuğrul Kürkçünün ifadelerinden başlayarak cezaevinde yaptığı röportajlar ve mülakatlarla şiddet ve sol solun içindeki çeşitli fraksiyonların terörizme bakışacisini şiddetin sol ve marksizmle bağdaşıp bağdaşmadığı anlatılıyor. Bazı yerlerde çok sıkılsamda kitabı bitirdiğimde ve yıllardır aklımda mizacıma yansıtmaya çalıştığım şu söz kulaklarımı tırmalıyor: İncinsende incitme... Benim gözümde insan öldürmenin hiçbir akıllı gerekçesi olamaz...
Siyaset
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998265 okunma
6/10
·160 syf.··
2015 25. kitabı
Okuduğum ilk Uğur Mumcu kitabıydı. Dönemi iyi anlatan Uğur Mumcu'nun da ne kadar iyi bir araştırmacı gazeteci olduğunu yansıtan bir kitap. Kitaptaki herkesin ortak düşüncesi, düşüncelerin silahlı mücadeleden daha etkili olduğu.. Tavsiye ederim.
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998265 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2018 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2018 22:20
Eser Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'nın idamlarını önlemek için arkadaşları Mahir Çayan ve ekibinin İngiliz asıllı üç teknisyeni kaçırımaları ve onların ordu tarafından hunharca katledilmeleri ile başlıyor. O katliamdan sağ kurtulan tek kişi olan Ertuğrul Kürçkü ve diğer yoldaşların fikir ayrılıklarını ve geçmişte yapılanlara yönelik öz eleştirileri anlatan bir nefeste okunacak harika bir eser.
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Um:ag Yayınları · 1998265 okunma
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2023 282. kitabı
Bu muhteşem kitap ile 30 Mart 1972’de yaşanan ve gencecik canların katledildiği Kızıldere olaylarına ışık tutuluyor. İcracısı, karşı icracısı, hükümeti, devrimcisi, askeri ve polisiyle tüm safların hatalı olduğu; yine tüm saflarca düşünülmeden ve acemice yapılmış eylem ve operasyonların bir bütünü denilebilecek Kızıldere olayının tüm detaylarına bu kitapla ulaşabilirsiniz. Tabii ki büyük insan Uğur Mumcu farkı ile… Sol kesimi bile daha fazla fraksiyonlara bölünmeye sevk eden bu kara gün ile ilgili tüm zabıtlar, belgeler, ifadeler, röportajlar ve hukuki yorumlar net bir şekilde okurun bilgisine sunulmuş. Uğur Mumcu’nun “Sonuç” başlığı ile yazdığı son dört sayfa ise sadece okunmakla kalmamalı; EZBERLENMELİ… Keşke yaşanmasaydı…
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1993265 okunma
10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 21:40
" Sosyalistler için tek yol vardır. O yol, silahla değil, namlu ucuyla değil, mermi çekirdeği ile değil, düşünce ile inançla açılır." Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Araştırma-İnceleme
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1993265 okunma
10/10
·158 syf.··
2019 120. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2019 11:01
12 Mart 1971’de verilen muhtıranın hemen ardından Deniz Gezmiş ve arkadaşları yakalanmıştı. Yakalandıktan sonra da 1 sene içerisinde idamlarına karar verilmişti. Mahir Çayan ve arkadaşları da Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek için 27 Mart 1972’de Ordu’nun Ünye ilçesindeki NATO üssünden ikisi İngiliz, biri Kanadalı üç kişiyi kaçırmıştı. Tokat’ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere köyünde kendilerini bekleyen arkadaşları ile buluşan Mahir Çayan ve arkadaşları, muhtarın evine yerleşmişti. 30 Mart 1972 tarihinde düzenlenen bir operasyon ile Mahir Çayan ve arkadaşları ile üs görevlileri hayatlarını kaybetmişti, bir kişi dışında: Ertuğrul Kürkçü. Ertuğrul Kürkçü, çatışmadan sağ kurtulan tek kişidir ve olayın tek canlı tanığıdır. Yakalanması da ilginç bir tesadüf sonucu olmuştur. Oğlunun öldüğünü düşünen babası, tabutla beraber gelmiştir, ancak kendisine gösterilen ceset oğlunun değil, bir başkasının, Nihat Yılmaz’ın cesedidir. Kürkçü’nün babası başı tahrip olmuş cesedin oğluna ait olmadığını, çünkü oğlunun parmak yapısının kendisine benzediğini söyler. Böylece tekrar yapılan arama sonucunda samanlıkta saklanırken teslim olunca yakalanmıştır. Kitap bu olayın resmi belgeleriyle ve Ertuğrul Kürkçü’nün cezaevindeki röportajıyla başlıyor. Ardından Fikir Kulüpleri Federasyonu’nun başkanlığını yapmış olan Yusuf Küpeli ve Milli Demokratik Devrim fikrinin öncüsü Mihri Belli’nin tartışmasıyla devam ediyor. Mihri Belli, Yusuf Küpeli’yi “Abdülhamidçilik” ve “Demirelcilik” yapmakla ve unutulmaktan korkmakla suçluyor; Yusuf Küpeli de, Mihri Belli’yi gerçeklerden kaçmak, demagoji yapmak ve unutulmaktan korkma sorununun asıl Mihri Belli’nin kendisinde olduğuyla. “Aydınlıkçı” olarak bilinen grubun adına İlkay Demir’in dedikleri oldukça ilgi çekici. Özetle,
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1993265 okunma
7/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2022 429. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2022 12:55
En çok okumak istediğim kitaplardan birisiydi. Adı biraz bana Uğur Mumcu’nun vefatını çağrıştırıyordu. Gerçi bu biraz sokak bağlantısıyla kurduğum ilişkiydi ki bambaşka bir cinayet ağının ortasında buldum kitapta kendimi. Dönem olarak 1970’lere indiğimizi belirtelim. Yani yine karanlığın hakim olduğu ve bir türlü aydınlatılamayan dönem. Ulaşılması güç her sırrın saklandığı Vatikan arşivleri gibi bizim de karanlık dönemlerimizin izlerini ve kanıtlarını taşıyan bu belgelerin gizlendiği, saklandığı bir yer olduğu teorisi kafamda sürekli dönüp duruyor. Ertuğrul Kürkçü röportajı ile başlıyoruz ki bu aslında başlı başına çok önemli ve değerli bir yazıdır. Kitapta anlatılan dönem ve o dönemin yapısında yaşanan sorunları anlatması bakımından çok değerlidir. Nasıl? 12 Mart 1971’de verilen bir muhtıra var ve burada Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan adında 3 kişinin idamı isteniyor. Bu insanların idamına karşı eylem hazırlığı yapanlar bir grup oluşturuyor. Ertuğrul Kürkçü başkanlığında diyebileceğimiz bu grubun içerisinde Maltepe Cezaevinden kaçan Mahir Çayan da bulunuyor. Biraz ilerlediğimizde bir çatışma yaşanıyor ve burada herkes ölüyor, Ertuğrul Kürkçü hariç. O yaşananların tek canlı tanığı olması da Ertuğrul Kürkçü için önemli bir konum. Böyle olunca da kitabın konusuna binaen evvela onun röportajı yapılıyor. Ayrıca görevinin başında, yaşadığı ülke ve o ülkenin halkına hizmet eden DOKTOR, ÖĞRETMEN, POLİS, ASKER her kim olursa olsun bunları öldüren de, bunları öldürmese de bu değerlerimize kurşun sıkan herkes koşulsuz şartsız TERÖRİSTTİR. Bu siyasi bir tanım değildir. Aradaki farkı görmeyen, görmezden gelen, romantizm yapmaya çalışanın kendi sorunudur. Terörü ve teröristi seven de destekleyen de teröristtir. Diğer yandan konuşmalar arasında Ecevit ve hükumetinin
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1993265 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2020 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2020 18:53
Uğur Mumcu, "Çıkmaz Sokak" isimli kitabında, Mahir Çayan ve arkadaşlarının Ordu-Ünye Radar Üssü'nde teknisyen olarak çalışan bir Kanadalı, iki İngilizi kaçırmaları ve Tokat-Niksar- Kızıldere Köyünde öldürülmeleri ile son bulan eylemlerini merkez noktası olarak seçerek, 12 Mart Dönemini sorgulamaktadır. Kızıldere'den tek sağ çıkan eylemci olan Ertuğrul Kürkçü ile ve benzer eylemlerden cezaevlerinde yatmakta olan Yusuf Küpeli, Nahit Tören, İlkay Demir, Orhan Savaşçı ve diğerleri ile röportajlar yaparak onların geçmişi değerlendirmelerini istemiş ve geleceğe ışık tutma adına kitaplaştırmış. İyi de etmiş. Çünkü gelecek kuşakların yaşananlardan dersler çıkarmaları ve aynı hatalara düşmemeleri için bunların bilinmesi gerek...
Çıkmaz SokakUğur Mumcu · Tekin Yayınevi · 1993265 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Uğur MumcuYazar · 87 kitap
Uğur Mumcu (d. 22 Ağustos 1942, Kırşehir - ö. 24 Ocak 1993, Ankara), Türk gazeteci, araştırmacı ve yazar. 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konulan bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giderek yaşamını yitirmiştir. Ailesi Annesi Nadire Hanım, babası Tapu Kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey idi. Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942 tarihinde, Kırşehir'de, dört kardeşin üçüncüsü olarak doğdu. Eşi Şükran Güldal Mumcu (Homan) ile olan evliliğinden bir oğlu (Özgür) ve bir kızı (Özge) olmuştur. Uğur Mumcu anısına ailesi tarafından Ekim 1994'te Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı adında bir vakıf kurulmuştur. Eşi Şükran Güldal Mumcu, 23. Dönem TBMM'ye İzmir Milletvekili olarak girmiş ve halen TBMM Başkanvekilliği görevini yürütmektedir. Ağabeyi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Ceyhan Mumcu'nun Uğur Mumcu ile ilgili röportajlarının bir kısmı Kardeşim Uğur Mumcu adıyla bir kitapta toplanmıştır. Eğitim yaşamı İlk ve orta okulları Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi'nde okuyan Mumcu çok aktif bir öğrenciydi. 1961'de başladığı üniversite eğitimini avukat olmak üzere başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde 1965'te tamamladı. Henüz öğrenciyken 26 Ağustos 1962'de Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülü'nü aldı. 1963'te fakültede öğrenci derneği başkanı seçildi. 1969-1972 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı olarak çalıştı. Askerlik dönemi Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada 12 Mart döneminde bir yazısında kullandığı "ordu uyanık olmalı" sözleriyle, "orduya hakaret etmek" ve "sosyal bir sınıfın öteki sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü kurmak" suçunu işlediği iddiasıyla gözaltına alındı. Mamak Askeri Cezaevi'nde pek çok aydınla birlikte bir yıla yakın kalan Mumcu, bu davadan dolayı 7 yıl hapse mahkum edildi. Fakat bu karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Mumcu serbest bırakıldı. Bu olaydan sonra askerliğini yedek subay olarak yapması gerektiği halde, 1972-1974 yılları arasında Ağrı'nın Patnos ilçesinde, resmi tanımıyla "sakıncalı piyade eri" olarak tamamladı. Patnos'ta, ağır koşullar altında askerliğini yaparken, zaten uzun zamandan beri var olan ülseri yüzünden mide kanaması geçirdi. Gazetecilik dönemi Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Uğur Mumcu, 1975'ten itibaren Cumhuriyet'te 'Gözlem' başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. Aynı zamanda Anka Ajansı'nda çalışmaktaydı. 1975'te Mart dönemini sergilediği makalelerinden oluşan Suçlular ve Güçlüler adlı kitabını yayınladı. Aynı yıl, Altan Öymen' le birlikte hazırladıkları, Süleyman Demirel'in yeğeniYahya Demirel'in hayali mobilya ihracatını konu edinen, Mobilya Dosyası adlı kitabı yayınlandı. 1977 yılından sonra sadece Cumhuriyet için yazmaya başladı. "Gözlem" başlıklı köşesinde 1991 yılının Kasım ayına kadar aralıksız olarak yazdı. 1977'de Sakıncalı Piyade ve Bir Pulsuz Dilekçekitapları yayımlandı. Ertesi yıl, Sakıncalı Piyade adlı yapıtını Rutkay Aziz ile birlikte tiyatroya uyarladı. Oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu tam 700 kere sahneledi. 1978'de, ünlünün yaşam öykülerini, siyasal geçmişlerini, bir güldürü zenginliğiyle anlattığı kitabı Büyüklerimiz yayımlandı. 1981'de terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör yayımlandı. Aynı yıl, Mehmet Ali Ağca'nın Papa'yı öldürme girişiminden sonra Ağca üzerine inceleme ve araştırmalarını yoğunlaştırdı. Türkiye'de terör olaylarının artması nedeniyle 1979 yılında 12 Mart dönemi öncesi ve sonrası gençlik liderlerinin yaşadıklarını kendi ağızlarından yansıttığı ve silahlı eylemlerle bir yere varılamayacağına dikkat çektiği kitabı Çıkmaz Sokak'ı yayımladı. 1982'de Ağca Dosyası, ardından Terörsüz Özgürlük adlı makale derlemesi yayımlandı. 1983 yılında Ağca ile cezaevinde röportaj yaptı. 1984 yılında Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığına sunulan, ancak Kenan Evren'in imzalayanları "vatan hainliği" ile suçlayarak dava açtığı Aydınlar Dilekçesi'nin hazırlanmasına katıldı; 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkenceyi anlatan Sakıncasız adlı oyunu yazdı; Papa-Mafya-Ağca kitabını yayımladı. 1987'de araştırmacı gazetecilik açısından büyük bir başarı kabul edilen Rabıta ve 12 Eylül adlı kitapları; 1991'de en önemli araştırmalarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925yayımlandı. 1991 yılında İlhan Selçuk ve yaklaşık seksen Cumhuriyet gazetesi çalışanı ile birlikte gazeteden ayrıldı. Bir süre işsiz kaldı. 1 Şubat - 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet Gazetesi'nde yazan Mumcu, Cumhuriyet Gazetesindeki yönetim değişikliği üzerine 7 Mayıs 1992'de Cumhuriyet'e döndü. Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde "Mossad ve Barzani" isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi ve yazısını şöyle bitirdi: "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?" "Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?" 8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki Ültimatom başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. Kardeşi İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ceyhan Mumcu, cinayetten önce Uğur Mumcu'nun İsrail elçisiyle görüşme yaptığını basına gönderdiği açıklamada yazmıştı. Gazetecilik hayatı başarılarla dolu olan Mumcu 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmeden önce polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmaktaydı. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan'ın bir müddet MİT için çalıştığını araştırması iddia edilmektedir. Suikast Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'te Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikaste kurban giderek yaşamını yitirdi. Suikastın hemen ardından olay yerinde inceleme yapan uzmanların hiçbir delil bulamadığı, patlamayla etrafa dağılan ve cımbızla toplanması gereken delillerin ise süpürgeyle süpürüldüğü iddia edilmiştir. Suikasti; İslami Hareket, İBDA-C, Hizbullah, PKK gibi örgütler üstlendi. Suikastin arkasında Mossad'ın ve kontrgerilla'nın olduğu da iddia edilmiştir. Ergenekon Davası sanıklarından Ümit Oğuztan, iddianamede yer alan ifadesinde, Mumcu'nun seri numarası silinmiş ve şu an Irak Devlet Başkanı olan Kürdistan Demokratik Partisi lideri Celal Talabani'ye götürülen silahlarla ilgili araştırması nedeniyle öldürüldüğünü iddia etti. Ayrıca ağabeyi Ceyhan Mumcu kendi yaptığı araştırmada ölümüne yakın bir süre içerisinde Mossad ve Barzani ilişkisi ortaya çıkınca İsrail büyükelçisinin ısrarla kardeşi Mumcu'yla birebir olarak görüşmek istediği, ancak Uğur'un tek görüşmeyi kabul etmemesine rağmen görüşmenin yapıldığını belirtmiştir. Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu'yu ziyaretleri sırasında dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, "cinayeti çözmenin, devletin namus borcu olduğu"nu belirterek adeta namus sözü verdiler (1993). Suikastın failleri yakalanamamıştır. Ödülleri 1962 Yunus Nadi Ödülü ("Türk Sosyalizmi" başlıklı makalesiyle) 1979 Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü 1979 Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın Gazetecisi Ödülü 1980 & 1987 Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik Ödülü 1980, 1982 & 1992 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (inceleme dalında) 1983 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (röportaj ve seri röportaj dalında) 1984, 1985 & 1987 Nokta Dergisi Yılın Doruktaki Gazetecisi Ödülü 1987 İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Ödülü (güncel yazılar dalında) 1987 Cumhuriyet Gazetesi Örnek Gazeteci Ödülü (Rabıta Olayı dolayısıyla) 1988 Cumhuriyet Gazetesi Bülent Dikmener Haber Ödülü 1993 Nokta Dergisi Doruktakiler Basın Onur Ödülü 1993 Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü