·
Okunma
·
Beğeni
·
7bin
Gösterim
Adı:
Deliliğin Dağlarında
Baskı tarihi:
Aralık 2012
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053752486
Kitabın türü:
Orijinal adı:
At the Mountains of Madness
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Anlatmam gereken gerçeklerden kaçınılmaz olarak kuşku duyulacak; yine de eğer mantıksız ve inanılmaz gözüken şeyleri çıkaracak olsaydım, geriye hiçbir şey kalmazdı.

Howard Phillips Lovecraft, küçük yaşta babasını kaybeden, gençliğinde de annesini akıl hastanesine uğurlayan yalnız bir adamdı. Büyükbabasının anlattığı korku öyküleri onun dehşetlere gebe hayal dünyasının kapılarını açtı. Hep içine kapanık biri oldu. Tek çaresi yazmaktı. 1920'li ve 30'lu yıllarda yazdığı öykülerle korku edebiyatına damgasını vurdu ve korku diye adlandırdığımız duyguyu yeniden tanımladı. Onun eserlerinin çoğu modern insanın adlandıramadığı dehşetler hakkındaydı.

Deliliğin Dağlarında, adlandıramamanın yarattığı dehşeti bir bilim adamının, yani asıl işi tanımlamak ve sınıflandırmak olan birinin gözünden yansıtıyor okura. Tam da bu yüzden korku edebiyatının meselesi olan metinlerinden biri bu. Bilinmeyeni aydınlatma çabasının ve modern insanın umutlarının karşısında, derinden yükselen bir karanlığın ve sözcüklere dökülemeyen bir deliliğin öyküsü.
136 syf.
·5 günde·7/10 puan
Bir süredir gotik edebiyattan bir şeyler okumak istiyordum. Aklımdaki, Jane Eyre misali şato tarzı bir ev, çatıya kapatılmış bir ev sakini, yahut gizli saklı işleri olan bir uşak, geçmişi kazdıkça ortaya çıkan esrarengiz örtülü olaylar, hayaletli sihirli mihirli şeylerdi yahut Sınırdaki Ev gibi bir şey. E tabi bu umduklarım, yazar ne uygun görürse, azıcık gerdiği sürece sıkıntı olmaz. -DI. Gotik edebiyatı araştırırken de karşıma Lovecraft çıkınca ıskalamadım. Peki bu seçimle iyi mi ettim? Nereden eleştirmeye başlasam bilmiyorum. Okuyacak olanlar için sürprizbozan olacak fakat bence bozulacak bir sürpriz yok, siz yine de okuyup okumayacağınıza kendiniz karar verin.

Öncelikle kitaptaki düşünce gerçekten güzeldi. Bir grup güney kutup bölgesine gidiyor ve orada biyolojik ve jeolojik araştırmalar yapıyor. Her şey son teknoloji. Lovecraft 1937'de ölmüş bir yazar. Bu kitap da 1920'lerin sonuna doğru yazılmış. O zamanlarda bu kadar teknolojik gelişmelerin olduğunu bilmiyordum, bu yüzden epey şaşırdığımı söylemeliyim. Bu konularla ilgili yeterinden fazla bilgi verilmiş. Yetmedi biyolojik mi dersiniz bayolojik mi bilmem, bayıltana kadar bilgiye boğulduğumuz bir sürü paragraftan sonra, bir ümit bir olay olsun, bir hareketlilik olsun derken, neyse buraya sonra geleceğim. Dünyanın tarihi ile ilgili de bayıltan satırlara gömmeyi uygun bulan Lovecraft, gerçekten güzel olan roman konusunu, bence güzel de harcamış. İkinci Zaman, Üçüncü Zaman, Tebeşir Çağı, Jurasik ve Komakiyen dönemleri, Üstneojen Çağı vs. Bunlar romana yedirilse, ara ara geçse inandırıcılığı artıran ve hoşumuza giden ayrıntılar olabilirdi. Sürekli bunların geçtiği cümleler okumak bir yerden sonra yeter artık dedirten, insanı sıkan, romanın dışına atan, dozu aşmış ayrıntılar. Sonuç itibariyle Tarih Öncesi Devirlerle ilgili bir araştırma kitabı değil, kurgu bir kitap okuyoruz. Yabancılaşma ve yüzleşme öyküsüymüş. Pabucumun yüzleşmesi. Bu kelimeyi gören de essahtan bir şey var zanneder. Bütün bir kitap bunlarla geçti. Son 30 sayfada nihayet biraz ekşın geldi. Ama o kadar az ki, dişimin kovuğunu doldurmadan bitti. Bu. Kitap bu.

Yazılışta geçen KAFİRCE, DELİCE, DEHŞET VERİCİ, YAZMAYA CESARET EDEMEYECEĞİM gibi ifadelerin garipliğinin saçmalığının ne alakasına gelelim. İşte burda olmayan sürprizi bozacağım. Bu ekip araştırmaya gitti ya, kitabın en başında ve arka kapak yazısında orada garip yaratıklarla karşılaşacakları zaten belirtilmiş, yani bu benim olayın tadını kaçırmam değil. Siz böyle bir yere gidiyorsunuz, bunlar muhtemelen uzaydan gelmiş, taa tarih öncesi devirlerden beri burada yaşadığını araştırmalarınız sonucu anladığınız, zekası olan varlıklar. Kendilerine ev yapmışlar, şehir kurmuşlar, Buzul Dönemi falan oraları terkedip denizlere geçmişler vs. Kendi hallerinde yaşıyorlar, efendi efendi, kimseye bulaştıkları yok. Şimdi biri bana buradaki kafirliği bir açıklasın. Neden kafirce yapılar? Bu bir argo kullanımdır tamam da siz oraya gelene kadar kimi kesip biçtiler? Oraya gelen ilk ekibin başına bir şeyler geliyor. Dehşetli korkunçlu şeyler. İlk önce fırtına falan zannediliyor. Değil, üç harfliler basmış gibi (Palu Family effect) bunları orada basmışlar ama olay gölgede. Gelen 2. ekibi de bir karşılaştır doğru düzgün, canavarlar uzaylılar bunları görmeden, ekip onları bir görsün korka korka. Yok adamlar ellerine horoz şekerlerini alıp bunların inlerine giriyor. Lalalalala. Şirinler müziği fonda. Böyle sakin sakin geziyorlar. 37 köpeğin 36'sının öldüğünü görün, çadırlar paramparça sakin selim buraları gez, sonra sürekli dehşet içeren cümleler kur ama dehşet yok. Çünkü dehşet dedikleri şey, 1. ekibin betimlenmesi değil bakın, bunlar dağlara bakıyorlar dehşet, yere bakıyorlar dehşet, duvardaki bizim çivi yazımız misal resimlere yazılara bakıyorlar dehşet, gökyüzüne bakıyorlar dehşet. Dağlara delilik diyorlar. Dağ ve delilik. Kitapta defalarca deli, delice, delilik kelimeleri geçiyor, ama okur put gibi bakmakta. WHY??? Yahu ne olacaktı Los Angeles sokakları mı bekliyordunuz, inin cinin top oynadığı ve hatta hayatın olmadığını düşündüğünüz yerler zaten. Hayatın var olduğunu öğrenmek tamam şaşırtır da kitap boyunca dehşet dehşet dehşet. Kitaptaki anlatıcı, ''House of Alien Families'' gezisini gerçekleştirirken hani insanı napıyorsunuz dedirten ve sizin bilim aşkınıza uzaylı yeşil yapışkan sıvısı yapışsın e mi öfkesini hissedip, çıkın ordan şımarıklar sizi terliğini fırlatmak istediğiniz uzun yürüyüşlerinde, nihayet son 30 sayfasında dev penguenler görüp iki çığlık bir kovalamaca yaşıyorlar ve kitap bitiyor. 7 puanı hem kitabın ana fikri güzel diye hem de son 30 sayfa için verdim ve inanın cömert bir puan ya da inanmayın beni ilgilendirmiyor ister sevin ister gömün, ben kitabı beğenmedim. Şu yazmaya cesaret edemediği ve ekip arkadaşına aklını oynattıran her ne idiyse yazsaydı da biz de korkudan bir irkilme vakası yaşasaydık. Olmamış. Allahtan %40 indirimle almıştım. :)
132 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Lovecraft'ın aklı, kafası ,hayal gücü artık her neyse , kesinlikle emin oldum bu dünyaya ait değil.... Başka bir boyuttan olduğunu düşünüyorum ve şüpheleniyorum ... Sanırım bende deliliğin dağlarında değil belki ama deliliğin sayfalarında bir hayli dolaştım ...Bu kitap esasında Cthulhu mitosunun temelini atmak ve sağlamlaştırmak için yazılmış ve başarılıda olunmuş....Ben çok sevdim .. kozmik korku veya bilimkurgu ağırlıklı korku yada gotik korkuya ilgi duyuyorsanız okuyun lakin şunu söylemeden geçemeyeceğim ağır bir kitaptır ....Dili ağdalıdır , sürükleyiciliği yoktur ve tasvirler çoktur ve fazla yer verilmiştir...Bu sebeple okuması hayli zordur ben çok sevmeme rağmen sürekli geri dönerek okuduğum için 136 sayfalık kitabı 4 günde bitirdim ....ama benim için keyifliydi ve pişman değilim zira yarattığı atmosferlere hiç düşünmeden bodoslama dalmak gibi bir huyum var ... Kesinlikle değer ...
132 syf.
·9/10 puan
Bir solukta bitirdim, soğuk bir solukta.
Giriş kısmı fazla terimlerden oluşuyor. Eğer sıkılıp bırakmazsanız ki zaten kitap toplamda 136 sayfa, sizi gerilim buz gibi kollarıyla kucaklamak için bekliyor olacak.
Yazarın yarattığı atmosferden etkilenmemek elde değil.
190 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Lovecraft ile ilk tanışmam olacağından ve gotik edebiyatını da sevdiğimden çok heyecanla başladım okumaya ama o kadar çok terimsel detay vardı ki çok sıktı beni okurken. Bir türlü hikayeye odaklanamadım. Okudum bitirdim ama nasıl oldu bilmiyorum.
132 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
İnsanlığın güvenliği ve huzuru için dünyanın bazı karanlık, ölü köşelerinin ve el değmemiş derinliklerinden olduğu gibi bırakılması mutlak bir zorunluluktur,uyuyan tuhaflıklar dirilmesin ya da kafirce yaşayan kabuslar kara inlerinden kıvrılarak dökülüp, yeni ve geniş fetihlerde bulunmasınlar. S 135

Tüm bu manzarada, ısrarlı, yayılmış dehşet verici ketumluğun ve potansiyel ifşanın bir belirtisi vardı. Bu çıplak karabasan kuleler, rüyaların yasak ülkesine, uzak zamanın ve mekanın çapraşık uçurumlarına ve boyutlararasılığa açılan korkunç bir geçidin kapısını işaretliyor gibiydiler. Bunların kötü şeyler olduğunu-uzak yamaçları lanetli nihai bir dipsiz uçuruma bakan deliliğin dağları olduğunu-düşünmeden edemiyordum. S 40.

Lovecraft okuduğum ikinci, senenin ilk eseri olarak gayet keyif aldım. Korku-fantastik-gerilim dünyasının mihenk taşlarından sayılıyor ve bu konumun hakkını fazlasıyla veriyor lovecraft.

Hikayelerinde sanırım beni çeken asıl kısım, belirli bir resmiyette verdiği bitmek, tükenmek bilmeyen gizem...
Betimlemeleri çok yoğun bu zaman zaman odaklanmalarda problem yaratsa da konunun derinliği sizi sürüklüyor. Gotik bir yapı ve anlatım tarzı hikayeye hakim ve Lovecraft'ın beyin dişlilerinin hayalgücünü nasıl öğüttüğüne her sayfada şahit oldukça rahatsız edici bir keyif alıyorsunuz diyebilirim.

Hikaye Antarktika'ya giden bir grup bilim adamının keşif yolunda ödediği bedelleri ;) ve karşılaşılan kafa açan kadim dünyaların diyarındaki sarmalı eşsiz betimlemelerle gözler önüne seriyor.

Keyifli okumalar...
132 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bilimsel çalışmalar için giden Bilim adamının hikayesini anlatan bir eser. Fazlasıyla bilimsel terimleri olan edebi dilli ağır bir eser okudum. Aslında az sayfalı bir kitaptı ama tasvir ağırlıklı olması 3 günde bitirmeme sebep oldu. Yer yer sıkıldığım bazen de heyecanla endişeyle okuduğum anlar oldu. Yazarın anlatışı,tasvirlemesi hayal gücümü zorlasa da insanın zihninde canlanmasına sebep oluyor. Aynı zamanda anlatılan olayları yaşayabiliyorsunuz. Değişik bir kitaptı ama sevdim. OKUMAKLA KALIN.
136 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
132 sayfalık kısacık bir kitap olmasına rağmen okuma süreci oldukça uzun sürdü.

Kitap bilimsel çalışmalar için Güney Kutbu'na giden bilimadamının hikayesini anlatıyor. Orada yaşadığı dehşeti bütün dünyadan saklamaya niyetli olsa da Antartika'ya yapılacak bir diğer keşif gezisini engellemek için anılarını gün yüzüne çıkarması gerekiyor ve bilinmezliğin gerilimiyle bizi sarmalayan bir hikaye başlıyor.

Okuma sürecinin uzun sürmesinin sebebi kitabın tasvir ağırlıklı olması. H. P. Lovecraft her şeyi titiz bir detaycılıkla anlatıyor ve kitap tamamen bu tasvirlerin insan zihninde canlanmasına dayalı. Bu sebeple birçok sayfada başa dönüp tekrar okuyarak anlattıklarını daha net gözümün önüne getirmem gerekti. Kitapta konuşma yok denecek kadar az, ağzından anlattığı birinci tekil şahısın yaşadığı olaylar üzerine kurgulu olduğu için bu bence inandırıcılığı arttıran bir faktör olmuş.

Diğer kişilerin yorumlarından gördüğüm kadarıyla insanlar kitabı ya çok sevmişler ya da kitaptan nefret etmişler. Ben sevenler kategorisine girdim ama niye sevilmeyeceğini de görebiliyorum; herkese göre, öyle ele alınıp da şıp diye okunabilecek bir kitaptan bahsetmiyoruz.

Yorumun Devamı --> https://www.instagram.com/yaprak.onur/
190 syf.
·1/10 puan
Delilik Dağlarında, okuduğum en saçma kitaplar arasında ilk üçe girer.Yazar 'dehşet-ürkütücü-korkutucu-korku' ifadelerini kullanarak kitabın korkutucu bir etki yaratacağını düşünmüş olmalı ki neredeyse her sayfada o ifadelerden en az birini mutlaka kullanmış.Genel olarak olay örgüsü şöyle; bir yaratık bir koku yayıyor bu kokuyu alan köpekler asileşiyor veya havlıyor, yaratığı gören insanlar ise o kadar korkuyor ki dili tutuluyor ve ne gördüğünü başkanlarına anlatamıyor.Dolayısıyla bu kitap bize hiçbir şey anlatmıyor...
132 syf.
·22 günde·Beğendi·9/10 puan
•Howard Phillips Lovecraft - 1890-cı 20 avqustda dünyaya gəlib. Tək övlad olan H.P uşaqikən psixi xəstəlik qazanır, sonra atası dünyasını dəyişir, anası ağılxəstəxanasına düşür, maddi sıxıntılar və digər amillər onun həyatını istiqamətləndirir. Uşaqlıqdan mistika, mifologiya oxumağı sevməyi daha sonra onu qorxu, fentezi, mistikanın izlərini göstərdiyi hekayələr yazmağa şövq edir. Yaşarkən tanınmasa da, ölümündən sonra əsərləri onu “qotik qorğu”nun ustadı kimi tanıdır.
“Dəliliyin dağlarında”
Bu əsər qısa həcminə baxmayaraq heç də asan oxunmur. Yazarın təxəyyülü sadəcə möhtəşəmdir. Bir insan bu cür təsvirləri necə yaza bilər? Elmi şəkildə verilən izah və təsvirlər oxu sürətini yavaşlatsa da sevərək oxuduğumu deyə bilərəm.
Mövzu
Miskatonic Universitetindən bir qrup müəllim və tələbə araşdırma məqsədilə xüsusi texnikalarla birlikdə Antraktidaya yollanır. Ancaq bu araşdırma bir Kəşfə dönür. İnsanlığın yaranmasından öncə mövcud olmuş “ölü bir şəhər” kəşfin dərinləşməsinə səbəb olur. Heyətin başına gələnlər, verilən canlı təsvirlərlə xəyal dünyanızın sərhədlərini zorlayacaqsınız....

Sevərək amma fasilə verərək oxusam da mənim üçün belə bir klassik qorxu nümunəsini oxumaq çox zövqlü oldu.
Sizə də tövsiyə edirəm.

Film olsa izlesem dediyim kitablardan biri oldu

P.S
Bu kitabın yarısını mart ayında, digər yarısını isə aprel ayında oxudum.
Ona görə də özümü Mart ayında 3,5 kitab oxumuş sayıram . Aprel ayında da yene belə bir rəqəm ortaya çıxacaq

(4.4.2021 01:14 Bitdi )
132 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Gerçek bir hayal gücü. Edgar Alan Poe kadar ilginç bir yazar. Kadimler... Cthulhu... hepsi bir yaratıcı zeka ürünü ki o zeka bence bir o kadar ürkmüş ve de ürkünç.
156 syf.
·4 günde·6/10 puan
Korku gerilim severler için belki beğenilebilir.
Ancak pek bu türe aşina olmadığımdan mı bilemem, bir kitap projesi yürütürken geçti elime.
Her konuyu ve her keşfi çok fazla teknik terimle betimlemiş anlatımıyla okurken biraz yoran ve bir süre sonra odaklanma sıkıntısı yaşadığım bir kitaptı.
Antarktika'ya giden bir keşif ekibinin, insanlık tarihini değiştirecek bulgular bulması ve bunları araştırırken yaşadıklarını anlatıyor.
Kurgu ve korku gerilim türü sevenler deneyebilir
Zavallı şeytanlar! Ne olursa olsun, kendi türlerine karşı kötü değildiler. Onlar bir başka çağın ve düzenin adamlarıydılar..
İnsanlığın güvenliği ve huzuru için, dünyanın bazı karanlık, ölü köşelerinin ve el değmemiş derinliklerinin olduğu gibi bırakılması mutlak ve zorunluluktur. .. Uyuyan tuhaflıklar dirilmesin.. yeni ve geniş fetihlerde bulunmasınlar..
Söze devam etmenin çok güç olduğu bir aşamaya geldim. Bu aşamanın beni sertleştirmesi gerekirdi; ama bazı deneyimler ve imalar vardır ki, insanı iyileşmesine izin vermeyecek denli derinden yaralarlar ve geriye sadece o ilk dehşeti çağrıştıran, artmış bir hassasiyat bırakırlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Deliliğin Dağlarında
Baskı tarihi:
Aralık 2012
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053752486
Kitabın türü:
Orijinal adı:
At the Mountains of Madness
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Anlatmam gereken gerçeklerden kaçınılmaz olarak kuşku duyulacak; yine de eğer mantıksız ve inanılmaz gözüken şeyleri çıkaracak olsaydım, geriye hiçbir şey kalmazdı.

Howard Phillips Lovecraft, küçük yaşta babasını kaybeden, gençliğinde de annesini akıl hastanesine uğurlayan yalnız bir adamdı. Büyükbabasının anlattığı korku öyküleri onun dehşetlere gebe hayal dünyasının kapılarını açtı. Hep içine kapanık biri oldu. Tek çaresi yazmaktı. 1920'li ve 30'lu yıllarda yazdığı öykülerle korku edebiyatına damgasını vurdu ve korku diye adlandırdığımız duyguyu yeniden tanımladı. Onun eserlerinin çoğu modern insanın adlandıramadığı dehşetler hakkındaydı.

Deliliğin Dağlarında, adlandıramamanın yarattığı dehşeti bir bilim adamının, yani asıl işi tanımlamak ve sınıflandırmak olan birinin gözünden yansıtıyor okura. Tam da bu yüzden korku edebiyatının meselesi olan metinlerinden biri bu. Bilinmeyeni aydınlatma çabasının ve modern insanın umutlarının karşısında, derinden yükselen bir karanlığın ve sözcüklere dökülemeyen bir deliliğin öyküsü.

Kitabı okuyanlar 687 okur

  • heyecanlı yerinde
  • AineKoone
  • **Kitap Kahve**
  • Harpiya
  • emre
  • İrem
  • Aylin ŞAHİN KAHRAMAN
  • hasan yüzücü
  • GOG
  • x

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%20
25-34 Yaş
%53.3
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%3.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%24
Erkek
%76

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%6.2 (18)
9
%8.6 (25)
8
%9.6 (28)
7
%6.2 (18)
6
%4.5 (13)
5
%1.7 (5)
4
%1.7 (5)
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%1 (3)