Devler kitabı bilim kurgunun farklı alt türlerinden esintiler içerse de özellik Georga Orwell 1984 kitabıyla benzerlikler yakaladığım başarılı bir distopya örneği. Kitap üçüncü bir gözlemci tarafından ana karaktere yönelik bir anlatı şeklinde yazılmış. Başta kitabı okurken bazı geçişleri anlamakta zorlansam da daha sonra yazarın diline alışıyorsunuz ve ana karakterin eylemleri ile özdeşleşiyorsunuz. Kitabın sonunda daha anlamlı geliyor yazarın üslubu.
Devlerin hükmettiği bir dünyada besin zincirinin tepesindeki yerini kaybeden insanlar yani diğer adıyla hesaplılar, maymunlar artık köle sınıfını oluşturuyor. Sadece efendileri olan devlere hizmet için yaşayan hesaplılar var olma amaçları bu olarak empoze edilmiş ve hatta rahipler tarafından da bu şekilde kendilerine yansıtılıyor. Ana karakterimiz Torquell, köy muhtarının oğlu ve köyde her haylazlığı yapan ormana kaçıp haydutlarla takılan isyankar karakterli bir çocuk. Torquell’in köyü Peter Grimes adı verilen bir devin toprağı olan bir yer. Peter Grimes köylülere zulmeden onlardan vergi adı altında ağır haraçlar toplayan bir toprak ağası. Torquell bu zulmü kabul etmeyip Peter Grimes’in dev olan oğlunu öldürüyor ve böylece küçük dünyasından sıyrılıp bu düzenin temelini araştıracağı ve bu düzeni yerinden sarsacak bir yolculuğa çıkıyor.
Kitabı okurken başlangıçta orta çağda geçen bir fantastik eser okuyorsunuz hissi uyandırıyor ancak ilerleyen süreçte teknoloji, devrim, köleleştirme, gen mühendisliği birçok kavram karşımıza çıkıyor.