Şafak Tahmaz

Şafak Tahmaz

ÇevirmenEditör
8.2/10
1.871 Kişi
·
3.790
Okunma
·
0
Beğeni
·
21
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
384 syf.
·2 günde·9/10
Her ne kadar beklediğim türden bir distopya romanı olmasada oldukça sürükleyici bir kitaptı, zaman zaman yazarın yaptığı ters köşeler Piyon'u elimden bırakamaz hale getirdi, fakat ben kitabın adına göre daha stratejik bir kurgu beklerdim ama ne yazık ki kitap aile içi entrikalar üzerineydi ki kızımız tüm bu olanlara karşın biraz şanslıydı, yani kitabın adına yanaşır hamleler göremedim bu romanda.

Sonuç olarak kitap kurguda her ne kadar beklentilerimi karşılamamış olsada kitabı sevdim, kızımız belli ki bu kitapta bir piyondu, kızımızın ikinci kitapta daha çok açılacağını sanıyorum. Daha güçlü ve zeki bir Kitty beklentisiyle ikinci kitaba başlıyorum.
544 syf.
·Beğendi·9/10
İnsana yapılan zulüm karşısında tek başına sayısız insan kurtaran Schindler...
Savaş içinde gördüğü kamplarda ki insanlara sadece insan olduğu için yardım edip, onların kahramanı olan Schindler' in hikayesi insanlığa ders verir nitelikte...
Kamplarda kurşuna dizilecek olan yaşlıları, kadınları ve özellikle çocukları kurtarmak için verdiği mücadelenin anlatıldığı eşsiz bir eser...
416 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Çok büyük beklentiyle başladığım bir kitap oldu Sarai. Aynı zamanda katiller çetesi başlangıcım. Her yerde o kadar övüldü ki. Ben her övgüyü duyduğumda beklentim de bir tık daha arttı. Ama maalesef ki bu beklentinin altında kalan bir kitap oldu Sarai benim için.

Kitap kötü muydu kesinlikle hayır gayet iyiydi ama bu yüksek beklentiyi karşılayamadı. Herkes boşuna mi abartmış bunun hakkında bir şey söyleyemem. Çünkü elimdeki ilk kitabı. Ve tam anlamıyla bir giriş kitabı Sarai. Katiller çetesine bir giriş yapmış bulunuyorum umarım ikinci kitabı daha çok severim.

Victor'un zeki ve işini bilen bir karakter olmasi hoşuma gitti. Sarai de akıllıydı ama Victor kadar mı bilemiyorum. Victor'un ağzından okuduğumuz bölümlerin daha farklı olmasını beklerdim.

Niklas'ı da ayrıca çok sevdim kardeşi için yapabileceklerinin asla bir sınırı yok bu çok hoşuma gitti. Niklas ve Sarai'nin daha iyi anlaşmasını dilerdim ama böylesi de fena değil.

Kitabın redaksiyoncusu yok muydu merak konusu. Her iki üç sayfada bir yazım hatası vardı ki ben kitap okurken çok anlayamam hataları gözümden kaçıyor ya da ben düzeltiveriyorum zihnimde sanırım ama gerçekten çok vardı. Bu hiç hoşuma gitmeyen bir durumdu.

Başlarken beklentinizi yüksek tutmamanizi dilerim. O zaman daha iyi bir kitap olacaktır. Herkese iyi okumalar. :)
384 syf.
·2 günde·8/10
Distopyalarda az çok nelerin işleneceğini, düzenin nasıl olacağını tahmin eder sıklıkla bu türü okuyanlar. Ama Piyon da kurulan düzenin ötesinde bu düzenin başındaki kişilerin taht oyunlarını okuyoruz. Bu da kitabı benzer türlerinden farklı bir yere taşıyor bana göre. Her ne kadar bazı kısımlarında distopya klişeleri atlanmamış olsa da özgün bir kurgu ve akıcı bir okumaya sahip.

İnsanlar 17 yaşına girdikten hemen sonra yapılan bir sınavın sonucuyla rütbeleri enselerine kazınıp, rütbesine göre yaşamak zorunda kalması gereken bir yönetim şekline sahip olan Amerika'da geçer olay. 1 alanlar direkt öldürülüyor ve 6 alanlar ise hükümete hizmet veriyor. Ayrıca bir de hükümet ailesinin ensesine işlenen puan var o da 7. Ülkenin düşük rütbelileri "Başkayer" adlı bir yere sürgün edilirler ve orada yaşarlar. Rütbe sistemine karşı olan "Karaceketliler" adlı bir isyancı grubu vardır.

Ana karakterimiz Kitty Doe sınava girer ve beklediğinden daha düşük bir rütbe olan 3 alır. Yani vasat tabakadan. Sonra entrikalar devreye giriyor ve Kitty maskeleme işlemiyle başbakanın yiğenin yerine geçiyor – burası Kurtlar Vadisinde Polatı anımsattı bana-

Aşktan tutun, savaşa kadar her konuyu içinde barındıran kitabın her sayfası bir öncekinden daha olaylı ve daha akıcı geçiyor. Kitap bittikten sonra şunu fark ettim, hepimiz aslında bir Piyon değil miyiz? Bir üst sınıf için savaşmıyor muyuz?
Serinin epeyce abartıldığını gördüğüm için Instagramda paylaştığım yorumu buraya da eklemek istedim.
***
Kitapla ilgili söylemek istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı bilmiyorum. Sarai, yarım bıraktığım birkaç kitaptan biri ve inanın ben kolay kolay bir kitabı yarım bırakmam.

Sarai 9 yıldır Javier isimli bir uyuşturucu tacirinin yanında yaşayan esas kızımızdır. Kendisi 50 m ileride olan şeyleri net görebilen, konuşmaları duyamasa bile vücut dili ile neler konuşulduğunu anlayabilen fantastik (?) bir karakterdir. Okurken Sarai'nin yeteneklerine inanamayacaksınız.

Yazar kendi yazdıklarını hiç okumamış olacak ki bir bölümde yazan ile diğeri alakasız çoğunlukla. Mesela Sarai başta hayatından nefret ediyor, çektiği zulümler yüzünden yıllardır kaçmayı planlıyor ve çok mutsuz. Oysa ilerleyen bölümlerde Javier'a hafiften sempati duyduğu, adamın gözdesi olduğu ve prensesler gibi yaşayıp bundan içten içe zevk aldığı da doğrudur.

Neyse, işte bu Sarai yıllardır gördüğü ilk Amerikalı evlerine geldiğinde kaçmaya karar verir. Adamın bir seri katil olduğunu bilmesine rağmen bakışlarından hemen ona yardım edeceğini anlamıştır. Bakışlarını ise mahsur kaldığı odadan, büyük bir mesafeden görmüştür ama yine de Sarai zihin okuma konusunda sıkıntı çekmemektedir. Aniden kaçmaya karar veren ve tesadüf ki yıllar önce plan yaptığını ve yıllar önce bir yere silah sakladığını iddia eden Sarai hazırlanıp en yakın dostuna gel birlikte kaçalım der. Kız kabul etmez o da kendi bilir diye düşünerek 9 yıldır mahsur kaldığı evden birkaç dakika içinde kimseye görünmeden çıkmayı başarır, katilin arabasına saklanır. Bundan sonra çelişkiler devam eder. Sarai'nin 10 bölüm kadar bahsini bile etmediği arkadaşı meğerse aklından hiç çıkmamıştır ve o kaçtı diye eziyete uğraması geri dönmeyi istemesine sebep olmaktadır. Katil ise kızımızı sebebini bilmediğimiz bir şekilde öldürmemiş ve yanında tutmaktadır.

Daha sonra ise Sarai'nin aslında bir nevi mecburi metres hayatı yaşadığı, Javier ile tatillere çıktığı, önemli insanları ziyaret ettiği de ortaya çıkar. Meksika'nın neresinde olduğunu bile bilmeyen kızımız defalarca uçakla yurt dışına çıkmıştır aslında ancak yetenekleri buralarda etkisiz kalmıştır. Ve yaptıkları tatillerde birçok Amerikalı ile tanışsa da hiçbirinin katil Victor gibi ona yardım etmeyeceğini bildiğinden onları saymamıştır.

Sarai'nin katil ve tacir için önemi uluslararası bir boyuta ulaşırken kızımız beni geri götür, arkadaşım benim yüzümden zulüm görecek, onu orada bırakamam diye zırlar. Katil de ona yardım etmeye karar verir ama kıza bunu söyleme gereği duymaz.

Katil, Javier ile bir bölge belirler ve takas için buluşurlar. Sarai'yi verecek ve arkadaşını alacaktır. Sarai durumdan rahatsız değildir, kaçtığı için pişmandır. Yıllardır planı en küçük detayına kadar düşünse de pişman olma ihtimali aklına gelmemiştir. Takas için buluştuklarında büyük bir çatışma olur ve ortalık karışır. Bu kısımdan sonrası tahammül sınırlarımı aştığı için ne yazık ki okuyamadım.

Kitaba niçin böyle bir yorum yaptım?

Çünkü ben hayatım boyunca böyle saçma bir şey okumadım. Eğer yazar kitabı kendi okumuş olsaydı düzeltirdi diye inanıyorum, tabii kör değil ise. Ve sadece bunlar değil yazım yanlışları da kitapta bolca mevcuttu. En azından son okuyan kişinin bunlara dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kitabı son okuyan ben olsaydım baştan yazılması için ciddi bir eleştiri yazardım. Demem o ki böyle övülen bir kitabın bu denli hayal kırıklığı yaşatması beni konuşmak zorunda bıraktı. Okurlar kitaba nasıl yaklaşıyor bilmem ama ufak tefek hataları görmezden gelsem de açıkça okurla dalga geçen bu kitabı tavsiye etmiyorum. Yazdığı ilk kitap olsa belki, ufacık bir tolerans olabilirdi ama o da yok.

Ayrıca kahraman anlatıcı kullanan ve bunu gerçekten beceremeyen kitaplara kızgınım. Yapamadığınız işe bulaşmayın. Kitap ilahi bakış açısı ile yazılsa hatalar bu kadar fazla olmayacaktı çünkü çoğu Sarai'nin inanılmaz yetenekleri yüzünden göze batıyor.

Ve son yıllarda moda haline gelen ama aslında yazarın başarısızlığı olarak gördüğüm duruma da birkaç lafım var. Kahraman anlatıcıda mesele, olayları bir kişinin gözünden anlatmak ama kurguyu tamamen verebilmektir. Başınız sıkıştıkça bir başka karakterin ağzından yazmak açıkça işi yapamadığınızın göstergesi benim için.

Son olarak kitapsever olduğunu iddia edip fanatik haline gelen kesimlere de bir şey söylemek istiyorum. Benim zihnim ve benim zevkim, istediğim kitabı sevme yahut sevmeme benim kararımdır. Demem o ki yorumum kimseye yönelik değildir, kişisel algılanmamasını rica ediyorum. Benim derdim tamamen kitapla ve şahsi görüşüm bu yönde. Sevenler vardır muhakkak seriyi, saygı duyuyorum ama ben sevmek zorunda değilim.
448 syf.
Yine harika bir Jennifer McMahon gerilimi okudum.Bu kadın okuru nasıl sürükleyeceğini ve meraklandıracağını çok iyi biliyor.Her kitabını ayrı ayrı çok sevdim,yazarın kitaplarından Şeytanın Eli favorimdir,Neptün Cinayetleri de ikinci sıraya yerleşti.Kitabın her zamanki gibi kurgusu,işleyişi şahaneydi.Dili de şüphesiz çok akıcıydı.McMahon favori yazarlarıma çoktan eklendi.Neptün adı verilen katilin işlediği bir dizi vahşi cinayet,ve birbirini kovalayan gizemler.Merakla ve severek okudum. Jennifer McMahon'ın okumadığım tek kitabı olan Kayıp Kızlar Adası'nı da en kısa zamanda okuyacağım.Bu yazar ve kitaplarıyla mutlaka tanışmalısınız.Gerilim tutkusu olanların sevecekleri aşikar. Ephesus Yayınları yine baskı ve kapakta güzel iş çıkarmış,cildine de bayıldım.Jennifer McMahon okuma sıranız bence böyle olmalı:

1-Şeytanın Eli
2-Neptün Cinayetleri
3-Söylemeyeceğine Söz Ver
4-29.Oda

Bu sevilesi yazarla tanışmadıysanız çok şey kaçırdınız benden söylemesi.Bu kitabı herkese tavsiye ediyor,bol okumalı haftalar diliyorum. :)
544 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Filminide izlemiştim çok harikaydı ama bu kadar az okunması beni birazcık düşündürdü akıllı bir adamın zekasını kullanarak kazandığı para ve bu parayı başka insanlar in hayatını kullanmak için kullanması tek kelimeyle takdire dayan bir hikaye ve gerçek yasanilmis ligi insanı bazen huzunlendirmiyor degil
544 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Schindler'in Listesin'de iki güçlü insan figürü göreceksiniz. Birincisi; Hitler'in sonsuz yetkili SS Nazi Komutanları, İkincisi; sistemi kandırıp yahudileri canı pahasına kurtarmaya çalışan Herr Direktor Oskar Schindler!

Auschwithz ve diğer toplama kamplarında Yahudiler, Romanlar gibi Nazilerin kendilerine düşman ilan ettiği gruplar başta olmak üzere 6 milyondan fazla kişi ölmüştür.

Bu hikaye Oskar'ın para kazanma arzusunu bir kenara bırakıp, milyonlarca Reichsmark'ı hiç düşünmeden yüksek SS komutanlarına rüşvet olarak verip, 1200 insanı nasıl kurtardığını anlatmaktadır.

Kitabın aynı isimli filmini yönetmen Steven Spielberg çekmiştir. Film, Tam yedi dalda Akademi ödülü kazanmıştır. En İyi Film ve En İyi Yönetmen başta olmak üzere pek çok kez ödülle onurlandırılmıştır.

Geçmişle yüzleşmemiz ve yapılanları unutmamamız gerekmektedir. Gelecek nesiller sadece bu şekilde "insan" olarak kalabilecektir.

Kitabı öneriyor ve iyi okumalar diliyorum..
416 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
İlk çıktığından beri merak ettiğim #Sarai yi sonunda okuyabildim. İrem Sun un büyük övgüleriyle merağım bayağı artmıştı ve Tüyap'tan iki kitabıda aldım.
Bütün meraklarıma değdi Harikaydı.
14 yaşından beri Javier'ın yanında esir olan Sarai artık normal bir hayatın nasıl olduğunu unutmuştu.
Ama hala içinde kurtuluş için bir umudu olan Sarai, Victor'u görmesiyle kurtuluş için tek şansının o olduğunu anlamıştı.
Tabi ki her şey Sarai'in düşündüğü ve planladığı gibi basit değildi.
#KatillerÇetesi Serisi ilk kitabıyla bile benim favori serilerime gireceğini kanıtladı.
Sayfalar su gibi aktı be çok kısa sürede bitirdim. 400 sayfalık bir kitap bana sanki fragmanı izlemişim ve her şey Yen'i başlıyor gibi...
Hemen #İzabel e başlamayı düşünüyorum ama malum sınavlar var belki bugün başlarım.
İzabel'i en kısa zamanda okumak istiyorum.
Eğer zaten ilk kitap kadar güzelse kesinlikle biter.
384 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bu kitaba başladığımda hiç okuyasım gelmiyordu. Ama azim ettim ve kitabı bitirdim. Bitirdikten sonra kitabı çok sevdiğimi ama karakterlerden hoşlanmadığımı anladım. Kitty'nin mükemmel bir karakter olmayışı hoşuma gitti. Her ne kadar hoşuma gitse de bazen aldığı kararlar o kadar saçma oluyordu ki beni çıldırtmıştı. Karakterler mükemmel değil ama kitap mükemmel. Alın okuyun derim

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 3.790 okur okudu.
  • 122 okur okuyor.
  • 2.052 okur okuyacak.
  • 60 okur yarım bıraktı.