Şafak Tahmaz

Şafak Tahmaz

ÇevirmenEditör
8.2/10
4.537 Kişi
·
10,8bin
Okunma
·
0
Beğeni
·
253
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
384 syf.
Her ne kadar beklediğim türden bir distopya romanı olmasada oldukça sürükleyici bir kitaptı, zaman zaman yazarın yaptığı ters köşeler Piyon'u elimden bırakamaz hale getirdi, fakat ben kitabın adına göre daha stratejik bir kurgu beklerdim ama ne yazık ki romanımız aile içi entrikalar üzerineydi ki kızımız tüm bu olanlara karşın biraz şanslıydı, yani ismine yanaşır hamleler göremedim bu romanda.

Sonuç olarak roman kurguda her ne kadar beklentilerimi karşılamamış olsa da Piyon'u sevdim, kızımız belli ki bu kitapta bir piyondu, kızımızın serinin ikinci kitabında daha çok açılacağını sanıyorum. Daha güçlü ve zeki bir Kitty beklentisiyle ikinci kitaba başlıyorum.
384 syf.
·Puan vermedi
"Tek bir piyonun bütün oyunu değiştirme potansiyelini aklından çıkarma ♟ "



Kitty Doe adlı baş karakterimiz , ülkede 17 yaşına basan herkesin girmesi gereken bir sınava girmiştir ve okuma yazma bilmediği için sınavdan 3 rütbesi alır.
Piyon ütopyasinda halk sınıflara göre ayrılır. 7 en yüksek sınıftır ve bur Hart Ailesidir yani cumhurbaşkanı ve ailesi.
Diger sınıflar da girdiğin sınavin sonucuna göre belirlenir. 4 ve üstü daha iyi bir hayat yaşarken 3. Sinif ve altı kötü bir hayat geçirir. Başkayer adi verilen yüksek zümrenin, düşük sınıf insanları zevk uğruna öldürdüğü yere gönderilirler.
Kitty aldığı rütbeden sonra arkadaşının da çalıştığı bir gece kulübüne çalışmaya gider. Ama gittiği gece kulübü hayatını değiştirir. Ülkenin başkanı ona red edemeyeceği bir teklif sunar. Başkanın ölen yeğeni Lila 'nin yerine geçip 7 olmayı.

Bubkarar özet yeter daha fazlası spoiye girecek sanırım :)
Piyon - vezir- şah üçlemesi uzun zamandır okumayı istediğim bir kitaptı. Nihayet alıp okumaya başladım.
Serinin ilk kitabı piyon açıkçası çok büyük beklentilerde başladığım bir kitaptı ve sıradan konusuyla beklentimi pek karşılamadı. Cok fazla ihanet, casusluk, kimin kim olduğu belli olmayan ilişkiler.  Dili sade akıcı ama konusu ve içerik bakimindan beklentimi cok karşılamadı. 2. Ve 3. Kitabi da okuyacağım. Bakalım belki 2 kitap daha aksiyonlu ve ilgi çekici olur.
544 syf.
·Beğendi·9/10
İnsana yapılan zulüm karşısında tek başına sayısız insan kurtaran Schindler...
Savaş içinde gördüğü kamplarda ki insanlara sadece insan olduğu için yardım edip, onların kahramanı olan Schindler' in hikayesi insanlığa ders verir nitelikte...
Kamplarda kurşuna dizilecek olan yaşlıları, kadınları ve özellikle çocukları kurtarmak için verdiği mücadelenin anlatıldığı eşsiz bir eser...
544 syf.
·37 günde·Beğendi·9/10
Seneler önce okuduğum bir kitap. Tekrar kütüphaneme alıp,okudum. Seneler önce de bende derin izler bırakmıştı. Bu sefer o kadar etkilemedi. Herhalde zamanla Nazilerin Yahudi Soykırımı hakkında çok kitap okuduğum için....
Hangi ırktan olursa olsun, hiçbir insanın zarar görmesini istemem. İnsanlık adına okunması gereken bir kitap.
Gerçek hayattan alınan, gerçek olayların işlendiği bir kitap. Oskar Schindler hem Yahudilerin parasını ve malını kullanmış, hem de onları ölümden kurtarmak için elinden geleni yapmıştır.
Keyifli okumalar dilerim....
384 syf.
·Puan vermedi
-Kimi hamleler çok daha risklidir ♛ -


Vezir, piyona göre çok daha dolu dolu geçti, ki normaldir bu birinci kitap daha karakterleri, kurguyu, yazarin kurdugu ütopik dünyayı tanıma süreciydi.
Vezirde aksiyon tavandi özelikle sonlara doğru. Sırlar vardı çözülmesi gereken. Ve tabii ki en önemlisi isyann başladı.
Kitapta bazı sevmediğim kısımlarda vardı Kitty'nin ergenlikleri mi demeliyim ne demeliyim bilemedim ' Önce sen git, yok Önce sen git' demeler 'Sen bana güvenmezsen Ben de sana güvenmem' demeler, 'Ben sana yük oluyorum' diye triplenmeler.
Hayır yani Vezirsin sen kendine gel:)
Serinin son kitabı Şah 'a geçelim bakalım mat yapabilecekmiyiz.
544 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10
"BİR İNSANI KURTARAN BÜTÜN DÜNYAYI KURTARIR."

Biraz mürekkep, birkaç sayfa ve bir daktilo.Bakmayın sıradan olduklarına bunlar umut etmenin, bunlar yaşama isteğinin bir parçası.Her daktiloya dokunuşta oluşan isimler bir hayat kokuyor, çünkü bu Schindler'in Listesi.

Oscar Schindler,
Bazılarına göre kahraman, bazılarına göre beceriksiz bir iş adamı, bazılarına göre yakışıklı, karizmatik ve bazılarına göre de çok tutumsuz har vurup harman savuran biri. Ama bir gerçek var ki İyi bir insan.Evet iyi bir insan vicdanı kirletilememiş bir insan, başkalarının hayatlarına dokunabilmeyi başarabilmiş bir insan.
Bakmayın bir insan dediğime kurtardığı kaç bin insanın kalbinde, kaç bin insanın nefes alış-verişinde, kaç bin insanın hayatında yaşamayı sürdürüyor.
Öldü mü dersiniz? Hem zaten herkes ölmez mi? söylesenize kaç kişi sahiden yaşadı, yaşayabildi?
Kaç kişi binlerce insanın kalbinde yaşamını sürdürdü, sürdürmeyi başardı.
Evet Herkes ölür ama herkes yaşayamaz.

Ve insanlar var.Sırf bir dinin mensubu olduğu için öldürülen insanlar var, ne için öldürüldüklerini bilmeyen on binlerce insan var.Ne zaman ne şekilde öleceğini bilmeyen ama her an ölümü enselerinde hisseden insanlar var.Tek suçları "Yahudi olmak" olan insanlar var.
Ve bu insanların içinde gördükleri onca ölüme onca işkenceye rağmen yaşama sevinci var.Bu insanlar hayat kokuyor bu insanlar umut doğuruyor her ölüşlerinde.

Evet umutlular çünkü Führerci zihniyetleri yenmenin tek yolu budur.Çünkü umut bu gibi zihniyetlere,rejimlere ve sistemlere başkaldırmaktır.
Hani tüm Film siyah-beyaz olmasına rağmen Kırmızı paltolu bir kız çocuğu var ya işte o aslında onca ölüme rağmen yaşamanın rengiydi, simgesiydi.

Ama ne yazık ki Hitlerler ölmedi.Çünkü bazı kimselerin aklı, bazı kimselerin eli ayağı oldu.Bazı kimseler hitlerce bir vicdana sahip, bazıları hitlerce'den başka bir dil bilmiyor.Ölen yalnızca birkaç milyon sayıdan öteye geçemeyen insanlar oldu.Ölen yalnızca ve yalnızca İNSANLAR oldu.
Ha bu arada şu anki hitlerler insanları öldürmekle kalmıyor.İnsanların dilini, medeniyetini, tarihini de öldürüyorlar.İnsanları korkaklaştırıyorlar, insanları çaresizleştiriyorlar bu yüzden hepimiz bir Schindler olmalıyız, olmak zorundayız.Bu yüzden düşünmeliyiz bu yüzden cesur olmalıyız.Çünkü biz sadece kendi hayatımızdan sorumlu değiliz.Çünkü biz sadece yaşamak için değil yaşatmak için de yaşamalıyız.
İncelememe son verirken şu iki sözümü yazmak istiyorum.
Umut edin çünkü umut başkaldırmaktır.
Düşünün çünkü düşünmek en büyük devrimdir.

Teşekkürler :ddd
384 syf.
Türk gezginleri arasında samimiyetine en çok güvendiğim kişidir. İlk kitabının bölüm sonlarında barkod numaraları bulunuyordu. Telefondan okutunca anısına ait video, fotoğraflar çıkıyordu. İkinci kitabında görsellerle doyurmuş. Zannedersem internet kullanmayan okuyuculardan dolayı oldu. O gezdikçe bende geziyorum sanki. Sosyal hesaplarını takip eden arkadaşların beni anlayabileceğini düşünüyorum.
%37 (150/416)
·1/10
Serinin epeyce abartıldığını gördüğüm için Instagramda paylaştığım yorumu buraya da eklemek istedim.
***
Kitapla ilgili söylemek istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı bilmiyorum. Sarai, yarım bıraktığım birkaç kitaptan biri ve inanın ben kolay kolay bir kitabı yarım bırakmam.

Sarai 9 yıldır Javier isimli bir uyuşturucu tacirinin yanında yaşayan esas kızımızdır. Kendisi 50 m ileride olan şeyleri net görebilen, konuşmaları duyamasa bile vücut dili ile neler konuşulduğunu anlayabilen fantastik (?) bir karakterdir. Okurken Sarai'nin yeteneklerine inanamayacaksınız.

Yazar kendi yazdıklarını hiç okumamış olacak ki bir bölümde yazan ile diğeri alakasız çoğunlukla. Mesela Sarai başta hayatından nefret ediyor, çektiği zulümler yüzünden yıllardır kaçmayı planlıyor ve çok mutsuz. Oysa ilerleyen bölümlerde Javier'a hafiften sempati duyduğu, adamın gözdesi olduğu ve prensesler gibi yaşayıp bundan içten içe zevk aldığı da doğrudur.

Neyse, işte bu Sarai yıllardır gördüğü ilk Amerikalı evlerine geldiğinde kaçmaya karar verir. Adamın bir seri katil olduğunu bilmesine rağmen bakışlarından hemen ona yardım edeceğini anlamıştır. Bakışlarını ise mahsur kaldığı odadan, büyük bir mesafeden görmüştür ama yine de Sarai zihin okuma konusunda sıkıntı çekmemektedir. Aniden kaçmaya karar veren ve tesadüf ki yıllar önce plan yaptığını ve yıllar önce bir yere silah sakladığını iddia eden Sarai hazırlanıp en yakın dostuna gel birlikte kaçalım der. Kız kabul etmez o da kendi bilir diye düşünerek 9 yıldır mahsur kaldığı evden birkaç dakika içinde kimseye görünmeden çıkmayı başarır, katilin arabasına saklanır. Bundan sonra çelişkiler devam eder. Sarai'nin 10 bölüm kadar bahsini bile etmediği arkadaşı meğerse aklından hiç çıkmamıştır ve o kaçtı diye eziyete uğraması geri dönmeyi istemesine sebep olmaktadır. Katil ise kızımızı sebebini bilmediğimiz bir şekilde öldürmemiş ve yanında tutmaktadır.

Daha sonra ise Sarai'nin aslında bir nevi mecburi metres hayatı yaşadığı, Javier ile tatillere çıktığı, önemli insanları ziyaret ettiği de ortaya çıkar. Meksika'nın neresinde olduğunu bile bilmeyen kızımız defalarca uçakla yurt dışına çıkmıştır aslında ancak yetenekleri buralarda etkisiz kalmıştır. Ve yaptıkları tatillerde birçok Amerikalı ile tanışsa da hiçbirinin katil Victor gibi ona yardım etmeyeceğini bildiğinden onları saymamıştır.

Sarai'nin katil ve tacir için önemi uluslararası bir boyuta ulaşırken kızımız beni geri götür, arkadaşım benim yüzümden zulüm görecek, onu orada bırakamam diye zırlar. Katil de ona yardım etmeye karar verir ama kıza bunu söyleme gereği duymaz.

Katil, Javier ile bir bölge belirler ve takas için buluşurlar. Sarai'yi verecek ve arkadaşını alacaktır. Sarai durumdan rahatsız değildir, kaçtığı için pişmandır. Yıllardır planı en küçük detayına kadar düşünse de pişman olma ihtimali aklına gelmemiştir. Takas için buluştuklarında büyük bir çatışma olur ve ortalık karışır. Bu kısımdan sonrası tahammül sınırlarımı aştığı için ne yazık ki okuyamadım.

Kitaba niçin böyle bir yorum yaptım?

Çünkü ben hayatım boyunca böyle saçma bir şey okumadım. Eğer yazar kitabı kendi okumuş olsaydı düzeltirdi diye inanıyorum, tabii kör değil ise. Ve sadece bunlar değil yazım yanlışları da kitapta bolca mevcuttu. En azından son okuyan kişinin bunlara dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kitabı son okuyan ben olsaydım baştan yazılması için ciddi bir eleştiri yazardım. Demem o ki böyle övülen bir kitabın bu denli hayal kırıklığı yaşatması beni konuşmak zorunda bıraktı. Okurlar kitaba nasıl yaklaşıyor bilmem ama ufak tefek hataları görmezden gelsem de açıkça okurla dalga geçen bu kitabı tavsiye etmiyorum. Yazdığı ilk kitap olsa belki, ufacık bir tolerans olabilirdi ama o da yok.

Ayrıca kahraman anlatıcı kullanan ve bunu gerçekten beceremeyen kitaplara kızgınım. Yapamadığınız işe bulaşmayın. Kitap ilahi bakış açısı ile yazılsa hatalar bu kadar fazla olmayacaktı çünkü çoğu Sarai'nin inanılmaz yetenekleri yüzünden göze batıyor.

Ve son yıllarda moda haline gelen ama aslında yazarın başarısızlığı olarak gördüğüm duruma da birkaç lafım var. Kahraman anlatıcıda mesele, olayları bir kişinin gözünden anlatmak ama kurguyu tamamen verebilmektir. Başınız sıkıştıkça bir başka karakterin ağzından yazmak açıkça işi yapamadığınızın göstergesi benim için.

Son olarak kitapsever olduğunu iddia edip fanatik haline gelen kesimlere de bir şey söylemek istiyorum. Benim zihnim ve benim zevkim, istediğim kitabı sevme yahut sevmeme benim kararımdır. Demem o ki yorumum kimseye yönelik değildir, kişisel algılanmamasını rica ediyorum. Benim derdim tamamen kitapla ve şahsi görüşüm bu yönde. Sevenler vardır muhakkak seriyi, saygı duyuyorum ama ben sevmek zorunda değilim.
384 syf.
·2 günde·8/10
Distopyalarda az çok nelerin işleneceğini, düzenin nasıl olacağını tahmin eder sıklıkla bu türü okuyanlar. Ama Piyon da kurulan düzenin ötesinde bu düzenin başındaki kişilerin taht oyunlarını okuyoruz. Bu da kitabı benzer türlerinden farklı bir yere taşıyor bana göre. Her ne kadar bazı kısımlarında distopya klişeleri atlanmamış olsa da özgün bir kurgu ve akıcı bir okumaya sahip.

İnsanlar 17 yaşına girdikten hemen sonra yapılan bir sınavın sonucuyla rütbeleri enselerine kazınıp, rütbesine göre yaşamak zorunda kalması gereken bir yönetim şekline sahip olan Amerika'da geçer olay. 1 alanlar direkt öldürülüyor ve 6 alanlar ise hükümete hizmet veriyor. Ayrıca bir de hükümet ailesinin ensesine işlenen puan var o da 7. Ülkenin düşük rütbelileri "Başkayer" adlı bir yere sürgün edilirler ve orada yaşarlar. Rütbe sistemine karşı olan "Karaceketliler" adlı bir isyancı grubu vardır.

Ana karakterimiz Kitty Doe sınava girer ve beklediğinden daha düşük bir rütbe olan 3 alır. Yani vasat tabakadan. Sonra entrikalar devreye giriyor ve Kitty maskeleme işlemiyle başbakanın yiğenin yerine geçiyor – burası Kurtlar Vadisinde Polatı anımsattı bana-

Aşktan tutun, savaşa kadar her konuyu içinde barındıran kitabın her sayfası bir öncekinden daha olaylı ve daha akıcı geçiyor. Kitap bittikten sonra şunu fark ettim, hepimiz aslında bir Piyon değil miyiz? Bir üst sınıf için savaşmıyor muyuz?

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 10,8bin okur okudu.
  • 269 okur okuyor.
  • 4.394 okur okuyacak.
  • 154 okur yarım bıraktı.