Sezai Karakoç ağabeyimin Dirililiş erlerini, Diriliş Muştusuyla haberdar edip; onların zahirini ve bâtınını süslerken, onlara yaptığı umut aşısıdır bu kitap. Ve her kitabı gibi tekrar tekrar okunası, yaralara sürülesi, gönlü ışıtasıdır. Mevlam ağabeyime gani gani rahmet eyleye, âmin.
Okuduklarımın güzelliğini ve derinliğini hissettim ama anlamak , içselleştirmek noktasında yetersiz kaldığım bir eserdi. Şu bir gerçek ki Sezai Karakoç bir üstat hakkını vermek lazım ama onun felsefik derinlikli imgesel anlatımını anlamak için istişareye ihtiyaç var. “Ne dedi , neyi kastetti, neyi işaret etti, nasıl?” soruları kafamın içinde dönüp dururken bir okuyucu olarak Karakoç’u anlamak için daha kırk fırın ekmek yemem lazım geldiğini anladım.
Türk Edebiyatına önemli katkılar sağlayan Sezai Karakoç'un ruh ikliminden, vahiy kültürüne kadar ilmek ilmek cümleleriyle dokuduğu bu kitabı tasavvufi ve felsefik anlamda çok derin buldum. Kitap boyu marksizizm ve kapitalizm üzerine makul eleştirileri yapan Karakoç biraz yüzeysel yorumlarda bulunduğunu düşünüyorum.
Genel olarak sade bir anlatımla okuyucusunu hikmet perdelerini açmaya çalışan Karakoç'un bu kitabını da severek okudum. Okumak isteyenlerin de keyifle okuyacağını düşünüyorum.
Güzel bir kitaptı. Diriliş Muştusu o kadar başka ve farklı şekillerde anlatılmış ki her türkü anlaşılıyor , hafızalara yerleşiyor.Sezai Karakoçtan ilk kitabında ve ben beğendim.
Bu kitabı okudukça dirildim.Gelecekte olan geleceğe hazırlanan medeniyet yolcularından bahsetmektedir. İnsanı insan yapan,ahseni takvime ulaştıran bir müslüman modeli gözümüze çizmektedir.Perspektifimin biraz daha açıldığını hissettim.Ve daha da aralamaya karar verdim.
sezai karakoç üstâdın kalemiyle yüreklere dokunan bir eser. haydi kalk harekete geç diyen bir eser. bir roman gibi edebiyat içeriyor cümleler, ama aslında bir mesajı var üstadın satır aralarında.
Üstad bu kitabında dirilişin temel esasları üzerinde durmuştur. Diriliş nedir? Diriliş eri kimdir? Diriliş eri nasıl olmalıdır.... gibi soruları ve ilaç gibi cevaplarını samimi bir dille kaleme almıştır.
Dirilişi önce kendimizde başlatıp sonra dünyaya yaymak konusunda ilk olarak diriliş disiplinini hayatımızda bir an bile aksatmadan diri tutmamız gerekir. Diriliş zaman ve mekana bağli kalmadan değişmeyen tek hakikattır. Diriliş güneş gibidir. Hakikati aydınlatır.Hakikatimizde dirilişimizde İslamiyettedir.
Ne diyor Üstad: "Dirilişinizi diri tutun ki yüreğiniz dirilişle atsın."
Diriliş MuştusuSezai Karakoç
Müslüman dindar görünmek uğruna taassuba düşmemeli ve aydın görünmek uğruna da din'inden taviz vermemelidir. İşte Sezai Karakoç aydın görünmek uğruna din'inden taviz vermeyenlerden.
Çok yoğun olduğum bir dönemde okuduğum ve etkilendiğim kitaptır. Daha sakin kafa ile her cümlesi üzerine derin derin kafa yormak gerekir. Bazı paragraflar kendi başına bir kitaptır. İslamiyet üzerine bir dirilişten söz ediyor ama kitabın farklı bir etkisi var. Yanlış bir şey ifade etmek istemiyorum lakin kitabı okurken birinci sırada dini düşünmediğinizde, kitabın sözünü ettiği dirilişi meslek hayatınızda, öğrencilik hayatınızda, milliyetçilik ruhunuzda, çevrecilik ruhunuzda, spor hayatınızda vs, bir sürü konuda size feyz ve güç vereceği kesindir. Buradan da geleceğiniz nokta zaten İslamiyet'tir. Her şeyi kapsayan gerçek. İnce bir çizgi var. Tavsiye ederim.
Her kitapta olduğu gibi bu kitapta da dirilişin temel esasları üzerinde durmuş Üstad.
Her bir cümlede ayrı seslenmiş diriliş erlerine.. Her lafz-ı kelamında yüreklerde tutunmuş, yakmış oradaki diriliş sevdasını.
"Ruhun ayasofyaları, süleymaniyeleri yükselecektir yeniden ; Diriliş mehteri, dünyanın ufkunu, metafiziğin marşıyla çınlatacaktır."
Üstad'ın gerek cümle yapısı olsun gerekse cümlesindeki derin anlam, bizleri adeta ilk diriliş hareketine sürüklemekte, zaman ve mekana bağlı olarak olarak değişmeyen hakikatleri dile getirmektedir.
Dirilişinizi diri tutun diyor Üstad, yüreğin Dirilişle atsın..
Babası Yasin Bey orta halli bir tüccar olup I. Dünya Savaşı'nda Kafkasya Cephesi'nde çarpışırken Ruslara esir düşmüştür. Dedesi Hüseyin Bey de Plevne Savaşı'na katılmış, Gazi Osman Paşa'nın teşekkürünü kazanmıştır. Annesinin ismi ise Emine idi ve ev hanımıydı.
Ahmet Sezai Karakoç İlkokul eğitimini 1938-1944 yılları arasında Ergani'de tamamladı. 1944 yılında sınavlara girip Maraş Ortaokulu'nda parasız yatılı olarak okumaya hak kazandı. 1947-1950 yılları arasında lise eğitimini yine parasız yatılı olarak Gaziantep Lisesi'nde tamamladı. Lise eğitimi boyunca Felsefe dersine ilgi duydu ve Felsefe okumaya karar verdi. Üniversite eğitimi için İstanbul'a geldi. Babası onun ilahiyat fakültesinden mezun olmasını istiyordu. İmkanları dahilinde eğitimine devam edebileceği yatılı tek bölüm Siyasal Bilgiler Fakültesi idi. Üniversite sınavlarına hazırlanırken kazanamama ihtimalini de göz önüne alarak her ihtimale karşı Felsefe bölümüne kayıt yaptırdı.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanarak başladığı yüksek öğrenimini 1955'te fakültenin Maliye Bölümünden mezuniyetle tamamladı. Altan Öymen'le aynı dönemdendi. Mecburi hizmet sebebiyle Maliye Bakanlığında Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi bölümüne atandı.
Daha sonra Maliye Müfettişliği sınavına girdi ve sınavı kazandı. 11 Ocak 1956'da müfettiş yardımcılığı görevine başladı. 1959 yılında İstanbul'da gelirler kontrolörü oldu. Bir ara Ankara'ya çağrılıp Yeğenbey Vergi Dairesi'nde görevlendirildiyse de kısa bir müddet sonra yine İstanbul'daki görevine döndü. Görevi icabı Anadolu'yu çok gezdi ve birçok il ve ilçeyi inceleme, tanıma fırsatı buldu. 1960-1961 yıllarında yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra İstanbul'daki görevine kaldığı yerden devam etti. 1965'ten 1973'e kadar birçok kez istifa etti. 1973'ten sonra da hiçbir resmi görev almadı.
İstanbul'da Diriliş Yayınları ve "Diriliş" dergisini kurdu. 1990 yılında "güller açan gül ağacı" amblemiyle Diriliş Partisini kurdu. Yedi yıl partinin genel başkanlığını yürüttü. Ancak bu parti 19 Mart 1997'de üst üste iki genel seçime girmediği için kapatıldı.
2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü ile ödüllendirildi. Bakanlığa, ödülün para kısmının kültür sanat işlerine harcanmasını, diğer kısmınınsa posta ile bildirdiği adrese yollanmasını rica ettiği bir mektup yolladı.
2007 yılında Yüce Diriliş Partisini kurdu ve partinin genel başkanlık görevini yürütmüştür. 2007 yılının Nisan ayından ölümüne kadar her cumartesi akşamları, Yüce Diriliş Partisi İstanbul İl Başkanlığında değerlendirme konuşmaları yapmıştır. Bu konuşmalar partinin internet sitesinden canlı olarak yayınlanmıştır.
Karakoç, 2011 yılında Cumhurbaşkanlığı Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü fakat kendisine verilen plaket ve para ödülünü reddederek bu ödülü almaya gitmedi.
16 Kasım 2021'de yaşlılığa bağlı geçirdiği kalp krizi sebebiyle İstanbul'daki evinde öldü. 17 Kasım günü Şehzadebaşı Camisi'nde kılınan ikindi namazına müteakip aynı caminin haziresine defnedildi.
Eserleri
Şiir
- Şiirler I (Monna Rosa)
- Şiirler II (Şahdamar-Körfez-Sesler)
- Şiirler III (Hızırla Kırk Saat)
- Şiirler IV (Taha'nın Kitabı, Gül Muştusu)
- Şiirler V (Zamana Adanmış Sözler)
- Şiirler VI (Ayinler/Çeşmeler)
- Şiirler VII (Leylâ ile Mecnun)
- Şiirler VIII (Ateş Dansı)
- Şiirler IX (Alınyazısı Saati)
Gün Doğmadan (Toplu Şiirler)
Çeviri Şiir
- Batı Şiirlerinden
- İslâmın Şiir Anıtlarından
Deneme
- Edebiyat Yazıları I Medeniyetin Rüyası Rüyanın Medeniyeti Şiir
- Edebiyat Yazıları II Dişimizin Zarı...
- Edebiyat Yazıları III Eğik Ehramlar
Düşünce
- Ruhun Dirilişi
- Kıyamet Aşısı
- Çağ ve İlham I-II-III-IV
- İnsanlığın Dirilişi
- Diriliş Neslinin Âmentüsü
- Yitik Cennet
- Makamda
- İslâmın Dirilişi
- Gündönümü
- Diriliş Muştusu
- İslâm
- İslâm Toplumunun Ekonomik Strüktürü
- Düşünceler I-II
- Dirilişin Çevresinde
- Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi I-II-III
- Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı I-II
- Samanyolunda Ziyafet
- Unutuş ve Hatırlayış
- Varolma Savaşı
- Çağdaş Batı Düşüncesinden
- Çıkış Yolu I-II-III
İnceleme
- Yunus Emre
- Mehmet Âkif
- Mevlânâ
Tiyatro
- Piyesler I
- Armağan
Hikâye
- Hikâyeler-I Meydan Ortaya Çıktığında
- Hikâyeler-II Portreler
Günlük yazılar
- Farklar
- Sütun
- Sûr
- Gün Saati
- Gür
Röportaj
- Tarihin Yol Ağzında
- Unutuş ve Hatırlayış
- Çıkış Yolu I
- Çıkış Yolu II
- Çıkış Yolu III
Belgesel
- Gün Doğmadan