Bir aşkın, zamanın ve unutmanın arasında dans eden, kalbin en ince tellerinde titreşen bir hikâye. Yalnızca bir ilişkiyi değil, aşkın kendisini anlatır o anlamsız gibi görünen, ama her nefeste bir dünya yaratan, küçük, kırılgan, ama sonsuzluk kadar güçlü bir duyguyu.
Aşk, burada bir kavuşma değil, bir düşüş gibi. Bir ses, bir bakış, bir an, bir kırık kalem iziyle başlar. Ve sonra, her şey değişir. Zaman, bir kahve sohbeti gibi geçer, ama o an, sonsuzluk gibi durur. Delifisek, bu anın kırılganlığını, bu anın ardından gelen boşluğu, bu boşluğun içindeki acıyı, kırık bir aynada yansıyan bir yüz gibi anlatır.
İçindeki her satır, bir kalp atışı gibi. Her cümle, bir özlem, bir hatıra, bir "bir daha ağlamayacaktım…" gibi. Aşk, burada bir seçim değil, bir kendini kaybetme; bir kırık kalemle yazılan bir mektup gibi, kelimelerin arasında, bir sesin kaybolduğu yerde.
Bir aşkın, ne kadar güçlü olursa olsun, zamanın ve unutmanın önünde nasıl kırıldığını anlatır.
Ve en kırılgan anında bile, aşkın bir yıldız gibi ışık saçtığını gösterir.