Gaiman bu sayıda birbirinden bağımsız hikayeleri işlemiş. Bu durumda beni sıktı, hem bazı hikayeleri pek sevemedim hem de olayların birbirinden bağımsız olmasına adapte olamadım. Sandman genel olarak hoşuma giden bir çizgi roman serisi olsa da neden bilmiyorum tam anlamıyla sevemedim, serinin kalanına ileride devam ederim belki şimdilik bırakmaya karar verdim.
Düş ÜlkesiNeil Gaiman · Laika Yayıncılık · 2011789 okunma
4 kisa ve birbirinden baglantisiz hikayeden olusan bir kitap... Ve bence bu kitapla birlikte Sandman'i sadece ruya alemimizin efendisi rolunden siyirip hayal dunyamizin da hukumdari ediyoruz.
Bu baglamda, ilk hikaye ilham perisini esir eden bir yazarla ilgiliydi. Oldukca ilginc bir kurgusu vardi.
Ikinci hikaye benim favorim. Bilen bilir, Neil Gaiman hayvanlari cok seven ozellikle her kitabina kedilerle ilgili bir seyler sikistiran bir yazardir. Bu hikaye de kedilerin hayallari ile ilgili. Yavrusu, sahibi tarafindan evden uzaklastirilmis bir kedinin diyar diyar gezerek baskaldiri ruyasini diger tum kedilere duyurmacabasi uzerine... Dunyayi bambaska bir pencereden gorebilmek az bulunur bir yetenek, bu pencereyi ise baskalarina yansitabilmek cok daha ender... Neil Gaiman iste boyle biri...
Uc ve dort de iyiydi ama beni ikinci kadar etkilemedi. Ote yandan beni bu kitapta etkileyen bir diger nokta da, kitabin sonunda verdigi kucuk hediye. Bir cizgi romanin nasil yazildigini merak eden okuyuculari icin ilk hikayesinin yazim taslagini paylasmis.Taslak aslinda cizim sanatcilarina mektup gibi yazilmis ve uzerinde ara ara Neil Gaiman'in ara ara da editorun not karalamalari var. Bu notlardaki bazi espriler gercekten aralarinda ne kadar egleniklerini ve calismaktan ne kadar zevk aldiklarinin bir gostergesi. Ama bundan daha da onemli nokta su ki, Neil Gaiman sadece yazmamis. Sayfayi gozunde yaratmis resmen. Tarifleri o kadar detayli ki, okurken mest oldum. Sayfadaki karelerin cercevesi olsun mu olmasin mi, resmin biri kapiyi gorsun ama disarisi efekti versin, disarda agaclar soldan gorulsun vs detayinda...
Ne desem bilemedim... 10/10luk bir kitap...
'...sonra uyanıyorum, kendimle yüzleşiyorum.
Ve hala buradayım.
...bu gerçekten korkunç.'
Kısa kısa, bağlantısız hikayelerden oluşuyor. En sonuncusu favorim. Bu kadar fantastik olup da bu kadar karamsar olmayı herkes başaramaz. Çok, çok sevdim.
Düş ÜlkesiNeil Gaiman · Laika Yayıncılık · 2011789 okunma
İlk iki kitap muhteşemken bu kitapla beni sıkmayı başarabildi neil gaiman. Cidden sandman'a yakışmayacak bir kitap. Hiç keyif almadım. Seriye tabiki devam edicem ancak bu 3.kitap olmamış neil amca.
Düş ÜlkesiNeil Gaiman · Laika Yayıncılık · 2011789 okunma
“Adalet mi?” dedi. “Adalet bir kuruntudur. Ne bu kürede bulabilirsin onu, ne de başka birinde.” (sayfa 47)
Neil Gaiman’ın hayal gücünün zirvesi olarak görülen ve yazılmış en iyi çizgi romanlar arasında gösterilen Sandman serisinin 3. cildi “Düş Ülke”, ilk 2 ciltten daha farklı bir yerde konumlanıyor. İlk cilt Prelüdler ve Noktürnler’de (incelemesi için bakınız: #163151293) uzun zaman hapsedilen düşler diyarının lordu Sandman’in kurtuluşu ve normal hayatına dönme çabalarını okuyorduk. İkinci cilt Bebek Evi’nde ise (incelemesi için bakınız: #164151331) yan hikâyelerle birlikte anlatılan ve finalde bütünlüğe varan bir hikâye kurgusuyla karşılaşmıştık. Rose Walker’ın kardeşini bulma macerasına, seri katiller ve antik çağlardan kalan bir hikâye de eşlik etmişti.
Serinin üçüncü cildi "Sandman 3: Düş Ülke” ise bütünlüklü bir hikâyeden ziyade, kısa öykülerden oluşan bir Sandman çizgi romanı okumamızı sağlıyor. Kısa öykü ve novella konularında usta bir yazar olduğunu bildiğimiz Gaiman, bu yeteneğini Sandman’in dünyasında da gösteriyor ve anlattığı öykülerle âdeta bir gövde gösterisi yapıyor. Kültür sanat dünyasına yaptığı göndermeler ve sıra dışı öykülerle kendi hayal gücünü taçlandırıyor.
Bu sayıda bizlere 4 farklı kısa öykü eşlik ediyor. Kalliope adlı öykü, adından da anlaşıldığı üzere Yunan Mitolojisi’nde ve Homeros eserlerinde karşımıza çıkan 9 esin perisinden birine odaklanıyor. Bin Kedinin Bir Rüyası’nda kedilerin gözünden insanların dünyasını anlatıyor Neil Gaiman. Bir Yaz Gecesi Rüyası ise elbette İngiliz edebiyatının en büyük isimlerinden William Shakespeare’in aynı adlı oyununa yönelik bir öykü. Son öykü Faça’da ise toplum dışına itilmiş bir kadının kendini bulmasının hikâyesini ustalıkla anlatıyor.
Birkaç cümleyle öyküleri kısaca
Sandman serisinin 3.cildi Düş Ülke; birbirinden bağımsız 4 kısa öyküden oluşuyor. Ortak özellikleri; Sonsuzlar'dan Morpheus ve Ölüm'ün karakterlerin hayatına şekil vererek, hikayelerde rol oynamasıydı. Sonsuzlar'a daha geniş yer verilmesini ve ilk iki ciltte işlenen hikayeye devam edilmesini tercih ettiğim için favorilerim arasına girmedi. Kısa öyküler olmaları sebebiyle ilgi çekici konulara yüzeysel ve durgun bir işleyişle değinildiğini düşünüyorum. Ölüm ve Morpheus'un insanlarla teması dikkatimi çeken özelliklerinden.
Kalliope; başarılı bir kitap yazdıktan sonra, tıkanma yaşayan ve yeni bir eser üretmekte güçlük çeken yazar Richard Madoc'la başlıyor.Yazarın, 9 esin perisinden biri olan Kalliope'yi esir almasının yaşantısında neleri değiştirdiği işleniyor. Morpheus'un Kalliope ile bağlantısını ve hikayeye etkisini konu alıyor.
Bin Kedinin Bir Rüyası; kedilerin bakış açısı ile insanların egemen olduğu dünyayı değerlendirme şeklini anlatıyor. Düşlem'in merkezine ulaşan bir kedi, yaşadığı olayları anlamlandırmak için Düşler Kedisi'nin mağarasına doğru bir yolculuğa çıkıyor.
Bir Yaz Gecesi Rüyası; ikinci cilt Bebek Evi ile bağlantı kuruyor.Will Shakespeare, Morpheus ile yaptığı anlaşma sebebiyle bir oyun yazıyor.Oyuncular Morpheus'un davet ettiği özel ziyaretçiler için hazırlıkları tamamlıyor. Wilmington'da açılan portal Periler Diyarından gelen varlıkları gözler önüne seriyor ve oyun başlıyor.
Faça; katıldığı gizli bir görevde fiziksel görünümü ve vücut yapısı değişen bir kadının kendini soyutlamasını, toplumdan uzaklaşmasını konu alıyor. Yalnızlık ve değersizlik duyguları ile ölmek isterken, Ölüm ile karşılaşması işleniyor.
En beğendiğim öykü Kalliope oldu. Sandman serisine devam edeceğim.
3. Cilt bence ilk iki cilde göre biraz durgundu. Yani bu cildi diğerlerine göre biraz sakin buldum diyebilirim. İlham perisi Kalliope'nin hikâyesi güzeldi lakin yeterince uzun değildi. Ve periler diyarının kısa bir süreliğine dünayaya gelip tiyatro izlemeleri ise oldukça sıradışı bir kurguygu. Sonuç olarak biraz durgun bir cilt olsa da yine de sevdim. Sonuçta bir Sandman okumak güzeldi. Ve çok iyi hissettirdi.
Esenle kalınız ♡
Sandman serisinin bana göre Sandman haricindeki en “cool” karakteri “Ölüm”. Filmlerde de zaman zaman “Ölüm”ü temsil eden karakterler olmuştur ama hiçbiri Neil Gaiman’ın eserindeki gibi resmedilmemiştir. Ölüm’de ilk dikkatimi çeken ise kolyesi oldu. Zira bende de bir tane var. Mısır seyahatim esnasında almıştım. Anahtar olarak satılıyordu, ben onu kolyeye dönüştürdüm. Figüratif olarak bakarsanız T harfi üzerine ekli bir yuvarlaktan oluşan bu sembol Antik Mısır’da sonsuz yaşamı ve yeniden hayata dönmeyi temsil eder ve ANKH olarak adlandırılır. Bir diğer adı da YAŞAM ANAHTARIdır. T harfi bana göre hem Tülay hem Travel çağrışımı nedeniyle anlamlı. Ankh, haçı andırabilir ama Hıristiyanlıkla bir alakası yok. Zaten sonsuz yaşamın da ölümsüzlükle bir alakası yok. Bu daha çok yaşam bilgeliği manasında. Benim bu sembolü bu kadar sevmem de bununla ilgili. Mevlana’nın o muazzam sözünde olduğu gibi “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır ama sadece bazıları yaşamı tadacaktır.” Benimkisi naçizane, hayattayken yaşamayı bilmek. Bu kolye de onun sembolü. Dolayısıyla Ölüm’ün boynundaki bu kolye, taşıyanın adı Ölüm olsa da arkasında benim için çok daha fazlasını ifade ediyor.
Sandman serisindeki her kitap birbirinden bağımsız hikayelerden oluşuyor gibi gözükse de bazıları birbirleriyle ilintili ve bunu tüm seriyi bitirdiğinizde daha iyi anlıyorsunuz. Hatta en ilintisiz gibi gözüken de sizi düşünce ve ruh olarak bir yere taşıyor.
İlk kitaptan beri Tanrısal yetenekte gördüğüm ve “Bu nasıl bir zihin” diye iç geçirdiğim Gaiman, bu kitapta okuyucularına müthiş bir hediye verip o muazzam zihninin kapısını bize açıyor. Kitabın sonunda yer alan ve ilk hikayenin eskizlerinin bulunduğu sayfalar olağanüstü. Yaratıcılık nasıl vücut buluyor sorusunun resmi belgesi şeklindeki bu sayfaları kaçırmayın.
Serinin üçüncü cildi de az önce bitti. İçinde birbirinden bağımsız dört kısa çizgi roman bulunuyor ve her çizgi roman bambaşka zamanların bambaşka uyku öncesi masallarını anlatıyor.
Bu çizgi romanlardan "Bir Yaz Gecesi Rüyası" na hayran kaldım. Peri ülkesi halkının diyalogları ve Puck'ın bölümleri özellikle şahaneydi.
Bakalım bir sonraki Sandman'de Neil Gaiman bilinen hangi hikayeleri ve karakterleri rüya lordunun yorumu ile bizlere sunacak.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Bu ciltte ilk iki ciltten bağımsız olarak 3 tane hikaye vardı. Ben en çok kedilerle ilgili olanı sevdim ve birazcık üzüldüm. Hikayede insanlar tarafından beslenen siyam kedisinin yavruları olduktan sonra onları kaybetmesi anlatılıyor. Kedicik hayallerini düşleyerek yola düşüyor ve biriyle tanışıyor. Bu yolculuk sonrası kedilere nasıl düş kuracaklarını öğretiyor bir nevi vaaz veriyor onlara. Çok güzeldi.
En son hikayede ölümü görmek beni şaşırttı. Aslında onu beklemiyordum. Ve umarım diğer ciltlerde daha fazla okuruz onu. Karakterine ve bize sunulan çizimine aşığım.
Okuduğum ilk iki cilde göre biraz sönük kalsa da güzeldi. Devamını merakla okuyacağım.
Ayrıca Neil Gaiman'ın kitabın sonuna senaryo koyması çok iyiydi. Baya yaratıcı buldum ve araya alınan notlarda çok eğlenceliydi.
Sandman, Coralin, Stardust gibi modern fantastik kurgu edebiyatında iz bırakmış olan roman ve çizgiromanların yazarı. Fantastik kurgudan bilim kurguya, grafik romanlardan filmlere kadar geniş bir alanda ürün vermiş olan Gaiman; Hugo, Nebula, Bram Stoker gibi kurgu edebiyatının en prestijli ödüllerinin sahibidir.
Neil Gaiman, Polonyalı Musevi bir ailenin çocuğu olarak, 10 Kasım 1960 tarihinde, Portchester, Hampshire, İngiltere’de dünyaya geldi ve Fonthill, Ardingly ve Whiftgift’in de arasında bulunduğu bir dizi Church of England okulunda eğitim gördü.
Gençlik yıllarında, J.R.R. Tolkien, Edgar Allan Poe, Ursula Le Guin gibi fantastik kurgunun ve Roger Zelazny, Robert A. Heinlein gibi bilim kurgunun büyük ustalarının eserlerini takip etti. 80’li yılların başlarında gazeteci olarak çalışmaya başlayan Gaiman, bu sayede ileride kitaplarını basacaklarını umduğu basın dünyasının önemli isimleri ile tanıştı.
İlk yayınlanan kitabı, Duran Duran adlı müzik grubunun biyografisiydi. Bir yandan farklı İngiliz dergilerinde makaleleri yayınlanırken, bir yandan da British Fantasy Society’ye yazdıklarını gönderiyordu.
Kendisi gibi İngiliz olan grafik roman yazarı Alan Moore’dan etkilenek, grafik romanlar için senaryo yazmaya başladı. İlk olarak Moore’un yarım bırakmasının ardından Marvelman’i tamamlayan Gaiman, bu yapıttan sonra, Future Shock, Violent Cases, Black Orchield gibi erken dönem eserlerine imza attı.
1989 yılında, kendisine büyük ün ve servet kazandıracak olan Sandman’i çıkarttı. Dream karakterinin baş rolünde yer aldığı çizgiroman serisi, 1989-1996 yılları arasında 75 fasikül olarak piyasaya çıktı ve daha sonra yapılan eklemelerle birlikte 11 cilt olarak kitaplaştırıldı.
Sandman sonrasında farklı çizgiroman firmaları için Elric, Lady Justice, Shadow Death gibi eserleri kaleme alan Gaiman, 2009 yılında, Batman R.I.P. serisi için yazdığı “Whatever Happened to the Caped Crusader” adlı çizgiroman senaryosu ile grafik roman piyayasındaki uzun süreli sessizliğini bozdu.
Grafik romanların dışında uzun romanlar ve kısa hikayelerle düz yazı alanında önemli eserler veren yazar, Diskdünya’nın yazarı Terry Pratchett ile beraber yazdığı Good Omens ile dünya çapında üne kavuştu. 1990 yılında çıkan romanı, 1996 yılında Neverwhere, 1999 yılında, daha sonra sinemaya da uyarlanan Stardust ve 2001 yılında, en iyi eseri olarak bilinen Amerikan Tanrıları takip etti.
Amerikan Tanrıları’nın başarısı üzerine, romanda ek bir karakter olan Anansi’nin adı altında, yeni bir roman kaleme alan Gaiman, Anansi Boys adlı bu roman sayesinde New York Times Best Seller listesinde bir numaraya kadar yükseldi. Yazarın son romanı, 2008 yılında yazdığı ve çocuklara yönelik olan The Graveyard Book (Mezarlık Kitabı) oldu. Gaiman’ın Anansi Boys dışındaki kitapları Türkçe’ye çevrildi.
Amerikan Tanrıları adlı kitabının yazımı sırasında kendisine bir web blog’u açan Gaiman, eserlerinin yapım aşamasını ve hayatından kesintileri yansıttığı ve journal.neilgaiman.com adresinde bulunan blogunu açıldığı tarihten beri aktif tutmakta ve yazılarını haftalık olarak sürdürmekte.
Minneapolis, Minesota, A.B.D’de, Addams Family House adını verdiği bir evde yaşayan yazar, eski karısı Mary McGrath’la olan evliliğinden Michael, Holly ve Madeleine adlı üç çocuğa sahip ve 2009 başından bu yana, şarkı sözü yazarı Amanda Palmer ile uzun dönemli bir ilişkisi var.