Bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. İkinci bir şans. Çoğumuzun duyduğu ve bir kısmımızın da söylediği bir söz. Peki, bu sözü söylediklerimiz gerçekten de hak ediyor mu? İşte bu sefer bu anladığımız anlamın dışında da olsa biraz da içinden Isabel çıkacak karşımıza.
Isabel çok daha farklı bir karakterdir. Farklı bir görevi de vardır. Ölecek, bir anlaşmayla adeta yeniden doğacak ve efsanevi bir şövalyeyi baştan çıkarmaya çalışacaktır.
Seri hakkında konuşacak olursak Çukur dizisine benzetiyorum. Güçlü bir yön. Harika bir başlangıç aslında. Gittikçe de iyi giden bir seri. Ancak bir yerden sonra duraklama ve gerileme dönemi. Her şey bu döngüye giriyor tabi. Bir yerden sonra durağanlaşıyor seri ve kendini tekrar etmeye başladıkça da değişen sadece karakterler oluyor.
Hepimize bol keyifli okumalar ve iyi akşamlar dilerim..
Ve bir serinin de sonuna geldim.))
Eğlenceli bir AŞK (ruh ikizi) romanı serisiydi diyebilirim.. Tabi bir AMA var illaki)) Efsane Tanrıçası ve Gül Tanrıçası'nı çok beğendim diyemem, biraz sıkıcı olmuş.. Ve tahminimden uzun sürdü bitmesi... Kitabı ne zaman elime alsam uykum geldi))
Ama en çok SEVdiğim ise serinin 2. kitabı BAHAR TANRIÇASI oldu... Kitap çok akıcı, çook güzel... Bitirmek istemediğim türden... Hades tam aşık olunacak bir karakter... Lina'nın yerinde olmak istersiniz belki..))
Ben çoook beğendim, eminim siz de beğenirsiniz...)
Hayattan bıkmış bir fotoğrafçı olan Isabel trafik kazası geçirir.
Ölüm ve yaşam arasında gidip gelirken bir su tanrıçası tarafından kurtarılır fakat tanrıçanın bir şartı vardır: Isabel’in zamanda geriye gidip efsanevi Şövalye Lancelot’u baştan çıkararak onu Kraliçe Guinevere’den uzaklaştırması gerekmektedir.
Isabel bunun çok da kötü bir şey olmayacağını düşünür, ne de olsa yakışıklı bir şövalye her kadının hayalidir. Fakat sonunda baştan çıkarılan kişi kendisi olur, hem de Kral Arthur tarafından! Kral, bu gizemli kadın kendisiyle ittifak yapmaya geldiğinde yaşayabilecekleri herhangi bir yakınlaşmanın çok sevdiği krallığını tehlikeye atacağının bilincindedir.
Peki bu, onu Isabel’le yakınlaşmaktan alıkoyacak mıdır?
Güzel ayrıntılardan birisi yazarın okuyucularına teşekkür yazısı yazması. Kitabın mitolojiyle pek bir ilgisi yoktu bu kitabın eksilerinden biri. Benim bu seriyi sevme nedenlerimden birisi Olimpos tanrı ve tanrıçalarıyla iç içe olmasıydı ama burada söz konusu olan kişi küçük bir nehir tanrıçasıydı.
Isabel'in asıl görevi Lancelot ve Arthur'un karısı Gwen arasındaki aşkı engellemek için Lancelot'u kendisine âşık etmekti, ama işler umduğu gibi gitmedi ve Isabel ve Arthur birbirlerine âşık oldu. Zaten 20li yaşlardaki bir şövalyenin 40lı yaşlarda bir kadına âşık olmasını beklemek... Tamam aşkın yaşı yok derler ama bazen gerçekten aşkın yaşı var.
Açıkçası Arthur'un karısının ihanetine hiç kızmaması, öylece kabullenmesi... Ne bileyim yani... Ben olsam eşimin ihanetini öylece kabul etmem.
Ayrıca kitabın sonu oldukça tuhaftı...
Fantastik bir kitap bile olsa mantıksız bir son bence...
Olaylar çok hızlı gerçekleşti. Birden bir olay oluyor ve hemen herkes fikrini değiştiriyor. Kurgu oldukça basit. Açıkçası yazar biraz çalakalem yazmış gibi geldi.
Okumak istiyorsanız okuyun
Serinin en beğendiğim kitabı değildi ama seriyi okumaya karar vermeme neden olan fantastik, mizah ve mitoloji içeriyordu.. Kitabı okuyanların görüşlerini merak ediyorum. Isabel geri döndüğünde Kral Arthur’a ne oldu? Isabel’i hiç tanımamış mı oldu? Kitap bittiğinde aklıma gelen ilk soru bu oldu.
birkitapkahvehuzur
#okudumbitti
P. C. Cast
Efsane Tanrıçası
Herkese merhaba kitap dostları sizlere içinde bolca romantizm ve aşk barındıran okumayı çok sevdiğim Tanrıça serisinin son kitabı ile geldim bugün
Bu sefer kendimizi eski Britanya'da Kral Arthur dönemi ve Camelot'ta buluyoruz Göllerin leydisi aşık olduğu büyücü Merlin'i ebedi uykusundan kurtarmak için bir plan yapmak zorunda çünkü geleceği gören Merlin Arthur'un hataları yüzünden Camelot'un felakete uğrayacağını görmüştür kendisini kristal mağarada sonsuz uykuya bırakır bu yüzden ama göllerin leydisi modern dünya'dan bir kadın getirir Isabel Isabel'in görevi Şövalye Lancelot'u baştan çıkarmalı ki o kraliçe Gwen'den ayrılmalı ve Kral Arthur'un kalbi kırılmamalı
Baştan sona yine kahkahalar atarak okuduğum harika bir kitaptı seriyi bitirmek üzücü umarım yazar yeni kitaplar çıkarır tavsiyemdir kitapla kalın hoşçakalın dostlar bu güzel kitabı @okuyanlartayfasi ile #buayromantikkitaplar okuyoruz etkinliğim için okudum
Serinin en sevdiğim kitabı olamadı maalesef. Taht hala Işık Tanrıçası kitabına ait.
Seri mitolojik hikayeleri modern dünyayla bağlantı kurarak inşa edilmiş. Biraz mitolojik, biraz da romantizm. Daha ne isterim?
Serideki diğer örneklerine nazaran konu açısından biraz farklı olsa da yinede epey eğlenceli bir tecrübeydi kendi adıma. Yormadan yıpratmadan hoşça vakit geçirmek için ideal romantik ve fantastiğin iç içe olduğu serüven dizisinin bilmem kaçıncısı idi inanın hatırlamıyorum özetle okudum beğendim.
Serinin en az sevdiğim kitabiydi. Bunun bir kac nedeni var. Öncelikle Kral Arthur'un hikayesi ile ilgili zaten bazı şeyler bilmemdi. Özellikle oğluyla ilişkisini hep şüpheyle okudum. (Orjinal hikaye yüzünden) Ayrıca kitap yorumlarını okurken sona dair büyük bir spoiler vardı. Bu da kitabi okurken beni tereddüte düşürdü.
Kitabın islenisi ile ilgili düşüncelerim gelirsem. (Bundan sonrası spoiler içeriyor.) Bence yazar ilk kez sonunu koyu baglamis. 6. Kitapta olduğu gibi Isabelin'de geçmişte kalmasını tercih ederdim. Başka bir okuyucuda olduğu gibi benim de aklımda sonrasında Arthur'a ne oldu sorusu var. Merlin geri döndü ama sonunda onu göremedik bile. Kolyeyi kullanmak için daha önemli anlar olabilirdi. Isabel hiç değilse Camelota veda edebilirdi.Ya da Gwen'in ruh halindeki ani değişimler bu kadar hızlı geçmek veya temelsiz bir yere bağlanmak yerine daha günsel kurgulanabilirdi. Daha bir çok nokta var keşke başka türlü olsa dediğim.
Arama yine de serinin tamamını çok sevdiğimi belirtmeliyim.
Diğerleri kadar olmasa da fena değildi. İsabel bence kitapta harika bir detaydı. Arthur da benim gibi düşünyr olablr. Serinn çıkan kitapları bitti. Devamı gelick mi bilmiyorum ama güzel bi seri okudum.
Kızı Kristin Cast ile en çok satanlardan Gece Evi Serisi yazarı ve New York Timesın yardımcı yazarlarından biri olmakla beraber P.C Cast paranormal romen ve fantastik yazar dalında da ödül almış biridir.Sürekli istekli ve ilginç öğrencileri tarafından ilhamla kuşatılan bir halk okulunda birinci sınıf üniversitede öğrencilerine eğitim vermektedir.P.Cyi ilham ile kuşatan başka bir kol ise vampir tamamlama okulu gibi fikirleriyle onun mükkemmel ajansı Meredith Bernstein olmuştur.İnsan psikolojisine güçlü bir kurgu daha eklemek gerekirse,onun biyolojik babasına da Gece Evindeki vampirlerin düntasını doğurduğu için teşekkürler etmek gerekir.P.C Scottie köpekleri ve berbat kedisi Patcht Poo the pud ile birlikte tulsada yaşamaktadır.