Erkek Olmanın Tehlikeleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
579
Gösterim
Adı:
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Baskı tarihi:
Mayıs 1991
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Edesos Yayınevi
Baskılar:
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek dediğin güçlü kuvvetli olur.

- Saldırgansın. Yıkıcısın. Her şeyi kaba kuvvetle çözmeye çalışıyorsun. Erkek dediğin atılgan olur. Cesur olur. Kadınını korur.

- Egemen olmak istiyorsun. Yönetmek istiyorsun. Buyurgansın. Kabadayısın. Maçosun. Sahiplenmecisin.

Elalemden sana ne? Onlar seni düşünüyor mu? Dünyayı sen mi kurtaracaksın. Sen kendini düşün. Kendini kurtarmaya bak.

- Bencilsin. Hep kendini düşünüyorsun. Düşüncesizsin. Duygusuzsun. Erkek dediğin kontrollü olur. Ağır olur. Ciddi olur.

- Yakınlıktan korkuyorsun. Duygularını ifade etmekten korkuyorsun. Kendini bırakmaktan korkuyorsun. Sevmekten korkuyorsun. Neden konuşmuyorsun? Ben hep kendimden söz ederken sen hiç bir şey paylaşmıyorsun. Neden bu kadar uzak ve soğuksun?

- Siz erkekler hep aynısınız. Hepinizin aklı fikri...

Erkek dediğin çalışkan olur. Ekmeğini taştan çıkarır...

- Neden bu kadar çok çalışıyorsun. Benimle, çocuklarla daha fazla ilgilenemez misin? Sen sağda solda eğlenirken ben bu eve kölelik ediyorum. Dizlerini kırıp iki dakika evde oturamaz mısın? Evde oturup pineklemek zorunda mısın? Hep televizyonun başına çakılıp maç izlemek zorunda mısın?

Ve bir erkeğin karşı karşıya kaldığı yüzlerce çelişik beklenti. Bu beklentileri yerine getirmek için umutsuzca çırpınan “ayrıcalıklı” erkeğin içler acısı durumu, Dr. Herb Goldberg’in bu çalışmasında “erkeğin” bakış açısından ele alınıyor.
238 syf.
·Puan vermedi
İkili ilişkilerde duygusal manipülasyon kitabı ile beraber duygusal ilişkilerde ve toplumda erkekleri bekleyen tehlikeler ve manüplatif yaklaşımlara karşı farkındalık yaratan bir kitap.
"Ruh hastalığı, intihar ve ölüm konulu son araştırmalar, erkeğin kadına yönelik derin bağımlılığı ve onsuz maruz kaldığı duyarlılık teorisini desteklemektedir. Boşanmış ve dullara ilişkin çok sayıda araştırmayı analiz eden araştırmacılar şu sonuca varmıştır: Bekar erkekle bekar kadını, boşanmış erkekle boşanmış kadını ve dul erkekle dul kadını karşılaştırdığımız zaman, her bir durumda, akıl hastanelerine kaldırılmaya daha yatkın olan tarafın erkek olduğu görülür."
Ebevyenlerine sarılan erkek çocuk utandıncıdır. Annesinin eteğine yapışmayı bırakması için çocuk yaşta ve sayısız yollardan özendirilir. Buna karşılık mahçup bir tavırla saklanan ve annesine veya babasına sarılan kız çocuğu, zarif veya hayranlık uyandırıcı olarak görülür. Erkeklerde bağımlılık, normali bile çoğu kez bastırılacak
şekilde zayıflıkla eşleştirilir. Bir baba için, beş-altı yaşındaki oğlunun "küçük bir erkek" gibi davrandığını görmekten daha gururlandırıcı pek bir şey bulunmaz.
Uzun süre acı çeken kadın, artık geçmişte kaldı. İstatistikler, evliliğin belli evrelerinde boşanma için dava açan tarafın büyük çoğunlukla kadın olduğunu göstermektedir.
"Sapına kadar" erkeklerin çoğu, kadın elbisesi giydirildiği zaman soğuk terler dökecektir. Kızların, Marty, Ronnie veya Lenny gibi erkekçe gözüken isimler kullanma konusunda rahat gözükmesine karşın, Sally, Sue veya Wendy gibi bir kız adıyla hiçbir erkek rahat edemez, hatta yaşayamaz. Kız kardeşi babasının davranışlarına rahatlıkla özenebilir, ama onun annesine özenip onu taklit etmesi tabudur.

Kadının özgürleşmesi, onu, bir zamanlar geleneksel olarak erkeksi davranış ya da tarz olarak değerlendirilen her türlü işe ve uğraşa yönelmekte neredeyse tamamen serbest bırakmıştır. Buna karşılık içindeki kadınsı bileşeni dile getirmekten korkan erkek, hâlâ katı erkek rolündedir. Rol katılığı erkeğin yaşamını tehlikeli bir temele oturtur. Kadınların giderek artan ölçülerde geleneksel erkek işlerine yöneldiği değişen dünyada bu rol ona çok az seçenek bırakmaktadır.
Bir erkek için bir fahişeyi ziyaret etmekten daha küçük düşürücü, kendini yokedici ve daha az doyurucu bir deneyim yok gibidir; bu, erkeğin aşağılık bir hayvan olarak kendine ilişkin nefret dolu imajını hepten pekiştiren bir deneyimdir.
Erkeklere neden evlendiklerini ve evliliği sürdürdüklerini sorduğum zaman, sık sık duyulan bir cevap, "Beni iyi etkiledi. Istikrarlaşmamı sağlıyor. Uslanmama yardım etti," türünden şeyler olmaktadır. Tekrarlanan bu tema, erkeğin kendi yaşamını düzenleme becerisine olan güvensizliğini ve sonuçta kadının bunu onun için yapabileceğine ilişkin büyülü güçlerine inancını yansıtmaktadır. Özünde bu erkeklerin tamamı, iyi çocuklar gibi davrandıklarından emin olma sorumluluğunu verdikleri anne figürleriyle evlenmektedir.

Boşandıktan sonra bile birçok erkek bağsız geçecek birkaç yılın özgürlüğüne dayanamayacak gibi gözükmektedir. Bunun yerine, telaş içinde yeniden evlenirler ya da bir başka bağlayıcı ilişki kurarak olgun olduklannı kanıtlamaya çalışırlar.
Bir emlakçının söylediği gibi; "Hiç bir zaman kocaya satış yapmam. Hep kadına yaparım. Erkeğin evden hoşlanması bir anlam taşımaz. Ama kadının hoşuna giderse, satış tamam demektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Baskı tarihi:
Mayıs 1991
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Edesos Yayınevi
Baskılar:
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek Olmanın Tehlikeleri
Erkek dediğin güçlü kuvvetli olur.

- Saldırgansın. Yıkıcısın. Her şeyi kaba kuvvetle çözmeye çalışıyorsun. Erkek dediğin atılgan olur. Cesur olur. Kadınını korur.

- Egemen olmak istiyorsun. Yönetmek istiyorsun. Buyurgansın. Kabadayısın. Maçosun. Sahiplenmecisin.

Elalemden sana ne? Onlar seni düşünüyor mu? Dünyayı sen mi kurtaracaksın. Sen kendini düşün. Kendini kurtarmaya bak.

- Bencilsin. Hep kendini düşünüyorsun. Düşüncesizsin. Duygusuzsun. Erkek dediğin kontrollü olur. Ağır olur. Ciddi olur.

- Yakınlıktan korkuyorsun. Duygularını ifade etmekten korkuyorsun. Kendini bırakmaktan korkuyorsun. Sevmekten korkuyorsun. Neden konuşmuyorsun? Ben hep kendimden söz ederken sen hiç bir şey paylaşmıyorsun. Neden bu kadar uzak ve soğuksun?

- Siz erkekler hep aynısınız. Hepinizin aklı fikri...

Erkek dediğin çalışkan olur. Ekmeğini taştan çıkarır...

- Neden bu kadar çok çalışıyorsun. Benimle, çocuklarla daha fazla ilgilenemez misin? Sen sağda solda eğlenirken ben bu eve kölelik ediyorum. Dizlerini kırıp iki dakika evde oturamaz mısın? Evde oturup pineklemek zorunda mısın? Hep televizyonun başına çakılıp maç izlemek zorunda mısın?

Ve bir erkeğin karşı karşıya kaldığı yüzlerce çelişik beklenti. Bu beklentileri yerine getirmek için umutsuzca çırpınan “ayrıcalıklı” erkeğin içler acısı durumu, Dr. Herb Goldberg’in bu çalışmasında “erkeğin” bakış açısından ele alınıyor.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 11 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0