Evlilik Oyunları (Oyna ve Kaybet)

·
Okunma
·
Beğeni
·
508
Gösterim
Adı:
Evlilik Oyunları
Alt başlık:
Oyna ve Kaybet
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059641241
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Marriage Games (The Games Duet #1)
Çeviri:
Görkem Mercan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aspendos Yayınları
Baskılar:
Evlilik Oyunları
Marriage Games
OTUZ GÜN
Adam Steinbeck’in karısından istediği tek şey bu.
Şehir dışındaki bir kulübede, onun talep ettiği her şeyi yapması.
Bunun ardından, boşanma belgelerini imzalayacak ve şirketlerinin tek sahibi karısı olacak.

OTUZ GÜN
Adam’ın bir zamanlar olduğu adamı yeniden keşfetmek için bu kadar süresi var. Beş yıl önce ona âşık olduğunda bir kenara sakladığı dominant adamı…

OTUZ GÜN
Kadın birlikte inşa ettikleri şirketi, bir aylığına kulübeye gidecek kadar çok istiyor. Dünyayla bağlarını kesip adam’ın isteğini yerine getirecek kadar… Vücudu adam’a itaat edebilir ama kalbi asla etmeyecek.
Bunun, Adam’ın evliliklerini tamir etmek için yeltendiği acınası bir şey olduğunu düşünüyor.
Yanılıyor.
Fifty Shades.
Benim için yeri çok ayrıdır. Üstüne başka seri tanımam derdim bir zamanlar. Ama o günler bu kitapla tanışınca bitti. Fifty Shades popüler oldu, her Allahın kulu hakkında bir fikir yürüttü. Saçma sapan kurgular ortaya çıktı. Her +18 sahne içeren kitap onunla bir tutuldu. Yani demek istediğim, Fifty Shades benim için tarih oldu. Sebebi C.D Reiss.

Elimde olsa gidip Reiss’i tebrik ederim. Böyle muhteşem bir kurgu yarattığı için ve Christian Grey adını kitabında kullandığı için. Konuşma arasında, artık aşık olduğum karakterler arasında ilk sıralara yerleşen inanılmaz karışık Adam kullanıyor hatta. Gerçekten kitaba çok soğuk bakıyordum, kesin yine boş çıkacak diyordum. Giriş kısımları kafa karıştırıcıydı ama yine de okudum. İ-Na-Nıl-Maz-Dı!

Saçmalık derecesinde Fifty Shades’e benzeyen, ya da hiçbir bağı olmayan insanların bu itaatkar-dominant ilişkisi sırasında bir yerde aşk bağıyla bağlanması gibi konular dolup taşmış durumda. Artık klişe grubunda yer alıyor benim gözümde.

Marriage Games, adından da anlaşılacağı gibi evli bir çifti anlatıyor. Ama bu çift nasıl bir çift. Of. Diyorum. İkisini de anlamak mümkün değil. Kitabın yarısını Adam, diğer yarısını Diana anlatıyor. Kendi ağızlarından düşüncelerini okuduğun halde hiçbir şey anlamıyorsun. Çok karmaşıklar. Çok iyiler. Karmaşaya bayılırım. Kitaplarda yanılmayı severim. Ve bu kitap tam bir karmaşa, bir geçmiş zaman bir de şimdiki zaman olarak ilerliyor bölümler.

Diana ve Adam’ın karşılaşmaları, ilişkilerinin başlaması, evlenmeleri, hepsi aslında biraz üstü kapalı anlatılmıştı. Karşılaşmaları üstü kapalı değildi gerçi. Diana’in aile şirketi çökmek üzere ve kurtarmak için Adam’la anlaşmaya çalışıyorlar babasıyla birlikte. Adam, Diana’i orada görüyor. Evleniyorlar falan. Evleniyorlar, evliler ya böyle müthiş bir şey yok. Hatta bir bebekleri olacaktı ama aldırdılar.

Kitap, Diana’in Adam’dan ayrılma notuyla başlıyor. Zaten hikaye buradan sonra ivme kazanıyor. Kurguya aşık olduğumu söylemiş miydim? Kurguya da karakterlere de aşık oldum.

Diana’in Adam’dan ayrılmasını Adam kaldıramıyor. Adam, Diana’i seviyor. Bunu özgürce söyleyebiliyor çünkü o Aadam.!!.1 Kalbim kaldırmıyor, Adam’ı nasıl anlatabilirim?!

Adam > C.G

Yani Adam dominant ama Diana bunu asla bilmiyor. ASLA. Adam resmen bütün evli olduğu o dönem boyunca kendini kapatmış. Diana’e bunu yapmak istemiyor. Onu seviyor. –böyle bir sevgi yok, sevme böyle Adam.

Diana desen kendini tanımıyor, ne istediğini hiç öğrenememiş. Adam’ın aklının başka bir yerde olduğunu düşünüyor. Ki haklı. İtaatkar olmanın aşağılayıcı olduğunu ve bir kadının neden böyle bir şey isteyebileceğini anlayamıyor. Bu konulara tamamen karşı. Adam’da, Diana hiç böyle şeyler istemez diye kendini kapatmış işte. Bedeni burada ama ruhu Diana’den önceki hayatında. İşte böyle olduğu halde Diana’i seviyor.

Diana boşanmak istiyor. Arabayı, evi, şirketi her şeyi istiyor. Çok farklı bir karakterdi açıkçası. Bayağı şaşırttı beni. Aslında ikisi de şaşırttı.

Adam kendisini hafif bir şekilde açık etti ama Diana fikrini değiştirmiyor. En sonunda Otuz gün istiyor. Otuz gün boyunca itaatkar-dominant şeklinde geçecek ve sonunda ev, şirket her şey Diana’e kalacak. Ve sorunsuz bir şekilde boşanacaklar.

Ya o otuz günün on-on beş günü nasıl geçmedi. Geçmek bilmedi. Delirtti. Adam, bir var bir yok. Gerilimi vücudunun her yerinde hissedebiliyorsun. Krize gireceğini düşünüyorsun ama Adam çekip gidiyor.

Bir de Serena var, Adam’ın eski itaatkarı. Tam bir deli. Manyak. Psikopat. Anlatsam da anlamazsın. Okuman lazım onu anlaman için. Ceza almak için yapmayacağı şey yok. Kim verirse versin ama Serena yeter ki acı çeksin. Gerçekten Serena kaldırabileceğim son noktaydı. Şok içinde okudum onun sahnelerini.

Diana yavaş yavaş kabullenmeye başlıyor tabii, kendini bulmasına az kalmış. Böyle tam kabulleniyor. Tam her şeyi kabullenip sevmediğini söylediği Adam’ı sevdiğini fark ediyor. BAM!

Öyle bir şey oluyor ki düşündükçe çığlık atasım geliyor çünkü HEP istediğim son ellerimin arasında duruyor. Okuyorum ve ağlayasım geliyor. O son, hep hayalini kurduğum son. Adam’ın söyledikleri kalbime batıyor. İşte istediğim bu diyorum. İşte istediğim son, istediğim ve aradığım kurgu buymuş diyorum. Diana şok oluyor ama o mu daha fazla şaşkın ben mi bilemiyorum. Diana’e söyledikleri… Of. Of. Of.!!!!

Fifty Shades’i bir kenara at. Mutlu sonları sevmem. Popüler şeylerden hiç haz etmem. Ergen erkekleri görmek bile istemem. Marriage Games ve C.D. Reiss bir harika. Kadının her kitabını okuyabilirim çünkü karakterlerinin düşünce şekli aslında onun da düşünce şeklini yansıtıyor. Ve ben bu karakterlere bayıldım. Bu kaleme bayıldım.

Dark seviyorum, sende seviyorsan okumalısın. Dediğim gibi, Adam>C.G
Christian sizin olsun ben Adam’ı istiyorum. Biraz da Q’yu, bir miktar da İgnazio’yu, bir tutam da Jethro olsun. Hepsini karıştırabiliyor muyuz? Evet. Lütfen.
kitabı sadece BDSM olduğu için okudum bazı yerleri aşırı sıkıcı olduğu için pek okuma isteği kalmadı ama sonlara doğru aşırı iyiydi.
Adam, çok farklı cinsel istekleri olan itaatkar kadınlarla birlikte olmaktan hoşlanan bir adammış. Ve böyle bir kulübün üyesiymiş. Ta ki Diana ile tanışana kadar. adam Onu gördüğü anda aşık olur ve onunla evlenmek ister ve geçmişini siler Diana ile normal bir ilişkiye başlar. İş yerinde de ortaklardır. ½51 hisse Adam'a aittir. 5 yıl sonra Diana bir not bırakıp Adam'dan boşanmak istediğini yazar. Adam çöker mahvolur. Onu o kadar çok seviyordur ki geçmişte olduğu hayatı unutup istediği cinsellikten uzakta 5 yıl geçirmiştir. Ve şimdi Diana artık Onu sevmediğini söylemiştir. Bir çare bulmaya çalışır ve Diana'ya Onun itaatkar olacağı 30 gün teklif eder. Karşılığında şirketin tamamını Ona devredecektir. Diana kabul eder. Sonuçlar Adam'ın istediği gibi olmaz. Çünkü Diana bunu sever ve Onu eskisinden bile daha çok sevdiğini söyler ama Adam Onu terk eder. Kitap burada bitiyor. 30 gün dolmadan daha 15. günde terk edilen Diana ve reddedildiği için perişan olur. devamını okumak için sabırsızlanıyorum.
Okudum ama çok sıkıcı bir kitab konu bile yok hep aynı şeyler ve devamlı tekrarlanan cinsel konular saçma sapkinliklar bu kitapta toplanmış ben begenmedim
"If you kissed her, would you tell me?"
"No."
"No?"
"No. I'd leave you. I wouldn't touch you again."
Love wasn't everywhere and nowhere. It just shifted around. Explanded, contracted, and move like a nomad.
"The journey of a thousand miles starts with a single step."
"After the first step, you still have to walk the thousand miles."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Evlilik Oyunları
Alt başlık:
Oyna ve Kaybet
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059641241
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Marriage Games (The Games Duet #1)
Çeviri:
Görkem Mercan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aspendos Yayınları
Baskılar:
Evlilik Oyunları
Marriage Games
OTUZ GÜN
Adam Steinbeck’in karısından istediği tek şey bu.
Şehir dışındaki bir kulübede, onun talep ettiği her şeyi yapması.
Bunun ardından, boşanma belgelerini imzalayacak ve şirketlerinin tek sahibi karısı olacak.

OTUZ GÜN
Adam’ın bir zamanlar olduğu adamı yeniden keşfetmek için bu kadar süresi var. Beş yıl önce ona âşık olduğunda bir kenara sakladığı dominant adamı…

OTUZ GÜN
Kadın birlikte inşa ettikleri şirketi, bir aylığına kulübeye gidecek kadar çok istiyor. Dünyayla bağlarını kesip adam’ın isteğini yerine getirecek kadar… Vücudu adam’a itaat edebilir ama kalbi asla etmeyecek.
Bunun, Adam’ın evliliklerini tamir etmek için yeltendiği acınası bir şey olduğunu düşünüyor.
Yanılıyor.

Kitabı okuyanlar 29 okur

  • Emine Korkut
  • Yaşariye Tokdemir
  • Selim Genç
  • skyiron
  • angelsbooks
  • .y.
  • Melike
  • mervembenim
  • Esin Elif Durdağ
  • RSA

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (4)
9
%6.3 (1)
8
%18.8 (3)
7
%6.3 (1)
6
%6.3 (1)
5
%18.8 (3)
4
%12.5 (2)
3
%0
2
%0
1
%0