Eee Mortem... Sen ki doymadın doymadın, dünya kadar kitabı aldın aldın eve tıkıştırdın. Sonunu hiç düşünmedin bile. Nihayetinde yerleşik bir hayata da sahip değilsin, konargöçerliğin nirvanasındasın kendince. Al işte şimdi kitapların hepsi kolilere yollandı, sen de dımdızlak kalıverdin ortada. Böyle epub'lara, pdf'lere düşersin ondan sonra işte... Neyse, iyi yanından bakalım, epeydir arşivimde bekleyen bu nadide çiçeği sonunda kokladım ve de koparıverdim artık. Arşivime indirdikten sonra yaptığım ufak çaplı göz atmalarım neticesinde, okurken kallavi derecede zevk alacağımı tahmin ediyordum zaten. Okuyup bitirdikten sonra da bu hislerimde yanılmadığımı düşünüyorum.
Köylü kızı Fanny, fani dünyada başına gelen türlü talihsizlikten sonra, 90'lar furyası olan, Unkapanı'na gidip şarkıcı olma hayallerine kapılan sesi güzeller gibi düşüyor büyük şehir yollarına. Sesi mi güzel dersiniz? Belki de davar güderken yaylalarda çığırdığı türkülerin yankılı tınısı, onu bu maceraya sevk etmiştir ha? Belki de güzel enstrüman çalıyordur? İbraamın orkestraya kapağı bi atarsa, değme gitsin... Öylesi bir şey mi yoksa? Cık... Hiçbiri değil. Körpe köylü kızımız, ona kalırsa doğanın, bana kalırsa genetiğin, yazara kalırsa da damak zevkinin verdiği yetkiye dayanarak, öylesi can alıcı silahlarla donanmış ki, değmeyin gitsin... Zaten maşallah, kitapta can alıcı silahlarla donanmamış genç kız, gürz gibi yarr... pardon, aygıtlarla donanmamış genç erkek yok. Cast ajansının gözlerinden öperim yazar emmim benim. Böylesi bir cast elinde olunca da geri kalanı yazar emmimin hayal gücü ve konulu filmlere taş çıkartacak kurgusu hallediveriyor. Yalnız tüm bunların yanında, yazarın öyle takdir edilesi bir sembolizmle aktardığı sahneler var ki, yani sahneyi izleseniz belki bu kadar etkilenmezsiniz ama