Tarihi yazmak kolaydır. Peki ya onu öngörmek?
Vakıf, insanlığın geleceğini akılla şekillendirme iddiasının felsefi bir deneyidir.Psikotarih adını verdiği kavramla Asimov, toplumların davranışlarını matematiksel bir düzen içinde tahmin etmeye çalışır. Bu fikir hem büyüleyici hem de ürkütücüdür çünkü her denklemin içinde bir hata payı vardır, tıpkı insanın kendisi gibi.
Bilim burada yalnızca bilgi değil, bir güç aracıdır. Vakıf’ta bilgiye sahip olanlar, imparatorlukların çöküşünü yönetir; cehalet, iktidarların zayıf noktası hâline gelir. Asimov, bilimi insanlığın kurtuluşu olarak sunarken, aynı zamanda onun nasıl bir hegemonya aracına dönüşebileceğini de sorgular.
Romanın yapısı episodik; her bölüm, uygarlığın başka bir evresine açılan bir kapı gibi. Zamanın akışı, karakterlerin ömrünü aşar ama fikirler, insanların yerini alır. Asimov, duygusal yoğunluktan çok düşünsel sürekliliği tercih ediyor; karakterler değil, fikirler konuşuyor.
Vakıf, bireyin özgür iradesiyle tarihin belirlenmiş çizgisi arasındaki o kadim soruyu yeniden soruyor;
Eğer geleceği bilseydik, onu değiştirebilir miydik? Yoksa zaten o da mı öngörülmüştü?