Fusus'ül Hikem

Muhyiddin İbn Arabi
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Hz peygam berimizle ilgili kısım
Puan vermedi
Hz peygam berimizle ilgili kısım Allah aşkına nedir bu ya bunu okursam ne kazanırım okumaz ısem ne kaybederim Peygamber (as) ‘dünya da bana üç şey sevdirildi’ buyurdu. ‘Kadın, koku ve gözümün nuru namaz’ dedi. Yüce Allah, insanın aslı ve ilk kaynağıdır. Bundan dolayı insanın kendini bilmesi rabbini bilmesine bir başlangıçtır. Hz. Muhammed’e kadın sevdirildi. O’da kadına aşık oldu. Bu iştiyak bütünün kendi parçasına olan tutkusudur. Cenab-ı Hakk insana, kendi ruhundan üflediğini beyan ederek sonuçta kendi nefsine iştiyak göstermiş oldu. Allah kuluna engelsiz olarak kavuşmak ister. Kadının erkeğe vurgunluğu bir şeyin kendi yurduna düşkünlüğüdür. Çünkü kadın erkekten yaratılmıştır. Buna göre erkeğe kadın sevdirildi Erkek kadını sevdiği için kavuşmak istedi. Bu kavuşmanın en büyüğü cinsel kavuşmadır. Allah kendisinden başkasıyla haz aldığına inandığında kulunu kıskanır. Bu yüzden Allah erkeği yıkanmayla temizledi. Bunun gayesi erkeğin kimde kendisinden geçtiğini hatırlamasını sağlamaktır. O halde insan, zevk ve şehvetle kendinden geçtiği diğer bedende Hakk’ı görür ve ona dönmek için vücudunu gusülle temizler. Erkek, kadında Hakk’ı görürse onun bu görüşü eylem yerinde olur. Ama kadının kendisinden doğmuş olması bakımından Hakk’ı kendi benliğinde görürse onu öznede görmüş olur. […] “Hz. Muhammed, Hakk’ın kadında ki bu kusursuz görümünden ötürü kadını sevdi. Hakk’ın kadında bu kusursuz görünümü manevi görüşün en büyük ve kusursuz görünüşüdür. Kavuşmanın en büyüğü ise cinsel birleşmedir.”[15]
Felsefe
Fusus'ül HikemMuhyiddin İbn Arabi · EZR Yayıncılık · 20191,333 okunma
1/10
·%13 (31/224 syf.)·
Başta bazı tarikatçıların bu kitabın okunmaması gerektiğini söylediklerini duyduğumdan bu kitabı okumak istedim, kitaba başladığımda hem yazarın hem de çevirmenin ön sözü dikkatimi çekti, yazarın iddia ettiği ve çevirmenin inandığı (bu kitabın ibnul arabiye rüyasında peygamber efendimiz tarafından verildiği) iddiasıdır, bu yetmemiş ayrıca yazar 30. sayfada bunu yazmıştır (Allah erleri arasında bu sınıftan daha üstün ve keşif ehli kimse yoktur. Bunlar kader sırlarına da vâkıftırlar). Zaman kaybından başka bişey değil.
1000Kitap
Fusus'ül HikemMuhyiddin İbn Arabi · EZR Yayıncılık · 20191,333 okunma
9/10
·224 syf.·
2021 16. kitabı
Kendi döneminin aykırı bir alimi olan Arabinin bu güzel eseri çok ağır ve çok karmaşık. Bir osmanlıca sözlük olmadan ya da iki de bir googleye kelimeleri yazmadan kitabı okuyamıyorsunuz. Eser kendisinden sonra gelen ve kendi dönemindeki alimlerin koyduğu şerhleri de içererek ilerliyor. Gönderilmiş peygamberler ve özellikleri üzerinden Allah'ı tarif etmeye çalışan Arabi, burada yüce yaradanın insanların suretiyle zuhur ettiğini söyleyerek büyük bir tepki alsa da açıklama ve detaylarda haklı sebep ve dayanak noktalarını çok güzel bağdaştırıp fikrini devam ettiriyor. Kaynak olarak birçok hadisi, hadislerdeki hadiseyi, kuranı kerimdeki hadiselerin özünden yola çıkarak anlaşılması gerekenlerin kendi fikirlerine bağlaması ve birçok şeye mantık çerçevesi ile yaklaşmaya çalışması eseri daha ılımlı kılıyor okurun gözünde. Bazı yerlerde okura hitap ediyor, bazı yerlerde sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi konuları üst üste bindiriyor ama takipte ısrarcı olunursa eserden çok farklı bir bilgi birikimi edinilir.
Fusus'ül HikemMuhyiddin İbn Arabi · EZR Yayıncılık · 20191,333 okunma
9/10
·330 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
·
220 günde okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2020 16:28
16 Mart 2020 tarihinin 02:50 saatinde okumaya başladığımız eseri, tam 220. günün sonunda nihayete erdirdik. Eserin her bir sayfasıyla tekamüle şahit olduk, sırları keşfettik ve seyrimizde yol aldık.Gerek dinlenmek, gerek desteklemek, gerekse anlattılanları sindirmek için bu eserle birlikte tam 18 eserin tedrisatından geçtik. Eserin tedrisatından geçmiş olmanın doğal bir neticesi olarak, çeşitli hikmetler dimağımıza nimet oldu, dimağımızdan çeşitli söz, şiir, deneme, öykü ve makale sudur etti. Biz de tüm bu armağanlara minnet ettik ve vefamızı kuşanıp her birini bu tetkikte itiraf ettik. Dile kolay; ömrümüzün tam 220 günü bu eserle geçti. Öyle görünüyor ki bundan sonrası da bu eserle geçecek... ... Eserin bu tercümesi, bütün tercümelerinin arasında en yalın türkçeye ve en sade üsluba sahip olanı. Her ne kadar mütercim donanım bakımından bir Ahmet Avni Konuk veya Ebu Âlâ Afifi yahut Ekrem Demirli olmasa da; kemalinin yeterince yüksek olduğuna şahit olduk ve kefil oluyoruz. ... Eser, malumunuz İbn Arabi’nin zirvesi. Bunu kendisi de eserinde bir çok kez vurguluyor. Biz buna ek olarak ifade etmeliyiz ki, bu eser tasavvuf felsefesinin de zirvesidir. Bizde tecelli eden hikmete göre, temeline sevgiyi almayan hiç bir yol, mistik bir anlayış sunamaz insana. Bu yol, ne kadar teslim olmayı gerektiriyorsa bir o kadar da akıl yürütmeyi gerektirir. Dolayısıyla İbn Arabi’yi anlamak için bir üstada diz kırıp üstadın şerhine kulak kabartmak yetmez. Anlayıcı adayı olarak önce gönlü arıtmalı, sonra arınan bu gönlü akıl ile parlatmalıyız. Böylece açığa çıkan sembolik akıl, sırlara ulaşacaktır. ... Felasife ehlinin dilinden konuşmak icap ederse denilmelidir ki: “çok yönlü anlatıma sahip olan bu eser, çok yönlü bir okuyucuya hitap eder”. Bu meziyetiyle muhataba bir ömür sürecek temeller
Din
Günümüz İnsanına Fususu'l-HikemMuhyiddin İbn Arabi · İnsan Yayınları · 20201,333 okunma
Füsûsu'l-Hikem Üzerine Bir Değerlendirme
Puan vermedi
İbnü'l Arabî'nin Füsûsu'l-Hikem adlı eseri, İslam düşünce tarihinin en etkili ve aynı zamanda en tartışmalı metinlerinden biridir. Eser, her bir peygamberi belirli bir hikmetin temsilcisi olarak ele almakta ve bu hikmetler üzerinden insan, varlık ve ilahi hakikat arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışmaktadır. Füsûsu'l-Hikem'i okurken karşılaşılan temel güçlüklerden biri, metnin yalnızca tasavvufi terminolojiye değil, aynı zamanda belirli teolojik kabullere de dayanmasıdır. İbnü'l Arabî, peygamberlik kurumunun ve vahyin hakikatini önceden kabul eden bir düşünsel zemin üzerinde hareket etmektedir. Bu nedenle eser, söz konusu kabulleri henüz sorgulama aşamasında olan bir okur için anlaşılması güç bir yapı sergileyebilmektedir. Eserin dikkat çekici yönlerinden biri, yazarın kitabın ortaya çıkışını bir rüya ve manevi tecrübe ile ilişkilendirmesidir. İbnü'l Arabî, Hz. Muhammed'i rüyasında gördüğünü ve eserin kendisine bu tecrübe sırasında verildiğini ifade etmektedir. Tasavvuf geleneği içerisinde bu durum ilahi ilham ve keşf kavramları çerçevesinde değerlendirilirken, modern akademik yaklaşım açısından söz konusu deneyimin tarihsel olarak doğrulanması mümkün değildir. Bu nedenle eser, yalnızca içerdiği düşünceler bakımından değil, epistemolojik temelleri açısından da incelemeye açıktır. Füsûsu'l-Hikem'in en önemli özelliği, okuyucuya kesin cevaplar sunmaktan çok yeni sorular yöneltmesidir. Özellikle vahyin mahiyeti, peygamberlik kurumu, sembolik anlatımın sınırları ve mistik deneyimin bilgi değeri gibi konular eser boyunca tartışmaya açılmaktadır. Bu bağlamda Füsûsu'l-Hikem, benim için anlaşılmış bir metinden ziyade sorgulanmış bir metin olmuştur. Eserin düşünsel derinliği inkâr edilemez olmakla birlikte, ortaya koyduğu iddiaların kaynağı ve doğrulanabilirliği konusunda
Fususu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Ataç Yayınları · 20091,333 okunma
1 mürekkep 1001 renk
10/10
·568 syf.·
2020 4. kitabı
Okuyucunun hem aklına hem de kalbine fısıldayan bir eserdir. Eserdeki sözleri dinliyor oluşunuz, işiteceğiniz anlamına gelmez. İşitiyor oluşunuz da, aynı resmi gördüğümüz anlamına gelmez. Bir mürekkeple yazılmış olsa da, binbir farklı sesle tınlar. Sen ona nasıl bakarsan, o da sana öyle bakar. Uzun lafın kısası, eser hakkında fikir sahibi olmak istiyorsanız, 5-10 sayfa okumanız gerektiği kanaatindeyim. Genel olarak var oluşu, varlığı ele alan bu eserde, felsefi bir üslup vardır. Metaforlara da yer verilir. Keşfetmenizi bekleyen pek çok örtülü mânâ bulunur. Bu mânâlardan biri de belki sizsinizdir :) Eserin konusu oldukça ağırdır ama bu okumamanız gerektiği anlamına gelmez. Hatta ilk defa bu eserden de başlayabilirsiniz okumaya, ancak eserde peygamberlere tek tek atıfta bulunulur, Kuran'dan, hadisten alıntılar yapılır. Varlık-varoluşla ilgili daha önceki dönemlerde ortaya konulmuş olan sufi görüşlerinden, filozof görüşlerine kadar pek çoğu bu eserde karşınıza çıkacaktır. Dolayısıyla, sıkı bir araştırma sizi bekliyor olacaktır. Bunu bilerek okumaya başlamanızda fayda var. Zirâ, bilinçsiz bir okuma sizi yanlış te'villere sürükleyecektir. Çok ileri seviye bir tasavvuf birikiminiz olsa bile, bu eseri okurken okuduklarınızı anlamak adına tefsir, tevil ve Fütuhat-ı Mekkiye 1 ve saymadığım daha pek çok kaynağa da yönelmeniz zaten kaçınılmazdır. Kitabın içerisinde şerh mevcut olduğu gibi, okuyucunun kalbi de aklına şerhler fısıldayacaktır. Gürültünün içerisinde en kuvvetli ses, belki de sessizlik olacaktır :) Lütfi Filiz'in Noktanın Sonsuzluğu 1 adlı 4 kitaplık dili konusuna nispeten sade olan serisini okuyup daha sonra bu başyapıta tekrar dönmeniz, belki Arabi'nin vahdeti
Din
Fususu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Alfa Yayınları · 20191,333 okunma
"Şaşılacak olan şey..."
1/10
·240 syf.··
2025 342. kitabı
Biz müslümanlar tarafından Şeyh-i Ekfer olarak bilinir. Avanesi için ise o Şeyh-i Ekber'dir. vahdedi vücut hezeyanın fikir babasıdır kendisi. Yaratan ile yaratılanın aynı olduğunu savunur. Allah'tan vahiy aldığını da söyler. Bu kitapta şu ifadeler de yer alır: "Bu kitap, nefis arzularından münezzeh ve içine fesad karışmamış olan en kudsî makamdan indirilmiştir. Çünkü ben ancak bana ilham olunan şeyi söyledim ve bu yazılı kitapta ancak bana indirilmiş olan hakikatleri dile getirdim.” Şaşılacak olan şey bir insanın bu kadar ileri gitmesi değildir. Şaşılacak olan şey, bu adamın bu yazdıklarına rağmen sevilmesidir. Ateşin bol olsun Şeyh-i Ekfer. Yoldaşın İblis idi, odunun da İblis olsun.
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 38. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2025 23:49
Fususu'l-Hikem bir rüyaya dayanır. Bu rüyada Ibnü'l-Arabi Hz. Peygamber'in kendisine bir kitap verdiğini ve onu insanlara ulaştırmasını istediğini belirtir. lbnü'l Arabi de hiçbir yorum katmadan bu kitabı aktardığını söyler. lbnü'l-Arabi, başka kitaplarında da bu tür iddialarda bulunur. Söz gelişi Fütihatü'l-Mekkiyye'de kitabın yazım ve tasnifinin kendisine ait olmadığını ve imla-i rabbani diye isimlendirdiği bir şekilde yazıldığını belirtir. Bazen de "kalbime gelenleri yazdım" gibi ifadeler kullanır. Fususu'l-Hikem'in bir rüyaya dayanması kitaba belirli bir kutsiyet kazandırmış olsa bile, onu temel bir eser, özellikle lbnü'l-Arabi sonrası tasavvufunun gelişme yönünü belirleyen bir kitap yapan şey, bir metafizik olmasıdır. Fususu'l-Hikem Ekberi gelenekte temel başvuru kitabı olarak görülmüş, bunun nedeni ise kitabın bu geleneğin yorumladığı anlamda bir metafizik kitabı olmasından kaynaklanmıştır. Bu özelliğiyle Fususu'l-Hikem, söz konusu gelenekteki düşüncenin yönünü ve doğrultusunu belirlemiş, meydana getirdiği tartışma ve literatürle de sürekli olarak bu gelenekte etkinliğini sürdürmüştür. Buraya kadar olan kısmı, doğrudan kitabın içinden aldım. Hiçbir ekleme yapmadım. Kendi görüşüm; fazla abartılmış, kendisini fazla önemsemiş, rüyamda gördüm diyerek kitabını bir nevi kutsallaştırma çabasına girmiş birisi.
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2015 42. kitabı
Vahdeti Vücud düşüncesinde olan İbn Arabi'nin, tasavvufi okumalara yeni başlayanlar için tehlikeli olduğunu düşündüğüm kitabıdır -ki İbn Arabi kendi düşünce sistemi yüzünden bir kesim tarafından tekfir de edilmiştir-. Kitapta 25 peygamberin her birinin hikmetleri, tecelliler bakımından neye tekabül ettiği, bugüne kadar alışık olmadığımız biçimde ele alınmıştır. Şerhi yapılmış bir eserdir, içeriği ağır olduğundan ben bu şerhlerin okunması taraftarıyım.
Din
Füsusu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Sufi Kitap Yayınları · 20171,333 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2024 54. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2024 00:24
Fusûsu'l-Hikem, Muhyiddin-i Arabî'nin Hicri 627 yılında Şam'da bulunduğu sıralarda bir gece görmüş olduğu bir rüyanın ilhamıyla yazılmış, bilinen mânâda bir tasavvuf kitabı olmaktan öte hakkındaki tartışmaların bugün de devam ettiği bir baş yapıttır. Kitabın asıl gayesi halkın bazı yüce hakîkâtlerle aydınlatılmasıdır... Fusûsu'l-Hikem her nebiye bir hikmet verilmiş olduğunu ve 27 peygamberin ayrı bir hikmeti temsil ettiklerini beyanla eseri, 27 Fas'a ayırıyor ve bu hikmetlerin izahı sırasında Vahdet-i Vücud zaviyesinden her nebinin temsil ettiği hikmetin izah ve tahliline girişiyor. Dipnot: Biz İbnu'l Arabi'nin Allah dostu olduğuna hüsnü zan edenlerdeniz lâkin Vahdet-i Vücûd düşüncesinin taklidini câiz görmeyen İmam-ı Rabbani'nin görüşünü benimsemekteyiz...
Fususu'l HikemMuhyiddin İbn Arabi · Ataç Yayınları · 20091,333 okunma

Yazar Hakkında

Muhyiddin İbn ArabiYazar · 166 kitap
Muhyiddin İbnü'l-Arabî (Arapça: مُحِي اَلدِّينْ اِبْنُ الْعَرَبِي; d. 28 Temmuz 1165 - 10 Kasım 1240) ya da tam adıyla Muhyiddîn Muhammed bin Ali bin Muhammed el-Arabî el-Hâtimî et-Tâî (Arapça: أَبُو عَبْدُ الله مُحَمَّدْ بِنْ عَلِي بِنْ مُحَمَّدْ بِنْ اَلْعَرَبِي اَلحَاتَمِي اَلطَّائِي), ünlü İslâm düşünürü, mutasavvıf, yazar ve şair. Şeyhü'l Ekber unvanı ile de bilinir. Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde Mursiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında 'Ahmed İbnu’l-Esirî' adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. Hakkındaki kayıtlara göre İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet'e çekilen İbnu'l-Arabi, halvetinden keşf yoluyla edindiği çeşitli bilgilerle çıkmıştır. Endülüs'de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182'de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi'nin akıl yolu'yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi'nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı. Bu senelerde 'Şekkaz' isminde bir şeyh'le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren ibadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183'de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de 'Lahmî' isimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur'an dersi aldı. 1184-1185'de 'Ureynî' isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. 'Ureynî', Ubudiyet [kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar'da 'Martili' adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin içyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, 'Ureynî'’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Biz ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermişizdir’ dedi. Bu yıllar'da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzünün İbn Arabi'nin bakmaktan utanacağı kadar güzel olduğu söylenir. 1189'da Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii'nde kılan bu zatın ibadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayaklarının şiştiği söylenir. Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalanıp okuma kabiliyyet'ini kaybetti. İki yıl bu halde kaldıktan sonra 589'da (Hicri) Sebte Şehri'ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır. 1196'da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198'de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu'nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200'de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs'la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve "Ruhu’l-Quds", "Tacu'r-Rasul" adlı eserler'ini yazdı. 1204'de Medine, Musul, Bağdad'da bulundu. Musul'da, "et-Tenezzülatu'l-Musuliyye" yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevî’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken "Risaletü’l-Envar" ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti. Orada Futuhat-ı Mekkiye'deki sözlerinden ötürü Mısır uleması tarafından hakkında verilen idam fetvasıyla yüzyüze gelince gizlice oradan kaçtı.Tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı.Şam'da kendisinin Fütuhat'tan sonra en büyük eseri olarak kabul edilen Fusus'u kaleme aldı(627/1230). İbn Arabi bu eseri rüya'sında Peygamber'den ümmetine aktarmak üzere aldığını belirtir. 638 de 22 R.Evvel’de (1240) Şam'da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun dağı eteğindedir. 1516 yılında I. Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi. Medfun bulunduğu türbenin kubbesinde -İbn Arabi'nin kendisine ait olduğu iddia edilen- 'bütün yüzyıllar yetişdirdikleri büyük insanlarla tanınır, benden sonraki yüzyıllar benimle anılacak' mealindeki bir beyit yazılıdır.