Bu kitabı ilk kez kütüphaneye rastgele uğradığım bir gün, dağıtıldığını görünce elime aldım. Kitapla bu kadar yakın bir bağ kuracağımı o an hiç tahmin etmezdim. Okuma serüvenim sona erdiğinde, sanki bir akıl hocamdan ayrılıyormuşum gibi bir his bıraktı bende. Böyle kıymetli bir eseri ücretsiz şekilde okuyucularla buluşturduğu için İstanbul Valiliği'ne ayrıca teşekkür etmek gerekir.
Kitabın yazarı Ordinaryus Profesör Ali Fuad Başgil, bu ülkenin yetiştirdiği nadide şahsiyetlerden biri. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi, özellikle gençlere hitap ediyor; ancak bunu yaparken öğüt veren bir büyüğün mesafeli diliyle değil, bir arkadaşın sıcaklığıyla yaklaşıyor. Okuyucuyu sıkmadan; başarıya ulaşmanın yollarını, irade terbiyesini ve kendin olabilmenin önemini sade ama etkili bir dille anlatıyor.
Kitap; felsefi, psikolojik ve sosyolojik açılardan okuyucuya sesleniyor. Başarının önündeki engeller nelerdir? Başarılı olmanın şartları nelerdir? Terbiyenin ve disiplinin yaşamımızdaki yeri nedir? Tüm bu sorulara hem akademik hem de insani bir perspektiften cevap arayan bir eser. Benim için bu kitap kesinlikle bir başucu kitabı oldu.
Ali Fuad Başgil, Fransız ekolünde yetişmiş bir aydın. Zamanında bir hocasının önerisiyle Jules Payot’nun İrade Terbiyesi adlı kitabını okumuş ve bundan etkilenmiş. Kitabı okurken bu etkileri görmek mümkün.
Yazar, aynı zamanda eğitim sistemimize de eleştiriler getiriyor. Okulların ezbere dayalı yapısını, öğrencileri yönlendirmek yerine kalıplara sokmaya çalışan sistemini eleştiriyor. Düşününce, o dönemden bu yana bu konuda çok da büyük bir değişim yaşanmadığını fark etmek üzücü.
Kitaptaki en sevdiğim cümle ise sayfa 73’te geçiyor:
“Dikkat et: Sözlerin ve yazıların kısa, açık ve anlamlı olsun.”
Bir felsefeci olarak bu söz beni çok etkiledi. Çünkü