Feminism and the Subversion of Identity

Gender Trouble

Judith Butler
Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 41 dk.
Sayfa Sayısı:
236
Basım Tarihi:
2006
Yayınevi:
Routledge Classics
Orijinal Adı:
Gender Trouble
ISBN:
9780415389556
Dil:
İngilizce
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Cinsiyet Belası
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 05:14
Cinsiyet Belası, son zamanlarda feminizm ve toplumsal cinsiyet araştırmalarını içeren okumalarımın içinde kendini akademik dille belli eden eserlerden bir tanesi oldu. Butler'i ilk kez tanıdığım bu eser bana birçok kazanıma ve kendimce kimi farkındalıklara ulaşmamı sağladı. Feminizm ve toplumsal cinsiyet araştırmaları son 50 yıla nazaran çok daha fazla artmış durumda. Bu harikulade bir durum. Önceki zamanlarda toplumsal cinsiyetin ya da feminizmin adını anmak bile bir "öcü" etkisi yaratırken şimdi üniversitelerde bunun üzerine odaklanmış olan akademik birimlerin bile olması gerçekten insanı gelecek için umutlandırıyor. Fakat şunu da unutmamamız gerek. Akademik çalışmalar kadar toplumsal alanda yapılan faaliyetler de son derece önemli olup, toplumumuzdaki toplumsal cinsiyetin ve ataerkilizmin altında ezilmiş olan insanlara farkındalık kazandırmak da bir o kadar önemli bir mevzu. Çünkü bu baskı altında mağdur olan herkes akademik bir dile alışık olmayabiliyor. Bu günümüzde öyle kritik bir konu ki, akademik açıdan en düşük seviyede olan ataerki mağduru insana bile bunu ulaştırmak da gerçekten aşırı önemli. En azından bu akademik çalışmalar akademik çevreler içerisinde kalmamalı, gerekirse bu gibi çalışmaları okuyup en azından bir nebze bile olsa kavrayan insanlar çevresindeki akademik açıdan düşük seviyede kalmış (ya da bırakılmış) ataerki mağdurlarına bunu anlayacakları dilden anlatmalı, ulaştırmalı. Ben de şahsen üniversitede okusam da akademik çevrelere tam anlamıyla yetecek kadar bir kavrayış yeteneğine sahip değilim. Ama elimden geldiğince bunu en azından kendi çevrem açısından ataerkiye maruz kalan tüm kesimlere dilim döndüğünce anlatmam şart. Çünkü gerçekten bir toplum bu şekilde değişiyor. Yaşadığım şehirde LGBTİ+ bireyler üzerine olan bir oluşuma dahilim. Zaman
Felsefe
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
AYAK FEMİNİSTİ
Puan vermedi·248 syf.·
2022 178. kitabı
FUKOSUZ KONUŞ NİÇE DEMEDEN KONUŞ Bir başına girdim helaya. Bak cinsiyetime, verdim ömrümü hekime. Hekime gitmesem de kadın deniz gören evdeki teras mı? Eskinden kadınlar çiçektir dendiğinde, kadın kadındır, çiçek babandır denirdi. Şimdi Butler, bizlere “Kadın” kadın değildir, çiçek belki çiçek olabilir demekte. Bunun hikmeti nedir? Hikmet sözcüğü de artık misvak kokmaya başladı. Buralara nasıl geldik? Ağam burası Münih mi? Bu yazıda hiçbir yargı bulunmamakla birlikte yazılan şeyler sadece anlık bir sorgulamanın ürünü olup yatırım tavsiyesi değildir. Queer literatürünün temel kitaplarından olan Cinsiyet Belası kitabında Butler, öznelliğe dayalı düalist yaklaşımları ortadan kaldırdığımızda veya cinsiyeti ikilikler aracılığıyla kavranmaya çalışılmadığında bedenselliği, cinselliği ve cinsiyetler arasındaki farklılığı yeniden düşünmenin başka yolları keşfedilebilir olacağını söylemektedir. Bir cinsiyetin temel teşkil edip diğer cinsiyetlerin onu eki haline gelmesi durumuna karşı çıkan Butler için, tarih içerisinde kendisini merkeze yerleştiren egemen cinsiyetin erkek cinsiyeti üzerinde konumlandığını ve karşısına eksik bir cinsiyet olarak kadını koyup, bu iki cinsiyetin arasındaki cinselliğin norm açısından makbul olup, bunun dışına çıkan cinsiyet ve cinselliğin ise sapkınlık olarak kabul edilmesi problemlidir. Butler’a göre; “Toplumsal cinsiyeti üretip pekiştiren şey heteroseksüel normatiftik değil heteroseksüel ilişkilerin ardında yattığı iddia edilen toplumsal cinsiyet hiyerarşisidir.” Toplumsal cinsiyetin kadının ve erkeğin bir özü olmadığı, performatifliğin tekrar ve ritüelvari şekilde kültürel olarak zaman içerisinde üretildiği düşüncesi yatar. Cinsiyetin ve cinselliğin iktidar tarafından normaller ve anormaller aracılığıyla tekerrür etmesi, Butler’ın düşünceleri,
Felsefe-Düşünce
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
Puan vermedi·%57 (142/248 syf.)·
İlk defa bir kitabı yarım bırakıyorum. Hayatımda en nefret ettiğim şey fakat 142. sayfaya bile zor geldim. Kitabın yazılma tarzı bir yana çevirene asla saygısızlık etmek istemem fakat günümüzde bu kitap okunmasın diye mi böyle çevirdiniz? Bir cümlede bir kelime sürekli tekrarlanıyor. Cümle bitene kadar en az 4 kelimeyi sözlük alıp araştırmak zorunda kalıyorum. Cümle sonunda açıklamalar genellikle cümle ile ilgili olmalı , kaynakları arkaya atabilirsiniz. Bilmiyorum ara ara açar başlık başlık didiklerim ama devamı çok zor gidiyor.
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2013 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2013 00:00
Bu kitap kadın araştırmaları yüksek lisansında incelemesi yapılan ve okutulan önemli bir kitaptır.Türkiye de pek okunmayan okyunalarında acımasızca eleştirlidiği. Cinsiyet bize dğouştan mı verildi toplum mu öğretti?bu soruya cevap arar. "Kadın ya da erkek bedenine doğmamızla birlikte cinsel kimliğimizin maddesel sınırları belirlenir. Ancak Butler'ın soykütüksel çözümlemesi ile bakacak olursak esasen bedenin kendisi normlar tarafından sınırlandırılmış biçimde kavranmaktadır. Beden bir sonuçtur, neden değil.Bu durumda beden, belirleyen, sınır çizen değil söylemsel inşa süreçlerince gerçekleştirilendir. Bedenlerin sınır ve yüzeyleri iktidarın çeşitli biçimlenimlerinin bir ürünüdür. "Gerçek" ve "olgusal" olan ve toplumsal cinsiyetin bir kültürel yazıt gibi üzerine işlediği maddesel veya bedensel zemin olarak kabul edilen "cinsiyet", edimlerle tekerrür eder ve bu yolla kendini idrak edilemez kılar." ALINTI
İlişkiler
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
8/10
·%22 (55/248 syf.)··
Beğendi
Ağır felsefi bir kitap olarak değerlendirilebilecek Cinsiyet Belası 21. yüzyılın en etkili feminist kitabı sayılır. Feminizmin öz eleştirisidir aslen, QUEER kuramın temellerinin atıldığı alanının en en en önemli eserlerinden biridir. Günümüz politikasına etkisi yadsınamaz. Çünkü hiç sorulmamış, sorgulanmamış bir meseleye parmak sokar: Cinsiyet aslen nedir? İki bacağının arasındaki mi, iki kulağının arasındaki mi? Kromozomlarınla mı alakalı, nası giyindiğinle mi? Gerçek mi? Yoksa taklit sonucu oluşagelmiş, 'performatif' bir şey mi? Bunlar öncesinde kimsenin sormadığı sorulardı ve bu yüzden kitap ilk çıktığında sansasyonel olarak adlandırıldı, devrimseldi. Yeni bir paradigmanın öncüsü oldu. Feminizmin öz eleştirisiydi çünkü feminizmin "kadın" kavramı çok muallaktı ve bu açığa kavuşturulmadan ezilenler olarak kadını savunmak imkansız ve kusurlu olurdu. Ekleyebileceğim tek şey, soyut ve karmakarışık dilinin eseri okumayı sürdürmeyi aşırı güçleştirmesi.
Kültür-Sanat
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2021 45. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2021 00:00
Kitabin ilk sayfalarını okurken anlaşılmayacak kitap değilmiş neden yorumlar genelde öyle dedim. Sonrasında baktim evet hiç anlaşılmıyor. Kitabin ortası yok bende. Sonuç kısmı da anlasilirdı. Temel kaynak niteliğinde bir kitap oldugu icin tavsiye ederim. Ben bu kitaptan ne aldim diye sorarsanız..... nihayetinde hepimiz insanız.
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2020 52. kitabı
Judith Butler’in 1990 da yayımlandığı guer kuramın öncü metinlerinden sayılan, feminist kuramda ve toplumsal cinsiyet araştırmalarında çığır açmış bir kitaptır. bütün feminist okurların mutlaka okuması gereken bir yapıt. fakat akademik dile aşina olmayanları oldukça yorabileceğini de söylemekte yarar var :)
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
6/10
·248 syf.··
2024 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2024 17:40
Okurken baş ağrıtacak denli okuması zor bir kitap ve bu genelde Türkçeye çevrilmiş felsefe kitaplarının başına gelen tipik bir durum. Kitabın ne anlattığından söz eden birkaç İngilizce makaleye göz gezdirin, işte o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız, zira gerçekten bu kadar okunması zor değil. Butler'ın kendisi, kitabın dilinin anlaşılması güç olduğunu önsözde kabul ediyor, ancak gerçekten Türkçeye çevirisinde "anlaşılması zor" demek az kalır. Belki de, orijinal metin daha da beter ve anlaşılması güçtür, bilemiyorum. Kitaba gelecek olursak, elbette çok tartışmalı bir konu. Uzunca zaman da gündemi etkilemiş, hala da etkiliyor. Cinsiyet, kişinin sahip olduğu değil, ancak kişin perform ettiği -mış gibi davrandığı diye çevrilebilir- bir şeydir diyor temelde Butler. Bu -mış gibilik bir noktadan sonra doğal olan haline geliyor. Ona göre, kadın ve erkek olarak ikiye ayrılmış olan cinsiyet kavramı, toplumsal olarak inşa edilmiştir ve bu inşadan önce böyle bir gerçeklik söz konusu değildir; bunu algılayabilmenin yolu ise, doğal olarak kabul edilenden uzaklaşıp, tuhaf olarak addedilene bakmaktır. Bu anlayışı var olan iktidar ilişkilerini pekiştirmenin ve sürdürmenin yolu olarak görüyor, burada özellikle Foucault'nun iktidar ve söylem fikirlerinden faydalanıyor. Temel olarak, Beauvoir'nın "kadın doğulmaz, kadın olunur" yaklaşımına bir atıf var, her ne kadar kendisini de eleştirse de, kitabın çıkış noktası bu yaklaşım olmuş sanki. Oldukça felsefik bir metin, epey yorucu. Foucault'dan tutun da Derrida'ya kadar geniş bir yelpazede fikirler tartışılıyor. Günün sonunda da daha kapsayıcı bir feminizm için doğal kabul edilenin reddedilmesi gerektiği vurgulanıyor. Kitabın ilginç kısımları olduğunu kabul etmekle beraber, bana hitap etmediğini belirtmeliyim.
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
Puan vermedi·248 syf.·
2021 19. kitabı
Freud için melakonli halinde üstben, ölüm içgüdülerinin toplandığı mekan haline gelir. Ayrıca düşünür, hüzün ve melankoliyi bir birinden şu şekilde ayırır : “Hüzünde değersiz ve bomboş olan dünyadır; melankolide ise ben’in kendisidir.”
Felsefe
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
FEMİNİZM, CİNSİYET VE..
Puan vermedi·248 syf.··
2023 2. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2023 16:39
Kitap, feminizmin "kadın" öznesi tarafından ele alındığında kavramsal olarak yetersizliğiyle çelişkiye uğraması sonucu feminizm eleştirisiyle başlıyor. Buradan yola çıkarak yazar asıl inceleme yapmak istediği kısma çekiyor okları. Cinsiyet mefhumunun sorgulanması ve toplumsal cinsiyet ile cinsiyet arasındaki ayrım sorgulanıyor kitap boyunca. Şahsen kitaba başlarken feminizmin kadınların sorunları, çözüm önerileri gibi konularda daha temelli bilgi sahibi olacağım beklentisi vardı. Fakat kitapta "kadın" dediğimiz öznenin -tıpkı erkek gibi- edimsel değil olumsal olduğu, kültürel imlemelerle yaratılan bir toplumsal cinsiyetin cinsiyete yansıması olarak vuku bulduğu savunularak modern feminizm inceleniyor açıkçası. Yani hiç beklemediğim ve üzerinde gerçekten önceden düşünmediğim bir konuya aniden atılmış bulundum, bu açıdan güzel bir okuma oldu. Cinsiyetin performatif yapısını oluşturan hegamonyanın siyasi iktidar çevrelerince beslendiği ve yaratıldığı savunularak toplumsal cinsiyet açıklanılmaya çalışılıyor. Dil burada insanın çoktan bilinçdışına itilmiş bir olgunun konuşulmayan ve böylece var olmamış veya bilinmez addedilen bir paradoksun asıl sebebi olarak konumlanıyor. Yani olumsal cinsiyet üzerinden heteroseksüel beslenim aslında birçok temelleri olan ve üreme olgusu üzerinden siyasi çevrelerce koşullandırılmış toplumsal norm biçimini alır. Eşcinselliğin ise giderek heteroseksüellik etrafında şekillenen bir karşı çıkma biçimi olarak ele alındığında savunduğu "doğal yapısını" çelişkiye düşürür. Çünkü bu sefer heteroseksüel yapıya bağlı kaldığı eleştirilir kitapta ve bunu geliştirmeye çalışır yazar. Eşcinsellik, eril-dişil benliğin erkek ve kadın bedenleriyle özdeşleştirilmesi sorunu ve bunun üzerinden yaratılan daha az karmaşık heteroseksüellik ve
Düşünce
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma

Yazar Hakkında

Judith ButlerYazar · 18 kitap
Judith Butler (d. 24 Şubat 1956); feminist felsefe, queer kuramı, siyaset felsefesi ve etik dallarına katkı sağlamış ABD'li postyapısalcı filozof. Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley'de Retorik ve Karşılaştırmalı Edebiyat bölümlerinde profesör olmanın yanı sıra European Graduate School'da Hannah Arendt Felsefe Profesörü'dür. Butler 1984'te Yale Üniversitesi'nden, akabinde Arzu Özneleri: Yirminci Yüzyıl Fransa'sında Hegelci Yansımalar adıyla basılan felsefe dalında doktora derecesi aldı. 1980'lerin sonuna doğru, farklı öğretim/araştırma merkezleri arasında (en dikkate değer olanı Johns Hopkins University - Humanities Center, İnsanbilimleri Merkezi), feminizmin "önkabullenilmiş terimlerini" sorgulamak için Batılı feminist teorinin içinde "post-yapısalcı" çalışmalarda bulundu. Çalışmaları Cinsiyet Sorunu: Feminizm ve Kimlik Bozulması (1990) 1990'da, Butler'ın kitabı Cinsiyet Sorunu farklı dillerde 100,000 kopyadan fazla sattı. John Waters'ın 1974 yapımı benzer isimli, başrolünü drag queen Divine'in oynadığı filmi Kadın Sorunu 'nu ima eden başlıklı kitap; Cinsiyet Sorunu, eleştirel bir şekilde Simone de Beauvoir, Julia Kristeva, Sigmund Freud, Jacques Lacan, Luce Irigaray, Monique Wittig, Jacques Derrida, ve en çok Michel Foucault'nun çalışmalarını tartışmaktadır. Kitap o kadar ünlendi ki entelektüel bir fanzin olan Judy'ye ilham kaynağı oldu. Cinsiyet Sorunu kitabında Butler'ın iddiasının açıklanması zor olan noktası cins, cinsiyet ve cinselliğin kategorilerinin tutarlığının, -mesela erkek vücutlarda maskülen cins ve heteroseksüel arzunun sözde doğal tutarlılığı- kültürel anlamda zaman içeresinde stilize hareketlerin tekrarı süresince yapılandığıdır. Bu stilize vücut hareketleri, tekrarı esnasında, gerekli ontolojik "çekirdek" cinsiyetin görünüşünü oluşturur. İşte bu Butler'ın, cins ve cinsellik ekseninde cinsiyeti performansa bağlı olarak kuramsallaştırdığı anlayıştır. Cinsiyet, cins ve cinselliğin performansı, ne yazık ki, Foucault'nun Disiplin ve Cezası'ndan ödünç alarak kendisinin "düzenleyici konuşmalar" olarak adlandırdığı yapının içinde cinsiyet kazandırılan, cinselleştirilen ve arzulanan nesneyi konumlandıran Butler'ın içinden gelerek yaptığı bir seçim değildir. Aynı zamanda "anlaşılabilmenin çatıları" veya " disiplin rejimleri" olarak adlandırılan bu olgular hangi cins, cinsiyet ve cinsellik seçeneklerinin toplumsal olarak tutarlı veya "doğal" olarak görülmesine izin verme konusunda karar almaktadır.