Dünyayı istila eden ruhlardan kaçan insanları ve Aynı bedende farklı iki varlığın getirmiş olduğu ikilemi anlatan Göçebe kitabı kurgusu ile büyülerken beni kurgunun içinde yaşattı.
Farklı Gezegenlerde gezen ruhlar barışı sağlamak için dünyaya geliyorlar.
Ne güzel olurdu değil mi?
Tam da böyle Ruhlara ihtiyaç duymuyor muyuz bu dünyada?
Bir dünya düşünün şiddetin, paranın olmadığı, herkesin eşit olduğu, Yalanın olmadığı, insanlığın insanın içinde kaybolmadığı, yargılardan uzak, varsayımlardan uzak bir dünya...
Stephenie MeyerGöçebe kitabında bizi kurgusu ile satırların arasında bedenin değil, ruhların sevilmesi gerektiğini, önyargılardan uzak sevginin önemli bir güç olduğu hatırlatan degerli mesajlar veriyor.
Göçebe bir gün karşınıza çıkarsa mutlaka okuyun. Kalınlığı sizi korkutmasın kurgusu ve verdiği mesajlar ile güçlü bir kitap.
Sevgiyle ve kitaplarla kalın
Keyifli okumalar dilerim.
Sene 2009, alacakaranlık serisinin bütün dünyayı etkisi altına aldığı, kitaplarının yok sattığı zamanlar. Henüz ortaokul çağında çocuğum, haliyle o yaştaki her kız çocuğu gibi alacakaranlığı izleyip kitaplarını okudum. Stephenie Meyer yeni kitap çıkarmış deyince de yemeyip içmeyip koştur koştur tüm harçlığımı yatırdım Göçebeye. Aradan yıllar geçti, evler hatta ülkeler değiştirdi, yaprakları sararmanın da ötesinde kahveye çaldı, yer yer parçalandı ama hala benimle. Ve hala en sevdiğim kitap.
Öncelikle pek çok insan, sırf yazarı yüzünden önyargıyla yaklaşsa da kitabın gerek konusu gerek işleyişi oldukça özgün. İnsanlığın, ruh adı verilen, sahip bir bedenin sinir sistemine yerleşip yaşam süren pazarit benzeri canlılar tarafından ele geçirildiği bir dünyayı konu alıyor. Bu canlılar evrende her geçen gün sayısı artan gezegenleri istila edip kendi kolonilerini kuruyorlar. Böyle anlatıldığında korkunç birer uzaylı gibi dursa da aslında asla yalan söylemeyen, olumsuz bütün duygulardan arınmış, şiddetin ve kötülüğün kendilerine inanılmaz yabancı olduğu salt iyilik timsali bir tür aynı zamanda ruhlar. Yani içine yerleştiği insanın belleğini silip onu bir nevi üst insan haline getiriyorlar. Göçebe de onlardan biri. Adından da anlaşılacağı üzere hayatı boyunca hiçbir gezegende bir hayattan uzun süre yaşamayıp göç etmiş ve sonunda kendini dünyada, Melanie isimli direnişçi bir insanın içinde buluyor. Göçebe’nin gelmesiyle kaybolması gereken Melanie, sevdiği insanları korumak için benliğinden asla vazgeçmiyor ve zamanla bir bedenin içinde iki kişi yaşamaya başlıyorlar. İlk başta birbirlerinden nefret etseler de birbirlerine duydukları empati sayesinde bu nefret yerini önce arkadaşlığa sonraysa kardeşliğe bırakıyor. Öyle ki ikisi de birbirinin hayatını kurtarabilmek için
Bitmeseydi...
Kurgu harika. Karakterler, mekan, olaylar, öyle güzel anlatılmış sanki olaylar yanı başınızda gerçekleşiyor ve siz romandaki herkesi tanıyorsunuz..
Türünün 1 numarası benim için.. Çok beğendim ; )
Bazı kitapların hatırlanamadığı gibi bazıları da unutulmuyor. Melanie ve Göçer'in hikâyesi de unutulmayanlardan. Türü sevdiğimden sanırım ilk sayfadan çekti içine, filmini de beğendim.
Son tahlilde; bu kadar kalın bir kitap olmasaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum. İnsanların içine dünya dışı varlıkların girip yönettiği kanısı fantastik olabilir ama günümüzde dışarıdan gelen tv, sinema, klip, reklam gibi bir çok saldırı neticesinde yaşayan gerçek insanlarında kendilerinden uzaklaşıp başka bir birey olarak yaşama devam etmeleri de benzer bir şey değil mi aslında? Hepimizin içinde sakladığımız, bir yerler de kapana sıkışmış ve dışarı çıkmak için sürekli sizinle konuşmaya çalışan ‘iç sesimiz’ aslında o kişinin gerçek ve saf halinin eseri de değil midir? Belki de yazar bunları düşünerek yazmamıştır ama okurken bunlar aklıma geldi; gerçi yazar kitapta oluşturduğu karakter ile ilginç bir ‘çift karakterli insan’ ortaya çıkarmış diyebilirim. Ben bu kitabı yazarın; daha mükemmel kitaplar ortaya çıkarmadan önce ‘deneme’ amaçlı, çıtırlık tarzda, sırf kalemini güçlendirmek adına yazdığını ve gereksiz uzattığını düşünüyorum: ama her şeye rağmen başarılı ve okunması gereken bir kitap, hele ki bu tür kitapları okumayı sevenler mutlaka okumalı…
Kitap hakkında daha detaylı inceleme blog sayfamda, okuyabilirsiniz:
hknkr.com/kitap-yorum-goc...
Nefis bir kitap ilginç bir kurguya sahip Alacakaranlık serisi yazarından . Sayfa sayısı çok ama sürükleyici çabuk bitiyor Sinema filmi de var ama ben her zaman önce kitap diyorum
Gerçekten okuduğum en güzel fantastiklerden birisiydi. Favorilerimin içinde. Bazı kitaplar vardır ya tekrar okumak için unutmayı beklersiniz sonra dayanamayıp okumaya başlarsınız işte bu kitapta benim için öyleydi. İlk başlarda biraz yavaş ilerledim ama bir anda tempoyu arttırıp sizi dünyasına hapsediyor. Çok güzeldi. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Bir kitap anca bu kadar sevdirebilir kendini okuyucusuna. Gerçekten çok güzel ve beğenerek okuduğum kitap. Ortalama 5 yıl oldu okuyalı ama karakterleri hala canlı ve detayları ile hafıza da iz bırakıyor. Melenie nin aşkı istilacıya karşı koyması aşkı ve kardeşine olan bağlılığı. Gerçekten mükemmel bir kitap.kesinlikle okunmasını tavsiye ederim bilim kurgu tarzı sevenlere
Kalın bir kitap olmasına rağmen çok kısa sürede bitirmiştim. Çok akıcı fantastik bir kitap. Bir sayfa daha okuyup uyuyacağım diye diye saatlerce okuduğum bir kitap. Dünyanın uzaylılar tarafından işgal edilip insan bedenlerini çalmalarını konu alan çok güzel bir kitap.
Yazarın hayal gücüne hayran kaldığım harika kurguya sahip bir kitaptır.Kalın olmasına bakmayın.Kitap sizi öyle bir bağlıyor ki kısa sürede bitiriyorsunuz.Bu kitapla yatıp kalktığım günleri bilirim.
Stephenie Meyer (d. 24 Aralık 1973) Alacakaranlık serisi ile tanınan ABD'li yazardır. Otuz yedi farklı dile çevrilen Alacakaranlık romanları dünya çapında yetmiş milyondan fazla kopya sattı. Alacakaranlık romanının aynı adlı film uyarlaması ise 21 Kasım 2008'de gösterime girdi ve yaklaşık 380 milyon dolar hasılat elde etti. Meyer'in ayrıca Göçebe (The Host) adlı bir bilim kurgu romanı da vardır. Meyer USA Today tarafından 2008'de "Yılın Yazarı" seçildi. Alacakaranlık'ın en çok satan kitap olduğu 2008'de Meyer'in kitapları toplamda 22 milyon satarken yazar da o senenin birincisi oldu.