Suikaste kurban giden babasının intikamını almak için fırsat kollayan Başkomiser Erzem, başarılı operasyonlarının mükâfatını o çok istediği, yıllarca beklediği görev ile sonunda alır. Bu uğur da her şeyi yapabilecek gözü karalıkta olup, zekâsını ve üstün yeteneklerini sergilemeye, karşısına çıkacak her engeli aşmaya ve karşısında duracak herkesi ezip geçmeye hazırdır. Fakat tüm silahlarını kuşandığı bu görev yolunda, karşısına çıkan yalanlar, ihanetler, bilinmezlikler onu hiç beklemediği noktalara götürecektir. Kim dost, kim düşman ayırt etmesi zor ve arapsaçına dönen olaylar kötü gidişata sebep iken yüreğini titretecek bir çift yeşil göz, tüm denge ve değerlerini alt üst edecektir. Bu sırlar sarmalında geldiği nokta da iyi-kötü, dost-düşman, doğru-yanlış birbirine karışmışken, beklediği sonuç da umduğu gibi olmayacaktır. Bu görev de her an başarısızlık söz konusu iken, ona bırakılan gizemli şifreleri çözerek ulaştığı babasının emaneti ile ortaya çıkan, ezberbozan gerçeklerle intikam rotası değişecektir. Şimdi öncekinden daha hırslı, daha nefret dolu Erzem ile, ortalık yangın yerine dönecektir.
Yazarın okuduğum üçüncü kitabı.. Bu kitabı, okuduğum diğer kitaplarından biraz daha farklı, polisiye, gizem, aksiyon ağırlıklı idi. Ve kesinlikle çok sevdim. Olay örgüsü, karakter oluşumları ve psikolojileri, duygusu, kurgu üzerinden verilmek istenen mesajlarla o kadar güzeldi ki.. Aile, dostluk, bir insanın, hele ki bir kadının beden, zeka ve ruhsal gücü, amacı yolunda kendine inancı ve güveni, kendinden başkasına minneti, eyvallahı olmayışı.. Ve de o kadar zorluğa ve sınanmaya bile galip gelen aşk. Ah be aşk! Ne zaman, nereden vuracağını çok iyi biliyorsun. Önce dağıtıyor sonra hiç acıtmamış, acımamış gibi kalpte binbir çeşit güzellikte çiçekler açtırıyorsun.
Sizler de