Kitap siyaset, psikoloji, felsefe, edebiyat gibi pek çok farklı alan açısından incelenebilir. Ben eğitim fakültesinde okuduğum için eğitim bilimi açısından incelemek istedim, eğitim bilimi açısından ele alınabilecek bir sürü önemli gizli-açık mesaj var kitapta. Bu alan açısından inceleme yazacağım için kitap sıkıcı sanılmasın, sıkıcı değil, akıcı. Charles amca işçi hakları, sosyal adaletsizlikler, hava kirliliği, çocuk yetiştirme, hayatı incelikle yaşamak, iyilik-kötülük gibi konuları çok güzel işlemiş kitaba.
Kitapta hiç beklemediğim bir sürü şey oldu…
Kitap öğretmenliği, öğrenci yetiştirmeyi, öğretme yaklaşımlarını sorgulatmayı sağlıyor bence. Derin felsefi sorular yöneltiyor insana. Eğitim bilimi ile ilgilenmeyenler de okuyabilir. Bu kitapta daha en baştaki eğitim müfettişlerinin sözleri derin felsefi tartışmalara konu olabilir. Müfettişler öğrencilere sadece somut gerçeklere dayalı bir eğitim vermeyi, hatta bilgileri o beyinlere direkt doldurmayı öğütlüyor. Düş gücüne, hayalciliğe, dolayısıyla yaratıcılığa karşı bir tavırdalar. Örneğin bir odanın duvarlarının at resimleriyle kaplanmasına bile karşılar, çünkü gerçekte hiçbir duvarda atlar gezmez diyorlar… Böyle anlatınca saçma gelebilir ama aslında eğitim felsefesine yönelik okutulup tartışılması gerekli bir eser olmuş.
Kitap hayatı sadece akılla değil kalp ile de yaşamak gerektiğini, sevgi, şükür, dostluk, hayal gibi şeyleri küçümsememek gerektiğini anlatıyor. Sanatı, yaratıcılığı yüceltiyor. Hayatın salt hesaplardan, mekanik şeylerden, matematik formüllerinden, istatistikten ibaret olmadığını anlatıyor. Eğer çok sevgi dolu bir ailede büyümüşseniz, hayatta pek çok insanda sevgiyi bulmuşsanız kitap size yabancı gelebilir ama gerçekte inanın aynı kitaptaki gibi hayatı âdeta bir robot gibi, mekanik bir zihinle