Beğenerek okuduğum bir kitap. Canan Tan in belirli bir çizgisi var , yine oradan çıkmamış . Basit bir anlatımla , kavusamayan bir çiftin hikayesi. Tacettin ve Patrica
Hasret; izleri Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet öncesi dönemin çalkantılı atmosferinde filizlenen, gerçek yaşamdan alınmış kırık bir aşkın ve ömür boyu süren bir hasretin öyküsüdür.
Yazarımızın da dediği gibi:
“Gittin… Bir yemin kaldı aramızda; yarısı senin, yarısı benim.”
Müslüman bir bey oğluyla Rum bir kızın, tüm engellere rağmen yeşeren sevdası, karşılarına çıkan her şeyi yakıp yıkacak kadar güçlü bir kör aşka dönüşür. Ancak tüm kudretine rağmen ayrılık, kaderin kaçınılmaz bir hükmü olarak yollarını ayırır.
Bu kitap, hüzün ve özlemin iç içe geçtiği dokunaklı anlatımıyla okuyucunun ilgisini çekecek niteliktedir. Bugün de tıpkı Tacettin ile Patricia gibi birbirine hasret kalan, sevdasını yaşayamadığı için yüreğinde yarım kalan nice aşıklar vardır.
Bu hikayede yanan patricia oldu.
Hepinize keyifli okumalar dilerim
Hasret, Mübadele sonucunda doğdukları topraklardan ayrılmak zorunda kalan insanların dramını ve yarım kalmış bir aşkın hikayesini anlatan duygu dolu bir roman. Anlatımı akıcı, etkileyici ve insanı derinden sarsacak kadar güçlü. Kitabın sonuna geldiğimde gözyaşlarımı tutamadım. Keyifli okumalar dilerim, kitapla kalın. Sevdiğine sevgimi ulaştır. Ona duyduğum hasreti, asla unutmadığımı, hep içimde yaşattığımı ve sonsuza dek yaşatacağımı söyle....
HasretCanan Tan ın okuduğum ilk kitabı beni derinden etkiledi. Yazarın sade dili ve güçlü anlatımı gerçekten çok etkileyici karakterlerle o zamanı yaşıyorsunuz. Kitap mübadele yıllarında geçen bir aşk bir kavuşamama öyküsü, yazar olayları anlatırken karakterlerin iç fırtınalarını da çok güzel yansıtmış kitaba. O yılların acılarını özellikle mübadelenin insanların kök saldığı topraklardan hunharca koparılışını okurken okurken vatan yurt kavramlarını sorguluyorsunuz. Aşkın dili dini ırkı olmadığını bir kez daha görürken her zaman olduğu gibi kimin kime uygun olduğunu cemiyet karar veriyor gene insanlar bu ön yargılar yüzünden sevdiklerinden koparılıyor. Mübadele öncesi Türkler Rumlar ve Ermeniler arası dostluklar yakınlaşmalar ve birbirine giren adetler çok güzel anlatılmış bu toprağın çocuklarının kökeni ne olursa olsun kardeş olduğunu çok iyi idrak etmemiz gerekiyor. Kısacası çok beğendim zevkle ve çok duygulanarak okudum.
Bu vesile ile çocukluk arkadaşım Heybeli adalı Yula’ya papaz cübbesinden çok korktuğum babasına müthiş yemekler yapan ve bana hep iyi davranan annesine hala yaşıyorlarsa selamlarımı gönderiyorum.
Kitapla kalın sağlıcakla kalın
Kurtuluş savaşı zamanını anlatan kitapta önce Tacettin 'in annesi Fatiş Hatun sonra da mübadeleyle yolları ayrılan Tacettin ve Patrica' nın hazin ve buruk aşk hikayesi.
İnsanlar dinini, dilini. ırkını seçerek dünyaya gelmiyor.
Elimizde olmayan durumlar kaderimizi belirliyor maalesef.
Gerçekten severek ve beğenerek okuduğum kitaplardan biri...
GİTTİN
BİR YEMİN KALDI ARAMIZDA
YARISI SENİN
YARISI BENİM...
Hepimiz biliriz hasretliği. Bilmeyen var mıdır?
Hasretlik Kimisi için evlat, kimse için yar, kimisi için anne baba,Kimisi için Vatan değil midir?
En büyük hasretlik nedir desem; insan her zaman kendinin yaşadığı hissettiği hasreti söyler. insanın kendine hasret olmasının,kalmasının bir adı varmı dır?
Kendisinin farkına varamazsa İnsan hep hasrettir; gülüşüne, sevgisine, Özlemine, kalbine,Sevdasına, düşüncelerine...
Çünkü orası hep sessizliği beş geçer...
Canan TanHasret kitabında Kurtuluş Savaşı'ndan önce Türkler ve Rumların bir arada dil, din, ırk ayrımı yapmadan barış içerisinde yaşadıkları dönemde yaşanan gerçek bir hayat hikayesini anlatırken, cümleleriyle öyle bir rüzgar estirir ki savurur insanları sevdiklerinden ayırır sonrası hep Hasret hep kavuşma özlemi.
Kitabı okurken Yüreğiniz kanıyor, pansumanı var mı? Sevgi engel tanır mı?
Sevenler her an kavuşmanın özlemi ile yaşar yüreklerin de hasretlerini.
Canan Tan'ın sade, güçlü anlatımı ile yüreklerinize dokunacak bir aşk öyküsü.
Sadece aşk demek bu kitaba haksızlık olur. İnsanların iç fırtınalarını, vatanlarından alıştıkları topraklardan hunharca koparılışını okurken Vatan, Aşk,din,dil, ırk ayrımının insanların yargılarını sorgulatan buram buram hasret kokan beğenerek, ağlayarak okuyabileceğiniz bir eser.
Hangi hasreti yaşıyor olursanız olun kendinize Hasret kalmayın.
Sevgiyle ve kitapla kalın...
Uzun zamandır rafta duran, ertelediğim bir kitaptır kendileri...
Her kitabın bir zamanı var ve onu beklediğine inanırım ..
Bir kitap daha bitti. Hayatıma bir kitap daha girdi..
Genel olarak güzeldi.
Biraz daha az detay olsa daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum.
Tacettinin anası Fatiş Hatun karakteri!!! Aman aman nasıl bir diktatörlüktür o !!! Sevmedim kendisini :)
Kurtuluş Savaşı zamanını anlatan kitapta mübadeleyle yolları ayrılan Tacettin ve Patrica acaba bir gün kavuştu mu? Bunu da merak ediyorum..
Okunabilirliği olan kitaplar arasında yerini alabilir...
Canan Tan'ın okuduğum kitapları arasında ilk üçe girmese de kalemini sevdiğim bir yazar olmasından dolayı keyifle okudum...
Okur kalın... :)
Kitaba ilk başladığından itibaren hayretler içerisinde okudum. Bir sonraki sayfada ne yazıyor diye düşünmeden edemedim. O kadar etkileyici bir hikayesi vardı ki en sonunda gözyaşlarım sel oldu. Kimi zaman kendimi Patricia'nın yerine, kimi zamanda Tacettin'in yerine koydum. Yazılanları ben yaşadım resmen. Canan Tan'ın yapmış olduğu araştırmalar neticesinde kaleme aldığı aşk öyküsü.
Gerçek bir aşk öyküsü istiyorsanız bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
Hasret Canan Tan'ın okuduğum en güzel kitaplardan benim için artık. Okurken gözlerim ara ara buğlandı. Hepimizin belkide hasretle beklediği bir kişi vardır. Ya da bir çok kişi kitabın bir bölümünde baş karekter Tacettin ölüm mü hasretlik mi diye kendisine bir boru soruyor ölüm karekkerimiz için daha cazim geliyor tabiki hasretlikten.
Kitap Anadolunun ortasında Kırıkkale'ye bağlı Keskin kasabasında geçiyor. Ve zaman kurtuluş Savaşı'nın olduğu bir dönem.Bey oğlu olan Taccettin ve Rum kızı olan Patricia'nın bir birini çok sevmesi ve bu sevdadan Ali diye bir oğulları olması. Ama bütün bu bevmelere rağmen ayrılık kaçınılmazdı. Çünkü önlerinde Nüfüs Mübaledesi vardı. Taccettin Bey hem sevdiğinden hemde oğlundan ayrı düşecekti. Ben işe hep Tacettin bu kadar severken neden evlenmedi Patricia'yla diye çok sordum ailesi istemiyordu evet ama ailesine karşı gelebilirdi çünkü kendide çekirdek bir aileyi temsil ediyordu. Engelleyebilir miydi gitmelerini billiyorum yaşanmış bir olayın romanıydı bu zaman, yaşam tarzları bellkide Tacettin Beye hak verilmesi gerektiğini gösteriyor olabilir ama hayat devam etmişti karekterimiz için içindeki büyük özlem ve hasretle evlenip çoluk çocuğa karışmıştı bile...
Zaman galiba her şeyin ilacı herkese iyi okumalar
1920-30 yıllarda aile ve toplum yapısına ayna tutan, sürekleyici, kolay okunan ve kalbiniz alıp duvara çarpmakla yetinmeyip, göz yaşlarınıza aldırmadan üzerinde tepinebilme becerisine sahip bir kitap. Kitap mübadeleyi anlatıyormuş gibi görünse de özünde ; ne kendine ne duygularına ne de aşkına sahip çıkamayan bir adamın sebep olduğu hazin bir öykü.
( Kitap yorumlarımda olaylara ve karakterlere dokunmadan genel bilgiler vermeye çalışırım ki fikir edinmek isteyen arkadaşım ön yargısız başlangıç yapabilsin diye. Bu defalık affınıza sığınarak bu kuralımı göz ardı etmek istiyorum yoksa yüreğimi soğutmam mümkün görünmüyor.)
Kitabımızın kahramanı Tacettin Bey in ailesini karşı gösterdiği hassasiyeti, onayları için harcadığı cabayı tüm kalbimle takdir ettim. Fakat aynı hassasiyeti kendi çekirdek ailesi için gösterememesi tam bir hayal kırıklığı, büyük bir hezimet oldu. Belki yine de affedilebilirdi bu davranışı aşkına sadık kalsaydı. Yazar elinden geldiği kadar Tacettin karakterini parlatmış ama ne fayda sonuç ortada.
Canan Tan klasiği, geçen ay sonu yada bu ayın başında okudum ve hala etkisindeyim. Korkarım uzun süre etkisinden çıkamayacağım.
Canan Tan Ankara'da doğdu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Kendisi değişik edebiyat türlerindeki yarışmalarda birçok derece ve ödül aldı.
Kariyeri
"Eczacı iken, nasıl edebiyatçı oldunuz ?" sorusuyla sıkça karşılaştığını vurgulayan Tan, asıl sorunun "Edebiyatçı iken nasıl eczacı oldunuz?" diye sorulması gerektiğini belirtiyor. Bunun nedeni ise edebiyata olan ilgisinin daha önce başlaması. Lise yıllarında, Hisar Dergisi'nin düzenlediği şiir yarışmasında aldığı birincilik bu dünyanın kapılarını ona aralamış. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nin Basın Yayın bölümünü Türkiye derecesi ile kazanarak, yakınlarının isteği doğrultusunda eczacılık fakültesini tercih etmiş, ancak daha sonra evlenerek Diyarbakır'a gelin olarak gitmiş ve orada yaşadığı süre içinde yazım hayatını sürdürse de bunları gün ışığına çıkartmamıştır. Ne Diyarbakır'a gitmesinin, ne de eczacılık mesleğini tercih etmesinin onun için bir eksik değil aksine Piraye, Eroinle Dans, En Son Yürekler Ölür adlı eserlerine birer ilham kaynağı olduğunu belirtmiştir.
Bu sıralarda yazdığı bir öykü, Hürriyet Gazetesi'nin düzenlemiş olduğu bir yarışmada birinci olmuş ve fotoroman olarak çekilmiştir. İzmir'e geldiği sıralarda da bir çok öyküsü ona ödüller getirmiştir. Bunun yanı sıra Hürriyet Ege ve Yeni Asır'da konuk köşe yazarı olarak güncel yazılar, Milliyet Pazar'da mizahi yorumlar yazmaya başlamış. İlk kitabı olan İster Mor, İster Mavi 1996'da Aziz Nesin'in birinci ölüm yıldönümünde İnkılap Kitabevi'nin düzenlediği mizah öyküleri yarışmasından başarı elde ederek basılmıştır ve aynı zamanda Canan Tan'a, Türkiye'de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanını kazandırmıştır. Devam eden mizahi öyküleri ve çocuklar için yazdığı eserleri ona bir çok ödüller getirmiştir. Asıl sağlam adımlarını yetişkinler için çıkardığı ilk roman olan Çikolata Kaplı Hüzünler ve devamında gelen Piraye adlı eserleriyle atmıştır. Hafta da üç gün ise Yeni Asır'da köşe yazıları yazmış ve 2004 yılında kazandığı köşe yazarı ödülüyle de bunu noktalamıştır. Daha sonra yarışmalara katılmaya son vermiş, okurlarının sevgisi için yazmayı sürdürmüştür.
Ödülleri
Türk Kütüphaneciler Derneği'nden, Türkiye'deki kütüphaneler bazında, "2009 yılının en çok okunan yazarı" ödülü/ 2010
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü'nden 2004 Yılı Köşe Yazarı Ödülü
10.Orhon Murat Arıburnu Ödülleri'nde, uzun metrajlı film öyküsü dalında Birincilik Ödülü/ 1999
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Cumhuriyetin 75.Yılı Çocuk Öyküleri Ödülü /1998
İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanları Ödülü/ 1997
Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması'nda Birincilik Ödülü/ 1997
BU Yayınevi'nin Çocuk Öyküler Yarışması'nda 1. Mansiyon/ 1997
İnkılap Kitabevi'nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması'nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye'de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı/ 1996
1.Ulusal Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması'nda 1. Mansiyon/ 1988
Kelebek (Hürriyet) Gazetesi'nin senaryo yarışmasında birincilik ödülü