Çevirmen:
Cemal Ener
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı:
192
Basım Tarihi:
Ocak 2016
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750729966
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bu İncelemeye Daha Sonra Döneceğiz
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 14:07
"Bir garip yazarın bir garip kitabı..." Sanırım Haydut'tu bir cümleyle anlatmak istersem, böyle derim. Peki neden? Bu konuya daha sonra döneceğiz. Gelin öncelikle yazar hakkında bir kaç şeyden bahsedeyim sizlere. Robert Walser; İsviçreli. Bireyin toplum içindeki yalnızlığını ve özgünlük arayışını ele alan derin ve etkileyici bir yazardır. Hayatı boyunca tanınmasa da, ölümünden sonra eserleri büyük ilgi görmüş ve dünya edebiyatında önemli bir yer edinmiştir. Bu abimiz gerçekten garip biri. Haydut kitabını "mikrogram" adı verilen küçük harflerle ve neredeyse okunaksız bir el yazısıyla yazmış. Walser, eserlerini böyle minik yazılarla not almayı tercih edermiş. Zaten yaşarken bastırmamış bu kitabı. Bu konuya daha sonra döneceğiz. Ölümünden ancak yıllar sonra, mercek yardımıyla keşfedilmiş Haydut. Böyle bir kitap yazıp, onu neden yayımlamak istemez ki insan? E dedik ya, bu abimiz biraz garip biri. Walser, 1929 yılında ruhsal bir çöküntü yaşamış ve şizofreni belirtileri göstermeye başlamış. Kendi isteğiyle Herisau’daki bir akıl hastanesine yatıp ve hayatının geri kalanını burada geçirmiş. Kritik nokta: Kendi isteğiyle! Ancak bu durumun yalnızca ruhsal hastalıkla değil, aynı zamanda yazarın kendi toplum ve yazarlık kariyerinden geri çekilme arzusu ile de ilişkili olduğu düşünülüyormuş. Böyle biri işte. Gelelim Haydut'a. Haydut, okuduğum en ilginç kitaplardan biri oldu şüphesiz. Dağınık bir yapısı var, ne dediğini anlamak, olayları takip etmek bazen güç. Ama belki de bu dağınıklık, Walser’in o anki ruh halinin bir yansıması. Bir roman mı, bir otobiyografi mi, yoksa sadece bir zihin karmaşasının ürünü mü? İşte tam da bu yüzden "bir garip yazarın bir garip kitabı" demiştim. Bu konuya daha sonra tekrar döneceğiz. Haydut’un kendisini tanıtalım biraz. Kitap boyunca onun nasıl biri
İnceleme
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2017 31. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2017 12:23
Sanırım ilk defa bir kitabı bitirmeden inceleme yazıyorum. Bir kitap ancak bu kadar mı sıra dışı olabilir. Sizden bu kitabı okumadan bütün bildiklerinizi unutmanızı isteyeceğim. Okuyunca bana hak vereceksiniz. Bu kadar kesin konuşmam bu kitabın bir sanatoryumda yazılmasıyla alakalı olması değil elbette ama yazar 23 sene sanatoryumda tedavi görmüş ve ister istemez bu psikolojisini etkilemiş. Bunu bazı sözlerinde fazlaca hissettim. Kitabı okuduğum ilk yirmi otuz sayfa içinde ters yüz oldum diyebilirim. Kitaba dönecek olursak kitapta belli bir olay örgüsü yok. Yani olay zinciri birbirine bağlı değil. Bana daha çok bilinç akışı tarzında yazıldığını izlenimi bıraktı. Romanda bir konu var bir baş karakter de var ismi Haydut ve bir de Wanda var. Genelde olgular bu iki karakterin üzerine oturtulmuş. Yazarın kitabı yazarken mikrogram denilen küçücük (okumak için büyüteç kullanmışlar) kendine has el yazılarıyla kağıt parçalarına yazılmış olması kitabı daha da ilgi çekici kılıyor. Robert Walser kesinlikle nev-i şahsına münhasır bir edebiyat dahisi. Sözleri hayatınızda ciddi değişiklikler yaratabilir. Bu yüzden kitabı oldukça etkileyici buldum. Ve bildiğiniz her şeyi unutun dedim. Kitapta altını çizdiğim çok kelime var ancak hepsini alıntı olarak paylaşmadım. İşin zevkini kaçırmak istemedim. Kitabı okuyarak kendinizde bir çok altılı çizili noktalar oluşturabilirsiniz. Herkese ilginç ve vurucu gelen kelimeler farklıdır sonuçta. Son olarak yazarın kendine has felsefesi kitabı oldukça çekici kılıyor. Bu kitap her kütüphanede olmalı dedirtecek kadar hemde. Yalnız başta dediğim gibi akışkan bir konu beklemeyin. Her sayfası bir roman zaten. :) Kitabı okuduktan sonra: Ciddi anlamda ızdırap veren bir roman olduğunu söylemek sanırım hiç zor değil. Ancak aralara serpiştirilen hayat
Edebiyat
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
Budala Bir Bohem
Puan vermedi·192 syf.··
2020 43. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2020 14:50
Robert Walser, birçok yazarda olduğu gibi, eserleri öldükten sonra tanınan bir yazar. İsviçreli yazarın hayatının en dikkat çeken yanıysa, psikolojik rahatsızlıktan dolayı ölümüne kadar olan son 27 yılını Psikiyatri Kliniklerinde geçirmiş olması. Bu dönem içerisinde mikrogram adı verilen minyatür elyazısıyla kâğıt parçaları üzerine metinler yazmış. Bu metinler ancak o öldükten sonra anlaşılıp deşifre edilebilmiş. Haydut da bu deşifre sonucu doğan bir eser. 1956’da ölen yazardan 16 yıl sonra 1972 de ilk kez basımı yapılmış. Eserleri; yazarları ve yazarlarının hayatlarından bağımsız düşünemeyeceğimizin gerçekliğine yaslanarak kitaba bakarsak; Haydut’u; gittikçe daha bohem bir hayata saplanan yazarın, psikiyatri kliniğinde kendiyle baş başa kalarak derin düşüncelere daldığı zamanda yazıldığından ve yazarın yaşamıyla koşutluklar içerdiğinden, Walser’in araya mesafe koyarak kendini anlatma çabası olarak değerlendirebiliriz. Roman, Haydut diye isimlendirilen başkarakteriyle bir bohem hayat anlatısı sunuyor. Bu anlatı, düzensiz parçaların yığılarak bir bütünü oluşturmasından meydana gelmiş gibi. Düzensiz bir laf kalabalığının üzerinize geldiğini düşünebilirsiniz. Bazı bölümlerde ilginç tespit ve güzel sorgulamalar yer alırken, durmadan soluksuz devam eden ve daldan dala atlayan bir anlatı, okuru yoruyor hatta kimi zaman bunaltıyor da. ‘Ustaca yapılmış dilsel bir başıbozukluk’ olarak nitelenen bu tarzından dolayı kitap, herkese hitap etmiyor. Laf kalabalığını sevmeyen, belirgin-doğrusal bir kurgu bekleyen, bir paragraf uzunluğundaki tek cümlelerden uzak duran, uzun bir anlatımdansa okuduğu kurgunun belli bölümlerle ayrılmasını isteyenler bu kitaba zor tahammül ederler, kitabı tamamlayabilirler mi? Şüpheli. Haydut için bohem, ayran gönüllü, serseri, hödük diyebilirsiniz,
Edebiyat
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2018 43. kitabı
Haydut / Robert Walser “Buruşmuş eğitiminizi ütülemenizde yardımcı olacak bir roman vermek isterim size.” diyerek ayar veren... "Baştan sona, hayat hakkında hiçbir şey bilmeyen yığınlar için yazılmış bir kitap bu; çapsız zihinlere kibir tohumları eken ve maalesef sayıları hayli kabarık kitaplardan biri." diyerek kışkırtan... “Size yalnızca edepli şeyler anlatacağımdan emin olabilirsiniz. Zira kendimi kibar bir yazar olarak görüyorum. Belki de araya pek kibar olmayan birkaç şey de karışabilir yani” diyerek de esprili bir dille baştan çıkaran bir roman... Romana adını veren kahramanımız Haydut; toplum tarafından biçilen rollere uymayan bir “uyumsuz”, burjuvaziye ve kapitalizme bayrak açmış bir “anarşist”, normlara uymayan yapısıyla da bir “toplum düşmanı” Hem roman, hem başkahraman, hem anlatıcı, hem de yazar… Neresinden bakarsam bakayım, bu kitapla tanışmak benim için her açıdan sıradışı bir deneyim oldu. Kitabı benim için ilginç kılan çok şey var ama önce yazardan başlayayım; Ömrünün son 57 yılını bir psikiyatri kliniğinde geçiren Robert Walser, yazılarını, ölene dek kapılarını kimseye açmadığı gizli sığınağında, “kurşunkalem bölgesi” diye adlandırdığı bir yerde yazan aykırı bir kişilik. Asıl dehşet yazarın ölümünden sonra fark edilir. Çünkü Walser yazılarını, dergi küpürleri, gazete sayfaları, mektup zarfları gibi eline geçirdiği her türlü kağıt parçasına yazmıştır. Bununla da kalsa yine iyi, minyatür bir el yazısıyla yazılan bu yazıları okumak mümkün değildi ve zaten uzunca bir süre okunamadı. Nihayetinde Köln Üniversitesi’nde Robert Walser üzerine bir tez hazırlayan doktora öğrencisi Jochen Greven, bu elyazması mikrogramların (526 sayfa) mercek yardımıyla okunabileceğini fark eder ve bu metinlerin gizli bir yazıyla değil de boyutları aşırı küçültülmüş
Eğitim
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
10/10
·192 syf.·
2018 37. kitabı
Zaman bir çok kişi ve bilim insanı için oldukça karmaşık bir olgu. Sarmal mı çizgisel mi olduğu bile çok net değil; ama ben zamana yaklaşımı iki konin sivri uçlarının birleşmesi şeklinde algılamayı seviyorum. Yani kum saati misali ortası dar bir nokta da akıp duran iki aralık. Bu nokta yaşadığımız şu an işte önünde uzanan gelecek olasılığı arkasında ise geçmişin değişmezliği. Tam bir nokta şu an. Peki bu noktayı genişletmek mümkün mü? Elbette zor bir soru. Yazarın olaya hayduta bakış açısını değerlendirirken gözden kaçmaması gereken bir ayrıntı. Yazar kendini özleştirdiği bu roman kahramanı ile bağını hem onaylayıp hem reddederken zamanın şu anını genişletiyor. Üstelik biraz bilinç akışı tekniği biraz çağrışımsal yazarak. Anda olan tüm olayları anlatmıyor elbette ama anda olan bağlantılı olayları aktarıyor. Bir hareket onu aynı andaki başka bir yere ve kişiye götürüyor. Arka planda akan kültürel, siyasi ve sosyal olayları bu sayede aktarıyor bize. Hayranlığı, sevinci, toplumsal yargıları ve dışlanmayı. Anlatıcı-ben olarak yazar bazen yer değiştiriyor kahramanı ile. Bazen de iç sesi oluyor kahramanın. “Çünkü hepimiz bize verilen önemden rahatsız oluruz. Hepimiz ortalama ölçüler içinde sevilmeyi tercih ederiz. Epeyce düşkünüzdür rahatımıza. Kimse bir başkasının kutsalı olmaktan hoşlanmaz, aksi taktirde bir imgeye dönüşmek zorunda kalır. Oysa mükemmel olmak, dev bir can sıkıntısıdır.” Bir yap bozun parçalarını bir arada sunuyor bize erteleyerek kaçarak kendi yazım süreci içinde kaybolma pahasına. Eleştirmenler susmadan konuşan/yazan bir anlatıcı-ben ile roman kahramanı isimsiz, toplumsal olarak yararsız, beş parasız bir serseri olan “haydut” arasındaki bağı anlattığı görüşünde. Çünkü yazar bir asosyal ve akıl hastası olarak nitelendiriliyor yaşadığı çağda. Oysa şu an
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
7/10
·192 syf.··
2024 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2024 13:17
Walser bu kitabı yazarken mikrogram denilen küçücük kendine has el yazılarıyla kağıt parçalarına yazmış. öyle ki okumak için büyüteç kullanmışlar. Karakterimiz haydut ve onun bohem hayatı… Zamansız, mekansız fakat bir bütünü oluşturuyormuş gibi. Kadınlara karşı ayran gönüllü, küstah… Topluma karşı bir faydası olmayan, uyum sağlayamayan biri. Kimseyi sevemiyor çünkü sevilmeyi de bilmiyor. Kitabın ismi haydut olması sizi yanıltmasın, polisiye yada bir serseriyi okumuyorsunuz aksine postmodern bir romanda okuru yoran, ilginç tespitleri olan, sizi sorgulatan, belirli bir kurgusu, olay örgüsü olmayan bir kitap okuyorsunuz. Zaman zaman sizi yoran, bırakmak isteyeceğiniz fakat kitabın içindeki felsefi derinlikler sayesinde sizi vazgeçirecek bir kitap okuyacaksınız.
Edebiyat
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
suphistike
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2020 188. kitabı
Robert Walser bu kitabında değişik bir anlatım biçemi kullanır. Kahramanı hakkında neredeyse her bir anını tüm ayrıntıları ile gözler önüne seren anlatıcının, bir üçüncü şahıs mı olduğunu, bir şizofren olup bir kurmaca mı ürettiğini, kahramanın bizzat kendisi mi olduğunu, bu anlatıcının kahramanı övdüğünü mü yoksa yerdiğini mi kitabın sonuna kadar çözemeyeceğiniz ilginç bir kitaptır. Öyle haydut lafı geçiyor diye kitabın bir western kurgusu veya eşkıya romanı olduğu sanılmasın, bizim haydutumuz avare, çapkın bir delikanlıdan başkası değildir.
Edebiyat
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2023 278. kitabı
Bukowski’nin Chinaski’si, Fante’nin Bandini’si, Burgess’in Alex’i, Gogol’un Akakiyeviç’i, Yusuf Atılgan’ın C.si, Camus’nün Meursault’u, Özarıkça’nın Ters Adam’ı ve şimdi de Walser’ın Haydut’u… Hangi kitapta olursa olsun her karşılaştığımda hayranı olduğum anti-kahramanlara bir yenisini daha eklemiş oldum ki zaten kitaba da adını vermiş. Anlatıcı bu Haydut Efendi’yi öyle bir tanıtmış ki, o umumun düşmanı, kendini anlatmaktan aciz bir ahmak, bir budala, bir geveze, gönül böceği, ezelden dangalak, değer bilmeyen, tek başarısı olmayan bir parya, düzene ayak uyduramayan, topluma karşı olan görevlerini yerine getiremeyen, iç ve dış dünyasını hizaya sokamayan densiz bir herifin teki… Gel de hayran olma bu adama! Walser’ın hayat hikayesinden ve yazdığı mikrogram adı verilen şifreli sayfalardan transkripsiyon ile çözülebilerek ölümünden sonra basılan metinlerinden uzun uzadıya bahsetmeyeceğim, ama araştırmanızı önermeden de geçmeyeceğim. Hayat hikayesine bakıp, bu kitaptaki anlatıcıyı ve romanın Haydut’unu karşılaştırdığınızda, birbirleriyle bağlantılı -ki bu bağ zıt bir şekilde nefret ve sevgi içerikli- muhteşem bir üçlü ile karşılaşacaksınız: Kitabın sonuna kadar yerden yere vurduğu adamı, kitabın son cümlesiyle yücelten bir anlatıcı; Haydut’un yukarıda saydığım özellikleri; yazarın edebi avareliği… Oldukça zor bir kitap; yorucu, taahhütsüz ve savruk… Ama edebi bir şölen…
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
Puan vermedi·189 syf.··
2017 1. kitabı
Genel olarak konu bütünlüğünü kafasında tam oturtmuş bir yazar olsada, çoğu yerde kopukluklar ve yerine getirilmeyen boş vaatler ile karşılaştım >Puanım: 4.7/10
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2019 577. kitabı
Robert Walser'ın edebi savaşını takip etmek, zihnini kontrol etmekte zorlanırken bu kadar muhteşem eserleri nasıl ortaya çıkardığını anlamaya çalışmak ve bunları yaparken de Robert Walser'ın dehasına hayran kalmamak elde değil. Haydut bu kitabın baş kahramanı. O dünya düzenine kendi çapında kafa tutan bir fleneur diyebiliriz aslında. Sosyalist ver hümanist fikirleri olan Haydur bir yandan da bir zevk ve sefa insanı. Parayla olan mesafeli ilişkisi kadınlarla olan içli dışlı hallerinin tam tersi. Haydut bir şey çalmak için değil o kadar da keskin olmayan zekası ile bizden çalınanları göstermek için var olmaya devam ediyor.
HaydutRobert Walser · Can Yayınları · 2016120 okunma

Yazar Hakkında

Robert WalserYazar · 6 kitap
Robert Walser, 1878’de İsviçre’nin Bern şehrinde doğdu. Şiirleri ve kısa oyunları ilgi topladı. İlk kitabı Rilke ve Hofmannstal’ın yayıncı tarafından basıldı. Dönemin prestijli dergilerinde yazdı ve ciddi sanat çevrelerine kabul edildi. Ama büyük şehir entelektüel olmaya bir türlü alışamadı. Bu çevrelerden koptu. Son yıllarını bir akıl hastanesinde geçirdi. 1956 yılında öldü. Tamamen unutulan Walser, Carl Seelings’in çabalarıyla tekrar gündeme geldi ve XX. yüzyılın önemli edebiyatçılarını etkiledi. "Geschiwister Tanner", "Der Gehülfe" ve "Geschichten" diğer önemli romanlarıdır.