İkinci Dünya Savaşı
sonlarına doğru 1945 yılında yayımladığı “Hayvan Çiftliği” isimli bu
romanı, Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır.
Roman, ders verme
amacı güden, güldüren, düşündüren, insanlara ait bir özelliği insan dışındaki varlıklara aktaran fabl tarzında, politik bir taşlama olarak kaleme alınmaktadır.
hayvan çiftliğinde hayvanlar eşitliği sağlamak amacıyla çiftlik yönetimini ele geçiren domuzların gücü ellerine aldıklarında kendilerini oradaki hayvanlardan üstün görmeleri üzeri kendilerini daha ayrıcalıklı hale getirmeleri anlatılmaktadır. hatta başta liderliği alıp eşitliği sunacağı söyleseler de onlar da insan gibi yaşayıp onlar gibi güce karşı eğilip, hayvanları eski yaşamlarından daha acımasız bir hayata sokacaktır.
aslında burada insanlardan kendileri ne kadar, onlara benzemek istemeselerde onlar gibi kurallar koyup o kuralları yıkacaklar.
yedi emir ilkelerini kurup o kuralları unutup , insanların onlara verdiği yaşamın dışında daha farklı ve eşitlikten uzak bir yaşama adım atıcaklardır.
Anlaşılacağı gibi, bu kitapta, insanların egemenliğinden bunalıp kendi özgürlüklerini ilan eden ve dünyayı hayvanların egemenliği
altına almak isteyen bir grup çiftlik hayvanının serüveni konu edilmektedir.
Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Burada temel amaç, kendi ideolojileri doğrultusunda bir yönetim
oluşturup, halkın fikirlerine değer veren, halkının çıkarları
doğrultusunda hareket eden demokratik bir örgütlenme oluşturmaktır.
Temel ilkeler koyulması bir topluluğun hedeflerinin belli olmasının önemini gösterir. Çiftliğin isminin değişmesi, yeni bir
rejimin beraberinde gelen, ulusal kimlik oluşmasını sağlayan yenilikler olarak nitelendirebilir. Oluşturulan kurullar, toplumsal bir etkinlik olarak görülebilir ki bunlar örgütlenmeyi