Olay akışı sade ve anlaşılır gidiyor henüz çok şaşırtan bir olay olmadı. Daha 50 sayfa okudum ilerleyen sayfalarda tekrar inceleme eklerim.
edit: roman sonunda bitti yine rastgele alıp okuduğum romanlardan biriydi. türk polisiye kurgusu olarak fena sayılmaz ancak bazen olay geçişleri çok belirsiz ondan dolayı takip etmekte zorlanabilirsiniz. yazarın diğer kitaplarını okur muyum bilmiyorum şimdi yeni kitaplara başlama zamanı :)
Kanlı Pazar
kitabın içerik yönünden karakterlerin çokluğuyla olayların mükemmel bir akış şeması var ama kitabın sonuna daha gizemli olarak bitebilirdi. güzel ve sürükleyici bir kitaptı.
Yıllar öncesinde yapılmış bir centilmenlik anlaşması yeniden gün yüzüne çıkar ve anlaşmanın peşindeki farklı ülkelerden gelen profesyonel tetikçileri Londra'da buluşturur. İtalyan Kont Pazzini, İspanyol Viktor Silva, Rus Boris Shebalin ve Avusturyalı Stefan Neuer ülkelerinin tanınmış zenginlerinden ve iş insanlarındandır. Bu dört ismin yıllar öncesinde, bir şeyleri saklamak uğruna yaptıkları anlaşma, birinin kendilerine şantaj yapmasıyla yeniden ortaya çıkar. Belgede her ne varsa, yeniden ortaya çıkması kendilerini korkutur ve profesyonel tetikçilerini belgeyi almak için Londra'ya, bir pulcu dükkanına gönderirler. Ancak hesaba katmadıkları olayların yaşanması, Avrupa'yı adeta kanlı bir pazara çevirir.
Yazar Osman Aysu, hukukçu bir polisiye ve gerilim yazarı. Kendisinin hukuk bilgisi romanına yansımakla birlikte, fazlasıyla teknik bir dile çevirmiş romanı ne yazık ki. Konusu oldukça sürükleyici olan, ne çıkacağını, işlerin nereye varacağını merakla beklediğiniz bir roman olsa da, anlatımını sevemedim. Sık sık tekrarlara düşmüştü yazar. Ayrıca sonu da beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.
Güzel bir macera romanı. Avusturyalı, Rus, İspanyol, İtalyan, İngiliz, Fransız iş adamlarının zamanında yaptığı bir anlaşma metni mevcuttur. Bu anlaşma çocuklara düşkün olan bu sapık adamların geçmişte yaptıkları ile ilgili belgeleri de içerir ancak bu belgeler David Honor adlı bir pulcudadır. Ortaya bir mektup gönderilmiştir ve yukarıdaki iş adamlarının hepsi bu belgenin peşindedir. Tüm iş adamları belgeyi alabilmek için kiralık katil gönderir. Ancak İspanyol Viktor kızını ve oğlunu gönderir. Londra'da staj yapan mühendis Bora Akel, pul sevdası yüzünden bu olaya dahil olur. David öldürülmeden önce belgeleri İsviçre'de sakladığına dair bilgileri Bora'ya ulaştırmayı başarır. Ancak hayatı tehlikededir. Belgenin kayıp olduğunu öğrenen iş adamları kiralık katillere diğerlerini öldürme talimatı verir. Antonio, Olga, İgor, Hans ve diğerleri iş adamlarını öldürmek için çalışır. Acaba Bora bu tehlikeden sağ salim kurtulabilecek midir? Keyifle okunan bir roman.
Yazarın nedense oldukça güzel,seksi, dikkat çekici bir kiralık katile takıntısı var. Tüm kitaplarında hayatta kalan mutlaka bu kadınlar oluyor ve yine bu kadınların ortak hayali bu işleri bırakıp çiftlik hayatına başlamak. Bu konu sürekli bir tekrar halinde. Onun dışında inanılmaz sürükleyici bir kitaptı. Yıllar öncesinden gelen bir sır, paçaları tutuşan zengin iş adamları, dürüst ahlaklı bir emanetçi ve yanlış insana olan güveniyle hayatını kaybetmesi konu edilirken Bora nın bu işlere önce yanlışlıkla sonra tamamen işgüzarlıkla bulaşması anlatılıyor.
Osman Aysu eşittir polisiye romanlar. Eğlenceli ve macera dolu bir kitap. Çok kısa bir sürede bitirebileceğiniz Arka Sokaklar tadında bir kitap:) Tavsiye ederim.
Nefesini tuttu. Tüfeğin kabzasını omzuna iyice yerleştirdi ve adamın arabadan inmesini bekledi. Limuzinin camları içerinin görünmesini engelliyordu. Sonra ak saçlı bir kafanın ağır ağır arabanın içinden çıktığını gördü.
Osman Aysu, Türkiye’de polisiye-gerilim türünde romanları ile en bilinen yazarlardan biridir. İstanbul’da doğmuş ve İstanbul’da büyümüştür. Soyu Osmanlı’dan gelen ailesi de 3 asırdan beri İstanbul’da yaşamaktadır. İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlayan yazar üniversite eğitimini de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde devam ettirmiştir.
Öğrenimini tamamlayan yazar, uzun süre avukatlık mesleğini icra etti. Bu sürede Mike Hammer ve Philip Marlowe gibi yabancı polisiye roman yazarlarının eserlerinin müdavimi olan yazar, yerli polisiye roman bulamamanın sıkıntısını yaşamıştır.
1955 yıında Haydarpaşa Lisesi'ni tamamlamasının ardından, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1961 yılında mezun olmuştur. 1972’de başlayarak altı yıl kadar serbest avukatlık yaptıktan sonra ilk kitabını 1994 yılında yayımlamıştır.
Sorumluluk sahibi bir Türk olarak yabancı kaynaklara mahkûm kalmamak için suç edebiyatını ele almayı gerek görmüştür. Bu süre zarfında beş altı polisiye roman yazmıştır. İlk kitap taslağından birini okuyan eşinin tavsiyesi ile kitaplarını yayınlatmaya başlamıştır.
Tüm eserleri mesleğinin ve merakının da etkisi ile suç edebiyatından olmuştur. Eserlerinde akıcılık özelliğine önem veren yazar, bunun okurun sıkılmadan kitabı okuyabilmesi, yarıda bırakmadan merakla kitabın sonuna gelebilmesi için önemli olduğunu düşünür. Yazar sezgilerinin de etkisi ile gerek yaşanılan ya da gelecekteki olayları tahmin ederek eserler yazabildiğini dile getirmektedir. Buna örnek olarak Cellât kitabını gösterir. Susurluk kazasının başka bir görünümü olduğunu iddia eder ve yaşadığı çağın olaylarını dikkatle gözlemleyen her insanın, çevresinde neler olup bittiğini ve yakın gelecekte neler olabileceğini kolaylıkla kestirebileceğini söyler.
Türkiye’de polisiye-gerilim romanlarının öncüsü sayılan yazar günümüze kadar birçok eser üretmiştir. Bu eserler ile kendisinden sonra gelenlere de örnek teşkil eder. Yazarın kitaplarının başlıca karakterlerini dedektifler, casuslar ve ajanlar oluşturur.
Yazar, günümüzde daha ince hesaplanmış olayları ve suçları içeren, psikoloji ağırlıklı polisiye romanlarını yazmaya devam etmektedir. Yazar, eserlerindeki bu sıçrayışı ?birinci kategori eser yazma? olarak tanımlar.
Gençliğinde gazeteci olmak isteyen yazar, muhabirliğin yazarlık için ön aşama olduğunu düşünür. Polis muhabirlerinin, mesleklerindeki gözlemleri ve deneyimleri ile ileride iyi bir polisiye yazarı olabileceklerini söyler.