Karaoğlan

Can Dündar
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 57 dk.
Sayfa Sayısı:
175
Basım Tarihi:
2006
Yayınevi:
İmge Kitabevi Yayınları
ISBN:
9789755334950
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2016 30. kitabı
Çocukluğumdan beri hayran olduğum, her fırsatta kendisini yakından tanıma fırsatı yaratabilecek kaynakları okuduğum "Karaoğlan"ı bir de Can Dündar'ın kaleminden dinledim!. Çünkü gerçekten belgesel tadında olmuş. O kadar etkileyici bir anlatımı var. İnsanlığı, okumayı, yazmayı, büyük bir aşkı, nezaketi, dürüstlüğü sığdırdığı hayatını yeniden okumak kendimi çok iyi hissettirdi. Büyük Cumhuriyet Aydını ruhun şad olsun.
KaraoğlanCan Dündar · İmge Kitabevi Yayınları · 2006270 okunma
Puan vermedi·175 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
Yıllar önce okuyup beni dönem siyasetçileri hakkında daha fazla araştırma yapmaya yönelten kitaptır. Okuduktan sonra şöyle düşündüğümü hatırlıyorum; Bu millet Karaoğlan' ı ya yanlış anlamış ya da hiç anlamamış. Meraklılarına TRT' nin 12 Eylül Belgeseli'ni de izlemelerini tavsiye ederim.
KaraoğlanCan Dündar · İmge Kitabevi Yayınları · 2006270 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2025 06:18
Bülent Ecevit'in DSP'li dönemini çocukken yaşamış biri olarak iyi hatırlıyorum. Ecevit'in çok mal varlığı yoktu, hatta evinin asansörü bile yoktu, merdivenlerden zor çıkardı. Hastalığı ilerleyince asansörü sonradan evine yaptırmıştı. Ecevit cezaevindeyken onun eşi Rahşan Ecevit geçinmek için evlerindeki gümüş çay kaşıklarını satmıştı. Ecevit'in DSP'si dönemindeki ekonomik kriz bugünkü AKP diktatörlüğündeki ekonomik krizden daha iyiydi, o zaman daha iyi alım gücü vardı. Aynı zamanda Ecevit hem Kıbrıs hem de Kenya fatihi olarak bilinir; Kıbrıs Barış Harekâtı onun döneminde yapıldı ve PKK lideri Abdullah Öcalan da onun döneminde Kenya'da yakalandı. Ecevit Robert Koleji'nden mezun biridir. Üniversite bitirmiş olmasa da kendisini iyi eğitmiş bir alaylıdır. İngilizcesi çok iyidir ve Amerika'da Henry Kissenger'dan bile ders almıştır. Ecevit çok iyi bir Hint edebiyatı meraklısıdır. Tagore'un Gitanjali adlı kitabını 16 yaşında çevirmiştir. Onun bir edebiyat meraklısı olarak Robot adlı bu şiiri çok ilginç geldi bana: Ellerim dallar gibi bazen açılır Allaha ki Allahtır veren bu güçsüz ellerimi benim senin ellerimden güçlü ellerini ki ben verdim ben verdim onlar kapalıdır Allaha bir parça çelikten ibaretsin Allaha göre (...) sana verdiğim bir ömürdür ki sen yaşamadan sürüyorsun onu sana bu ömrü verenler benden çabuk ölür çeliğin çürümesi kadar uzaktır bir robotun sonu Allah Allah olduğu için yarattı beni ben Allah olamıyorum ne kadar yaratsam ve tapmıyor bana benim yarattığım adam beni yaratana ben nasıl tapıyorsam "Robot", 1940
KaraoğlanCan Dündar · Can Yayınları · 2016270 okunma
Puan vermedi·168 syf.·
2024 547. kitabı
"Solu iktidara taşıyan dürüst siyasetçi, devletin güvenilir çınarı, politikaya zarafet ve tevazu katan şair olarak mı? Yoksa solun birliğini engelleyen inatçı, kuşkucu, yalnız lider diye mi? Acaba kaç kişi bir dönem dağlara taşlara adı yazılan “Karaoğlan” efsanesini biliyor? Tabandan zirveye çıkışın, zirveden cezaevine düşüşün, cezaevinden yeniden zirveye tırmanışın ve son olarak da sandıkta unutulup gidişin nedenleri sorgulanıyor mu? Türkiye, son elli yılına damgasını vuran bir lideri, bir cumhuriyet aydınını, ülkenin en kritik günlerinin kaptanını nasıl anımsıyor?" "Tabandan zirveye çıkışın, zirveden cezaevine düşüşün, cezaevinden yeniden zirveye tırmanışın ve son olarak da sandıkta unutulup gidişin nedenleri sorgulanıyor mu? Türkiye, son elli yılına damgasını vuran bir lideri, bir cumhuriyet aydınını, ülkenin en kritik günlerinin kaptanını nasıl anımsıyor? Rıdvan Akar ile Can Dündar’ın ortak çalışmasının bu yeni baskısında, beş bölümlük Karaoğlan belgeselinin yanı sıra, Ecevit’in kendi sesinden şiirlerini ve Türkiye siyasetinde bir dönemin kapanışı anlatan karaoğlanın yaşamından derın izleri nin yansımasını okuduk.. #Buyurun #OKUYUN #OKUTUN diyelim mii
Biyografi-Edebiyat
KaraoğlanCan Dündar · Can Yayınları · 2016270 okunma
"Ecevit"çi Olmak
8/10
·168 syf.··
2021 3. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mart 2021 01:45
Çocukluğumda etrafta sıkça duyduğum tabirlerden biri "Ecevitçi" idi. O dönemde insanlar birbirlerini destekledikleri partinin lideri ile tanımlıyordu; Ecevitçi, Türkeşçi, Demirelci... "Ecevitçi" bir ailenin çocuğu olmak, aklım ermeye başladıktan sonra benim için hep bir onur kaynağı oldu. Sosyal demokrat bir babaya, ona nazaran daha fazla muhafazakar değerleri olan bir anneye sahiptim. Ancak bu farklılıklarına rağmen birleştikleri noktalardan birisi "Ecevit"ti. Bana öğretilen Ecevitçilik de; her durumda iktidardan yana değil halktan yana olmak, zengin - varlıklı olsan bile gösterişten uzak durmak ve mütevazı yaşamak, doğru bildiğin doğruları sonuna kadar savunmaktı. Bugün bu kitabı okuduğumda bana anlatılan Ecevit'in ete kemiğe bürünmüş halini bir kere daha görebildim. Kitapta okuduğum Ecevit'in halka birlikte ekmek - yağ kuyruğunda beklediği, son derece mütevazı bir aracı makam aracı olarak kullandığı, şartlar ne olursa olsun demokraside ısrar ettiği ve bunun için cezaevinde dahi yattığı gibi birçok konu zaten bildiğim şeylerdi. Ancak bazen bildiklerini tekrar etmek bile keyif verir ya insana; işte bu eser bana o keyfi verdi. Bilmediğim şeyleri de öğrendim elbette bu kitapta. Mesela Bülent ve Rahşan Ecevit'in aşkını ve özlemini, Rahşan Ecevit'in perde arkasından da olsa Türk siyasetinde önemli değişimlere yol açtığı, Bülent Ecevit'in taa ortaokul yıllarından beri iyi bir şair olduğunu, "Karaoğlan" tabirinin nasıl doğduğunu, Ecevit'in askeri cunta ile olan çatışmalarını... Türk siyasi tarihine ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kitap olduğu gibi, kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan her bireyin de Türk siyasi tarihindeki "Ecevit" damgasına mercek tutabileceği bir eser "Karaoğlan". Alıntılarda da paylaştım aslında ama bu kitaptan, daha doğrusu merhum Bülent
KaraoğlanCan Dündar · Can Yayınları · 2016270 okunma
Mutavazilik ve insanlik..
6/10
·168 syf.··
2022 25. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2022 21:31
Bulent Ecevit'in hayatinin bu kadar zor oldugunu ve zor olsa da mutevaziligi elden hic birakmadigini,hirsiyla,Rahşan'ina duskunluguyle ve sirf sanskritce ogrenmek icin Londrada universite okuyup dili ogrendikten sonra diplomasini almadigini; en merak ettigi ulkenin hindistan oldugunu ogrendigim bir kitapti.. Dili cok akici,fotograflarla zenginlestirilmis, kendisiyle de soylesi yapilmis. Cok keyif aldim.. Okunmali..
Hayat ve İnsan
KaraoğlanCan Dündar · Can Yayınları · 2016270 okunma
9/10
·168 syf.··
2022 15. kitabı
Tek oturuşta bitirebileceğiniz çok akıcı, Ecevit’in hayatından belli dönüm noktalarını bence tarafsızca anlatan bir eser. Özellikle Rahşan Hanım’la aşklarını, sakin bir yaşam özlemlerini, doğa sevgilerini, Ecevit’in şairliğini, mektuplaşmalarını çok güzel aktarmış bizlere kitap.
KaraoğlanCan Dündar · Can Yayınları · 2016270 okunma

Yazar Hakkında

Can DündarYazar · 48 kitap
Can Dündar (d. 16 Haziran 1961, Ankara), Türk araştırmacı, gazeteci, televizyoncu ve belgesel yapımcısı. Türkiye'nin yakın tarihi, politikası ve popüler kültür konularında hazırladığı belgeselleri ile tanınmış bir belgesel yapımcısıdır. Özellikle Sarı Zeybek (1993) belgeseli ilgi görmüştür. Şubat 2015'te Cumhuriyet Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni olan Dündar'ın, bu gazetede 29 Mayıs 2015 tarihinde kendi imzasıyla yayınlanan MİT TIRlarındaki silah haberi büyük yankı uyandırmış ve gazeteci bu haber nedeniyle tutuklanıp yargılanmıştır. Yargılama sonucunda casusluk ve hükûmeti ortadan kaldırma suçlamalarından beraat eden Dündar, devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan ceza aldı. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden gazeteci, can güvenliği endişesiyle Almanya'ya gitti. Dündar, Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılmış; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıklamıştır. 31 Ekim 2016 tarihinde hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü tarafından açıklanan 2017 Nobel Barış Ödülü adayları arasında üçüncü sırada yer aldı. Ali Rıza ve Öznur Dündar çiftinin tek çocuğu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Üniversite yıllarında gazeteciliğe başladı. 1979'dan itibaren sırasıyla Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempo’da çalıştı. 1986'da Birleşik Krallık'ta London School of Journalism'i bitirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde siyaset bilimi dalında yüksek lisansını aynı senede tamamladı. “Media and democracy, a comparative case study on the press portrayal of the Belgrane and Kocatepe affairs” (Medya ve Demokrasi, Belgrano ve Kocatepe Olayları’nın medya tasviri üzerine karşılaştırmalı bir inceleme) başlıklı yüksek lisans tezinde iki ülkede birer savaş gemisinin yanlışlıkla batırılıp devlet sırrı olarak saklanması konusunu inceledi. Televizyona 1988'de TRT'de Seynan Levent ile başladı. 1989-1995 arasında 32. Gün program ekibinde çalıştı. 1993-1994 yıllarında Show TV'de Mehmet Ali Birand’la birlikte 'Çapraz Ateş’i hazırladı. Özellikle 1993’te Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu ve yazar Aziz Nesin’in konuk olduğu bölüm gündem yarattı ve üzerinden tartışmalara sebep oldu. Gazetecilik ve belgeselciliğe ağırlık verdiği dönemden sonra 2006'da televizyonculuğa yönelen Dündar, 19 Eylül 2006'da başladığı "Neden?" isimli tartışma programını 9 Haziran 2009 tarihine kadar hazırlayıp sundu. 2009-2010’da NTV kanalında yayımlanan Canlı Gaste’yi hazırlayıp sundu ve aynı kanalda 2010-2011’de canlı ana haber bültenini sundu. Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte ‘Demirkırat’ (1991) ve ‘12 Mart’ (1994) adlı belgesel dizilerini hazırladı. Ayrıca Türkiye’nin güzellik kraliçelerini anlatan ‘Cumhuriyet’in Kraliçeleri’ belgesel dizisini ve Atatürk’ün son 300 günün anlatan Sarı Zeybek belgesellerini hazırladı. 1994-1995 yıllarında Türkiye tarihinin gölgede kalmış kahramanlarının öykülerini anlatan ‘Gölgedekiler’ adlı belgesel serisini hazırladı. Köşe yazarlığı 1994'te Aktüel’de başladı; aynı yıl Yeni Yüzyıl gazetesinde günlük köşe yazıları yazmaya başladı ve bu gazetede beş yıl çalıştı. Köşe yazarlığı ve belgesel yapımcılığı sürerken ODTÜ’de doktora çalışmalarına da devam eden Dündar, 1996'da “Terör ve medya: Liberal Teori ışığında, terör olaylarının televizyonda işlenişine eleştirel bir yaklaşım” başlıklı tezi ile doktorasını tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ ve ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü Kültürlerarası Çalışmalar programında yüksek lisans dersi verdi. 1996 ve 1997 yılında Show Tv için hazırladığı 10 bölümlük ‘Aynalar’ belgesel ile politik ve tarihî konuların dışına çıktı; popüler kültür alanında çalışmalara yöneldi. 1996-1998 yıllarında 40 Dakika isimli belgesel-haber programını hazırlayıp sundu. Özellikle 7 Ocak 1997’de yayınlanan programda Susurluk Kazası’ndan yola çıkarak yapılan araştırmalarla ilgili iddialar uzun süre gündemde kaldı. Atatürk'ün öğrencilik hayatındaki ülke durumunu ve Atatürk'ün beraberliğinde gerçekleşen değişimleri anlatan Yükselen Bir Deniz belgeseli ile 1998'de belgeselciliğe döndü. Türkiye siyasi tarihi ve popüler kültüründeki önemli kişiler ve Köy Enstitüleri, Devlet Tiyatroları, İş Bankası, Mülkiye gibi kurumlara ilişkin çok sayıda belgesel yaptı. 1999 Ocak'ından 2001 Ocak sonuna kadar Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 Ocak ayından itibaren Milliyet gazetesinde, Ada başlıklı köşe yazısı yazdı. 2003-2004 yıllarında Milliyet gazetesi için ‘Popüler Kültür’ ekini çıkardı. Milliyet gazetesiyle yolları 1 Ağustos 2013 tarihinden itibaren ayrılmıştır. Milliyet'ten ayrıldıktan sonra BirGün'de Doğan Tılıç'ın köşesinde bir ay boyunca haftada üç gün yazdı. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını anlatan Mustafa adlı filmi yazıp yönetti. 2008 yılında vizyona giren film, Atatürk’ü yargıladığı ya da kötülediği yönünde eleştirilere maruz kaldı. 25 Ekim 2013 tarihinden beri Cumhuriyet gazetesinde yazan Dündar, 8 Şubat 2015'te gazetenin genel yayın yönetmenliği görevine getirildi. 2014 yılında Gezi Parkı protestoları ile ilgili ‘Gözdağı’ adlı belgeseli hazırladı. MİT TIR'ları davası Tutuklanması Suriye'ye gönderilen MİT TIR'ları ile ilgili haberin 29 Mayıs 2015 tarihinde Cumhuriyet'te,‘İşte Erdoğan'ın yok dediği silahlar’ başlığıyla ve Can Dündar imzasıyla duyurulmasının ardından bu haberlere yayın yasağı getirildi. Aynı gün Can Dündar'a ‘devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, siyasî ve askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, terör örgütünün propagandasını yapma’ suçlarından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu haberi yapan kişi, bunun bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu.” demiştir. Erdoğan'ın savcılığa yaptığı bireysel başvuru ile Can Dündar'a ‘gerçeği yansıtmayan haber, yorum ve görüntüleri yayınlamak suretiyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu’ öne sürerek iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 42 yıl hapis cezası talep edildi. Bu davada 26 Kasım 2015 tarihinde gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ile birlikte tutuklanmıştır.[19] Erdoğan, 24 Kasım'da ise “O TIR'lar Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürüyordu. Şimdi diyecekler ki ‘Başbakan TIR'ların içinde silah yoktu’ diyordu... Varsa ne olacak, yoksa ne olacak.” demiştir. ‘Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme’, ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama’, ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamen engellemeye teşebbüs etmek’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme’ suçlamalarını içeren iddianame, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 26 Kasım 2015'te tutuklu yargılanmak üzere cezaevine götürüldü. Tahliyesi Dündar ve Gül, 6 Aralık 2015'te AYM'ye bireysel başvuruda bulunarak tutuklu yargılanırken haklarının ihlâl edildiğini söylediler. Bu başvurunun ardından 25 Şubat 2016'da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin “Siyasî casusluk yaptıklarına ilişkin somut bilgi yoktur” şeklindeki gerekçeli karar ile tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, kararı sevinçle karşıladıklarını ancak mahkeme kararları üzerinden AK Partinin itham edilmesini doğru bulmadığını söyledi. CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, bu kararı alan Anayasa Mahkemesi üyelerini kutladığını söyledi. MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve Pervin Buldan kararı sevinçle karşıladıklarını ifade etti. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland ve AGİT, kararı memnuniyetle karşıladıklarını ve basın özgürlüğü açısından önemli bulduklarını ifade ettiler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat günü Can Dündar için Anayasa Mahkemesi'nin verdiği tahliye kararını “Mahkeme bu şekilde bir karar vermiş olabilir. Ben Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim (...) Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...) Aslında onlarla ilgili kararı veren mahkeme kararında direnebilirdi. Eğer kararında direnmiş olsaydı, bu bireysel başvuru veyahut da AYM'nin vermiş olduğu karar boşa çıkacaktı.” şeklinde yorumladı. Erdoğan 4 Mart'ta ise "Evet ortada bir Anayasa ihlali vardır. Ama Anayasa’yı ihlal eden değilim. Bu Anayasa Mahkemesi’nin karar merciinde olanlardır. Birinci mahkeme Anayasa Mahkemesi'nin kararına uydu. Ama bu işin bittiği anlamına gelmez. Savcı karara itiraz edebilir. İtiraz durumunda, bir üst mahkeme yeni bir süreci başlatabilir." dedi. Yargılanması 6 Mayıs 2016'da gerçekleşen dördüncü duruşma sonucunda Dündar ve Gül, hükûmeti ortadan kaldırma suçlamasından beraat etti. İkili hakkındaki casusluk suçlaması da düştü. Devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan yedi yıl hapis cezası alan Dündar'ın cezası beş yıl 10 aya indirildi. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden Dündar, can güvenliği endişe ile Almanya’ya gitti. Dündar, Ağustos 2016’da Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılmış; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıklamıştır. 24 Ocak 2017'den beri Almanya merkezli Özgürüz adlı haber portalının genel yönetmenliğini sürdürmektedir.