Adı:
Karlar Ülkesi
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
雪国 [Yukiguni]
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Karlar Ülkesi
Karlar Ülkesi
1968'de «Nobel Edebiyat Ödülü»nü alan Yasunari Kavabata, 1899'da doğdu. 1924’te Japon ve İngiliz edebiyatı öğrenimı gördüğü Tokyo İmparatorluk Üniversitesi’ni bitirdi. İki sanat dergisi çıkardı; birçok edebıyat dergisine de etkin biçimde katıldı. İlk romanı "İzu Dansözü" ile üne kavuşan Kavabata, özellıkle 1950'den sonra yayımladığı eserleriyle dünya çapında tanındı. Batılılara göre, Japonların geleneksel düşünce tarzını yansıtma ve konularını hikâyeleştirmedeki ustalığı ile dikkat çekici olan Kavabata, “Nobel Edebıyat Ödülü" nü alan ilk Japon yazardır. Hayatı, insanın içinde sürüklendiği bir akım, bir rüzgâr diye niteleyen Kavabata 1972’de intihar ederek yaşamına son verdı. Kavabata'nın on iki yılda tamamlayabildiği Karlar Ülkesi'nde bir geyşa ile bir kentli erkeğin ilişkisi son derece etkileyici bir biçimde anlatılır.
144 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Japon edebiyatına Haruki Murakami ile hızlı ve keyifli bir giriş yaptıktan sonra başka Japon yazarlar aramaya başladım. İnternette biraz araştırınca Yasunari Kawabata ile tanıştım ve Kawabata'nın çağdaş Japon edebiyatının en önemli isimlerinden biri olduğunu ve 1968 yılında Nobel edebiyat ödülünün sahibi olduğunu öğrenince merakım iyice arttı. Bu arayışta ve her türlü eski baskı, veya baskısı tükenmiş, nadir, antika kitaplar satan bir internet sitesini keşfetmem ile Kawabata'nın Karlar Ülkesi ve Kiraz Çiçekleri kitaplarını satın aldım. Kitapların en güzel tarafı Altın Kitaplar Yayınevinin 1968 basımı şömizli orjinal cildinde saman kağıtlı ve tertemiz durumda olması idi. Hatta içinde 1968 yılında kitabın bir kişiye hediye edildiğini belli eden güzel bir not, kitabı okumadan önce ayrı bir keyif ve nostalji kattı bana :)

Nobel Komitesi ödülü Kawabata'nın adını açıklarken Kyoto (Kiraz Çiçekleri), Bin Beyaz Turna ve diğerini bilmediğim üç kitabını anarak bu ödüle layık görmüştü. 3.kitap Karlar Ülkesi olabilir mi bilmiyorum çünkü sadece Karlar Ülkesi ve Kiraz Çiçeklerini okudum. Altın Kitaplar'ın 1971 yılında yayımladığı bu kitapta Yasunari Kawabata'nın Karlar Ülkesi ve Jun'ichiro Tanizaki'nin Anahtar isimli romanları bir arada yayınlanmış. Tanizaki'nin Anahtar romanını da okudum onun da incelemesi kitabın kendi sayfasında var. Altın Kitaplar'ın 1968 yılında yayımladığı kitapta da Kiraz Çiçekleri ve Bin Beyaz Turna romanları birlikte yayımlanmış. Bin Beyaz Turnayı da yakın zamanda okuyacağım bakalım.

Gelgelelim kitabımıza; Kawabata'nın yazdığı ve 12 yılda tamamladığı bu romanda, evli ve şehirli bir adam ile taşrada büyümüş ve yaşayan bir geyşa arasında geçen ilişki ele alınıyor. Kitabın önsözünde şöyle bir ifade var "Kawabata'nın yazış yöntemi daha çok, şehvet hislerini, insanların iç duygularını ustaca işlemeğe, Japon karakterinin bu his, duyuş ve davranışlar içindeki tepkilerini gerçekçi ve akıcı bir anlatımla yansıtmaya dayanıyordu". Bu cümleye aynen katılmakla birlikte yazarın kendine özgü, ayrıntılı doğa betimlemeleri hikayeyi daha gerçekçi, ikili arasındaki ilişkiyi daha renkli kılmış.

Hikayemiz bir trende başlıyor ve kahramanımız Şimamura evli, ailesinden zengin olduğu için parasını ve zamanını dansla ilgili çeviriler yaparak ve bu konuda bulduğu yazıları ve fotoğrafları arşivleyerek geçiren bir adamdır. Bir kaç yıldır Tokyo'dan bir dağ kaplıcasındaki otele bir süreliğine kalmaya gelmek gibi bir adet edinmiştir. Orada tanıştığı bir geyşa olan Komako ile, tam olarak tanımlamanın zor olduğu bir gönül ilişkisi kurmuştur. Zamanla aralarındaki yakınlık tutkulu bir beraberliğe dönüşür ama Komako'nun ölümcül hasta eski sözlüsü ve Şimamura'nın Komako'yla aynı evi paylaşan Yoko'ya da ilgi duymaya başlaması bu ilişkileri daha da karmaşık hale getirir.

Kawabata, Kiraz Çiçekleri romanında Kyoto şehrini nasıl muazzam şiirsel bir dilde güzel bir tablo misali betimliyorsa Karlar Ülkesi'nde de bu sefer onun gözünden karlı, hoş bir atmosfer oluşturulmuş bir kış tablosu izliyorsunuz. Kiraz Çiçeklerinde olduğu gibi kendinizi dingin bir yerde hissediyor, sanki sizde orada yaşıyor, sokaklarında yürüyor o havayı soluyorsunuz. O dağ kaplıcasında olmak ve beyazın hüküm sürdüğü o diyarda Kotatsu'ya girip bu romanı okumak vardı diyorsunuz :)
144 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Yasunari Kawabata Karlar Ülkesi

Kitap, çevirisinden kaynaklanan eksikleri barındırmasına rağmen üzerine saatlerce sohbet edilebilecek bi derinlikte. Bana göre yazar ilişkilere belirli isimlerle kalıplara koyup sınırlandırmadığı için her okuyucu farklı bir zevk alacaktır diye düşünüyorum. İnternette yazan özetlerin de kitabı daha da sığlaştırdığını düşünüyorum. Kitaptaki karakterler o kadar ilginçti ki Shimamura zengin, sanata düşkün ailesinden uzakta bir adam fazlası mıydı yoksa biz mi böyle inanmak istedik emin değilim.
Komako, çok daha özgün bir karakterdi. Güçlü, boyun eğmeyen ve kimseye açılmak zorunda olmayan.
İçinde dönüp dolaşan fırtınaları ve yapayalnız kalışını, bedel ödemek için başladığı ve içinde sıkışıp kaldığı durumu düşündükçe cidden üzüldüm, kimsenin ona yardım edemeyeceğini düşünmekten kendimi alıkoyamadım.
Yoko, karakteri zaten başlı başına bir gizemdi, Komako ile birbirlerinden nefret edişleri ama birbirlerine bağlı oluşları bence kısaca hayatın taa kendisiydi.
Sonuç olarak üzerine zaten sevdiğim bir kültür olan Japon kültürü de eklenince benim adıma ortalama zevkli bir kitap çıktı.
128 syf.
·Beğendi·6/10
Haruki murakami okuma sevdama güvenerek senelerdir elimde tuttuğum bu nobel ödüllü kitabı da okumam gerektiğini düşündüm. Fakat biraz yavan geldi bunun da çeviriden kaynaklandığını düşünüyorum zira elimdeki kitap fi tarihinden kalma :) güncellenmiş hali farklı olabilir
128 syf.
·Beğendi·5/10
Yavan ve basit bir kitap olmasına rağmen tatlı ve hoş bir bir çekiciliği de var.Okuduğum ilk Japon Edebiyatı eseridir.Okumayan herkese tavsiye ederim.:)
144 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Karlar Ülkesi, sizi gerek edebi, gerekse konu yönünden oldukça doyuracak,birkaç saatte okuyabileceğiniz 144 sayfalık minicik bir kitap..

Bu isimde bir yazarın da,eserin de varlığından bihaberdim,ta ki internette yazar hakkında şöyle bir cümleye rastlayana dek : "Melankolik bir edebiyat anlayışına sahip olan Kavabata,bu anlayışından ötürü Dostoyevski'ye ölümüne bağlanmıştır.Buna karşılık ise Tolstoy'dan nefret etmektedir.Yalnız burada şöyle bir durum vardır ki Kavabata,Tolstoy'dan hiçbir eser okumamış ,Dostoyevski'nin ise külliyatını tamamlamıştır." Bu ne yaman çelişki anne???

Yasunari Kavabata (bazı çevirilere göre Kawabata) 1899 yılında Osaka kentinde doğmuş ve 1968 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış olan ilk Japon yazar.Çok küçük yaşlarda anne ve babasını kaybeden Kavabata,akrabalarının yanında büyümüş.Yalnız geçen çocukluk dönemleri ,eserlerindeki "melankolik lirizm"in temellerini oluşturmuş.20 yaşında yazdığı ilk kitabı "16 Yaşındaki Bir İnsanın Hatıra Defteri"(orijinal adıyla Jurokusai no Nikki) dedesinin ölümü sonucu yaşadığı buhranı ve çocukluk anılarını konu almaktadır.Bu kitabı çağdaş Japon edebiyatçılarının dikkatini çekince,kendine güveni artan Kavabata ,1926 yılında büyük ses getiren" İzulu Dansöz" adlı eserini yayınladı.

Eserlerinde Dostoyevski haricinde, yoğun olarak Poe,Baudelaire ve Oscar Wilde'den esinlendiğini savunan Kavabata,bilhassa Poe'nin demonik ve Diabolist anlatım şekillerinden büyülendiğini belirtmiştir.

"Kavabata 1972'de gazla intihar etti. İntiharıyla ilgili pek çok gerekçe öne sürülmüştür. Bunlar arasında zayıf sağlığı, gayri meşru bir aşk hikayesi veya arkadaşı Yukio Mişima'nın intiharının üzerindeki etkisi gibi pek çok teori bulunmaktadır. Mişima'dan farklı olarak Kavabata ardında not bırakmadığı için intiharının tam nedeni gizli kalmaya devam etti".Ey Kavabata,zaten gelmişsin 73 yaşına,bir ayağın çukurda,o yaşta intihar da neyin nesi diye sormazlar mı adama?

Gelelim Karlar Ülkesi'ne..Yazar 1935'te yazmaya başladığı bu eserini 1947'de tamamlamış,tam tamına 12 koca sene.Zira eser üzerinde inanılmaz derecede yoğunlaşmış ve hatırı sayılır çalışmalar yapmış.1956 yılında yayınlanan bu kitap,Japon yönetmen Kon İshikawa tarafından
1959'da sinemaya da uyarlanmış.Birçok eserinde olduğu gibi bunda da, 17 hecelik şiir ölçüsü olan Japonlara has "Haiku" tekniğini kullanmış.

Kitap, bir tren yolculuğu ile başlıyor.Japon köylerinin birinde yaşayan bir geyşa olan Komako ile kentli,zengin,evli ve züppe bir erkek olan Şimamura arasındaki ilişkiyi ele alıyor.Ancak salt bir aşk kitabi demek,esere ve yazara çok büyük haksızlık olur.Uzun puslu kışlar,karlar altında açılan tüneller,kaplıcalar,boş köy evleri,kimonolar,geyşalar gibi olguları çok güzel ve detaylı işlemiş.Betimlemeleri gayet şık ve abartısızca yerinde kullanmış.Olaylar içindeki geçişler çok çarpıcı,taşlar gayet muntazamca yerine oturtulmuş.

Şimamura'nın, dans,çeviri ve fotoğraf çekmek üzerine kurulu bir hayatı mevcut.Haa bir de her sene Tokyo'daki Yuzawa adlı dağ köyüne giderek, kaplıca otelinde kalma adeti var kahramanımızın.İşte bu ziyaret vesilesi ile cereyan eder herşey.Komako ile aralarında tutkulu bir aşk başlar amma velakin her güzel sanılan aşkta olduğu gibi yine birçok engel çıkar karşılarına.Mesela Komako'nun belalı eski nişanlısı , mesela Şimamura'nın gönlünün Yoko'ya kayması vb...

Konusu basit gibi görünse de,eser gerçekten şahane bir klasik ancak Cem Yayınevinden Nihal Yeğinobalı çevirisini bulup okumanız lazım.Çünkü şu an satışta olan Doğan baskısı,kitabı Japonca dan değil de İngilizce den çevirdiği için pek başarılı olmamış ve okuyanlar bu sebepten ötürü bin pişman.
128 syf.
·4/10
Karlar Ülkesi'ni Japon edebiyatını çok sevmeme rağmen beğenemedim. Olaylar çok kopuk, kitabın ne anlattığı belli değil. Belki de çeviriden kaynaklanıyor bu durum. Bahsedilen incelikli anlatımı nedense bulamadım bu kitapta.
128 syf.
·Beğendi·6/10
Nobel ödüllü yazar Yasunari Kawabata'nın ünlü romanlarından biri olan Karlar Ülkesi, bizlere Şimamura adındaki evli bir erkekle bir geyşa arasında yaşanan olayları anlatıyor. Kahramanımız herhangi bir ülkeye gitmiyor, sadece gittiği bölgede kış yoğun olduğundan böyle bir isim veriliyor. Japon kültürünü öğrenmek adına güzel bir kitap diyebilirim, pek çok bilgi mevcut içerisinde. Ayrıca eski Japonya hakkında neler olup bittiğini görmek az çok mümkün. O zamanların toplum yapısı okurlara ilginç gelecektir tahminimce. Geyşa denen kavramın bizdeki yanlış önyargılarını kafamızdan silerek, gerçekte ne olduğunu ve ne iş yaptığını bizlere açıkça ifade ediyor eserimiz. Şu kadarını söyleyeyim geyşa erkeklerin seks ihtiyacını karşılamak amacıyla yaratılan bir figür değildir. Hatta normal insanların çoğunun yapamadığı birçok şeyi yapabilen ve bunun için ağır eğitimler gören bir sanat işçisinin. Yazarımız nitekim Nobel ödülünü kazandıktan sonra bazı Japonlar'ın yaptığı üzere artık insanlığa vereceğim bir şey kalmadı diyerek intihar etmiştir. Rahmetli yazarın arkasında bıraktığı eserlerden biri olan Karlar Ülkesi, çok üzülerek söylüyorum Türkçe çeviri konusunda kemik sızlatmakta, mezarda takla attırmaktadır. Kitap, Japonca aslı yerine İngilizceden çevrilmiş ama nasıl kötü, nasıl rezalet bir şey çıkmış okudukça şok oldum. Cümleler anlamsız, birbiriyle alakasız, başı sonu bir değil. Bazı satırları anlamadım tekrar tekrar okudum. Doğan Kitap telif hakkı için dünyanın parasını ödüyorsun kabul, en iyi editör ve matbaayla çalışıyorsun tamam, kaliteli kağıt kullanıyorsun anlıyorum, karşılığında belli bir ücret talep ediyorsun da bu çeviri nedir! Üç kuruş fazla verip Japonca'dan çevirtsene şu güzelim kitabı zaten kitlen var, Japon edebiyatı yaygınlaştı neyin ekonomik kaygısı, ne anlamsız bir kemer sıkma politikasıdır bu. Doğan Kitap sen utanmadan elif şafak denen çöpün kitaplarını büyük dikkatle basıp 100 kere kontrol etmeden fiyatı yukarı çekmeden piyasaya sürmezken, senin böylesine dünya edebiyatında ismi olan bir kitaba anasız babasız kalan küçük emrah muamelesi yapmak hiç yakışmadı. Hüseyin Can Erkin'e ver işte çevirsin tekrar zaten aranız oldukça iyi emin ol kendisi mutluluk duyar. Japonca aslından çevirip piyasaya sür biz de çok mutlu oluruz.
128 syf.
Güzel bir çeviriyle, bir yayın evi tarafından yeniden basılsa keşke. Güzel bir roman böyle bir çeviriyle mahvolmuş, yine de kitabın orijinal hali okunmaya değer, baş yapıt olarak nitelendirilebilecek bir roman...
"Karlar Ülkesi" romanında şöyle diyor:
"İnsanlar birbirinden beton duvarlarla ayrılmış bulunuyor ve bu duvarlar herhangi bir sevgi akımına engel oluyor.Tabiat, kalkınma adına boğuluyor...."
Peki bu ne biçim uygarlık? İnsanların değeri nedir? Namus, haysiyet, onur, saygı nerede kaldı?Kimlere güven duyulacak? Bunların hepsi artık geçerliliklerini yitirmiş kavramlar mı?
Böyle bir toplum gerçekten hastadır. Ruhi bunalım sanayi toplumunu ve özellikle Batıyı öyle bir sarsmış ki insan ilişkileri dumura uğramışdır. Modern dünyada gerçekten İnsan ölüyor...
anlıyorsun madem söyle bana. söyle bana, içimden geçenleri de anlıyor musun?
gördün mü, anlamıyorsun! bir dolu paran var, ama insanlığın eksik. hiçbir şeyi anlamıyorsun.
Kendi hayalinde, Batı'dan gelme kitap ve resimlerle canlanan görüntülerin tadını çıkarıyordu. Hiç görmediği birine aşık olmakla birdi bu.
Yasunari Kawabata
Sayfa 33 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi
Yüzünün katıksız ciddiliği onu yanındakilerden ayırıyordu. Kıpkırmızı kesilmekten nasılsa kaçınamayacaktı, ama hiç değilse bir şeycikler olmamış gibi davranabilse!..
Yasunari Kawabata
Sayfa 52 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi
Bir insanın sevgiyle yoğurup ortaya çıkardığı bir yapıtın sesini ne zaman, nerede duyuracağı, kimleri esinleyip, heyecanlandıracağı önceden kestirilemiyordu.
Yasunari Kawabata
Sayfa 131 - Cem Yayınevi NOBEL Dizisi
"...Şu Tokyolular çapraşık insanlar. öyle bir gürültü kargaşalık arasında yaşıyorlar ki, duyguları bölük pörçük oluyor."
"her şey bölük pörçük dünyada."
"ömürler bile, bir süre sonra..."
kadının gelişleri sıklaştıkça adam kendi kendine büsbütün şaşıyor, "benim eksikliğim nedir, ben neden böyle tüm varlığımla yaşayamıyorum?"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karlar Ülkesi
Baskı tarihi:
1997
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
雪国 [Yukiguni]
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Karlar Ülkesi
Karlar Ülkesi
1968'de «Nobel Edebiyat Ödülü»nü alan Yasunari Kavabata, 1899'da doğdu. 1924’te Japon ve İngiliz edebiyatı öğrenimı gördüğü Tokyo İmparatorluk Üniversitesi’ni bitirdi. İki sanat dergisi çıkardı; birçok edebıyat dergisine de etkin biçimde katıldı. İlk romanı "İzu Dansözü" ile üne kavuşan Kavabata, özellıkle 1950'den sonra yayımladığı eserleriyle dünya çapında tanındı. Batılılara göre, Japonların geleneksel düşünce tarzını yansıtma ve konularını hikâyeleştirmedeki ustalığı ile dikkat çekici olan Kavabata, “Nobel Edebıyat Ödülü" nü alan ilk Japon yazardır. Hayatı, insanın içinde sürüklendiği bir akım, bir rüzgâr diye niteleyen Kavabata 1972’de intihar ederek yaşamına son verdı. Kavabata'nın on iki yılda tamamlayabildiği Karlar Ülkesi'nde bir geyşa ile bir kentli erkeğin ilişkisi son derece etkileyici bir biçimde anlatılır.

Kitabı okuyanlar 68 okur

  • Seda Bera
  • Hüseyin Sabuncu
  • Şevval
  • Hilda
  • Kemal Kestane
  • Mia wallace
  • Aslı
  • Ayhan Bozkurt
  • Seda Bera
  • Filiz Gökçe

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%3.2 (1)
7
%6.5 (2)
6
%3.2 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0