Martin Heidegger - Hannah ArendtUrsula Ludz

·
Okunma
·
Beğeni
·
180
Gösterim
Adı:
Martin Heidegger - Hannah Arendt
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752563551
Çeviri:
Melek Paşalı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Sevgili Bayan Arendt!

Hemen bu akşam size gelmeli ve kalbinize hitap etmeliyim.
35 yaşındaki filozof, evli ve baba Martin Heidegger en önemli eseri Varlık ve Zaman üzerinde çalışırken 18 yaşındaki Yahudi öğrencisi Hannah Arendt'e 1925 yılında yazdığı ilk mektupta bu satırlarla seslenir. Felsefe tarihinin bu en ilgi çekici aşk ilişkisini belgeleyen Mektuplar 1925-1975 başlıklı derlemenin Bakış adlı ilk bölümü, profesörle öğrencinin ilişkilerinin en yoğun dönemi olan 1925-1933 yıllarını yansıtır. Bu bölümün 45 numaralı son mektubu Heidegger'in Arendt'in kendisine yönelttiği "Yahudi karşıtlığı" ithamını yanıtladığı, önemli bir belgedir. Arendt'in itham edici mektubu ise Heidegger veya ailesi tarafından imha edilen belgeler arasındadır. Zaten kitabın tamamını oluşturan mektuplardan 119'u Arendt'in özenle muhafaza ettiği Heidegger imzalı orijinal belgeler olmakla birlikte, Arendt'in gönderdiklerinden sadece 33 tanesi günümüze ulaşabilmiştir.
(…) tam da o güzel fotoğrafın tam içime, kalbime bakarken (…) Bu bakışın, ders verirken kürsünün yanından bana doğru ışıldayan bakışla aynı bakış olduğunu bilmiyorsun. Ahh bu oydu, bu odur ve sonsuzluk olarak oradadır; o uzak yakınlıkta.

1950'de, ilişkinin kesintiye uğradığı 25 yılın ardından böyle hitap eder Heidegger sevgilisine. 1950-1965 yılları arasındaki mektuplar Yeniden Bakış döneminde toplanmaktadır. Bu dönemde Arendt'in girişimiyle yeniden başlayan ilişkileri, Arendt'in Heidegger ve karısına yaptığı ziyaretler ve Heidegger'in entelektüel çalışmalarından bahsedilen bir dönemdir. Karşılıklı yazılan şiirler açıkça ifade edilemeyen aşkın zarif nişaneleridir.

1966-1975'i kapsayan Sonbahar bölümünde ise taşlar yerine oturmuştur ve Arendt, Heidegger'in eserlerinin ABD'de yayımlanması konusunda yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda Heidegger'in karısı Elfride ile de mektuplaşır. Arendt, Heidegger'in 80. doğum yıldönümüne ithafen ABD'de bir radyo konuşması yapar ve Heidegger'in "kendisine ve birçoklarına düşünmeyi öğreten adam" olduğunu ifade eder. Nazi sempatizanlığını "dönemsel bir hata" olarak aklamaya çalışır.

Satır aralarından aşk ve bağlılığın sızdığı bu "ketum" mektuplar, 20. yüzyılın iki önemli filozofunun yaşamları çerçevesinde Yahudilik-Almanlık, talebelik-hocalık, gençlik-olgunluk, kadınlık-erkeklik, talebelik-bekârlık ve en önemlisi de aşk ve fedakârlık kavramları etrafında dönüyor. Eserin sonundaki Notlar bölümüyle Heidegger'in "imaya dayanan kapalı üslubu" ve Arendt'in ondan geri kalmayan "bulmacamsı" cümleleri açıklığa kavuşturuluyor. Fotoğraflar isebu hakiki hikâyeyi gözler önünde canlandırmaya yardımcı oluyor.
Mükemmel bir aşk hikayesinden kendi kalemlerin okumak o kadar güzel ki.. 35 yasındaki Heidegger'in 18 yaşındaki Arendt'e aşık olmasıyla başlayan mektuplaşmalar sizi alıp, o döneme götürüveriyor. Her ne kadar hiç onaylanmayacak bir ilişki olsa da -Heidegger'in evli ve dört çocuk sahibi olmasından ötürü- mektupları okurken dalıp gidiyorsunuz.. 1925-1975 yılları arasında yaşanan bu mektuplaşmalar sizi felsefenin de siyasetin de gündemin de ve özellikle aşkın da en derin zirvelerine çıkarıyor. Okuyun, okutun.
Konu mektuplar olunca ve Aşka dair kırıntılar varsa kendimi kitabın içinde kaybediyorum bu naçizane itirafım dır , İnsan kendi içindeki duygu yoksunluklarını sorgularken , duygu selini gördüğünde ruhunu, aklını, kalbini, ne varsa kendine dair sorgusuzca sele bıraktığı aşikar , en azından kendi adıma böyle , Kitabı okumamda ki en ilginç nedense Heidegger ve Arendt in öğretmen öğrenci ilişkisi oluşudur , Felsefi aşk diye bir kavram varsa bu ikisi arasında geçen diyaloglardan oluşmuştur diyebilirim , Keyifli okumalar ,
Martin Haidegger'den Hannah Arendt'e
Canım!
Bugün kitabımın bir kopyasını sana verdiğimde beni aciz bırakan esaslı sevincinle ezildim. Ruhumun bir parçasını sana verdim. Senin aşkına karşılık bu çok az. Fakat o senin sevinç taşan teşekkürün yok mu, o her şeyin fevkinde.
Peki kitabımın bir kopyasını hediyem olarak kabul etmeni rica etmeye karar verdiğim anda onu yanında getirmiş olman bir tesadüf müydü? Evet, hediye. Sadece bundan böyle çalışmamın icinde yaşadığını gösteren bir sembol olarak.
Sevgili Bayan Arendt
Size hiç bir zaman sahip olamayacağım.Fakat siz bundan böyle hayatıma ait olacaksınız.Hayatım da sizinle beraber büyüyecek
Hannah
Seni hiç hoş olmayan bir uzaklıktan, üc bin mil uzaklıktan selamlıyorum. Hermönötik olarak okunursa bu, hasretin uçurumu demek. Fakat buna rağmen her gün, bu olanlara ve olanların olma biçimlerine seviniyorum. Şimdi seve seve beş parmaklı tarağımla dağınık saçlarının arasında gezinmek isterdim, tam da o güzel fotoğrafın tam içime, kalbime bakarken. Bu bakışın , ders verirken kürsünün yanından bana doğru ışıldayan bakışla aynı bakış olduğunu bilmiyorsun. Ahh, bu oydu, bu odur ve sonsuzluk olarak oradadır. ; o uzak yakınlıkta. Bir çeyrek yüzyıl boyunca herşey, tıpkı tarlaya gömülmüş bir tohum gibi beklemek zorundaydı; mutlak olanın olgunlaşması için beklemek zorundaydı; mutlak olanın olgunlaşması için beklemek. sonra hepsi , bütün o acılar ve her türlü tecrübeler senin bu bakışında toplandı. Bütün bunların ışığı simanda parıldıyor şimdi ve içindeki kadını görünür kılıyor .
Bu gizem, Yunan tanrıçasının tasvirinde vardır; kızın içinde kadın gizlidir, kadının içinde kız. Bu , aydınlanan gizemin ta kendisidir ...
Sevgili Hannah !
Aşk neden bütün diğer insani hasletlerden daha yüce ve daha dûçâr olanlar için böylesine tatlı bir yük ? Sevdiğimiz şeye dönüşüyor, yine de kendimi kalmaya devam ediyoruz. Bunun için sevgiliye teşekkür etmek istiyor, ancak buna yetecek hiç bir şey bulamıyoruz.
Sadece kendimizle teşekkür edebiliriz ona. Aşk, minneti kendine sadakat duygusuna ve diğerlerine kayıtsız şartsız itimada çevirir. Böylece kendi sırrını sürekli yükseltir.Yakınlık, burada yekdiğerine en büyük uzaklık olmaktır.Hiç bir şeyi perdelemeyen, bilakis '' Seni '' bir ilhamın şeffaf, fakat kavranılmaz sadece şuradalığına ikame eden uzaklık..
Yüreğin baş edemediği, birinin varlığının bir kez ömrümüze doğmuş olmasıdır,İnsanın kaderi, insanın kaderine teslim olur, Saf aşkın ödevi, bu teslimieti diri tutmaktır. Tıpkı ilk günkü gibi ..
Sevgili Hannah,
Bana sanki yıllardır görüşmemişiz gibi geliyor
Şevkle olmak ; biz buyuz. Biri diğerine '' söylemek '' ve kendini açmak istiyor; fakat biz sadece şunu söyleyebiliriz : Dünya bundan böyle ne senindir ne de benim. Bilakis o bizim oldu artık. Yapup ettiklerimiz ne sana aittir ne de bana, onlar bize aittir . Çatılar, yollar, mayıs sabahları ve çiçek kokuları bizimdir. başkaları için yapılmış bütün lütuflar, her samimi ve sahih ülkü bizim hayatımızdır. Çoşkunlukla gerilen savaş ve bir seçkin uğruna verilen mücade bizimdir. Bizim. Bu bundan böyle kaybedilmeyecek, bilakis daha zengin, daha duru, daha sağlam olmanın imkanına erişecek; varoluşun büyük tutkusuna doğru büyükmek için..Senin adına mutlu olduğum anlar , benim en güzel anlarım, bunu biliyorsun ..
''Ve Tanrı izin verirse Ölümden sonra seni daha çok seveceğim ''
Sevgili Hannah !
Sen gittikten sonra geriye odamda durgun bir gün ışığı kaldı

''Aydınlık güzeldir''. JAspers'in bana dün akşam söylediği bu söz, karım ile aranda geçen konuşma yanlış anlamalar ile sınamalardan yorulmuş kalbin ahenge ulaşması yolunda ilerlerken beni etkileyip durdu.İkimizin karşılaşması ve bu karşılaşmanın sürekliliğinden üçümüz arasındaki o malum güvenin - senden ve benden dolayı- saf mebdeine dek ulaşması, ancak bu, karşılıklı konuşmayı beraberinde getirmeliydi. Karımın sözleri sadece bu konuda bir ısrardı, yoksa senden suçun itirafı yönünde bir talep değildi..
Karım hiçbir surette aşkımızın mukadderatına halel getirmek istemedi. Onun tek derdi, benim susmam; dolayısıyla yapışıp kalan bu lekeden bu ihsanı temizlemekti. Bu susuş yalnızca onun güvenini suistimal etmek değildi. Karımın, aşkımızın mutluluğu ile zenginliğini anlamayacağı gibi, aynı zamanda onu kaderin önüne geçilmez hediyesi olarak da kabul edeceğini bildiğimden, güvenini kesinlikle bu yöne yönelttim ..
Saatlerin bu kadar kısa olmasına üzülüyorum. Daha hoşnut bir şekilde tekrar gelmeni umuyorum, Sevgili Hannah. Bu çok güzel olacak; Çünkü mnce ile sonra şimdi berrak surette açıklığa kavuştu. Senin bu berraklığından ziyadesiyle memnun olduğumu ve bize ait olduğunu biliyorum..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Martin Heidegger - Hannah Arendt
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752563551
Çeviri:
Melek Paşalı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Sevgili Bayan Arendt!

Hemen bu akşam size gelmeli ve kalbinize hitap etmeliyim.
35 yaşındaki filozof, evli ve baba Martin Heidegger en önemli eseri Varlık ve Zaman üzerinde çalışırken 18 yaşındaki Yahudi öğrencisi Hannah Arendt'e 1925 yılında yazdığı ilk mektupta bu satırlarla seslenir. Felsefe tarihinin bu en ilgi çekici aşk ilişkisini belgeleyen Mektuplar 1925-1975 başlıklı derlemenin Bakış adlı ilk bölümü, profesörle öğrencinin ilişkilerinin en yoğun dönemi olan 1925-1933 yıllarını yansıtır. Bu bölümün 45 numaralı son mektubu Heidegger'in Arendt'in kendisine yönelttiği "Yahudi karşıtlığı" ithamını yanıtladığı, önemli bir belgedir. Arendt'in itham edici mektubu ise Heidegger veya ailesi tarafından imha edilen belgeler arasındadır. Zaten kitabın tamamını oluşturan mektuplardan 119'u Arendt'in özenle muhafaza ettiği Heidegger imzalı orijinal belgeler olmakla birlikte, Arendt'in gönderdiklerinden sadece 33 tanesi günümüze ulaşabilmiştir.
(…) tam da o güzel fotoğrafın tam içime, kalbime bakarken (…) Bu bakışın, ders verirken kürsünün yanından bana doğru ışıldayan bakışla aynı bakış olduğunu bilmiyorsun. Ahh bu oydu, bu odur ve sonsuzluk olarak oradadır; o uzak yakınlıkta.

1950'de, ilişkinin kesintiye uğradığı 25 yılın ardından böyle hitap eder Heidegger sevgilisine. 1950-1965 yılları arasındaki mektuplar Yeniden Bakış döneminde toplanmaktadır. Bu dönemde Arendt'in girişimiyle yeniden başlayan ilişkileri, Arendt'in Heidegger ve karısına yaptığı ziyaretler ve Heidegger'in entelektüel çalışmalarından bahsedilen bir dönemdir. Karşılıklı yazılan şiirler açıkça ifade edilemeyen aşkın zarif nişaneleridir.

1966-1975'i kapsayan Sonbahar bölümünde ise taşlar yerine oturmuştur ve Arendt, Heidegger'in eserlerinin ABD'de yayımlanması konusunda yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda Heidegger'in karısı Elfride ile de mektuplaşır. Arendt, Heidegger'in 80. doğum yıldönümüne ithafen ABD'de bir radyo konuşması yapar ve Heidegger'in "kendisine ve birçoklarına düşünmeyi öğreten adam" olduğunu ifade eder. Nazi sempatizanlığını "dönemsel bir hata" olarak aklamaya çalışır.

Satır aralarından aşk ve bağlılığın sızdığı bu "ketum" mektuplar, 20. yüzyılın iki önemli filozofunun yaşamları çerçevesinde Yahudilik-Almanlık, talebelik-hocalık, gençlik-olgunluk, kadınlık-erkeklik, talebelik-bekârlık ve en önemlisi de aşk ve fedakârlık kavramları etrafında dönüyor. Eserin sonundaki Notlar bölümüyle Heidegger'in "imaya dayanan kapalı üslubu" ve Arendt'in ondan geri kalmayan "bulmacamsı" cümleleri açıklığa kavuşturuluyor. Fotoğraflar isebu hakiki hikâyeyi gözler önünde canlandırmaya yardımcı oluyor.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • <<<Kitap Sevdalısı>>>
  • Gökçe
  • Yok
  • Clementine Mathieu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0