Başlangıçta beni en çok çeken şey, kitabın bir roman değil de farklı öykülerden oluşması oldu. Her hikâye ayrı bir kapı açıyor; ama hepsinin arkasında aynı güçlü yaklaşım var: insanın sınırları, hırsları, hayatta kalma mücadelesi ve zaman zaman kaderin tokadı. Jack London bu konuları öyle süsleyerek değil, doğrudan, net, “hayat böyle işte” diyen bir tavırla anlatıyor. Bu sertlik kitabı karanlık yapmıyor; tam tersine, gerçekçi bir mercek sunuyor.
Öykülerin çoğunda insanlar kadar toplumun gölgeleri de var. Para, güç, ahlak, seçimler… Karakterlerin davranışlarına bakınca, insanın kendi içindeki çatlakları da görünür oluyor. Kısa olmalarına rağmen her öykü bir düşünce bırakıyor. Bitirince “Az önce neye şahit oldum?” diye durup düşünüyorsun. Benim için en değerli yanı da bu oldu: çabucak okunan ama zihinde uzun kalan bir hava yaratması.
Kitapta bir bütünlük hissi var ama bu bağlı bir hikâye silsilesi değil; daha çok aynı yazarın aynı ruh hâliyle işlediği farklı insanlık durumları gibi. Bu yüzden okurken temposu düşmüyor. London’ın dili sert ama temiz; doğrudanlığı sayesinde karakterlerin niyeti, korkusu, gururu ya da zayıflığı anında hissediliyor. Okunmaya değer.
“Bu korkunç dönemde kendi çektiğim acılardan bahsetmeye gerek yok. ”
Diyor kitabında Jack LondonMidas'ın Müritleri ‘nde 4 ayrı öykü bulunmakta. Bu öykülerde insanoğlunun genel doğası işlenmekte. Duygu ve davranışların sonuçlarını ele alan hikayeler oldukça akıcı. Kısa sürede bitecek güzel bir eser.Kitaba ismini veren Midas’ın Müritleri öyküsü oldukça sarsıcı ve düşündürücü olduğunu düşünüyorum.Kitpta en beğendim öykü oldu.
Çok severek okudum ve çok beğendim kitabı. Naçizane herkese tavsiyemdir.
Değerli çevirisi için Sinem Sabuncu ya teşekkürler.
Arka Kapaktan Alıntı:
Midas’ın Müritleri’nde, zengin iş adamı Eben Hale’le, ondan para koparmaya çalışan uluslararası bir yeraltı örgütü arasındaki mücadeleyi anlatmaktadır. Kendisine Midas’ın Müritleri diyen bu örgüt, iş adamı onlarla işbirliği yapmayı reddettiği sürece birini öldüreceklerdir. Eben Hale’i ve diğer birçok iş adamını çok önemli bir seçim bekliyordur: Ya paralarından olmak ya da insanların ölümüne göz yummak...
Kitap çok güzel sanırım eski zamanlarda yazılan kitaplar bana daha kaliteli geliyor. Dört hikayeden oluşan kitapta öykülerin hepsi birbirinden güzel olsa da beni en çok kitabında ismini taşıyan ilk hikaye etkiledi. Akademik olarak beni ileri taşıyan kitapları almayı sevsem de bu kitabında kitaplığımda yer alması gerektiği düşüncesindeyim.
Okuduğum baskıda 4 tane kisa hikâye var.
Midas'ın müritleri
Kişin Öyküsü
Bir günlük konaklama
Korkak Nigor
Ben kitaba adını veren hikayeden çok Bir günlük konaklamayı çok beğendim. Hepsi biribirinden güzel. Midas'ın müritleri'nin digital bir platformda
Mini dizisi varmış.
İlk 2 hikaye için puanım 10 ama diğerleri için 7 veriyorum. Güzel bir kitap bir kaç tane hikayeden oluşuyor. Sürükleyici ve düşündürücü bir kitap, tavsiye
ederim.
Jack London tarafından çeşitli zamanlarda yazılmış, Jorge Luis Borges tarafından derlenmiş 5 öyküden oluşan bir kitaptır.
Öyküler yazarın diğer kitaplarında da sık rastlayacağımız hayatta kalma mücadelesi, zorluklara karşı verilen hayat mücadelesi vs. konularını işleyen bu 5 öykü (Mapuhi’nin Evi, Hayatın Kanunu, Yüz Karası, Midas’ın Müritleri, Gölge ve Parıltı) adlı öykülerden oluşuyor.
Gizli bir tarikat öyküsü ile başlayınca ilgi çekici geldi ama sonra öykülerden derleme olduğunu anlayınca heyecanımı kaybettim.
Gizli tarikattan bir anda iglosuyla bir eskimonun kahramanlık hikayesine, ordan terkedilmiş nir kulübede karşılaşan 3 insana, ordan da Rus işgalinde kabilesini savunan bir adamın öyküsüne geçiş yapıyorsunuz.
İlk öykü devam etseydi daha güzel olabilirdi.
Jack london benim en sevdiğim yazarlardan. Bu kitabında da 4 tane kısa öyküsü var. Genel olarak kitap güzeldi ama çeviriyi , yayın evini hiç beğenmedim. Ben zeplin yayınlarından okudum eseri. Bazı yerleri tam olarak anlayamadım. Malesef çok verimli olmadı.
Midas'ın Müritleri Amerikalı yazar Jack London tarafından çeşitli zamanlarda yazılmış, Jorge Luis Borges tarafından derlenmiş 5 öyküden oluşan bir kitaptır.
Öyküler yazarın diğer kitaplarında da sık rastlayacağımız hayatta kalma mücadelesi, zorluklara karşı verilen hayat mücadelesi vs. konularını işleyen bu 5 öykü (Mapuhi’nin Evi, Hayatın Kanunu, Yüz Karası, Midas’ın Müritleri, Gölge ve Parıltı) adlı öykülerden oluşuyor.
Mapuhi'nin Evi, Hayatın Kanunu, Yüz Karası, Midas'ın Müritleri, Gölge ve Parıltı. Her bir hikâye farklı bir konuyu ele alıyor. Mapuhi'nin Evi’nde Pasifik’te inci ticareti, Hayatın Kanunu’nda bir Kızılderili kabilesi ve zorlu şartlarda yaşamları, Yüz Karası’nda Amerika kıtasına gelen kürk hırsızları, Midas’ın Mürütleri’nde bir iş adamı ile gizemli bir örgüt ve son hikaye Gölge ve Parıltı’da ise bir bilim-kurgu hikayesi olarak görünmezlik konusu işleniyor.
Özellikle Mapuhi'nin Evi'ni okurken yazarı bilmeseydim kesin bu Jack London kalemi derdim.
Genel olarak vayy be ne öykülerdi diyebileceğim bir kitap olmadı. Eğer London ilk defa okuyacaksınız bu kitap ilk tercihiniz olabilir. Çünkü hem London'ın kalemini yansıtıyor hemde neden Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş, Martin Eden gibi daha keyifli kitaplarını okuduktan sonra daha basit olan bu kitabı okuyayım. Böyle düşününce sonraya bırakılmaması gerek.
Keyifli okumalar...
Jack London'ın beş farklı kısa öyküsünden oluşan bir derleme Midas'ın Müritleri. Borges yine işini yapıp oldukça çarpıcı hilayeleri bir araya getirmiş.
Mapuhi'nin Evi - 8/10
Hayatın Kanunu - 8/10
Yüz Karası -8/10
Midas'ın Müritleri - 10/10
Gölge ve Parıltı - 7/10
Midas'ın Müritleri, kapitalizm ile işçi sınıfı arasında geçen son derece çarpıcı ve iyi kurgulanmış bir hikayeydi. Yazılan birçok cümle toplumu ve ana konuyu o kadar iyi tanımlıyor ki, biri çıkıp "Bu alıntılara kelimelerin sözlük anlamlarında yer verelim." dese karşı çıkmam... Hatta okurken sık sık aklımda V For Vendetta tarzı film sahneleri canlandı. Hikaye değil de roman olarak da yazılsa keyifle okunurdu.
Mapuhi'nin Evi hikayenin geçtiği yer anlamında son zamanlarda okuduğum en farklı hikayelerden biriydi. Hawaii taraflarında küçük bir adada yaşanan kasırgayı anlatıyor. Tabii hikayeye başladığınızda bu denli bir kasırga olacağı aklınızın ucundan bile geçmiyor (en azından barometre detayı ile kasırgayı bağdaştıramayan benim aklımdan geçmemişti) ama bu doğal afet öyle bir anlatılmış ki, okurken dehşete düştüğüm için hayal etmekte zorluk çektim. Bizler gibi korunaklı kara kesimlerinde yaşayan kişiler için hayal gücü sınırlarını zorlayan ekstremlikte bir olay ve London bunu bütün çarpıcılığı ile anlatmış. Devamında yaşananlar ise hikayenin ekstrem doğasını devam ettiriyor.
Hayatın Kanunu kısa ve felsefi bakış açısıyla yazılmış, gerçekçilik dolu bir hikayeydi. Yüz Karası ila Gölge ve Parıltı yine London'ın harika kurgu yeteneğinin bir yansıması niteliğinde.
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.