25 yaşındaki kahramanın iki arkadaşı vardır. Biri iyi, biri kötü.
Ve bir de, pek sevimli olmayan bir ağabeyi. Ağabeyine kroket oyununda yenilince, dünyası başına çöker.
Yaşamının anlamanı bulmakta zorlanan genç adam, yüksek lisans yaptığı üniversiteyi bırakır. Her şeyin listesini çıkarmaya başlar, meteorolog arkadaşına fakslar yollar, komşunun küçük oğlu ile arkadaş olur. Yaşamın özüne varmak ve en iyi şekilde yaşayabilmek için yanıp tutuşur.
Norveç'te çoksatanlar listesinde uzun süre kalan kitap on dilde yayınlandı.
Naif.Süper. çok karmaşık meseleler üzerine yazılmış çok basit ve eğlenceli bir öyküyü anlatıyor. Bu kitap bilgelik ve naifliğin tuhaf bir karışımı.
Naif: Saf, bön, toy, deneyimsiz, masum, safdil.
Süper: Mükemmel, harika, müthiş, üstün, çok iyi, olağanüstü.
Naif. Süper., bu iki sözcüğün karşıtlığını irdeleyip naif olmayı tercih eden bir kitap. Naif. Süper. ciddi meselelerle uğraşıyor: Zaman ve mekanın anlamı gibi. Ama varoluşun ağırlığını son derece naif ve eğlenceli bir tarzla işliyor. Kitapta sorulan sorular büyük, önerilen çözümler basit. Erlend Loe, naif sorular sormaya bir tek çocukların hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkıyor. Loe bu kitabıyla vatandaşı Jostein Gaarder'in Sofie'nin Dünyası'nda başardığı gibi okurlarında felsefi sorulara karşı bir ilgi uyandıracak. Ancak Erlend Loe, Gaarder'den farklı olarak absürde de oldukça prim veriyor. Roman boyunca kullandığı zihinsel sıçramaların sizi zaman zaman çok güldüreceği kesin. "Zaman diye bir şey yok. ...... En azından tek bir zaman yok. Benim zamanım. Senin zamanın. Paul'un zamanı. Güneşin zamanı. Pek çok zaman. Pek çok zaman hiçbir zamanla aynı şey. Eğer durum buysa sevinmem gerek. Neden sevinmiyorum? Kendimi sıkıntıda hissediyorum. Belki sonra sevinirim." (Kitaptan alıntı)