Erlend Loe – Naif. Süper tam olarak isminin hissettirdiği gibi bir kitap: sade, içten ve tuhaf biçimde huzurlu.
Bu roman, hayatın karmaşasında yönünü kaybetmiş genç bir adamın “basit” olana dönme çabasını anlatıyor. Kahraman bir noktada duruyor ve diyor ki: “Artık hiçbir şey ilgimi çekmiyor.” Sonra da hayatın küçük şeylerinde yeniden anlam bulmaya çalışıyor bir topu sektirmek, liste yapmak, bisiklet sürmek, gökyüzüne bakmak gibi.
Yazarın dili çok yalın ama ironik bir şekilde derin; çocukça bir merakla yazılmış gibi, ama her cümlesinde yetişkinliğin ağırlığı hissediliyor. Loe, modern dünyanın kaosunda kaybolmuş birinin iç sesiyle konuşuyor. Sanki bir arkadaşın seni bir akşam yemeğinde, “Kafam çok dolu, biraz ara versem iyi olacak,” der gibi anlatıyor.
Bu yüzden Naif. Süper; çünkü hem “naif” saf, dürüst, içten hem de “süper” basitliğinde müthiş bir rahatlık var. Okurken kendini toparlamaya çalışan bir zihnin içindeymişsin gibi hissediyorsun.