Beynim de bazı kelimeler dönüyor ama artık o kelimeleri ha deyince kullanamam. Bazı şeyler beni kısıtlamaya başladı. Yapacak bir şey yok şartlar.
أى نفس! بيل كه دونكى گون سنڭ ألڭدن چيقدى. يارين ايسه سنڭ ألڭده سند يوق كه، اوڭا مالكسڭ. اويله ايسه حقيقى عمريڭى، بولونديغڭ گون بيل. لا أقل گونڭ بر ساعتنى، إحتياط آقچهسى گبى، حقيقى إستقبال ايچون تشكيل اولونان بر صندوقچهِٔ اُخرويه اولان بر مسجده ويا بر سجّادهيه آت.
Üstat burada namaz için ihtiyat akçesi diye bir kelime kullanıyor. Daha güzel bir ifade bilmiyorum. Gözümün nuru diyen de var kalbimin süruru diyen de var. Ama ihtiyat akçesi çok akılcı bir yaklaşım. Çünkü bir yüzdeye vuracak olursak çok az kişi koşa koşa namaza gidiyor. İşte onlar gözümün nuru diyenler. Namaza gevşek gidenlerle ilgili münafıklık alameti diyen de var. Gelelim ihtiyaç akçesi yaklaşımına; ihtiyat akçesi olarak bakanlar en azından namazı terk etmiyor. Üstat bu konuda her zaman şunu savunuyor bir şeyi bütün bütün elde edemezsen de tamamen terk etme. Yani Allahu ekber deyince namaza durmuyorum diye komple namazı terk etmek diye bir şey olamaz. Gerçi şimdi herkes kendi fetvasını veriyor. Büyük bir şaşkınlıkla asla öyle yapmaz dediğim insanların namazı son saniyelere bırakmak gibi bir hakkı varmış gibi bunu böyle uyguladığına şahit oldum. Öyle üzücü ki. Hele bir de temsil kısmı var bu işlerin. Vallahi maalesef bilenle bilmeyen biri olmayacak. Üstat özellikle 21. Sözde bu konu ile ilgili çok güzel yerlere değinmiş. Beni namazdan alıkoyan, geciktiren şey maişet derdi diyenlere çok güzel cevap vermiş. Çok tehlikeli bu işler. Bu da bu devrin handikapı. Ya da bazı devirlerin. Herkes ahir zamanın kendi zamanı olduğunu düşünmüş çünkü. Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin namaz hakkındaki görüşleri çok isabetlidir. Akılcıdır. Bu namaz risalesi de, namaz
Risale-i Nur'da "Namaz Risalesi" ismiyle geçen Yirmi Birinci Söz'den, namazın hakikatini ve insanların neden namaz kıldığını anlatan tefekkürî bir derstir.
Birçok eksiğimi buradaki bilgilerde gördüm : abdest deyip geçmemek lazım : namazın şartlarından da biri olan çok önemli bir ibadet ve yüzeysel bilgimizden fazlasını öğrenmek için okuyun pişman olmazsınız .
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü.
1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.
I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi.
1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır.
23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti.
Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî