Okumadan önce araştırma yaparken gördüm ki; Osamu Dazai'nin "İnsanlığımı Yitirirken" romanı Japon edebiyatının en köklü, en derin, klasik ve otobiyografik eserlerinden birisi.
Oba Yozo'nun yaşam hikayesini okuyoruz eserde. Anlatı günlük defterlerinden oluşuyor ve toplumla bağ kurmakta, diğer insanları anlamakta zorlanan, bu yüzden de sürekli "Soytarılık" maskesi takan, hayatını, çöküşünü ve intihar eğilimlerini anlatıyor.
Bu roman sevgili dostlar; yazarın kendi yaşamından (özellikle alkol/ilaç bağımlılığından ve intihar girişimlerinden.) derin izler taşıyor.
Tematik Analiz
"İnsanlara neyi, nasıl söylemem gerektiğini bilmiyorum. Ve bu noktada aklıma soytarılık yapmak geliyor. Bu benim insanlara son yaklaşma çabam."
Yozo'nun insanları anlayamaması, onlarla iletişim kurmakta zorlanması onu sürekli olarak "soytarılık" yapmaya iter. Dazai bu soytarılığı, bir hayatta kalma mekanizması, bir maske olarak sunar. Manga türünde yer alan çizimlerinde bu maske, bazen komik bazen de ürkütücü bir palyaço figürü olarak karşımıza çıkıyor.
Yozo, hayatı boyunca "toplum" denilen kavramdan korkuyor ve kendisini toplumun dışında kalmış hissediyor. İnsanların bencilliği, kandırmacaları ve karmaşık ilişkileri onu dehşete düşürüyor. Eser, toplumsal normlara uyamayan bir bireyin duygusal ve bilişsel yıkımını işliyor.
Yozo'nun hayatı, varlıklı bir aileden gelmesine rağmen, siyasi örgütlere katılım, alkol, uyuşturucu ve intihar girişimleriyle dolu bir çöküş serüveni. Mangasında bu psikolojik çöküş, keskin ve rahatsız edici görsellerle aktarılıyor.
Eserde yabancılaşmayı aktaran en etkili cümleler;
"Yemek yemezsek ölürüz düşüncesi benim kulağıma bir tehdit gibi gelmezdi. Yine de bu batıl inanç (şimdi bile onu bu şekliyle düşünmeden edemiyorum) bana hep tuhaf bir korku verirdi. İnsan yemek