Oltadaki Balık Türkiye (Türkiye Gerçeği - 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.045
Gösterim
Adı:
Oltadaki Balık Türkiye
Alt başlık:
Türkiye Gerçeği - 1
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
433
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Toplumsal Dönüşüm Yayınları
Baskılar:
Oltadaki Balık Türkiye
Oltadaki Balık Türkiye
Türkiye nasıl oltadaki balık oluyor? Bu ne biçim benzetmedir?.. Benzetme, kitabın yazarı Emin Değer'in değil, bütün dünyanın adını bildiği bir Amerikalının, Nelson A. Rockefeller'ın... ABD Başkanı Eisenhower'a yazdığı bir mektupta Rockefeller bu benzetmeye başvuruyor. M. Emin Değer, kırk yıldan beri kendi içimizde neler olup bittiğine ilişkin bir dikkatin büyüteciyle yaşadığımız olaylara yaklaşmış; mikroskobun altındaki dokuda incelenen hücrelerde ortaya çıkan hastalık nedir?...
Bilinçsizliğin kör güdüsünde benliğini dış güdüme teslim etmiş bir toplum düzeyindeyiz.
İnanmayan “Oltadaki Balık Türkiye”yi okusun. -İlhan Selçuk

“Tuzaklardan korunmak için, o tuzaklara nasıl düştüğümüzü bilmemiz gerekiyor.”
Ortadoğu'da savaş ve barışların “gelgit”ine ve her defasında Türkiye'nin başına örülmek istenen çoraplara akıl erdiremeyenler için Değer'in çalışması “başucu” kitabı değerindedir. - Derya Sazak (Arka kapaktan)
536 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Kitabın ismi ise Nelson Rockefeller'in Türkiye için "Oltadaki balığın yeme ihtiyacı yoktur. Sadece bize bağımlı kalacağı şekilde kısıtlı yardımlar yeterlidir" sözünden geliyor. Atatürk'ün ölümünden sonra ülkemizin kapitalizmin tuzaklarına nasıl düşürüldüğünü belgeleriyle anlatıyor. Dış politika, abd ve ortadoğu konularında analizler içeriyor. Konular biraz dağınık ve akıcı olmasa da bu konulara meraklıysanız bu kitaptan öğreneceğiniz çok şey var.
536 syf.
·4 günde·9/10
Banu Avar'ın konuk olduğu bir televizyon programında: "Bu kitap bir üniversitedir. Kim, hangi üniversiteyi bitirirse bitirsin, bu kitabı okumadıysa olmaz." dediğinde, kitabın ismini hemen hafızama not almıştım ve şuan itibariyle bitirdim. "Her sırtını sıvazlayanı dost sanma! Belkide bıçak saplayacağı yeri yokluyordur." sözünü duysanız, aklınıza ilk olarak hangi ülke gelirdi? Ben amerika denilen illeti, her zaman kansere benzetirim. Ve biz bunun tedavisini bulamadığımız sürece; hem güzel ülkemizi, hem de tüm dünyayı kasıp kavurmaya devam edecek bu illet! Ne ile karşı karşıya olduğumuzu bilmeden, düşmanı tanımadan, onun stratejilerini ve geçmişte yaptığımız hataları görmeden, düşmanla nasıl mücadele edebiliriz? Önce düşmanı tanımalıyız ki, onunla mücadele edebilelim. Bu kitap, tam da bu sorulara cevap veriyor işte, asıl düşmanı tanımamızı istiyor! Siyasileri ve medyayı dahi avucunun içine almış, istediği gibi kanalize edebilen, içimize kadar sızmış bir düşman! Amerikan emperyalizmini, anlaşma ve yardım adı altında, ülkemizi nasıl "gizli işgal" ile işgal ettiklerini ve siyasilerin (özellikle 1947 yılı itibariyle) geçmiş dönemde verdikleri hatalı kararları gözler önüne seriyor. Malesef ülke olarak nasıl bir bataklığın içinde olduğumuzu içiniz acıyarak okuyacaksınız.
536 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
90'lı yıllarda felsefe öğretmenimin derste yüksek sesle ve sırayla isteyenlere okuturdu. Böyle tanıştım, hemen kitapçıdan alıp okumuştum. O yaşımda bile çok etkilemiştim. Tarih ve siyasetin önem ve ilişkisinin bilinmesine rağmen bir kere daha gözümüze sokan, yaşananların ve yaşanacakların neler olduğunu söyleyen, farkındalık artırıp birikim kazandıran bir kitap. Ayni duyguyu Cengiz Özakinci'nin kitaplarinda da yaşarım. Popüler bir deyimle ifade edersek 'değişen konjonktür' dense bile bir şeylerin aslinda temelde hep aynı durumlardan yola çıktığını bir kere daha anlamak için tekrar okumak istediğim kitap.
536 syf.
Özellikle kitap'ta ülkemizi yerle bir eden truman doktrini ve 12 temmuz 1947 tarihinde İsmet İNÖNÜ tarafından imzalanan Amerikan Yardım Anlaşmasıyla Amerikanın Orta doğuda ki petrollerinin bekçisi haline geliyoruz. Atatürk'ün Kurtuluş savaşı ile başlayan ve ekonomik kalkınmayla devam eden yükselişi maalesef İsmet İnönü tarafından 1947 tarihinde noktalanıyor. Amerikan siyasetinin dışına çıkan liderlere karşı darbeler tezgahlanıyor ve ayakları kaydırılıyor. Amerika'dan icazet alınmadan ve tavizler verilmeden hiçbir siyasetçi lider olamıyor bu ülkede. Okuyun ve okutun... Akıcı bir kitap, sıkılmadan okuyacaksınız. Yakın tarihe ışık tutan bir kitap. Kitabı okuduğunuzda neden Uğur MUMCU, Necip HABLEMİTOĞLU gibi aydınların öldürüldüğünü ve Isparta'ya uçakla giden değerli bilim adamlarının yok edildiğini belki daha iyi anlarız. Son söz Amerikan başkanı Johnson dan uyarı mektubunu alan İsmet İNÖNÜ her şeyin farkına varıyor ama iş işten geçmiş oluyor. Hala 1947 de Amerikan yardımlarını kabul eden bu ülkenin yüzü gülmüyor, nice insanlarımızın içi kan ağlıyor. Silkelenip kendimize gelmek dileklerimle...
536 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10
M.Emin Değer'e bu eser için teşekkürler az olur. Yayınevinden ricam bu kitabı biraz daha sadeleştirerek tekrar ele almaları konusunda olacak.Türk toplumu gibi az okuyan bir kültüre sahip olmamız nedeniyle kitabı inceltmekte fayda var diye düşünüyorum.Ülkesini seven herkes bu kitabı okumalı ve okuttur malı dır.Hatta sponsor firmalar bu kitabı ücretsiz dağıtarak halkı bilinçlendirmelidir.1947 sonrasını çok güzel anlatmış.Günümüzde de zaten benzer dolaplar dönüyor.Değişen birşey yok maalesef.
536 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
İçinde yaşadığın dünyayı değerlendirmek adına, Türkiye’nin geçmişini ve bugününü analiz edebilmek adına, tam bağımsızlık için dökülen kanların ve yapmış olduğumuz kurtuluş savaşının, emperyalist ellerde ve hoyratça boşa çıkarılışını görmek adına okumalısınız.
536 syf.
·33 günde·Beğendi·10/10
Oltada ki Balık Türkiye kitabı, Türkiye'de çözümleyemediğimiz, anlayamadığımız, çıkmaza girdiğimiz anlar da bir çok cevap bulacağımız bir başucu kitabıdır. Mutlaka her insanın okuması gerekir sadece Türkiye'nin değil bütün dünya vatandaşlarına da hitap eden bilgi küpü bu kitap bizi karanlık gelecekten kurtaracak paroladır. Tanıdığım tanımadığım herkese tüm içtenliğimle tavsiye ederim. İyi okumalar
536 syf.
·Beğendi·10/10
"Bu kitabi okuyunca bir universite bitirmis gibi olacaksiniz" yorumu uzerine cok merak ederek okudugum bir kitap. Bir kitaptan bu kadar cok bilgi ogrenilebilecegini bilmezdim. Oltaya takilmis Turkiye'nin bugunlere nasil geldigini gozler onune seren, gecmisten ders cikarip gelecege dair yon cizebilmek icin mutlaka okunmasi gereken bir kitap.
536 syf.
Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren başlayıp 1990'lı yıllara kadar Türkiye 'de yürütülen siyasi tarihi ve ülkenin içinde bulunduğu durumu gözler önüne seriyor. Tabi dost ve düşmanları da açıklıyor belgeleriyle. Ve dahi yapılan / yaptırılan antlaşmalar ile Türkiye' nin kaderiyle nasıl oynandığını gösteriyor. Tarih ve siyasete ilginiz varsa okumalısınız. Geçmişte yani Cumhuriyet'in ilanından sonra neler yaşanmış diye bir merakınız varsa okumalısınız...
536 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
'Devletimizin temelindeki ilk harç,bağımsızlık bilincidir.'cümlesi her şeyi açıklıyor aslında biz ve gelecek nesiller bu bilinçte olup üstümüze düşeni yapmalıyız.
536 syf.
·Beğendi·10/10
Oltadaki Balık Türkiye
M.Emin Değer
Oltadaki Balık Türkiye, güzel Ülkemizin Atatürk’ten sonra, herhangi bir siyasi parti ayrımı gözetmeksizin, siyasetçi ve devlet adamlarımız tarafından, gerek ABD ile gerekse NATO ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde, emperyalizmin ağına düşürüldüğümüzü anlatan kendi tarihsel gerçekliğimizin kitabı.
İlk anlaşmalar İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde 1947 yılında başlar ve günümüze kadar gelir. İsmet İnönü hatasını ancak 1964 yılında görecektir.
Lozan anlaşmasını emperyalist güçlere kabul ettiren İsmet İnönü nasıl bir yanılgıya düşerek bu anlaşmaları imzalamıştır ? Yazar bu soruyu sormuyor. Belki de okuyucuya bırakıyor bilinmez. Belki de 2. Dünya savaşı hemen sonrası Sovyet Birliğinin Türkiye’ye saldıracağı kaygısı bu anlaşmalara itmiş ve ülkeyi güvende tutma isteği olabilir. Ancak bağımsız bir ülkeden, bağımlı bir ülkeye bir anlamda Amerikan mandacılığına geçişin ilk adımlarıdır yapılan anlaşmalar.
Sonrasında yapılan anlaşmalar ise basamak basamak bizi bu günlere getirmiştir.
Amerika’nın yada küresel sermayenin, işine gelmeyen her türlü özgürlükçü ve bağımsızlıkçı düşünceleri, nasıl yok etmeye çalıştığını, gerekirse müdahale ederek örnek örnek anlatıyor kitap.
Bir anlamda dünya sömürgecilik tarihinin evrilmiş ve sömürenin ve sömürülenin devam ettiği gerçeğini okuyucuya sunuyor.
Acı ve üzücü olan, yurttaşı olduğumuz bu topraklarda yaşanılanı sömürüldüğümüzü anlatıyor.
ABD daha 1880 yılında Türkiye üzerindeki projesini başlatmış. Bartlet Rapor diye bilinen raporun ilk maddesi “Asya’nın anahtarı Anadolu’dan geçer.”
Bu ve buna benzer çarpıcı konularla dolu bir kitap.
Bir insan düşünün, aklını özgürleştiremediği zaman, sadece yaşadığını zanneder. Bilimden sanattan bi haber. Gözlem yeteneği olmayan, ne derlerse baş üstüne efendimci edilgen bir insan olur çıkar.
Bir ülke düşünün ortak aklını yani bilimi özgürleştirmediği zaman sadece ülke olduğunu zanneder. Bilimden sanattan bi haber. Gözlem yeteneği olmayan bireylerden oluşan , ne derlerse başüstüne efendimci edilgen toplumlardan oluşan bir ülke olur çıkar.
Yukarı iki paragraf aslında birbirinin aynı. Birisi bir insan için birisi bir toplum için. Günümüz Türkiye’sinin tanımı. Kitabın satır aralarında, ABD ile yapılan anlaşmalarla ve kültür ihracı ile yurttaşı nasıl güdük bir düşünceye getirmeye çalıştıklarını ve üstelik bunu bizim siyasetçilerimizi kullanarak yaptıklarını da görüyorsunuz.
Yazar Banu Avar “Oltadaki Balık Türkiye” kitabı için “Her Türk gencinin mutlaka okuması gereken bir kitap” diyor. Sevgili Banu Avar’ın sözüne ek olarak “İyi bir evlat yetiştirmek isteyen her anne babanın da okuması gereken bir kitap” olduğu kanısındayım.
Sevgili Atatürk “Bilimle benim düşüncelerim çelişiyorsa bilimi takip ediniz.” der. Anadolu’da yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün yurttaşlarımız, kimseyi ötekileştirmeden ve küçümsemeden bu bilince ermesi gerekmektedir.
Çünkü bilim, insanın aklını özgürleştirir, düşüncenin sonsuzluğu denizinde yüzmeyi öğretir. Mutlu yaşamayı öğretir. Barışı öğretir. Paylaşmayı öğretir.
"Kendini kurtara bilmek için ulusun her bireyinin ülkenin alınyazısı ile ilgilenmesi gerekir."

ATATÜRK'ün 1919'da Ankaralılara yaptığı konuşmadan..
M. Emin Değer
Sayfa 66 - Kilit Yayınları
Oysa bugün İslam dünyası içinde gelişmeye aday tek ülke Türkiyedir ve bunu Mustafa Kemal'in kurduğu cumhuriyet sayesinde elde etmiştir.
M. Emin Değer
Sayfa 100 - Kilit Yayınları
"ABD, her ülkede, özellikle tutucu milliyetçi çevreleri kullanır. Gazete ve dergilere kaynak sağlar," - Claude Julien
Toplum, içine itildiği çıkmazın ayırdında değildi. Emperyalizmin dayattığı sisteme karşı çıkmak, bağımsız ve bağlantısız ulusal bir politika izlenmesini istemek, ''komünizme çağrı'' olarak niteleniyor ve ağır cezalarla suçlanma nedeni oluyordu.
Kennedy 1962’de; “Yardım, dünyayı denetleme yöntemlerinden biridir.” derken; ABD’ye yandaş hükümetleri iktidarda tutmayı, uluslararası şirketlerin çıkarlarına engel olacak girişimleri önlemeyi, etki altındaki ülkelerin kalkınma programlarını, AID’nin önerileri ve IMF, Dünya Bankası yoluyla denetlemeyi, bu ülkelerin ABD’ye olan bağımlılıklarını artırmayı sürekli kılacak bir denetime işaret ediyordu.
M. Emin Değer
Sayfa 126 - Kilit Yayınları
Şu soruların yanıtını arayalım önce. ABD ile neyin ortak savunmasını yapıyoruz, yapacağız? Hangi ortak çıkarımız vardır?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oltadaki Balık Türkiye
Alt başlık:
Türkiye Gerçeği - 1
Baskı tarihi:
1998
Sayfa sayısı:
433
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Toplumsal Dönüşüm Yayınları
Baskılar:
Oltadaki Balık Türkiye
Oltadaki Balık Türkiye
Türkiye nasıl oltadaki balık oluyor? Bu ne biçim benzetmedir?.. Benzetme, kitabın yazarı Emin Değer'in değil, bütün dünyanın adını bildiği bir Amerikalının, Nelson A. Rockefeller'ın... ABD Başkanı Eisenhower'a yazdığı bir mektupta Rockefeller bu benzetmeye başvuruyor. M. Emin Değer, kırk yıldan beri kendi içimizde neler olup bittiğine ilişkin bir dikkatin büyüteciyle yaşadığımız olaylara yaklaşmış; mikroskobun altındaki dokuda incelenen hücrelerde ortaya çıkan hastalık nedir?...
Bilinçsizliğin kör güdüsünde benliğini dış güdüme teslim etmiş bir toplum düzeyindeyiz.
İnanmayan “Oltadaki Balık Türkiye”yi okusun. -İlhan Selçuk

“Tuzaklardan korunmak için, o tuzaklara nasıl düştüğümüzü bilmemiz gerekiyor.”
Ortadoğu'da savaş ve barışların “gelgit”ine ve her defasında Türkiye'nin başına örülmek istenen çoraplara akıl erdiremeyenler için Değer'in çalışması “başucu” kitabı değerindedir. - Derya Sazak (Arka kapaktan)

Kitabı okuyanlar 236 okur

  • Hüseyin Atıcı

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları