Oltadaki Balık Türkiye (Emperyalizmin Tuzaklarındaki Ülke)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,6bin
Gösterim
Adı:
Oltadaki Balık Türkiye
Alt başlık:
Emperyalizmin Tuzaklarındaki Ülke
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
560
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758410466
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otopsi Yayınları
Baskılar:
Oltadaki Balık Türkiye
Oltadaki Balık Türkiye
Oltadaki Balık Türkiye
536 syf.
·8/10 puan
Türkiye nin 1945 ve sonrasındaki ABD ile olan ilişkilerini çeşitli belgeler ile destekleyerek okuyuculara sunan, okunması gereken bir kitap. Emparyalizmin tuzağına adım adım nasıl düşüldugunu açık bir dille anlatan yazar ABD siyasetinin Türkiye ve diğer ülkeler üzerindeki baskısını gözler önüne seriyor.
532 syf.
·16 günde·Puan vermedi
ARTIK UYANMALIYIZ!

"Bugünü anlamak için tarihi iyi bilmek gerekir."

Bu söz bize ne zaman bazı şeylere anlam veremesek, neden böyle oluyor desek bize her zaman yol gösterecektir. Bize tarih diye Atamız öldükten sonra, İkinci Dünya Savaşı geçtikten sonra ne anlatıldı? Benim cevabım hiçbir şey anlatılmadı olacaktır. 1945'ten sonra ülkemiz tarihiyle ilgili okul kitaplarında anlatılan bir şey varsa o da ne kadar gerçektir şüpheliyim bu konuda. Peki neden böyle? Neden bunlar bize anlatılmadı? Çünkü bazılarının bize vermek istediği kadarını biliyoruz da o yüzden. Çünkü eğitim sistemimiz tamamen bitmiş ve bizim kontrolümüzden çıkmış durumda. İşte bu yüzden eğer gerçekleri görmek istiyorsak çok okumak zorundayız. Özellikle de Mehmet Emin Değer gibi gerçek ve cesur olabilen yazarları çok okumalıyız. İşte böylece tekrar kontrolü elimize alabiliriz.

Kitaba gelecek olursak kitap gerçeklere ışık tutuyor. Özellikle 1947'de Amerika Başkanı Harry Truman'ın hazırlamış olduğu Truman Doktrini adı altında Türkiye ve Yunanistan'a yapılan yardımlar ve onun sonrasında süregelen ikili yardım antlaşmalarıyla nasıl emperyalizmin tuzağına düştüğümüz anlatılıyor. Amerika'nın siyasetimize ve iç işlerimize nasıl karıştığını, devletin önemli noktalarına Amerika'nın nasıl sızdığını ve Amerika'nın çıkarlarına ters düşebilecek hiçbir şey yapmayacağını ve eğer böyle bir şey varsa da bunu tersine çevirmek için elinden geleni ardına koymayacağını M. Emin Değer bize kanıtlarıyla sunuyor. Kitabında anlattıkları bu kadarla da bitmiyor, okuduğunuz her satır canınızı biraz daha yakıyor. Ben kitabın daha fazla derinine inmek istemiyorum, çok daha fazla şey anlatmak biraz daha içimdekileri dökmek isterdim ama anlatmayacağım. Çünkü benim incelememden yola çıkarak kitabı okuyacaklar olursa -her ne kadar bilimsel bir kitap olsa da ve içinde çok fazla bilgi barındırsa da- kitabı okumadan önce onların tadını kaçırmak istemiyorum.

Bu kitabı her Türk gencinin okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitapta her ne kadar kanıtlar sunulmuş olsa da bazılarına kitap ağır gelebilir ve bunlar komplo teorisidir diyen de çıkabilir. Oktay Sinanoğlu'nun deyişiyle komplo teorisi lafı Amerika'nın icadıdır. Amerika bu lafı biz bazı gerçekleri görmezden gelelim diye çıkartmıştır. O yüzden günümüzdeki dünya siyasetini ve içinden çıkamadığımız ülkemizdeki kaos ortamını göz önüne alarak bir kez daha düşünelim diyorum. O zaman bazı şeylerin daha kolay farkına varabiliriz.
Son olarak diyeceğim mutlaka ama mutlaka herkes bu kitabı okumalı!

Not: Eğer incelememde yazım yanlışları ve noktalama işareti hataları varsa mazur görün. Bunun için özür diliyorum.
536 syf.
·4 günde·9/10 puan
Banu Avar'ın konuk olduğu bir televizyon programında: "Bu kitap bir üniversitedir. Kim, hangi üniversiteyi bitirirse bitirsin, bu kitabı okumadıysa olmaz." dediğinde, kitabın ismini hemen hafızama not almıştım ve şuan itibariyle bitirdim.

"Her sırtını sıvazlayanı dost sanma! Belkide bıçak saplayacağı yeri yokluyordur." sözünü duysanız aklınıza ilk olarak hangi ülke gelirdi? Ben amerika denilen illeti her zaman kansere benzetirim. Ve biz bunun tedavisini bulamadığımız sürece; hem güzel ülkemizi, hem de tüm dünyayı kasıp kavurmaya devam edecek bu illet! Ne ile karşı karşıya olduğumuzu bilmeden, düşmanı tanımadan, onun stratejilerini ve geçmişte yaptığımız hataları görmeden düşmanla nasıl mücadele edebiliriz? Önce düşmanı tanımalıyız ki onunla mücadele edebilelim. Bu kitap, tam da bu sorulara cevap veriyor işte, asıl düşmanı tanımamızı istiyor!

Siyasileri ve medyayı dahi avucunun içine almış istediği gibi kanalize edebilen, içimize kadar sızmış bir düşman! Amerikan emperyalizmini, anlaşma ve yardım adı altında ülkemizi nasıl "gizli işgal" ile işgâl ettiklerini ve siyasilerin (özellikle 1947 yılı itibariyle) geçmiş dönemde verdikleri hatalı kararları gözler önüne seriyor. Maalesef ülke olarak nasıl bir bataklığın içinde olduğumuzu içiniz acıyarak okuyacaksınız.
536 syf.
·Beğendi·10/10 puan
"Bu kitabi okuyunca bir universite bitirmis gibi olacaksiniz" yorumu uzerine cok merak ederek okudugum bir kitap. Bir kitaptan bu kadar cok bilgi ogrenilebilecegini bilmezdim. Oltaya takilmis Turkiye'nin bugunlere nasil geldigini gozler onune seren, gecmisten ders cikarip gelecege dair yon cizebilmek icin mutlaka okunmasi gereken bir kitap.
536 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Kitabın ismi ise Nelson Rockefeller'in Türkiye için "Oltadaki balığın yeme ihtiyacı yoktur. Sadece bize bağımlı kalacağı şekilde kısıtlı yardımlar yeterlidir" sözünden geliyor. Atatürk'ün ölümünden sonra ülkemizin kapitalizmin tuzaklarına nasıl düşürüldüğünü belgeleriyle anlatıyor. Dış politika, abd ve ortadoğu konularında analizler içeriyor. Konular biraz dağınık ve akıcı olmasa da bu konulara meraklıysanız bu kitaptan öğreneceğiniz çok şey var.
536 syf.
·Beğendi
Geçmişi ve günümüzü daha iyi değerlendirmek adına okumak lazım. Geçmiş ile şimdi yaşanan olaylar arasında benzerliklerin olduğu anlayabilmek ve nasıl kullanıldığımızı idrak edebilmek adına okumak lazım
536 syf.
·37 günde·Beğendi·10/10 puan
Her Türk vatanperverinin okuması gereken bir kitap. Bunu ecdadımıza ve evlatlarımıza borçluyuz. 1940 dan günümüze değin kurtuluş mucadesi verdiğimiz emperyal güçlerin bizi nasil deli gömleğine sarıp sarmaladıklarını ve oynadıkları oyunların özetini bu kitapda Emin Değer anlatmış.
536 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap her zaman başucunuzda bulunması sürekli göz atılması gereken kitaptır. Unutulan aslında sürekli unutturulan konuları unutmamamız ve çözüm yolları bulmamız dileklerimle tekrar tekrar okuyunuz efendim.
536 syf.
·10/10 puan
Bu kitap çağdaş tarihimizin gerçekten de en acı öyküsüdür.Muhakkak,alın
Okuyun.Atatürk'ün kurduğu tam bağımsız,üreten,çalışan ülke 1947'den itibaren Amerikan yardımlarıyla emperyalizmin bekçiliğini yapar hale gelmiştir.İsmet İnönü'nin imzasıyla baslayıp Menderes ve Özal'la zirve yapan Amerikan uşaklığı hala memleketimizin üstündeki bir beladır.Rockefeller'in "Oltadaki balığın yeme ihtiyacı yoktur." diye nitelediği ülke olmaktan çıkıp tüketen toplumdan kendi tohumunu kendi arabasını,kendi uçağını üreten topluma neden hala geçemedik,neden ABD S400'de olduğu gibi hala bizim politikamıza şekil veriyor?Bu ve benzeri sorulara cevap aramak için bol kaynakçalı,resmi literatüre dayanan bir tarih eseri okumak istiyorsanız aradıgınız bu kitap olacak.
536 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Bağımsızlık uğruna mücadele vermiş ve bağımsızlığını kazanmış bir ulusun uyuyan torunlarına, nasıl bağımlı hale getirildiğimizi anlatan, yer yer tekrara düşsede, okunması gereken bir eser...
"Lozan Görüşmeleri sırasında Lord Curzon'ın İsmet Paşa'ya söylediği şu sözleri hatırlıyoruz:"Ne istersek reddediyorsunuz. Bunları şimdi cebimize atıyoruz ama siz savaştan çıkmış yoksul bir ülkesiniz. Kalkınmanız için paraya ihtiyacınız olacak. İleride bunun için bize geldiğinizde tekrar isteklerimizi önünüze koyacağız ve alacağız.""
"Sayın Başkan;
Oltaya yakalanmış balığın yeme ihtiyacı yoktur. Örneğin Türkiye..."
Nelson Rockefeller 1956
536 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
Amerikan emperyalizminin hem ülkemizi, hem az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri yardım adı altında nasıl sömürdüğünü yalın bir dille belgesel tadında anlatıyor.
536 syf.
·1 günde
İlk okuduğum siyasi kitaplardan olması nedeniyle bende yeri ayrıdır.Çok etkilenmiştim okuduğum zaman. Siyasi bilinç kazanmam da ciddi bir katkı vermişti.Herkesin mutlaka okuması gereken bir çalışmadır ve kütüphaneniz de her daim bulunmalıdır.
Amerikan yardımına karşı çıkanlardan Marko Paşa mizah dergisinin sahibi Sabahattin Ali öldürülmüş; Rıfat Ilgaz veremin ikinci evresinde hastahane yerine tutukevlerinde tutulmuştur... Yardımın Türkiye'yi sömürgeleştireceğini yazan, söyleyen aydınlar ağır sonuçlara katlanmak zorunda kalmışlar, ama yine de davalarını her zaman ve her koşulda yılmadan savunmuşlardır.
Amerikalı senatör King de, 17 Şubat 1927'de "kapitülasyonların kaldırılması, öteki anlaşmaların çiğnenmesidir" der ve konuşmasını şöyle sürdürür: "Türkler cahil, fanatik ve nefret dolu insanlardır."
Şu gerçeği unutmayalım. Amerika nın bize bakış açısı hep böyle olmuştur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti nin temelinde ABD nin asla onaylamayacağı bir tarih olayı yatar. Ulusal bağımsızlık savaşı ve onun yarattığı bilinç, ABD için en tehlikeli düşmandır...Dipnot(Modüs Vivendi. Amerika Lozanı, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti ni tanımaz. 1927 de Lozan Senatoda tartışılır, ama kabul edilmez. Cumhuriyet, ABD dışındaki ülkelere tanınmıştır .)
Bizler lozan'dan yanayız. Lozan'a karşı olanların safında yer alanların yüzleri bugünden kapkaradır. Çünkü onlar tarihlerine ve gelecek kuşaklara karşı hıyanet içindedirler.
Çağdaş demokrasinin olmazsa olmazı olan hak ve özgürlüklerin, devletin denetiminde verildiği, suskun insanların toplumu; yıllarca devlet terörünün gözdağı altında, dış ve iç borç batağında sıkışmış, eski ve yeni yöneticilere ilişkin yolsuzluklara hergün yenilerinin eklendiği, toplumsal çürümüşlüğün ve kokuşmuşluğun içine itilen bir Türkiye. Bu çelişkilerin ortasında, umarsız, sürekli tüketime özendirilen, daha çok borçlanan, hak ve özgürlüklerin verilmesini bekleyen insanlar; bizim insanlarımız.
Onlar da çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapmışlardır. Mithat Cemal Kuntay bu acımasız gerçeğin nasıl saptandığını anlatır:

Elmaslı kılıçlar kuşanıp sırma giyerler
Dimdik oturur bir milleti yerler
"Kendi ülkelerini sömüren yerli kompradorların emperyalist burjuvaziden aldıkları kâr payı, bir dilenciye verilen sadaka ölçüsündedir. Bir başka deyişle yerli komprador burjuvazi, bir sadaka karşılığında, emperyalistlerle ortaklıklar kurarak kendi yoksul halkını sömürmektedir."
M. Emin Değer
Sayfa 136 - Kilit Yayınları
"Dolaylı işgal; hedef ülkeyi dostluk ve yardım anlaşmalarıyla uyutarak, sosyal ve ekonomik dinamiklerini IMF ve Dünya Bankası'nın denetimiyle bozup, ilgili devletin yönetimini kendi amacı doğrultusunda yönlendirmek, istediklerini yaptırmaktır. Doğrudan ve askeri işgalci yöntemin, ulusal bir direniş bilinci yaratmasına karşın, bu dolaylı işgal, değil halkın, politika ile uğraşan çoğu kişinin bile ayırdına varamayacağı bir gizli yerleşme ve o ülke yönetimini etkileyerek, hedefinin önündeki engelleri yok etmektir."
M. Emin Değer
Sayfa 133 - Kilit Yayınları
"Her gelişmişlik, kendinden daha geride olan kesimin sırtıdaki yüktür. Az gelişmiş ülkenin işbirlikçi burjuvası, kendi halkını; onun bağlı olduğu emperyalist sistem ise, ikisini birden sömürür. Bu gerçek hiç bir zaman değişmez. Sosyalist sistem ayakta iken de böyleydi, bugün de böyledir, yarın da böyle olacaktır."
M. Emin Değer
Sayfa 136 - Kilit Yayınları
"Kapitalin milliyeti yoktur. Büyük sermayenin doğulu ya da sermayenin enternasyonalleşmesi, sömürgecilik siyasasında önemli bir aşamadır."
M. Emin Değer
Sayfa 135 - Kilit Yayınları
"Emperyalizmin mantığı nedir? sorusunun yanıtı, "zenginleşmenin, daha da daha da zenginleşmesi" yani, kapitalin sürekli büyümesidir. Çünkü kapital olduğu gibi kaldığında küçülür. Kapitalizm, artı değerden yoksun kaldığında erir, yok olur. Kapitalist bir ekonomide, işveren daha da çok kazanmak için, en az ücretle en çok iş saatini bulmak, dolayısıyla en çok kâr etmek ister. Bununla da yetinmez, giderek tekelleşme süreci başlar. Kapital, yeni sömürü alanlarına açılır. Bulamadığında kendi kurumlarını sömürür ki, bu onun giderek güçsüzleşmesine yol açar. Bu nedenle, emperyalizm, kapitalizm için bir tercih sorunu değil, kapitalist bir toplumun yaşama biçimidir."
M. Emin Değer
Sayfa 144 - Kilit Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oltadaki Balık Türkiye
Alt başlık:
Emperyalizmin Tuzaklarındaki Ülke
Baskı tarihi:
2007
Sayfa sayısı:
560
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758410466
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Otopsi Yayınları
Baskılar:
Oltadaki Balık Türkiye
Oltadaki Balık Türkiye
Oltadaki Balık Türkiye

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0