Onlar da İnsandı

Cengiz Dağcı
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·494 syf.··
2025 13. kitabı
Bu roman, Türk milletinin tarih sahnesinde yaşadığı acıların, esaretin ve direnişin edebi bir yankısıdır. Roman, Kırım Türklerinin Sovyet baskısı altındaki dramını anlatırken yalnızca bir halkın trajedisini değil, Türk’ün onurla, imanla ve vatan sevgisiyle yoğrulmuş karakterini de gözler önüne serer. Dağcı, kalemiyle adeta tarihî bir ağıt yakar; ama bu ağıtın içinde mağlubiyet değil, sarsılmaz bir ruh, yıkılmayan bir kimlik vardır. “Onlar da insandı” sözü, zulüm karşısında bile insan kalabilmenin, Türk’ün vicdanı ve merhametiyle düşmanına bile insanca bakabilme kudretinin ifadesidir. Bu roman, Türk milliyetçiliğini hamasi değil, insani bir derinlikle taşır çünkü Dağcı’nın dünyasında vatan sevgisi, insan sevgisiyle yoğrulmuştur; tutsak bedenlerin değil, özgür ruhların hikâyesidir bu.
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
10/10
·494 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 23:40
Kalbimi delip geçen bir kitap okudum. Mutlu, kocaman bir gülümsemeyle başlayan kitap sayfalar ilerledikçe soldu. Bir enkaza dönüştü. Doğal köy hayatı, konuşan, sevilen toprak, yük gelmeyen komşuluk, kapısı kilitlenmeyen evler, aileden sayılan hayvanlar, dayanışma, dostluk, sadakat.. Birlikte içilen bir tas çorba, vefa,saygı,alınteri, Şakalar,esnaflar, kalp kırmayan pazarlıklar.. Çiçek böcek, inek,at,yer, gök hepsi mutlu... Sonra bir gün.. İnce narin köyün topraklarına kaba postallarıyla abanan Ruslar... Eşitlik denilerek alınan topraklar Ahırlardan çalınan hayvanlar Ortaklık denilerek sökülüp dümdüz edilen evler, Komünizmin köylünün kapısında merhametsiz bir dile dönüşmesi Sürüklenerek hapislere atılan insanlar. Özvatanlarında parya, özvatanlarında sürgün. Ruslar Kırım'ı işgal etti. Soluş..... " Onlar da insandı "derken, yazarın masum halka yazdığını düşünebilirsiniz ama yazar bu cümleyi Ruslara ithaf ediyor ve romanını dua ile bitiriyor. Ve kitap şöyle bitiyor: "Evet, onlar da insandır! Pavlenko'lar, İvan'lar, Kostyük'ler, Vasil Dimitroviç'ler, Stepan'lar... Belki bunu gülünç görecekler; ama nasıl görürlerse görsünler, ben eserimi tekrar sakin bir dua ile bitirmek istiyorum. Romanımı kapatırken; "Tanrım!" diyorum. "Onlar da insan! Acı onlara! Kendileri gibi, başkalarının da insan olduğuna inandır onları!"
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
10/10
·494 syf.··
2025 34. kitabı
Yüz temel eserin içindeydi ben ilköğretimdeyken. O aralar pek de beğenmediğim, bazen de anlamadığım bir çok kitap okumuştum. Bu kitap öyle değildi ama, sanki benim yetiştiğim kasabadakiler gibi idi insanların hayatları, saflıkları, geçim dertleri, genç kadın erkek dertleri. Belki "kala mala ile oğlu komolizma" farklıydı ama o da benzer olabilirdi. Cengiz Dağçı gerçekten ilginç bir yazar, bambaşka kitapları da var yoğun bir şekilde karakterin duygularını yansıtabildiği.
Edebiyat
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
6/10
·448 syf.··
2025 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2025 23:21
100 sayfa daha eksik olsa da olurmuş dedirten bir kitap oldu benim için. Konuların ilerleyişi çok ağır kalmış. Zaman zaman sıkıcı hale büründü fakat tarihsel gerçeklik tarafıyla dramla dolu bir eserdir, okunmalıdır. Kırım Tatarları'nın Bolşevikler tarafından nasıl yurtlarından sürüldüklerini anlatıyor kısaca. Cengiz Dağcı
1000k
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
10/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2019 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2019 00:00
Bu kitabın güçlü ve hüzünlü tesiri kolayca geçmeyecek. Dillerde dolaşması, sürekli alınıp okunması, hatta klasiklerden sayılması gerekir, çünkü hem tasvirlerin gücü, hem de kişilik ve dönem tahlili bakımından onlardan eksik yanı yok. Tütün tarlalarının, gelincik çiçeklerinin bezediği, Kuşkaya'nın gölgesindeki Kızıltaş köyünde Bekir; biricik kızı, karısı ve ineği Macik'le birlikte toprak kadar durağan bir yaşam sürmektedir. "Azıcık aşım, ağrısız başım." deyimi sanki onlar için söylenmiştir. Kırım topraklarında, kapıların gece kilitlenmediği huzurlu Türk köyü için... Dönem Sovyet dönemidir. Hükümetin ata topraklarını alacağı, Kuşkaya'nın dinamitle yıkılıp tarlalara devrileceği söylentileri vardır. Bir gece işsiz güçsüz iki hırpani Rus - "Kala Mala" ve İvan - Bekir'in tarlasına girerler. Ayaklarına kapanıp iş isterler. Karısı Esma onları hiç istemez, ama Bekir'in kalbindeki merhamet cana gelmiştir bir kere. "Ne olursa olsun," der, "Onlar da insan!" Hiçbir şey o dakikadan sonra eskisi gibi olmaz. Kitabın genel tonu, doğal olarak hüzün. Hatta, kimi yerlerde gözyaşlarınızın akması büyük bir ihtimal. Kırım Türkleri çok benzer hikayeleri yaşadılar, ata topraklarından sürüldüler. Bu yönüyle milli ve tarihi bilinç veren bir kitap. Eğer uzun betimlemelere alışık değilseniz, okurken bir parça sıkılabilirsiniz. Fakat bu betimlemeler benim kitabın en sevdiğim kısımlarından biri oldu. Karakterlerin beden dillerini, duygularını kendim yaşamış gibi hissedebildim. Gözlerimi kapattığımda Kızıltaş'ı, Gelinkaya'yı, denizi, göğü, tarlaları, karakterlerin yüzünü görür gibi oldum. Milli Eğitim Bakanlığı'nın liseler için hazırladığı 100 Temel Eser listesindeymiş ayrıca. Okuyunca anladım ki isabetli bir seçim olmuş.
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
Eskiden İvan'dı. Şimdi Kim ?
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2024 10:09
Onlar da İnsandı? Onlar insandı da onlara bu kadar kötülük yapan insan mıydı? Cengiz Dağcı'nın eserinde Kırım Türkleri anlatılmaktadır. Stalin Rusya'sının baskı ve zorbalık yaparak Kırım Türklerini göçe zorlayarak yerlerine kendi vatandaşlarını yerleştirdiği bir eser, bir yaşam öyküsü. Öyle bir yaşam öyküsü ki Müslüman Türk kültürünü iyi niyetini dürüstlüğüne olağan benliğiyle ve temizliğiyle aktaran ve bu saf ve temiz duyguların insanları memleketinden edişine sebep olan olaylar örgüsü. Bizim toplumumuzda önceden Seyid Ali'ler vardı yaşlılardı, sakinlerdi her soruna mantıklı düşünür mantıklı cevap verirlerdi. Yiğit Enver'ler vardı. Gençlerdi; ama saygılılardı komşularının yardımına koşar karşılık beklemezdi. Bekir amcalar vardı dürüstüler iyi niyetlilerdi misafirperverdiler. Ne oldu bu amcalara, abilere ve kardeşlerimize ? Bu eserde bir Rus olan İvan girdi aralarına. Bütün temizliklerini kullandı onları köyünden etti. Ama onların karakterini bozamadı, öldürdü ama bozamadı. Peki bizim şimdi ki toplumumuzda aramıza kim girdi? Nerde bu İvan? Bizi öldürmeden bozan? Sokakta selam vermekten alıkoyan ? Güler yüz göstermekten alıkoyan? Benliğimizi ve neler kaybettiğimizi açıkça gördüğüm bir eser. Keyifli okumalar.
Türk Tarihi
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
ONLAR DA İNSANDI.. YA DA BİZ ÖYLE SANDIK..
Puan vermedi·494 syf.··
2025 10. kitabı
"Merhametten ve iyilikten maraz doğar" atasözünün şekle bürünmüş haliydi bu kitap. "Kalplerinizi Türk kardeşlerinize açın, söyleyin onlara: Biz hayatta hiyanetlik nedir, küfür nedir bilmedik, deyin. Hak ve adalete inandık, deyin. Çalmadık, yakmadık, öldürmedik, düşmanlarımızın her zulmüne katlandık, deyin. Düşmanlarımızı da insan sandık ama başımıza neler getirdiler, deyin. Ne felâketlere uğradık. deyin. Anlatın, anlamalı onlar, bizim akıbetimize uğramak istemezlerse anlamalı onlar. Anlarlar." İvan'ı ilk gördüğü zaman Bekir ondan kaçmamış, onu yanından, toprağından kovmamıştı: Kim olursa, kılığı ne olursa olsun o da insandır, demişti. Bekir'in bu sözleri üstünde saatlerce durdum düşündüm. Birçok defa kendi kendime: "Kimbilir, belki de Bekir haklı!" dedim. Ama onların insanlara yaşattıkları acıları, yaptıkları hileleri, bir türlü doymak bilmeyen paylaşmak nedir bilmeyen hallerini, ayrımcılıklarını, nefretlerini gördükçe benim onlara "insan" demeye ağzım dilim varmadı Bekir amca.. Toprağa bağlılık, milli kimlik, direniş ve inanç temaları bu kitapta güçlü bir şekilde işlenmektedir. Bekir’in, Enver'in, Esma'nın vehahut başkasının ağzından dökülen sözler sadece bir köylünün serzenişi değil; yıkıma uğramış bir milletin, değerlerini kaybetmemek için verdiği varoluş mücadelesidir. “Canavar” simgesiyle betimlenen düşman, sadece fiziki bir yok edici değil, aynı zamanda kültürel ve manevi bir yıkımın temsilcisidir. Toprak, burada bir mülk değil; kutsal, yaşayan bir varlıktır. “Ben Bekir’in toprağıyım” cümlesiyle toprağın kişileştirilmesi, insanla bütünleşen bir vatan anlayışını gözler önüne serer. Bu bağlamda toprak, hem ana, hem yâr, hem de sonsuzlukla buluşulan yerdir. Toprak, geçmişin mirası, bugünün direnişi ve geleceğin umududur. Kitapta geçen “Sadece bir
Alıntı
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
Kırım, memleket
Puan vermedi·494 syf.·
2025 45. kitabı
İyi ki bu kitaplar var. Kırım Türk toprağı, Türk memleketidir. Kendi de Kırım'lı olan Cengiz DAĞCI Kırım'dan Türklerin nasıl Ruslar tarafından yok edildiğini çarpıcı bir gerçeklikle anlatmış. Anadolu'da bir köy gibidir Kızılltaş Köyü. Köylülerden Bekir, eşi Esma, kızı Ayşe ve komşuları ve bir de inekleri Macik. Kendi gündemlerinde yaşar dururken Ruslar köye gelmeye başlar ve dram üstüne dram yaşanacaktır. Kırım da memleket....
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
Puan vermedi·494 syf.··
2024 10. kitabı
Roman; yazarın da çocukluğunu geçirdiği Kırım'ın Yalta şehrinin Kızıltaş köyünde geçmektedir. Eserde sade, hüzünlü, sürükleyici ve içten bir anlatımı yakalayan yazar; bunun yanında köy insanının yaşam tarzını, düşünce yapısını, Kırım Türklerinin var olma mücadelesini ustalıkla okuyucuya aktarıyor. Onlar da İnsandı romanı ülkemizde ilk defa 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından yayımlandı. Dağcı, Türkiye'ye hiç gelmese de eserlerinin tamamını Türkiye Türkçesiyle kaleme aldı. Kitapta da Türkiye ile ilgili atıflara rastlıyoruz. Türkiye'den gelen şalların daha kıymetli olması, ''Damadı Samsun'dan mı getireceksin?'' gibi halk arasında yaygın olarak kullanılan söyleyişler buna örnek verilebilir. Kitabın sonunu nasıl bitireceği konusunda kararsız kalan yazar, tesadüfen bir dergide kendi halkı sürgün edildikten sonra yerlerine gelen yabancıların mutluluğunu anlatan bir yazıya denk gelmiş. O metni de Son Birkaç Söz başlığıyla kitabın sonuna ekleyerek kitabı şu dizelerle sonlandırmış: '' Evet, onlar da insandır. Pavlevko'lar, İvan'lar, Kostyük'ler, Vasil Dimitroviç'ler, Stepan'lar ... Belki bunu gülünç görecekler ama nasıl görürlerse görsünler. Ben eserimi tekrar sakin bir dua ile bitirmek istiyorum. Romanımı kapatırken: Tanrım! diyorum. Onlar da insan. Acı onlara. Kendileri gibi başkalarının da insan olduklarına inandır onları! '' '' Ötekiler, o hayvan gibi sürülüp götürülenler... Onlar da insandı! ''
Duygu ve Düşünce
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma
69 Yıllık Memleket Hasreti
8/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2020 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2020 10:37
Kitabın içeriği kadar yazarın kısa bir özgeçmişinden bahsetmenin doğru olacağını düşünüyorum. Cengiz Dağcı Kırım Tatarı roman yazarı. (Gurzuf 1919-2011 Londra) Çocukluğu Kızıltaş (Kırım) köyünde geçti. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken II. Dünya Savaşı çıktı. 1941`de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düştü. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı. 1946 Ekiminde eşi ve kızıyla birlikte önce Edinburgh'a geldi. 1947 yılı başında Londra'ya geçti. 1974 yılında Londra'da Wimbledon yakınlarındaki Southfields'e yerleşti ve vatanından ayrıldığından bu yana hiç Kırım'a gitmedi. Cengiz Dağcı, Türkiye'ye hiç gelmediği halde kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazmış, kitaplarının ilk redaksiyonunu da şair Ziya Osman Saba yapmıştır. Türkiye'de yayınlanan eserleri sayesinde Türkiye'de birçok insan Kırım’ı ve Kırım Tatarları'nın yaşantılarını öğrenmiş oldu. Eserlerinde Kırım Türklerinin Rusların zulmü altındaki hayatını anlatır. (Stalin dönemi) Hüzünlü bir üslûbu vardır. Öğrencilerin okullarda sadece ders almak dışında, oyun oynamasından yanadır. Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 Perşembe günü saat 12.30 sularında Sauthfields'teki evinde vefat etti. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun girişimleri ile Türkiye'den katılan kalabalık bir topluluk tarafından, 2 Ekim 2011 Pazar günü 69 yıldır görmediği Yalta'ya bağlı Kızıltaş köyünde toprağa verildi. Yazar böylece ebedi uykusunu doğduğu topraklarda uyumak imkânına kavuştu Aşağı yukarı Türkiye' den sürgün yemiş nice düşünce suçluları gibi hayatı. Maalesef insanlarımız devlet ile mevcut hükmet arasındaki farkı anlamış değiller tam olarak. Her siyasi ideloji kendi düşmanını yaratır ve eğer bu düşmanlar (düşmanlıkları tartışılır) yüksek perdeden konuşuyorsa ya cezaevini boylar ya
Onlar da İnsandıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 20203,479 okunma

Yazar Hakkında

Cengiz DağcıYazar · 40 kitap
9 Mart 1919 tarihinde Kırım'ın Yalta şehrinin Gurzuf köyünde doğar. Çocukluğu kıtlık, yoksulluk, Rus emperyalizminin zulmü ve büyük baskılar altında geçer. İlkokulu köyünde, ortaokulu Akmescit'te bitirir. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıkar. 1941'de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düşer. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığınır. 1946'da Londra'ya yerleşir. İngiltere'deki hayatı da hiç kolay olmaz; bir taraftan yazarken en vasıfsız ve ağır işlerde çalışmak zorunda kalır. "Türkçe bana anamın konuştuğu dil" diyerek yazı dili olarak Türkçeyi kabul eder. Türkiye Türkçesindeki ilk kitabı 1956 yılında Varlık Yayınları tarafından yayınlanan Korkunç Yıllar'dır. Yaşar Nabi ile mektuplaşarak tanışan Dağcı, eserlerini de posta yolu ile gönderir. Soğuk savaş şartlarının siyasi etkilerinin hissedilmesi, Sovyetler Birliği'nin sol entelijansiya ile kurduğu ilişkiler ve fikir hayatımızdaki çatlamalar yazarı yalnızlaştırmak üzereyken, Ötüken Yayınevi ile tanışır. Ötüken Yayınevi vasıtasıyla yirmiden fazla kitabı Türk okuyucusuyla buluşturur. Dağcı Türk edebiyatının büyük yazarları arasındadır. Romanlarında Kırım Türklerinin yaşadığı acıları hüzünlü ama berrak bir üslupla aksettirir. Kitapları yıllarca elden ele dolaşır. Kırımla olan ilgisini hiçbir zaman koparmaz ve Kırım Türklerinin vatanlarına dönüşlerini anlatmayı ihmal etmez. Hatıralarında "Ben yalnızca Kırım'ın yazarı değilim ama Kırım'ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliğiyle yalnız ben yazabilirdim" der. Hayatının son yıllarında içerisinde bulunduğu muhitteki karakterleri ele alan hikayeler de yazar. En büyük destekçisi savaş sırasında Polonya'da tanıştığı ve 1998 yılında kaybettiği kıymetli eşi Regina Hanım olur. Aralarında Yazarlar Birliği'nin ve İlesam'ın yılın yazarı, Türk Ocakları'nın üstün hizmet ödülü de olmak üzere sayısız ödül alır. En son 21.03.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü tarafından düzenlenen "Türk Dünyasında Zirve Şahsiyetler: Cengiz Dağcı" sempozyumuyla yazarlık macerası ele alındı. Cengiz Dağcı, 22 Eylül 2011 Perşembe günü saat 12.30 sularında Sauthfields'teki evinde vefat etti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun girişimleri ile Türkiye'den katılan kalabalık bir topluluk tarafından, 2 Ekim 2011 Pazar günü 69 yıldır görmediği Yalta'ya bağlı Kızıltaş köyünde toprağa verildi. Yazar böylece ebedi uykusunu doğduğu topraklarda uyumak imkânına kavuştu.