Yazarı böyle bir bilimkurgu yazabildiği için tebrik ederim.
Kitap üç bağlantılı bölümden oluşmakta, ilk ve ikinci bölüm için yorumlarsam oldukça kötü ve zaman kaybı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim, üçüncü yani son kısım biraz daha okunası ama yine de cidden sıkıcı.
Kitabı ilk aldığımda konusu fazla ilgimi çekmişti ve gerçekten güzel bir okuma olacağını düşündüm (burada yapılan incelemeler de güzeldi, bu da beklentimi yükseltti) ama gerek yazarın oluşturmak istediği arsanın anlatım eksikliği gerek karakterinin herhangi bir derinliğe bile sahip olmayışı kitabı daha başından yorumlamam için yeterli oldu.
Kitap boyunca çokça fazla karakter tanıyoruz ama ne bir derinliğe sahipler ne de ilgi çekiciler, bir yazarın en dikkat etmesi gereken konuyu yazar maalesef ki umursamamış. Aynı zamanda yazar iletişim konusunda da büyük sıkıntılı, karakterlerin birbiri ile konuşma tarzı, kullanılan cümleler hepsi komik ve gerçekçi durmuyor.
Hayal gücünden yoksun bir mekan tasarımı var, bir bilimkurgu okuyorsanız en önemli konu budur, yazarın bu konuda başarılı olması gerekir ki okuyucu normalde olmayan olayları, yerleri rahatlıkla gözünde canlandırabilsin. Kitapta bu konuda eksiklik fazla durmadan birtakım olaylar yaşanıyor ama bunlar mantıklı veya akılda canlandırıcı değil.
Karakterlerin en komik yanlarından biri de aşırı cinselliğe düşkün olmaları. Sanki on beşinde ergenler gibi, cinsellik ilişkide önemli bir yere sahiptir ama yazar bunu abartmış, zaten bir derinliğe bile sahip olmayan karakterlerin partnerleri ile seks yapmak isteyip durmaları hoş değildi.
Kitap boyunca göremeyeceğiniz şeyler; karakter gelişimi, mantık dizisi, iyi bir hayal gücü, okuması keyifli bir bilimkurgu. Yazar çok şey düşünmüş kitap için ve fazla bilgi kusmuş ama bu sıkıcı da yapmış kitabı. Din, mitoloji
Kitap 3 ayrı öyküden oluşsa da, hem birbirleri ile bağlantılı hem de son öykünün içinde çok sayıda kısa öykü barındırıyor. Orkun Uçar iyi bir hikaye anlatıcısı, hayal gücü çok yüksek elbette. Konuları ele alış biçimini herzaman sevmişimdir. Bilimkurgu ağırlıklı olsa da, her türden mevzuya değinmiş bu öykülerde. Benim favori öyküm, adını hatirlayamasam da, "Katil" karakterin başrolde olduğu öykü oldu. Genel olarak kitabı okuması çok keyifli ve sürükleyici, tavsiye ederim.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Dili gayet akıcıydı, kendini Okutan türdendi. Yazarın kurgu ve hayal gücüne bayıldım. Kitapta 3 ayrı hikaye vardı (Sigun, demir yıldız ve S.O.D). Yazarımız bu hikayeleri tek bir kitap yani Opus adı altında toplamış. Hepsi birini ile bağlantılıydı, biraz farklılıklar vardı tabi. Ve resmen kitap için de kitap okumuşum gibiydi. Benim için farklı bir okuma oldu o yüzden. Yazar bizi şaşırtmakta da üstüne yoktu. Hikayeleri çok severek okudum. İnce ince işlenmiş bir içeriği vardı. Tam bir film tadındaydı diyebilirim. Okudukça daha bir heyecanla ve merakla okumaya başlıyorsunuz. Yazar bir kaç mitolojik karakterlere de değinmiş. Sigun karakterine bayıldım. Kendimizde teknoloji çağında olduğumuz için ilerde böyle durumlar olabileceğini düşünmeden edemedim. Bilim kurgu severlere önerim ve sevmeyenler için bile önerim o derece. Bilimsel detayların sevmeyen biri olarak bana bile bağımlılık yaptı. Kısacası okuyun, okutun.
Sigun adında bir internet korsanının hikâyesiyle başlıyor daha sonra uzayın sonsuzluğunda gezinen hikayeye dönüşüyor. Çoklu evrenler, klonlar, yapay zekalar, gizemli gezegeneler daha neler neler.
Baştan söylemeliyim ki kitabın dili akıcı ve kendini okutan türde bir kitap fakat kitap içinde kitap var gibi başka hikayelerle birlikte işlenmiş. Kitaptaki hikayeler birbirine bağlanacak gibi ama bambaşka bir şeyi anlatıyor bambaşka kişiler var. Nasıl birbirine bağlanacak neyle bir sonu olacak diye düşünmekten de kendinizi alamıyorsunuz. Yazarımız hikayeleri birbirine bağlıyor ama kitabın sonuna geldiğimde daha farklı bir son bu şekilde bitse bile daha derinlemesine işlenmiş bir son isterdim. Bu son biraz bu kasar yeter bitireyim artık der gibi olmuş bence. Kitap bunun dışında keyifli ve heyecanlı okunuyor her bölüm birbirinden farklı ve ince işlenmiş iyi bir hayal gücü aslında düşündüğümüzde gerçekte olan yada olması muhtemel şeyler fantastik unsurlar olarak olarak göstermiş bence başarılı bir çalışma. İnternetin sosyal ağların hayatımızdaki yerini bize sorgulatıyor bakıldığında biz interneti kullanıyor ve yönetiyor gibi görünsek dahi aslında onun bizi yönettiği ve kölesi durumuna getirdiğini görüyorsunuz.
İlk defa Orkun Uçar okudum. Üç ayrı hikâyenin tek hikâyede kaynaşmasından oluşuyor aslında. Üslubunu beğendim. Bilimkurgunun Türkiye'de gelişmesi için şans vermek gerekir diye düşünüyorum çünkü geç bile kalındı.
"Yazarlar her türlü totaliter rejimde tehlikelidir ve tehlikededir."
"Hayal gücünün iki çocuğu vardır: Sanat ve din. Onları tohumlayan ise yalan söyleme yetisidir."
"Yalan gibi bir yeteneğiniz olmasa nasıl hikâyeler anlatabilir, olmamış şeyleri hayal edebilir ve gerçeklik boyutuna taşıyabilirdiniz ki?... "
Selam @orkunkamucar ın kaleminden #opus #bilimkurgu , #fantazi türünde bir kitap.
Bilimkurgu okumayı sevmiyorum diye düşünüyorsanız o düşüncelerinizi bir kenara kaldırın ve bana kulak verin Her bilimkurgu kitabı bana da hitap etmiyor çünkü kurgudan çok bilimsel detaylara boğuluyor. Bilim kitabını bu şekilde değil tek başına okumayı tercih ederim. Opus ise çok farklı . İlk sayfadan itibaren bağımlılık yapıyor resmen ve bırakamıyorsunuz. Ben çapraz okuma niyeti ile başladım ve diğer kitapları gözüm görmedi Opus bitesiye kadar
Üç romanın tek çatı altında birleşmesinden oluşturur Opus. Hepsi birbirleri ile bağlantılı . Aklıma örnek olarak matematikteki küme ve alt kümeler geldi ancak benim kadar matematik sevmiyorsanız bu örnek size sıkıcı gelebilir diye vazgeçtim.
Sigun evinde çalışan #agorafobik bir yazılımcıdır. Yazılımcılık onun görünen mesleğidir . Aslında internet üzerinden bulunması zor olan ürünleri bularak onları arayan müşteriler ile buluşturmaktadır . En son aldığı iş ise onun başına iş açacak ve kendisini bir komplo ve aksiyonun ortasında bulacaktır ... Bu noktadan sonra kitap öyle bir hızlanıyor ki bitinceye kadar hız kesmiyor ve şaşırtmaya devam ediyor...
Kitap içinde kitap, öykü içinde öykü okumayı sever misiniz?? Ben bayılırım. Bu kitap da tam o türde. Tam bir aksiyonun ortasındayım derken bilim kurgunun ortasında buldum kendimi, daha fazlası da olamaz derken o da oldu Beklentimin kat ve kat üzerine çıkan, son zamanlarda okuduğum en iyi kitaptı .
Orkun Uçar'ın bu çalışması 2000'ler başı Ölümsüz Öyküler Kulübü "Xasiork" döneminde çıkardığı Kızıl Vaiz'deki gibi öyküleri tek öykü bağlantılı toplu sunulan bir bilim-kurgu romanı. Bir kısa öykü içinde 3 adet uzun öykü, hatta bir yazarla ilgili olan üçüncü öyküde, yazar karakterinin yazdığı öykülerle bir katman daha oluşturulmuş. William Gibson'un Blade Runner filminden esinlenip Neuromancer kült romanını yazmasına öykünerek edebiyat sinema çift yönlü etkileşimini bol bol oluşturmuş. Yine "Neuromancer" başta olmak üzere "Altered Carbon", "Expanse", "Matrix" yapımları ile "1984" yapıtının izlerine ithaf ve ilham anlamında karşılaşıyoruz. Hatta romanın içerisinde karakterler bile 90'ların "Alacakaranlık Kuşağı" dizisi gibi yapımlara değiniyor.
İtlaf anlamında değil kesinlikle, çünkü bir yazarı bir roman yazarı yaptığı kadar bir düzyazıyı da bir roman yapan anlatım ve kurgudaki kendine haslık ve kendine haslık konusundaki kadirşinaslık tamamen mevcut. Bu şu demek; 20'yi aşkın romanda Orkun Uçar çizgisi hep korunmuştu bunda da korunuyor. Ayrıca dışa ya da daha doğrusu sinemaya uzanımlı bu öğeler Tarantinoesk bi şekilde yazının bütününe öyle başarılı bir şekilde kaynıyor ki yazının kendisi kadar ithaf içeriklerinin asılları da sanki daha da güçleniyor, hiç de kaybolmuyor. Bu yapıcı kolaj çalışmalarını Tarantino büyük risk alarak kullanmıştı ve hiç de yanlış anlaşılmadı, hatta unutulmaya yüz tutmuş zamansız eserleri hatırlatarak onore ettiği için kendi de onore oldu. Orkun Uçar'ın bunu 'cyberpunk' akımının isim babası William Gibson gibi edebiyat-sinema şeklinde uyarlaması büyüleyicilik olarak gayet başarılı. Edebiyat açısındansa, edebiyatı sinemadan bi üst seviyede görenlere için bu tarz yaklaşım kitsch gelebilir. Ama şu muhakkak ki yazarların sinema hobilerinin işlerine
İlk iki bölüm 6 lık ama son bölüm 9 du.. genel olarak iyiydi. Metal fırtına serisinden sonra böyle bir tür yazabilmesi yazarın ne kadar kaliteli bir kalemi olduğunu gösteriyor
Her birini ayrı olarak ve en az 400 sayfalık haliyle okumak istediğim üç roman yazmış Orkun abi yine. Her kitabında yeniden ve bir kat daha hayal gücüne hayran oluyorum.
Hikâyelerin birbirine bağlanışı alan enfes dememe bile gerek yok. Yazarı bilenler biliyordur zaten. Bilmeyenler de büyük kayıptalar bence.
Amaaa. Evet, yine bir ama var. En sevdiğimiz yazarlardan biri diye hiç eleştiri yapmayacak değiliz elbette.
Her zamanki gibi ilk eleştirim diyalogların çiğliğine olacak. Bunu söylediğim için çok üzgüm ama durum bu. Fazla Amerikan yapımı film izlemiş biri olarak böyle bir esintiyi çok rahat anlayabiliyorum. Ve ne yazık ki Türkçe bir kitap okurken bu istediğimiz bir şey değil. Kurguları bu kadar mükemmele yakın bir yazarın “o kadarcık kusur kadı kızında da olur” minvalinde göz ardı edebileceğimiz seviyeyle rahatsız edici olmanın arasında bir yerde diyalog hataları yapması beni üzüyor.
Öte yandan yazarın romanlarında sık tekrarladığı bir cümle ve sahne modeli/örgüsü olduğunu da fark ettim. Özellikle erekte olma/olmuş halde uyanma ve yaşlı da olsa kadınlara cinsel arzu duymayı ve bu konuda “iyi” iş çıkarmayı bırakmamış olmak, tanrıya karşı çocuksu görünen derecede bir düşmanlık… Bla bla bla .. Hayal gücü bu denli geniş bir yazarın böyle tekrarlara düşmesi ve bunların da göze batması hayal kırıklığına neden oluyor. En azından durum benim için bu şekilde.
Tüm bu yorumun özeti ne diye sorarsanız ben Orkun Uçar okumaktan hiç vazgeçmeyeceğim ve her kitabında ufkumun bir kat daha genişlemesinin zevkini yaşamaya devam edeceğim.
Varlık Ergenvarlikergen.comedebiyathaber.net adresinde yayımlandı:
Orkun Uçar. Onun hakkında bir yazı yazmanın kolay olmayacağını bilmek gerekir. Öncelikle nerden başlanmasına karar vermek dahi zaman ve emek isteyen bir süreci kendiliğinden beraberinde getirmektedir. Geniş kitleler onu Metal Fırtına Serisi ile tanır ancak bu serinin öncesi ve sonrası hakkında çoğunlukla bir bilgiye sahip olmadıkları da görülür. Kişisel deneyimlerimiz de bu yönde olmuştur hep. Örneğin Orkun Uçar’a dair bir paylaşım yaptığımızda “Şu Metal Fırtına’yı yazan adam mı?” diye bir soru ile karşılaşırız. Diğer yandan onu ve eserlerini yakından takip eden hatırı sayılır bir okur kitlesi de bulunmaktadır. Bir süredir gözlerden uzak yaşayan Orkun Uçar hep böyle değildi elbette. Bir zamanlar geçmişin popüler isimleri ile birlikte gündemi sarsan olayların odağındaydı. Derken “bir şeyler” oldu ve garip bir sansürle karşılaştı. Önce çok satan kitapları hakkında karalama çalışmaları yapıldı, ardından eserlerinin edebi yapısına dair kapsamlı bir saldırı ile karşılaştı. İnanılmaz boyutta karmaşık bir hayat hikâyesine sahip olan yazarın Opus isimli son romanına geçmeden önce onu var eden sürece kısacık bir bakış atalım.
Ülkemizde bilimkurgu kelimesi ile birlikte kendiliğinden akıllara gelen “fantazya” kavramının çağrıştırdığı ilk isimlerden biridir Orkun Uçar. 1 Haziran 1969’da Kocaeli’nde dünyaya gelen yazar; özellikle Metal Fırtına Serisi (2004–2015) ile ülkemiz yayınevlerinin fikirlerini ve görüşlerini yerle bir etmiş, yalın dili ve üretken olması ile de dikkat çekmiştir. Hayranları tarafından yıllardır sık sık Derzulya Serisi’ni bitirmesi konusunda baskı görse de neredeyse her yıl bir roman yayımlamıştır. Yazar 1999 Nostromo Bilimkurgu Öykü Yarışmasında “Depo” adlı öyküsüyle birinci olurken, 2006 TBD
Orkun Emin Uçar, (d. 1 Haziran 1969; Gölcük, Kocaeli) Türk gazeteci, yazar.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Uzun yıllar gazete ve televizyonlarda çalıştı. 1999 yılında Nostromo Dergisi Bilimkurgu Kısa Öykü Yarışması’nda birincilik ödülü alınca yazarlığa profesyonel olarak devam etmeye karar verdi. 2000 yılında internet üzerinde Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü’nü hayata geçirdi. 2002 yılında Sibel Atasoy’la birlikte Xasiork Ölümsüz Öyküler Yayimevi’ni kurarak Türk bilim kurgu ve fantastik edebiyatının ilk adımlarını atmaya çalıştı. Bu yayımevi 2004 yılının Haziran ayında kapandı.
Burak Turna ile birlikte yazdıkları Metal Fırtına adında ki roman Türkiye'de en çok satan kitaplar arasında oldu. Uzun süre Türkiye'nin gündeminden düşmedi.
Yazar 2007 yılı başında Ahmet Burak Turan ile birlikte yazdıkları politik gerilimle, gizemciliği birleştiren, aksiyon dolu Zifir adlı roman büyük ses getirdi.
19 Temmuz 2007'de Orkun Uçar'ın 2002 yılında yayınlanan ilk romanı Kızıl Vaiz gözden geçirilmiş ve genişletilmiş olarak Altın Kitaplar Yayınevi'nden çıktı.
20 Eylül 2007'de ise Orkun Uçar'ın Saygın Ersin'le birlikte üç yıllık bir araştırma sonucu yazdığı Derin İmparatorluk adlı kitabı Altın Kitaplar Yayınevi'nden çıktı.
5 Kasım 2007 tarihinde sonuçları açıklanan Türkiye Bilişim Derneği Dergisi 9. Bilimkurgu Öykü Yarışması'na "Rahim" adlı öyküsüyle birincilik kazandı.
21 Şubat 2008'de "Metal Fırtına 4 - Turan" adlı kitabı Altın Kitaplar Yayınevi'nden çıktı.
22 Ağustos 2009'da "Metal Fırtına 2-3-4 Cep boy" adlı kitabı Altın Kitaplar Yayınevi'nden çıktı.