Değirmen-Yeni Dünya-Sırça Köşk

Öyküler

Sabahattin Ali

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2020 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2020 19:21
3 eserin birleştirildiği bir kitap.Öyküler bizleri başlarken etkiliyor ama şunu pat diye geliyor.Bir anda sarsiliyorsunuz.Konular hep bir Türkiye gündemi.
ÖykülerSabahattin Ali · Arketip Kitap · 2019564 okunma
8/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2021 10:33
kitabın içinde bulunan kısa 14 öykünün hepsi de kötü sonla bitiyor ama bundan öte hepsi de değmeyecek boş sebeplerden ölüyor (esirler hariç o daha bi ölüme değer bi sebebli geldi gözüme) kısaca okurken hep üzüldüm ve hiç mi güzel bir şey olmaz demek zorunda kaldım zaman zaman yine de güzeldi
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Maviçatı Yayınları · 2019564 okunma
8/10
·340 syf.··
Beğendi
·
2019 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2019 13:13
Kitap 5-15 sayfalık kısa kısa hikayelerden oluşuyor. Okurken çok zorlandım. Çünkü, hikayeler kısalığına rağmen içine çektiği için hikaye bir anda bitince donup kalıyorsunuz. Bir sinemaya gidip her filmin ilk 10dksını izleyip sonra diğer filme geçen ve bunu defalarca tekrar eden birisi nasıl hissedecekse, bu kitapta da bunu hissettim. Hikayelerin hemen hepsinde fukaralık, devlet bürokrasisinin kokuşmuşluğu, cumhuriyete yeni yeni alışan anadolu köylüsü, dinci herifler, kadın düşmanı erkekler, cahil insanlara üstten bakan 'modernler', açlıkla mücadele edenler, hastalıkla mücadele eden çaresizler var. Her hikayede içiniz cız ediyor. Kısacık hikayeler bitince bazı kitapların tamamından daha fazla etkileniyorsunuz. Durup, bunun üzerine düşünmek istiyorsunuz. Fakat hemen bir sayfa sonra tamamen yeni bir hikaye başlayınca, ciddi manada zorlandım. Zorlanmamın sebebi, hikayelerin bu kadar iyi ve derinlikli olmasıydı. Sabahattin Ali, 41 yaşında öldürülmüş... Şu kitabı okuduktan sonra özellikle kani oldum, 41 yaşında öldürülmeseydi acaba ne kadar daha büyük eserler yazardı bizim için. İnanın, her hikayesi üstünde düşünülse gayet çok iyi birer roman olurmuş. Canımız Ali, sanki hissetmiş bir gün öldürüleceğini, hissetmiş bunları uzun yazmaya zamanının olmayacağını da hızlı hızlı yazmış gibi olmuş. Kitabı okumanızı öneririm. Fakat daha yavaş okuyup hikayeler arası es verirseniz daha fazla zevk alırsınız kitaptan. Okuyanlar için: Benim en sevdiğim hikayeler Kurt Kuzu, Yeni Dünya, Hasan Boğuldu ve Sırça Köşk oldu. İyi okumalar. Ekleme: Her 'İncelemeyi Kaydet' düğmesine tıkladığımda tereddüt ediyorum. Önemle belirtiyorumki, bu yukarıdaki metin bir inceleme değil, kişisel fikirler içeren bir yorumdur. :)
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2000564 okunma
8/10
·340 syf.··
2021 3. kitabı
Sürekli yazar üzerinde duruyorum aslında ama elimde olan bi durum değil :) Yazarımızla Kürk Mantolu Madonna kitabı vasıtasıyla tanışmıştım ama onu okuyalı uzun yıllar oldu. Kitaba gelecek olursak çok akıcı çok duru ve tam bir Sabahhattin Ali kitabıydı. Çok türden çok öykü ve hepsi birbirinden iyi. Bir öyküsü hayatım boyunca da hafızamda yer edinecek kadar etkiledi beni. Emeğine, kalemine sağlık yazarımızın. Tavsiye ederim herkese
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2000564 okunma
8/10
·340 syf.··
Beğendi
·
2022 149. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2022 14:29
Ya ilk kitaptan daha iyiydi ya da o kitabın yarısını daha önce okuduğum için bu kitap daha iyi ve yeni geldi bilemiyorum ama bu esere toplanan hikayeler ve oyun, çok iyiydi bana göre. Kısaca 3 eserinin birleşimini gördüğümüzü söyleyerek başlayacağım: Yeni Dünya, Sırça Köşk ve Esirler. Hepsinden bahsedeceğim lakin içeriklerle başlamak istiyorum: -Yeni Dünya: Asfalt Yol, Hanende Melek, Çaydanlık, Ayran, Isıtmak İçin, Uyku, Selam, Bir Mesleğin Başlangıcı, Bir Konferans, Yeni Dünya, İki Kadın, Sulfata, Hasan Boğuldu. -Sırça Köşk: Portakal, Beyaz Bir Gemi, Katil Osman, Böbrek, Cıgara, Millet Yutmuyor, Bahtiyar Köepk, Çilli, Dekolman, Hakkımızı Yedirmeyiz, Cankurtaran, Çirkince, Kurtla Kuzu, Masallar, Bir Aşk Masalı, Devlerin Ölümü, Koyun Masalı, Sırça Köşk. -Esirler. Genel hatlarıyla bakarsak Yeni Dünya yazarın 4 numaralı ve vefatından 5 sene evvel (1943) kaleme aldığı eseri. Yine genel hatlardan devam edersek köy, köylüler ve köye gidenler üçgenin içerisinde kalan kümeyi işliyoruz. İlginçtir, sınıfsal çatışmaların çok net olduğu bir eser okuyoruz. Yani köylü-kentli mücadelesini işlediğini biliyoruz lakin köy-kent yanına dağ-ova, Alevi-Sünni gibi ayrımlar eklenmiş. Olumsuz değil, bu durumları dile getirme olarak söylüyorum. Mesela Hasan Boğuldu hikayesinde Hasan ile Emine’nin durumu bunu özetler nitelikte. 174’te daha açıklayıcı bir cümle-paragraf bulacaksınız. Yine ilk kitap üzerinde ve genel bakışta toplumsal eleştiri üzerine yazılar kaleme alan yazarın, Hanende Melek ve mizah yaptığı Çaydanlık, kara mizah diyebileceğim Bir Konferans ise alanının dışında da yazabildiğinin mesajını verdiği, farklı konuları işlediği öyküler olarak öne çıkmaktadır. Sırça Köşk üzerine bahsimizde ise ben önce kitaba adını veren masaldan bahsetmek istiyorum: olayın zamanı ve mekanı belli
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2000564 okunma
Puan vermedi·340 syf.··
Beğendi
·
2021 65. kitabı
Sabahattin Ali'nin Bütün Öyküleri 2 kitabında, 30 öykü ve bir tiyatro oyunu bulunuyor. Öyküler Yeni Dünya, Sırça Köşk kitaplarından. Tiyatro oyunun ismi ise Esirler. Sabahattin Ali öykülerinde toplumsal sorunlardan, sıradan insanlardan, günlük telaşlardan gerçekçi bir dille bahsediyor. Kahramanları bazen zengin bazen yoksul, bazen okumuş, bazen köyde yaşayan biri, bazen genç bazen yaşlı kişilerden oluşuyor.
Edebiyat
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2000564 okunma
Sabahattin Ali - Bütün Öyküler 2
9/10
·340 syf.··
2020 344. kitabı
Kitap, Yeni Dünya (içinde 13 öykü), Sırça Köşk (içinde 17 öykü) ve bir oyundan oluşuyor. Öykülerin yazılım tarihleri ilerledikçe, adaletsizliğe, yozlaşmışlığa daha çok değinildiği göze çarpıyor. Son öykü olarak yerleştirilen Sırça Köşk, iktidar sahiplerinin hatta devlet düzeninin bir eleştirisi olarak neredeyse kör kör parmağım gözüne şeklinde alegorik tarzda yazılmış ve yayımlandığı 1947 yılında toplatılmıştır. Bir yıl sonra da Sabahattin Ali henüz 41 yaşındayken öldürülmüştür.
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2000564 okunma
7/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2025 21:24
İki ciltten oluşan bu seri, Sabahattin Ali’nin 1927-1947 yılları arasında yazdığı,“Değirmen“, “Kağnı“, “Ses“, “Yeni Dünya“ ve “Sırça Köşk“ adlı beş hikaye kitabında yer alan tüm öykülerini bir araya getiriyor. Sabahattin Ali, 41 yıllık kısa ve sıkıntılı hayatına yüze yakın hikaye, üç roman, üç şiir kitabı ve sayısız makale sığdırmış; çalışkan, üretken bir yazar. Sanata ilgili ve devrinin entellektüel çevresi ile iyi ilişkiler içerisinde olan piyade yüzbaşı babasının etkisi ile, aile Yunan işgali ve izleyen savaş yıllarında yoksulluk yaşasa da, Sabahattin Ali eğitimin birinci öncelik addedildiği bir ortamda yetişir ve iyi bir eğitim alır. Öğretmen Okulu’nu bitirdikten kısa süre sonra bursla Almanya’ya gidip 2 yıl kalır; yurtdışı tecrübesinin yanısıra iyi seviyede de Almanca öğrenir. Sabahattin Ali’nin yurtdışında olduğu bu yıllar, Almanya’nın 1. Dünya Savaşı sonrası ekonomik çöküşü yaşadığı ve Nazi faşizminin daha yeni yeni yükselmeye başladığı yıllardır. Bu yüzden, edinilen bu tecrübe, dönemin imkanları ve koşulları düşünüldüğünde, çok değerlidir. Entellektüel bir ailenin iyi eğitimli oğlu, bence bu yüzden döneminin Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal gibi doğrudan doğruya köyde yetişen sanatçılarından farklıdır. Köy hayatı onun içine doğduğu, aşina olduğu bir hayat değildir. Ancak Refik Halit, Ömer Seyfettin, Yakup Kadri gibi şehirli gözüyle köye uzaktan bakan bir sanatçı da olmamıştır. O, öğretmenlik yıllarından başlayarak gördüklerini ve tecrübe ettiklerini, kendi yaşanmışlıklarının süzgecinden geçirerek, bir şehirlinin bakış açısı ile, ama hep ezilenin tarafında yer alarak, onların içinden biri olarak anlatır. Ve bence bu yüzden daha romantiktir. Romantiktir; zira Sabahattin Ali’nin neredeyse tüm hikayeleri, kimin haklı, kimin haksız
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2000564 okunma
Puan vermedi·340 syf.··
2018 77. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2018 00:00
Bütün Öyküleri 2: "Gözüm sekiz arşın kalınlığındaki taş duvarları aşıyor, güverte kenarında eteklerini uçurarak vincin işlemesini seyreden kızları, merdivenden kocaman yatak denkleri indirmeye çalışan hamalları görüyordu. Yerimden fırlamak, gardiyanları, jandarmaları şöyle elimin tersiyle iterek çıkıp yürümek, bir sandala atlayıp gemiye varmak ve kaptana: 'Çek!' demek istiyordum. Gözümde tüten ne şehirler, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri, etrafında duvar olmayan uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhafa oluyor." - ("Katil Osman"dan) -- Bu ikinci ciltte, Sabahattin Ali'nin 1940'lı yıllarda yayımlanan "Yeni Dünya" ve "Sırça Köşk" adlı öykü kitaplarıyla, tek oyunu "Esirler" bir araya geliyor. Sabahattin Ali, ışığını ve izini günümüze de düşürüyor..
1000Kitap
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2000564 okunma
9/10
·340 syf.··
Beğendi
·
2016 103. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2016 00:00
Iki tane öykü kitabını ve bir oyununu içeren bu kitaptaki bütün öyküleri, çok sade bir dille yazılmış, rahat ve büyük keyifle okunan , düzene , yönetime bir başkaldırıyı içeren ve güzel, anlamlı mesajlar veren öykülerdir. Hangisini öne çıkarsam diğerine haksızlık olur. Üçüncü kısım ise, Esirler oyunu. Bu oyunu okumayı düşünmüyordum ama okuduğuma o kadar mutlu oldum ki... Olay, 7.asırda ve Çin"in payitahtlarından biri olan Si-Gan-Fu şehrinde geçiyor. Esirlerin kurtulması için yapılan planın imparatora sızdırılmasıyla alınan önlemlerle sonuçlanan bir oyun. Sonu çok çarpıcı o yüzden okuyacaklar için paylaşmamayı ve merak içinde bırakmayı tercih ediyorum.
Bütün Öyküleri - 2Sabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2000564 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.