·
Okunma
·
Beğeni
·
1.914
Gösterim
Adı:
Pedro Páramo
Baskı tarihi:
Ocak 2005
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Pedro Paramo
Pedro Páramo
Comala'ya babamı aramaya geldim; dediklerine bakılırsa burada oturuyormuş, Pedro Pdramo adında biriymiş. Annem öyle dedi; ben de o ölür ölmez babamı görmeye gideceğime söz verdim. Sözüme inanması için elini iyice sıktım, annem ölmek üzereydi; benden ne isterse yapmaya hazırdım. Ne yap yap git, bul onu," dedi bana. "Seni gördüğüne sevinecek biliyorum." Gideceğimi söylemekten başka elimden ne gelirdi ki? Söz dedim, elimi onun kenetlenmiş ölü parmaklarından kurtarana kadar söz, söz diye tekrarladım.
Juan Rulfo Latin Amerika edebiyatının temel taşlarından biri. Az ama öz yazmış, yazdıklarıyla Lorca'dan Marquez'e, pek çok yazar üzerinde derin etkiler bırakmış bir yazar.

Pedro Paramo'da Meksika devrimini, özellikle kırsal kesimde yaşanan şiddeti, ahlaki çöküşü ve ölümü duru ve çarpıcı bir dille anlatıyor. Düş ve gerçek arasındaki sınırın ne kadar bulanık olduğunu görmek isteyenlere...
132 syf.
·10/10
Sizi alışılagelmişin dışında ,farklı mı farklı bir kitapla tanıştıracağım hanımlar ve beyler.Yalnız üzüntümü beyan ederek başlamak istiyorum.Kitabın 60 okunmasının olması beni bir hayli üzdü.(Sebebini incelemenin devamında anlayabilirsiniz) Kitap ülkemizde birçok ünlü yayınevi( Can,yky, doğan kitap)tarafından basılmış olmasına rağmen pek tutulmamıştır.Bunun sebebini eleştirmenler Türkiye’de yenilikçi kitapların tutulmamasına bağlıyor .Sahi her şey ülkemize geç gelmiyor mu zaten ?Kitap 1955'te yayımlanmış ilk kez TOMRİS UYAR tarafından 1955’te çevrilmiştir.Ve yine ilk basım ‘’De Yayınları’’ tarafından 1970 ‘te yapılmıştır.(Bendeki Doğan Kitap’ın ikinci basım 2013).
Aslında kitap ilk yayımlandığı zaman kendi ülkesinde de rağbet görmemiş.Eleştirmenler ve okuyucular tarafından dikkate alınmamış anlaşılmaz bulunmuş..Sebebi ise yazarın farklı yazım tekniği geliştirmiş olması.Latin Edebiyatında ilk kez bilinç akışı yöntemini kullanan oydu çünkü. 1970’li yıllardan sonra hak ettiği ilgiyi görmüş ve ödül üstüne ödül almış öyleki İspanyol Edebiyatının ikinci önemli eseri olarak kabul edilmiş.Hatta Marquez’ i öyle etkilemiş ki şuan en ünlü eseri olan ‘’Yüzyıllık Yalnızlık eseri’’ni ondan ilham almıştır.
İnternette yaptığım araştırmalar sonucunda Marquez’in kendi ağzıyla anlattığı şu pasaja rastladım:
Marquez zorlukla yazdığı kitabı ‘’Yüzyıllık Yalnızlık ‘’ kitabının yazılış sürecinden bahsederken ;bir arkadaşının bu kitabını verdiğini ve sen de yazdığını mı sanıyorsun bunu oku dediğini ve sonrasında kitabı okumaya başladığını ve bitirdiğini ardından tekrar okuduğunu ve hayran kaldığını söyler.Kitaptan okadar etkilenmiştir ki eserinde burda kullanılan hayalet köy Comala’yı ilham alır ve alıntı yapar.Marquez başta olmak üzere birçok yazara göre bu eser İspanyol Edebiyatının Don Kişot’tan sonra en önemli yapıtı bazı yazarlara göre ise en önemli.
Hasan ALİ Toptaş’ın ‘’Harfler ve notalar ‘’ adlı deneme ve okuyanarına mektuplar niteliği taşıyan kitabında tavsiyede bulunduğu 56 kitap içinde bu kitap da var desem? Hem de yazarın diğer eseri ‘’Kızgın Ova’’ da var bu listede. Fanatik Hasan Ali hayranlarına duyurulur.:)) https://www.soylentidergi.com/...inda-gecen-56-kitap/
Aynı zamanda Norveç kitap kulübünün seçtiği 100 kitap içinde.https://www.theguardian.com/...y/08/books.booksnews
BİTTİ Mİ? BİTMEDİ.
Jorge Luis Borges’ in seçtiği 74 kitap içinde. https://oggito.com/...74-kitap-06201730230

Tamam tamam yeter başka kanıt sunmayacağım uzun tutup sizi sıkmak istemiyorum bu yüzden kısaca yazarın hayatından bahsedeyim ( kısaca olacak :D)

Juan Rulfo (1918-19869) Meksikalı asıl mesleği fotoğrafçılık olan bir yazar.Birkaç eseriyle dünya edebiyatının önemli yazarları arasına girmeyi başarmış aynı zamanda sadece bu eseriyle bir sürü ödül almıştır. Büyülü gerçeklik akımının öncüsüdür kendisi.Latin Amerika’ bilinç akışı, geriye dönüş, bakış açısını kaydırma, iç monolog vs. gibi yazım tekniklerini ilk o kullanmıştır. Başta Marquez olmak üzere birçok yazarı etkilemiştir.Yazar küçük bir çocuk iken babası öldürülmüş annesi de kısa bir zaman sonra ölmüş ve yetimhanede büyümüştür. Belki bundan olsa gerek biraz melankoliktir, fazlasıyla sessiz.Sessiz ama çığlık çığlığa bağırıyormuş gibi.Bu eserini yazdıktan sonra 30 yıl yazmamış en önemli eserini yazarken tamamlayamadan ölmüştür. Ona göre yazmak çok mühim bir iştir bu yüzden çok uzun surede yazmıştır bu eseri de 130 sayfa olmasına rağmen. Yazarın hayatı hakkında ayrıntılı bilgi için http://www.artfulliving.com.tr/...nun-yuz-yili-i-11787

ŞİMDİ KİTABIN İÇERİĞİNE GELELİM.
Yazar kitabında yaşadığı dönemden kesitler vermiş.Ozamanlar Meksika’da iç savaş vardı.İnsanlar kırsal kesimden kentsel kesime göç ediyordu.Artlarında terkedilmiş, ıssız, hayalet köyler kasabalar bırakıyordu.Kitaptaki mekan(Comala) da böyle bir yer.
Yazarın edebi üslubu, düşle gerçeklik, gelecek ile geçmiş, ve içsel konuşmaların harmanlamasıyla oluşuyor.Yazar olay örgüsünü hazır olarak vermiyor, okuyucuya bırakıyor dizmeyi.Okuyucuyu zorlamayı tercih ediyor hatta şöyleki okurken kim gerçek kim ölü, hangisi gelecek hangisi geçmiş kafanız allak bullak olabiliyor.Sizden ricam okumadan önce sakın kitabın olay örgüsünü okumayınız, hazıra kaçmış ve kolay yolu seçmiş olacaksınız.Aman diyeyim bak tadı kaçmasın :))

Kitapta şunu da farkettim yazar kahramanların karakteri hakkında hiç yorum yapmıyor size bırakıyor yorumu.Siz karar veriyorsunuz hangi karakterin iyi ya da kötü zeki ya da aptal olduğuna.Biraz tuhaf geldi biliyorum zaten ben de ilk başta okurken sık sık geriye gidiyor tekrar okuyordum ama bittiği zaman anlamamış soru işaretleri ile kalmıştım kitabı bu yüzden bitirir bitirmez tekrar okudum bu beş gün zarfında. 130 sayfa olmasına rağmen zorlayan bir kitap ALLAH’tan kalın değildi :D Ayrıca filmi de var farklı aralıklarla birkaç kez uyarlanmış. Filmini de izledim beğendim ama Türkçe alt yazılı bulamadım İspanyolca izledim.Benim için önemli olan mekanı ve karakterlerin fiziksel özellikleriydi. Filmin fragmanını​ da şöyle bıraktım https://youtu.be/LsTCZR3sLwQ
Yazarın bu kadar iyi edebi üslubu varken hayatına bu kadar az eser sığdırmış olması üzücü. Kitap sessizlik içeriyor okurken kendinizi hüzünle sessizlik içindeymiş gibi buluyorsunuz.Ölüm size daha bir gerçek dışı, hayaletler size daha bir gerçek geliyor.
Açıkçası kitabı herkesin beğeneceğini düşünmüyorum, çünkü ilginç bir kitap ve ilginç olan şeyler herzaman basit bulunur.

Bir an önce okuyunuz, sizin gibi değerli okurların kütüphanesinde bulunması gerekiyor.Yazarın ‘Kızgın ova ‘eserini de alacağım. Keyifli okumalar diliyorum :))
132 syf.
-Her iç çekiş insanın yitirdiği bir yudum yaşamdır.

Yazmış Juan Rulfo. Çok az yazmasina rağmen bir kitaba sığdırmış tüm söylemek istediklerini.. Okudukça evet diyorum, Yüzyıllık Yalnızlık'tan sonra Meksika aşkı uyandıran ikinci kitap.

Sonra şöyle devam ediyor: -Sevdiğim bana bir mendil verdi Kenarları gözyaşıyla oyalı. .
132 syf.
·6/10
Gabriel Garcia Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okuduysanız ve sevdiyseniz eğer, Pedro Paramo'yu da muhtemelen beğeneceksiniz çünkü Juan Rulfo, Marquez'in en önemli ilham kaynaklarından biri. Marquez'in deyimiyle ilk dört kitabını yazmasının ardından tıkanan yolunu açan ve başyapıtı Yüzyıllık Yalnızlığı ortaya koyabilmesini sağlayan kitap Pedro Paramo. Söylenenlere göre Marquez, Pedro Paramo'yu o kadar çok sevmiş ki, kitabı defalarca kez okuyarak, kitabın sayısız yerini ezberden okuyabilir hale gelmiş.

Juan Rulfo, Carlos Fuentes ve Gabriel Garcia Marquez ile birlikte büyülü gerçekçilik akımının Latin Amerika'daki ilk temsilcilerinden, dolayısıyla aynı coğrafyanın bu üç ünlü yazarının kitapları arasında da çok sayıda benzerlik bulunmakta, özellikle de Pedro Paramo ve Yüzyıllık Yalnızlık arasında. Kitapta Juan Preciado adlı karakterin, annesinin ölümünün ardından, onun vasiyeti üzerine, babasını bulmak amacıyla annesinin köyü Comala'ya gitmesi anlatılıyor. Roman boyunca, Preciado'nun ve köydekilerin gözünden annesinin, babasının ve köylülerin, hayaletler eşliğinde, iç içe geçmiş hikayelerini dinliyoruz.

Latin Amerika edebiyatına ısınamadığım için, kitabı da pek sevemedim doğrusu. İnternette bu kadar olumlu yorumu dolanırken, kitabı sevemediğim için kendimden de utandım ayrıca. Ya doğru bir zaman değildi, ya da çeviri kötüydü diyeceğim ama benim okuduğum kitap Can Yayınları'nın Tomris Uyar çevirisiydi. Dolayısıyla ikinci seçenek geçerli değil sanırım. Fakat, Pedro Paramo ileride kesinlikle tekrar okuyacağım ve bir şans daha vereceğim bir kitap. Dediğim gibi Marquez ve Yüzyıllık Yalnızlık severler mutlaka seveceklerdir bu kitabı.
132 syf.
·Beğendi·10/10
türkiye'de üç farklı yayınevinden (sırasıyla can, yky, doğan) basıldığı halde rağbet görmemiş bir juan rulfo romanı.

meksikalı romancı rulfo, sadece iki kitabıyla 2. dünya savaşı sonrası dünya edebiyatında ayrıcalıklı bir yer edinmiştir. ama gel gör ki ülkemizde adını duyana aşkolsun! aslında yayınevleri cevherin farkında, zira yapıtları üç büyük yayınevinden birden yayımlanan bir yazar ancak "klasik"'tir. evet rulfo bir modern zamanlar klasiğidir. sadece latin amerika'nın değil 20. yüzyılın en iyi yazarlarından biridir.

juan rulfo'nun tek romanı olan pedro paramo, ispanyolca edebiyatının don kişot ve yüzyıllık yalnızlık ile birlikte üç muhteşem romanından biridir tüm kısalığına rağmen (130 sayfa) . bu sadece şahsi kanaatim değil, aynı zamanda edebiyat dünyasında da sıklıkla dile getirilen bir durumdur. hatta latin amerika ülkelerinde don kişot dışındaki en iyi roman olarak bakılır pedro paramo'ya. zaten gabriel garcia marquez'in taptığı ve örnek aldığı bir yazar burada söz konusu. kaldı ki marquez, bu romanı satır satır ezberlediğini ve franz kafka'nın dönüşüm adlı romanından beri (ki dönüşüm romanının etkisiyle edebiyata yöneldiği biliniyor) bir kitaptan bu kadar etkilenmediğini söylemiştir. hatta yine kendisinin anlattığına göre yüzyıllık yalnızlığı yazdığı günlerde bir arkadaşının bir gece yanına gelerek önüne pedro paramo romanını fırlattığını ve "sen de roman yazdığını mı sanıyorsun" dediğini belirtiyor. romanı aynı gece bir çırpıda okur ve romandan bir cümleyi olduğu gibi yüzyıllık yalnızlığa ilave eder. bununla da sınırlı kalmaz marquez. yüzyıllık yalnızlığın geçtiği düşsel yer olan macondo'yu yaratırken rulfo'nun comala'sını örnek alır. efsanevi arjantinli yazar jorge luis borges ise bu yapıtı tüm zamanların en iyi romanlarından biri olarak selamlarken, bir başka büyük meksikalı yazar carlos fuentes'e göre latin amerika'nın en iyi romanıdır mevzu bahis olan.

gerçekten de rulfo'yu okuyanlar görecektir ki onun dili ve tekniği büyülüdür. tarzı sıradışıdır. gerçekle düş, dün ve bugün-tarih ve gelecek iç içedir. bir yanda azteklerden bu yana meksika mitleri, öte yanda cennet-cehennem tasvirleri durur. kısa cümlelerle yerinde ve ölçüsünde adeta kusursuz kullanılan roman teknikleri (özellikle iç monolog, bilinçakışı, bakış açısı kaydırma) onu farketmemizi sağlar. bu tarzıyla adeta bir fotoğrafçıdır rulfo, bu bakımdan julio cortazar'la da etkileşim içerisinde bulunduğunu söyleyebiliriz.

üç defa filme (bir tanesini geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz efsane romancı carlos fuentes senaryolaştırmıştı), bir kez de tiyatroya uyarlanan pedro paramo daha önce bahsettiğim üzere yaşayan 100 büyük yazara sorularak oluşturulan dünya tarihinin 100 büyük yapıtı listesine girmeyi başarabilmiş bir romandır.

film : http://www.imdb.com/...8/?ref_=fn_al_tt_1

http://www.youtube.com/watch?v=ggszth_hwpu

içlerinde pedro paramo'nun da olduğu 100 büyük edebi yapıt : http://en.wikipedia.org/..._books_of_all_time

juan rulfo hakkında çeşitli görüş ve bilgiler : http://en.wikipedia.org/wiki/juan_rulfo
Meksikalı yazar Juan Rulfo'nun 1953'te yayınlanan bu güzel eseri, ana karakterimiz Juan Preciado'nun ölüm döşeğindeki annesinin elini tutması ve annesinin ona Comala’ya gidip babası Pedro Paramo’yu bulmasını söylemesiyle başlar.

Hikayemiz içerik olarak; geçmiş, şimdi ve gelecek zaman örgüsünde ilerler. Kitabımızı sayfa adedinden ötürü kısa zamanda okuyacağını sanan herkes yanılır. Çünkü; gerçekten çok zor okunan ve dikkat gerektiren bir eserdir.

Bu şahane kitap, İspanyolca kaleme alınmış Don Kişot'tan sonra en büyük eser olarak görülür. Ve Latin Amerika Edebiyatına mensup birçok yazarı düşünsel anlamda etkilemiştir. Özellikle Gabriel Garcia Marquez, Pedro Paramo'nun ne denli kusursuz bir eser olduğunu her fırsatta belirtmiştir. Hatta; şahsi fikrimiz, Yaşar Kemal'in de bu şahane kitaptan aşırı derecede etkilendiğidir.

Bilinç akışının müthiş bir örneği olan Pedro Paramo'nun içerisinde birçok olgu ve duyguya dair mükemmel tespitler olmasına karşın belki de en güzeli şudur; "yaşarken insana ayaklarını hareket ettiren yegane şey, öldüğünde bu ayakların onu farklı bir yere götürecekleri beklentisidir. Ama eğer bir kapı kapatılır ve açık kalan sadece cehennemin kapısı olursa, o insan keşke hiç doğmasaydım diye düşünür.”
132 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Latin Amerika edebiyatı eserlerini okuyunca nedense Türk edebiyatı eseri okuyormuş gibi benzerlikler görmeme neden oluyor. Tabi her yazar için ayni şey söz konusu değil. Ama bu kitabindan dolayi Juan Rulfo bu benzer yazarlar listemde en ust sirada ki yerini aldı. Coğrafya farklı , insanlar farklı ama yaşananlar hep aynı.

Kitabın konusu Pedro Paramo Meksika da zorla, haydutlukla kötülükle elde ettiği toprak ağası yaptığı köy de köylülere karşı yapmış olduğu haksızlıklar ve baskının sonucunda yaşananları, yaşamış olduğu Aşkı ve bu Aşk' in neticesinde psikolojisinin ona etkisini anlattığı, Meksika ' da o dönem yaşanan bir çok olaya özellikle devrim için olan olayların sebebini ortaya koyan kısa ama etkileyici bir eser.

Juan Rulfo, Carlos Fuentes ve Gabriel Garcia Marquez ile birlikte büyülü gerçekçilik akımının Latin Amerika'daki ilk temsilcelerindendir. Latin Amerika edebiyatı sever bir okuyucuysaniz mutlaka tavsiye ederim.
132 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Latin Amerika edebiyatı severleri söyle bir alalım.  Meksikali yazar Juan rulfo ile  marquez arastirmasi yaparken tanıştım. Eleştirmenlere göre pedro paramo yüz yıllık yalnizliga da ilham kaynağı olmuş. Öyle ki Latin edebiyatının Başyapıtları arasında görülüyor.Yazarin Ova alev alev adında birde öykü kitabı mevcut.En kısa zamanda temin edip okumayı planlıyorum.
    Annesinin vasiyeti üzerine  Juan Preciado,pedro paramo die anılan babasini ziyaret için comola ya gider.Ancak annesinin anlattığı köylerin yerinde, yaşayan  bir kaç kisi dışında  terkedilmiş bir yerleşke ile  karşılaşır. Ben kitabı okurken karakterlerin gerçek mi yoksa hayalet mi olduklarını ayırt etmekte zorlandim.İc içe geçen kurgularda bir süre sonra karakterleri ayırt etmek zorlaşıyor.Sanirim okunmasi zor olan bu kitaba zaman ayırıp sindirerek okumak okur için en yararlı tavsiye olacaktır.
132 syf.
·6 günde
Ve uzun zamandır merak ettiğim Latin Amerika edebiyatının basyapitlarindan biri olarak anilan Pedro Paramo'yu nihayet okudum bitti. Ben okurken çok bölünmek zorunda kaldığım için olay örgüsünü oturtmakta zorlandim. Bu yüzden kesintisiz ya da en azından az kesintili ve dikkatli bir okuma gerektirdiğini baştan belirteyim. Zaten kısa bir kitap olduğu için kesintisiz okunabilir.

Hikaye Juan Preciado'nun annesinin ölümünün ardından babası Pedro Paramo'yu bulmak üzere Comalo'ya gidisi ile başlıyor. Pedro Paramo kötü bir toprak ağası ve sehir halkından intikamını kollarını kapatip onları açlığa terkederek alıyor. Arafta kalan kahramanlar, mezarlarında konuşup sohbet edenler, ölü mü diri mi olduğu belli olmayan karakterler ile kitap gerçekten ilginç ve okunmaya değer. Ben bu kitabi hakkini vererek okuma umidiyle yeniden okumak üzere bir kenara ayırıyorum. Keyifli okumalar. . .
132 syf.
·1 günde·8/10
Bilinç akışı ve büyülü gerçekçilik tekniğiyle yazılmış, Meksika devriminde yaşanan kaosu çarpıcı bir dille anlatan kurgusu ile zor olduğu kadar etkileyici bir başyapıt. Ara vermeden tek seferde okunması gereken kitaplardan.
132 syf.
·20 günde·Beğendi·7/10
Gabo'nun esin kaynağını sonunda bitirdim. Yüzyıllık Yalnızlık'ta, Pedro Paramo'dan esinlenme olduğu aşikar. Gerçeküstü yazında da daha önce hiç rastlamadığım kadar orijinal.

Pedro Paramo gerçeküstü akım ve zaman kaymalarına alışkın olmayanlar için zor bir kitap. Zamanda ve karakterlerde inanılmaz hızlı geçişler var. Geçmiş mi gelecek mi ayırt edebilmek için zaman zaman belli bölümleri tekrar okudum açıkçası. Hikayeyi anlatan karakter sayısı da oldukça fazla. Zaman geçişi gibi karakter geçişini de anlamak güç olabiliyor. Çok uzun bir kitap değil ancak çok fazla karakter var, kimin kim olduğu zaman zaman unutulabiliyor. Yüzyıllık Yalnızlık'taki gibi bir aile ağacı olsaymış faydalı olurmuş :)

Gabo severler için Juan Rulfo'yu tanımak ve okumak çok önemli bence. Bu kadar değerli yazarların kitaplarını okumak keyif veriyor. Ova Alev Alev'i de çok merak ediyorum.

Yaşasın hispanik yazarlar :)
132 syf.
·2 günde·8/10
Biz ne yapacağız bunlarla
Bu kadar benzer acıları bu kadar farklı dillerle anmayı/anlamayı
Peki ya bu İspanyolların içmeden sarhoş olmalarını, bilinç akışı tekniğini kullanacağız diye bilincimize etmelerini napacağız?
Peki sen edebiyat ne menem bir şeysin sen, asıl seni napacağız dünyanın iki ucundan bambaşka alemleri yakasından çekiştirmelerini
Okuyunuz efendim Marquez seviyorsanız hele bayram ediniz...
PEDRO PARAMO
Yazar: JUAN RULFO
Çeviri: SÜLEYMAN DOĞRU
DOĞAN KİTAP 3. BASKI


*** İYİLİĞİN KARŞITININ HİÇBİR GERÇEKLİĞİ YOKTUR.

ÖKLİD

130 Sayfalık bir kitap Pedro Paramo. Kitabı okunmaya bitirdiğimde aklıma ilk gelen şu oldu: iç içe olan 3 öyküyü içeren 130 sayfalık dev bir roman ve acaba kaç yazar bu kadar kısa sayfaya bu kadar olay kurgusunu bu kadar anlatıcı ve zamana sığdırabilirdi. Kitabı elime alıp okumaya devam ettikçe karşıma zamanın, anlatıcıların ve mekanların değiştiğini gördüm ve ister istemez notlar alıp okumaya devam etmek zorunda kaldım. Kitaba olan hayranlığım her sayfasını çevirdikce artarak devam etti. Juan Rulfo ya hayranlığım kitabı 2. kez okuduğumda bir kat daha arttı. Çünkü farklı anlatıcılar farklı zamanlar ve iç içe geçen 3 öykü...
Juan Rulfo Pedro Paramo kitabında bazı cümleler varki anlattığı mekanın fotoğrafını öyle bir çekmişki anlatısında tek bir toplu iğne başı kadar ışık dışarı sızmıyor bana göre.
Yüzyıllık Yalnızlık kitabının yazarı Gabriel Garcia Marquez, yoksulluk içinde yazdığı Yüzyıllık Yalnızlık kitabının yazılış sürecini daha sonraları anlatırken, edebiyat çevrelerinden bir dostunun bir gece evine geldiğini ve “Sen yazı yazdığını sanıyorsun. Al da bunu oku.” diyerek Marquez’in önüne bir kitap attığını anlatır. Arkadaşı gittikten sonra Marquez kitabı büyük bir şaşkınlık ve hayranlıkla okur. Bitirir ve yeniden bir kez daha okur. Kitabı bıraktığında tanyeri ağarmaktadır. Kitap Juan Rulfo’nun “Pedro Paramo” sudur. Marquez kitaptan o denli etkilenmiştir ki Yüzyıllık Yalnızlık eserinde Pedro Paramo’dan bir cümle alarak Rulfo’ya bir selâm gönderir. Susan Sontag’a göre Marquez, Pedro Paramo’yu ezbere bilir. Pedro Paramo’nun hayaletlerle dolu kasabası Comala, Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık eserindeki Macondo kasabası için bir esin kaynağı olmuştur. (ALINTIDIR.)
Juan Rulfo Pedra Paramo; umarım ki romanın roman tadında nasıl olabileceğini, roman kurgusu, romanın anlatıcıları, mekan ve zaman geçişlerini daha iyi anlamak ve hissetmek adına 130 sayfaya bunları sığdırabilmenin muhteşemliği gözden kaçırmadan okunması gerektiğine inancımı bu kitap perçinlemiştir.

*** Kitabı okumayanların bu noktada sonra okuyup okumaları kendi tercihleridir.

*** Bu noktada sonra yazacaklarım tamamen 3 kurgu ve öyküyü sayfa sayıları ile anlatmaktadır.

Bana göre kitap muhteşem bir girişle başlıyor.

Comala’ya geldim, çünkü bana babamın burada yaşadığı söylendi, Pedro Paramo adında biriymiş. Bunu bana söyleyen annemdi. Ben de o öldükten sonra babamı görmeye geleceğime söz verdim. Bunu yapacağımın bir kanıtı olarak da ellerini sımsıkı tuttum, zira o sırada annem ölmek üzereydi ve ben de her türlü sözü verebilecek durumdaydım. ‘’ Onu ziyaret etmeyi sakın ihmal etme – diye nasihat etti bana-. Bu isimle ve başka isimlerle tanınıyor. Seni görmekten mutluluk duyacağına eminim. ‘’ O anda bunu yapaçağımı söylemekten başka bir şey gelmezdi elimden ve bunu o kadar çok tekrarladım ki, ellerimi onun ölü ellerinden uzun uğraşlar sonucu kurtardıktan sonra bile aynı şeyi tekrarlamaya devam ediyordum. Sayfa:7
Bana göre roman adına muhteşem bir giriş paragrafı ile başlıyor roman. Şimdiki zaman ve geçmiş zaman dilimini içeren bir anlatıcı ve bu anlatıcı Pedro Paramo isminde bir babanın oğlu ve annesi ölmek üzere iken ona söz vermiş hiç tanımadığı babasını bulmak adına Comala’ya geldiğini söylüyor bize.
Juan Rulfo romanını öyle incelikle dokumuş ki; Pedro Paramo isminde hiç tanımadığı bir babayı Comala’ya aramaya giden anlatıcının ismini karşımıza Sayfa:63 Sayfa:65 ve Sayfa:81 de aşağıdaki şu paragraflar da hem ismi hemde ölmüş olarak çıkarmaktadır. ))
*** Seni öldürenin havasızlıktan boğulma olduğuna mı inandırmak istiyorsun beni, Juan Preciado? Seni köyün meydanında, Donis’in evinden çok uzakta buldum; o sırada yanımda o da vardı ve senin ölü numarası yaptığı söylüyordu. İkimiz birlikte seni gölgelik bir yere sürüklediğimizde, korkudan ölenlerin öldüğü gibi kasılmış ve kaskatı kesilmiştin. O bahsettiğin gece soluyacak hava olmadığı için, seni taşıyacak ve sonra da gömecek gücü kendimizde bulamamıştık. Ve gördüğün gibi, şimdi seni gömüyoruz. Sayfa 63
*** Bunu sana da aha ilk başt söylemiştim. Babam olduğu söylenen Pedro Paramo’yu bulmaya geldim. Beni buraya bir hayal getirdi.
***Burada sırtüstü yatmış, yalnızlığımı unutmak için o günleri düşünüyorum, çünkü buraya sadece bir süre için yatmış değilim. Ayrıca yattığım yer annemin yatağının üzeri değil, ölüleri gömmek için kullandıkları türden siyah bir tabutun içi. Çünkü ben ölüyüm. Sayfa 81

Pedro Paramo’nun hikayesi ile başlamak istiyorum ve kitap da şu cümleyi paylaşmadan başlamak istemedim.

***Bana kalırsa, o kötülüğün ta kendisi. Pedro Paramo işte bu.
Pedro Paramo kesinlikle kurnaz bir adam ve kendi çıkarları adına her yolu tercih eden her yol kendince kullanan bir adam. Borçlarından kurtulmak adına toprak ağasının ölmesiyle birlikte her şeyin tek sahibi olan Dona Dolares’ e evlenme teklifi etmiş ve evlenmiştir. (Dona Dolares Juan Preciado annesidir.) Bunun ile birlikte tüm mirasın tek başına Pedro Paramo’nun hakimiyetine geçmiştir.
*** Dolares’i ikna etmek çok kolay oldu. Hatta teklifi duyunca gözleri parladı ve suratı allak bullak oldu. Sayfa:43
Bir yıl sonrasında Pedro Paramo’dan nefret etmeye başlayan Dona Dolares oğlu Juan Preciado’yuda yanına alarak bir daha geri dönmemek üzere kızkardeşi Gertrudis’in yanına gider. Sayfa:22-23
Yıllar sonra ölmek üzere iken oğlu Juan Preciado ( giriş paragrafdaki anlatıcı) vasiyet etmiştir.
*** Gidip ondan bir şey isteme sakın. Bizim olanı talep et. Bana vermek zorunda olduğu ama asla vermediği şeyi… Bizi unutmuş olmasını ona pahalıya ödet, oğlum. Sayfa:7
Pedro Paramo için her şey kendi çıkarları içindir.
1926-1929 yılları arasında ki iç savaş sırasında devrimcilere vaade bulunmuş hiç birini yerine getirmemiş kendi adamlarını göndermiş avukatı bile gitmek istediğinde hiçbir ödemesini yapmamış parasının tamamını bile yatırımlarda olduğunu söyleyecek kadar utanmaz bir kurnazlık sergilemiştir. Sayfa 103-110

Tüm Media Luna Pedro Paramo’nun hakimiyetinde acımasızca hüküm sürmektedir.

***Şu tarafa bakın dedi katırcı birden durarak bana. Domuz mesanesini andıran şu tümseği görüyor musunuz? Media Luna işte onun hemen arkasında. Şimdi şu tarafa dönün. Şu tepenin doruğunu görüyor musunuz? Oraya bakın. Ve şimdi de şu tarafa dönün. Şu çok uzakta olduğu için zar zor seçilen doruğu görüyor musunuz, peki? Güzel, işte bir uçtan diğer uca tamamı Media Luna. Bir başka deyişle, göz alabildiğine uzanan arazinin tümü. Ve bütün bu topraklar ona ait. Gerçek şu ki, biz Pedro Parama'nun çocukları olmamıza rağmen analarımız bizi bir hasırın üzerinde doğurmuşlar. Ve işin en gülünç yani bizi vaftiz olmaya o götürmüş. Siz de bunun aynısı yaşamış olmalısınız değil mi? Sayfa 10-11
Bu arada başka karakterlerde var devam eden Pedro Paramo’nu Hikayesinde. Ölen oglu Migael Paramo.
*** Hepsi Miguel Paramo’yla başladı. Öldüğü gece ( Tüm roman kahramları ölüdür aslında ) Sayfa:25
*** Eduviges Dyada & Kardeşi Maria Dyada& Daminia Cisneas& Peder Renteria& Pederin Yeğeni Ana….


Pedro Paramo’nun çocukluk aşkı Susana

*** Seni düşünüyordum, Susana. Yemyeşil tepelerin üzerinde rüzgar çıkınca kağıttan uçurtmaları uçurduğumuz o günleri. Tepenin üzerindeyken aşağından gelen köyün sesini işittik; derken birden rüzgar şiddetlenir, kınnap elimizden kaçacak gibi olurdu. Susana, bana yardım et. Ve yumuşacık eller bizim ellerimizi sıkıca tutardı. Sayfa 17

Çocukluk aşkı Susana Babasına mektuplar yazar Babasına çiftliğin kahyalığını teklif eder sırf onu görmek yanında olmak için Susana ‘nın babası Bartolome ise bırakın okumayı mektupları alır almaz yırtıp atar. Safya:82 Madenci olan babası Bartolome den tek istediği en değerli en güzel yaptığınız şey kızınız der.

*** Bartolome San Juan , ölü bir madenci. Susana San Juan, La Andromeda madenlerinde ölmş bir madencinin kızı. Her şey apaçıktı. ‘’ oraya ölmeye gidiyorum ‘’ diye düşündü. Sayfa:90

Juan Preciado ise Pedro Paramo ile Dona Dolares’in Oğlu. Romanın ilk anlatıcısı; Juan Rulfo Pedro Paramo kitabında değerli cümleleri ve Comala köyündeki anlatılarını yazmadım tasvirlerini okumak anlatılarında ki değerli cümlelerini de Romanı okumak isteyenlerin zevkine bırakarak yazmıyorum. Perspektifin düzleme indirgendiğinde mükemmellik insanüstü bana göre...

*** Hayali kötülük denen şey romantik ve çeşitlidir. Gerçek kötülük kasvetli, monoton, boş ve sıkıcıdır. Hayali iyilik sıkıcıdır. Gerçek iyilik ise daima yeni, muhteşem ve baş döndürücüdür. Dolayısıyla ‘’ hayali edebiyat’’ ya sıkıcıdır ya ölümsüz, ya da ikisinin bir karışımı
SIMONE WEIL
Hiçbir şey sonsuza der sürmezdi; zira ne kadar yoğun olursa olsun unutulup gitmeyen hiçbir anı yoktur.
Hükümete ve sizin gibi adamlara karşı ayaklandık, çünkü dayanamıyoruz artık. Hükümetin tutar yanı yok; hepiniz madrabaz, aşağılık adamlarsınız. Hükümet hakkında daha fazla konuşmayacağım, bundan sonra kurşunlarımızı konuşturacağız çünkü.
Juan Rulfo
Sayfa 73 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Pedro Páramo
Baskı tarihi:
Ocak 2005
Sayfa sayısı:
100
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Pedro Paramo
Pedro Páramo
Comala'ya babamı aramaya geldim; dediklerine bakılırsa burada oturuyormuş, Pedro Pdramo adında biriymiş. Annem öyle dedi; ben de o ölür ölmez babamı görmeye gideceğime söz verdim. Sözüme inanması için elini iyice sıktım, annem ölmek üzereydi; benden ne isterse yapmaya hazırdım. Ne yap yap git, bul onu," dedi bana. "Seni gördüğüne sevinecek biliyorum." Gideceğimi söylemekten başka elimden ne gelirdi ki? Söz dedim, elimi onun kenetlenmiş ölü parmaklarından kurtarana kadar söz, söz diye tekrarladım.
Juan Rulfo Latin Amerika edebiyatının temel taşlarından biri. Az ama öz yazmış, yazdıklarıyla Lorca'dan Marquez'e, pek çok yazar üzerinde derin etkiler bırakmış bir yazar.

Pedro Paramo'da Meksika devrimini, özellikle kırsal kesimde yaşanan şiddeti, ahlaki çöküşü ve ölümü duru ve çarpıcı bir dille anlatıyor. Düş ve gerçek arasındaki sınırın ne kadar bulanık olduğunu görmek isteyenlere...

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0