Pedro Páramo

Juan Rulfo
Çevirmen:
Tomris Uyar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Büyülü gerçekçiliğin atası
9/10
·100 syf.··
2021 11. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2021 20:25
Büyülü gerçekçilik akımının öncüsüdür bu eser. Hatta Marquez hayalî şehri Macondo'yu bu eserdeki köy olan Camolo'dan esinlenmiştir. Ölüm döşeğindeki annesinden toprak ağası Pedro Paramo'nun oğlu olduğunu öğrenen Juan Preciado, Camolo köyüne gelir. Ancak burası öyle bildiğiniz sıradan bir köy olmayıp gizemlerle doludur. Yaşayanlardan dua isteyen huzursuz ruhlar, canlı gibi ortalıkta dolaşan ölüler, mezardan konuşan cesetler ve çocuklarıyla konuşan ölü anne babalar.. Eser sürekli flasbacklerle ilerliyor. Zamanda bir ileri bir geri gidip olaylar aktarılıyor. Hangi zamanın anlatıldığını kaçırmamak için dikkatli okumak gerekiyor. Ayrıca eser 1.kisi "ben" anlatımıyla başlayıp sonradan 3. kişi "hâkim" bakış açısı, hatta bir yerde 2.kisi anlatımı bile kullanılıyor. Dili muhteşem. Bazı cümleler öyle güzel ki alt alta yazsanız harika bir şiir olur. O derece yani.. Birisinin dediği gibi "Juan Rulfo az ama öz yazmış." Gerçekten de öyle. Keşke daha çok yazsaydı da okusaydık diye düşünüyor insan. Büyülü gerçekçilik ve Latin edebiyat severlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap.. Ancak okurken şu aklınızda bulunsun. Bu kitap büyülü gerçekçilik akımının zirve eseri değil ilk kitabıdır. Ona göre değerlendirin.
Edebiyat
Pedro PáramoJuan Rulfo · Yapı Kredi Yayınları · 20052,273 okunma
Pedro Paramo
5/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Pedro Paramo da Meksika devrimini, özellikle kırsal kesimde yaşanan şiddeti, ahlaki çöküşü ve ölümü duru ve çarpıcı bir dille anlatıyor. Düş ve gerçek arasındaki sınırın ne kadar bulanık olduğunu görmek isteyenlere... Arka kapak yazısı Kasvetli, tedirgin edici karmakarışık bir öykü.
Edebiyat
Pedro PáramoJuan Rulfo · Yapı Kredi Yayınları · 20052,273 okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2021 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2021 19:30
Herkese iyi geceler. Çok güzel bir kitabın yorumu ile geldim bugün. Pedro Páramo okuduğum diğer kitap türlerinden çok farklı bir anlatıma sahipti. Zaman mefhumunun karmaşık ilerlediği düş ve gerçeğin birbirine girdiği olağanüstü bir romandı. Okurken ilk başlarda biraz adaptasyon sorunu yaşasam da çoğunlukla ara verip tekrar başladığım zamanlar da oluyordu bu. Ama alıştıkça bu hayal ve gerçek dünyanın karmaşasını anlamaya, merak etmeye ve keşfetmeye başlamak benim için çok keyifli oldu. Olağanüstü ve harika bir eser okumanın mutluluğu paha biçilemez bence. İyi ki okudum. Bu tarz konuya hakim olan, seven herkese şiddetle öneririm. Ne yazık ki yazarın sadece iki kitabı var. Ve bu da tek romanı idi. Bir de tüm hikâyelerinin tek bir kitapta toplandığı "Ova Alev Alev" eseri mevcut. O kitabı da okumayı çok istiyorum. Kitap, annesinin ölüm döşeğinde oğluna "babanı bul" demesiyle başlıyor. Öyle bir isteği olmamasına rağmen annesinin son sözü olduğu için gitmeye karar veriyor Juan. Comala'ya babasını bulmaya gidiyor. Karşılaştığı her insana Pedro Páramo benim babam onu aramaya geldim demesiyle bir anda kendini kaybolmuş bir köyün içinde buluyor. Öyle ki ölülerle bile konuşur hale geliyor, onların Pedro Páramo ile ilgili söylediklerini dinliyor. Onlar ölü ama bizim bildiğimiz ölülerden çok farklı. Anıların, geçmişin gölgesinde babasını aramaya ve tanımaya çalışıyor. Bizlerde yazarın bu çarpıcı anlatımıyla Juan Preciado ile birlikte Pedro Páramo'nun bu esrarengiz hayat hikâyesine şahit oluyoruz. Herkese keyifli okumalar dilerim. kitapalıntıları : *"Babanı öldürdüler." "Ya seni kim öldürdü, anne?" *Derler ki bir yolun inişli çıkışlı olması sizin gidiyor ya da dönüyor olmanıza bağlıdır. Bir yerlere gidiyorsanız çıkışlıdır yol, dönüyorsanız inişlidir. *"Ne diyeyim
Edebiyat
Pedro PáramoJuan Rulfo · Yapı Kredi Yayınları · 20052,273 okunma
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2020 10:09
İnce bir kitap ama tam bir baş yapıt. Ikinci okumam sanırım birdaha yeniden okurum. İlk okumamda ne çok zorlanmıştım geri dönüp durmuştum kahramanları anlamak için. Gerçek mi hayal mi? Yaşayanlar mı yoksa ölüler mı konuşuyor ? bugün mü dün mü ? derken büyülü gerçekçiliğin çok iyi bir örneğini okuyorsunuz . Latin amerika edebiyatının bu yönünü seviyorum galiba aslında bildik bir hikayeyi bukadar farklı teknikler gerçeküstücülük ve kurmacayla anlatmaları beni büyülüyor. Bu yüzden Terra Nostra' yı sevmistim . Yazı tekniği acısından okunması zor bir kitap ama fantasik gerçekçilik de denilen bu tür farklı kitap okumalari yapmak isteyen herkese tavsiye ederim. Annesi öldükten sonra babasını bulmak için annesinin yıllar önce terk ettiği kasabaya giden gencin bu ıssız terk edilmiş yerde karşılaştığı insanlarla, ölmüş olan babasını tanıma yolculuğunu anlatıyor kitap. Meksikanın mitoloji alt yapısını, batıl inançlarını, halk öykülerini ; gerçekle düşü, ölümle yaşamı iç içe katarak büyülü bir yolculuğa çıkartıyor bizi. ölülerin bir türlü huzura kavuşamadığı bu nedenlede huzursuz bir şekilde zaman zaman ortaya çıkıp sayıkladiklari bir kasabadır bu yer.... Kasabadakiler huzursuz ve acı çekiyor ruhları bir türlü huzuru kavuşmaz... Çünkü bu toplumsal çürümüşlük içinde isteyerek yada istemeden bir şekilde ahlaksızlığa, suça, haksızlığa bulaşmışlar ve hepsi babasını tanıyor. Babası Pedro Paramo ise acımasız bir toprak ağasıdır. Bütün kasabalıya zor kullanarak topraklarına el koymuş buna itiraz eden yada engel olmaya çalışan her kimse çeşitli komplolarla yok etmiş öldürmüş yahut öldürtmüş. Böylece zamanla kurduğu çeteyle sözü geçen tek adam olmuş. Sistemin ayakta tutmaya çalıştığı acımasız gaddar bir kişiliktir. Bütün bu gercekustuculuk içinde 20 yüzyılın başlarında ki Meksika'nın
Pedro PáramoJuan Rulfo · Yapı Kredi Yayınları · 20052,273 okunma
Pedro Páramo ile Kısa bir Yolculuk
8/10
·100 syf.·
2019 2. kitabı
Aslında kitapları incelemekten çok, onlarla olan yolculuğumu, bu yolculuk esnasında bana hissettirdiklerini yazmayı severim. O yüzden bu bir inceleme midir, yoksa bir iç dökme midir, yazının sonunda buyursun okuyucu karar versin. Pedro Paramo ile tanışmamız çok ani oldu esasen. Gece saat 3; aylar önce kapattığım biricik twitterımın yerine öylesine bir hesap açmam ve açar açmaz "ay iyi ki kapatmışım" deyip onu da kapatmamdan birkaç saniye önceydi. -Buralar biraz karışık, sosyal medya ile kavgası büyük olanlardanım kısaca- "Her iç çekiş yitirilen bir yudum yaşamdır." -Pedro Paramo Twitter camiasından sonsuza kadar silinmeden evvel bu alıntıyı içeren bir ileti görmemle başladı her şey. Öyle içime oturdu ki "Bu kitabı okumalıyım!" dedim ve ertesi gün kısa bir kitap olmasına biraz sevinerek -zaten uzun bir kitap daha okuyorum bir yandan da çünkü- hemen kitabı okumaya başladım. Bu başlangıç kısmındaki tuhaf tevafuk, kitabın tuhaflığıyla daha da ilginçleşti. Kitap tuhaftı, alışkın olmadığım bir kurgusu ve anlatımı vardı. Ölüler ile hayatta olanların birbirine karıştığı, anlatıcıların paragraftan paragrafa atladığı, geçmiş ile şimdi arasında gidip gelen adetâ bir anlatı şovu. Şov diyorum çünkü yazar yeteneklerini ortaya dökerek gerçek bir şov yapmış. Kurguya mı kapılmalı yoksa anlatıcıdan anlatıcıya atlayan dilini mi daha çok övmeli diye düşünüp durdum kitap boyunca. Beni böyle ansızın bulan kitaplar için bir ön araştırma yapmak pek adetim değildir, kitaba dair beklentilerimi yükselttiğine inandığımdan. Fakat henüz ilk sayfalarını okurken sevgili İclâl Marquez'in bu kitaptan fazlasıyla etkilendiğini söylediğinde cevabım şuydu: " Ben de niye bana bu kadar Marquez'i hatırlattı bu kitap diyordum!" Gerçi ben sebebinin hikâyenin Meksika'da geçiyor olması olduğunu düşünüp
Edebiyat
Pedro PáramoJuan Rulfo · Yapı Kredi Yayınları · 20052,273 okunma
10/10
·132 syf.·
2018 6. kitabı
SPOİLER YOKTUR.🤗 Sizi alışılagelmişin dışında ,farklı mı farklı bir kitapla tanıştıracağım hanımlar ve beyler.Yalnız üzüntümü beyan ederek başlamak istiyorum.Kitabın 60 okunmasının olması beni bir hayli üzdü.(Sebebini incelemenin devamında anlayabilirsiniz) Kitap ülkemizde birçok ünlü yayınevi( Can,yky, doğan kitap)tarafından basılmış olmasına rağmen pek tutulmamıştır.Bunun sebebini eleştirmenler Türkiye’de yenilikçi kitapların tutulmamasına bağlıyor. Kitap 1955'te yayımlanmış ilk kez TOMRİS UYAR tarafından 1955’te çevrilmiştir.Ve yine ilk basım ‘’De Yayınları’’ tarafından 1970 ‘te yapılmıştır.(Bendeki Doğan Kitap’ın ikinci basım 2013). Size tavsiyem Tomris Uyar çevirisinden okumanız. Aslında kitap ilk yayımlandığı zaman kendi ülkesinde de rağbet görmemiş.Eleştirmenler ve okuyucular tarafından dikkate alınmamış anlaşılmaz bulunmuş..Sebebi ise yazarın farklı yazım tekniği geliştirmiş olması.Latin Edebiyatında ilk kez bilinç akışı yöntemini kullanan oydu çünkü. 1970’li yıllardan sonra hak ettiği ilgiyi görmüş ve ödül üstüne ödül almış öyleki İspanyol Edebiyatının ikinci önemli eseri olarak kabul edilmiş.Hatta Marquez’ i öyle etkilemiş ki şuan en ünlü eseri olan ‘’Yüzyıllık Yalnızlık eseri’’ni ondan ilham almıştır. İnternette yaptığım araştırmalar sonucunda Marquez’in kendi ağzıyla anlattığı şu pasaja rastladım: Marquez zorlukla yazdığı kitabı ‘’Yüzyıllık Yalnızlık ‘’ kitabının yazılış sürecinden bahsederken ;bir arkadaşının bu kitabını verdiğini ve sen de yazdığını mı sanıyorsun bunu oku dediğini ve sonrasında kitabı okumaya başladığını ve bitirdiğini ardından tekrar okuduğunu ve hayran kaldığını söyler.Kitaptan okadar etkilenmiştir ki eserinde burda kullanılan hayalet köy Comala’yı ilham alır ve alıntı yapar.Marquez başta olmak üzere birçok yazara göre bu eser
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,273 okunma
Ey büyülü gerçekçiliğin abisi:))
10/10
·150 syf.··
Beğendi
·
2022 74. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2022 21:01
Gabriel Garcia Marquez ’e ilham olan kitap. Carlos Fuentes’in “Latin Amerika’nın en iyi romanı” dediği kitap.Büyülü gerçekçiliğin kült eserlerinden sayılan kitap.Bu kadar unvana sahip olunca, e bir de ben okuyayım eksik kalmayayım dedirten kitap. Marquez’in Macondo’sundan önce Juan Rulfo’nun Comala’sı varmış meğer. Bir adamın babasını aramak için Comala’ya gitmesiyle başlıyor her şey. O kadar hızlı başlıyor ki, ‘nereye düştük yahu’ demeye fırsat bulmadan yokuş aşağı yuvarlanıyorsunuz. Düştüğünüz yerde gerçekle düş,geçmiş ve gelecek, ölüler ve yaşayanlar, delilik ve akıl, tee Azteklerden bugüne gelen mitler, her şey iç içe geçiyor. Öyle ki, yok ben anlamadım, kesin bir şey kaçırdım diye geriye dönüp duruyorsunuz. Sonra pes edip, “çek bakalım bizi bu çukura señor Rulfo, ne olacaksa olsun halimiz” diyorsunuz. Burdan sebep, hiç de kolay okunan bir kitap değil kendisi.Biri size bu kitap bonibon şeker, kıtır kıtır yemelik derse inanmayınız efenim. Adamın dişini kırar. ”Babayı arama” konusunun babadan çıkıp, yine babaya dönerken anlattıkları dönemin Meksika’sının dönem fotoğrafı gibi: Kırsal kesimde yaşanan ahlaki çöküş,kilisenin zenginlere bal kaymak, yoksullara kırık tarak duruşu,şiddet.. E biz bu fotoğrafı çok gördük, bu şarkıyı çok dinledik,bayatladı bu muhabbet diyebilirsiniz. Ama kitabı okunur kılan da sadece bunlar değil zaten: Yazarın sıradışı tarzı. Cümleler kısa, abartısız. Bir romanda kullanılabilecek neredeyse tüm teknikler, monologdur, bakış açısını 100km hızla başka yere kaydırmadır, efenime söylim bilinçakışıdır..hepsi kullanılmış. Hepsi yerinde ve ölçülü biçimde..Ölçüsüz olan tek şey, okuyana kendini delirmiş gibi hissettirmesi.Okuru korkunç bir tekinsizliğin içine batırıp orada bırakması. O köyden bir an önce kaçma isteğiyle insanın gözünü yollara sermesi. Bu ölçüsüzlüğü,kabulü
Edebiyat
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,273 okunma
Nefretin ta kendisi
Puan vermedi·118 syf.·
2019 77. kitabı
H. Ali Toptaş bir yazısında yazacağı roman ve okuyacağı kitapları düşündükçe hayatın kısa olduğunu okuyamayacağı birçok kitabın olacağını, bazı kitapların kör noktasında kaldığını bunları ya bir dostunun sayesinde ya da kendiliğinden okuyup gün ışığına çıkardığı kitaplardan söz ediyordu. İlgimi çekmişti bu kitaplar. Bunlardan biri Latin Edebiyatı'nın baş yapıtlarından biri kabul edilen; Marquez, Fuentes gibi yazarlara esin kaynağı olmuş Marquez’e bir arkadaşının "Sen kitap mı yazdığını sanıyorsun bir de bunu oku" diyerek verdiği bu kitabı birçok kez okuduğu âdeta ezberlediği söylenen Pedro Paramo'ydu. Pedro Paramo Juan Rulfo’nun tek romanı Ova Alev Alev isimli bir de öykü kitabı var. Roman Juan Preciado’nun ölmek üzere olan annesine, babası Pedro Paramo'yu bulacağına dair verdiği sözü tutmak üzere Comala'ya gelmesiyle başlar. Comala terk edilmiş bir yer görünümündedir. Bazen sesler duyulmaktadır yollardaki yarıklardan, duvarlardaki çatlaklardan… Kendi aralarında konuşmaktadırlar. İlk başlarda düzensiz birbiriyle ilgisizmiş gibi izlenim oluşturan paragraflarda geri dönüşler, geçişler, ileri sıçramalarla yapılan anlatım anlamlı bir okumayı zorlaştırıyor. Juan Rulfo sanki bir yap-bozu darmadağın etmiş önümüze bırakmış. Parçaları anlamlandırarak bütünü oluşturmaya çalışıyorsunuz. Kişilerle olayları birbirleriyle ilintilendirdikçe işiniz kolaylaşıyor. Kitabın başında sık sık yaptığım geriye dönüşler azaldı. Olayları kişileri kavradıkça merakımın artması itici bir güç oldu kitabı okumamda. Bu noktadan sonra sürükleyici bir kitap diyebilirim. Parçalar tamamlandıkça ortaya acı bir fotoğraf çıkıyor: Bu kadar dağınık, karmaşık, gerçeklik ile gerçeküstülüğün iç içe geçtiği anlatımın sonucunda ortaya çıkan anlamlar sarsıcı, üzücüydü. Pedro Paramo beklediğim gibi iyi bir
Pedro ParamoJuan Rulfo · Can Yayınları · 19832,273 okunma
9/10
·150 syf.··
2026 15. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 15:21
Tanıtım sayfasına konmuş ilk dört sayfasını okuduktan sonra müthiş bir merak uyandırdı bende Pedro Paramo. Hemen sipariş verip başladım ve beni son sayfasına kadar büyülü bir yolculuğa çıkardı. “Comala’ya geldim, çünkü bana babamın burada yaşadığı söylendi, Pedro Páramo adında biriymiş. Bunu bana söyleyen annemdi. O sırada annem ölmek üzereydi ve ben de her türlü sözü verebilecek durumdaydım.” sözleriyle başlayan kitabı okudukça, Comala’nın o tozlu, terk edilmiş sokaklarında yürümeye başladım. Sokaklar tekinsiz, insanlar garip. Her yer fısıltılarla dolu. Ölüler konuşuyor, hayatta kalanlar ise sanki çoktan ölmüş gibi suskun. Juan Preciado’nun babasını arayışı, aslında bir lanetin, bir ailenin, bir kasabanın ve belki de tüm Meksika taşrasının çöküşünün peşine düşmek gibi. Zaman çizgisi paramparça: Bir anda çocukluk anılarına sıçrıyorsun, bir anda Pedro Páramo’nun gençliğine, bir anda da kasabanın son nefesine. Kimin konuştuğunu anlamak için bazen sayfaları geri çevirsem de, o kafa karışıklığının kitabı çekici hale getirdiğinin farkına vardım. Bilinç akışı, iç monolog, çoklu bakış açısı ve ani zaman sıçramalarıyla ilerliyor. Comala'nın büyülü gerçekçiliğine hayran olmamak elde değil. Juan Preciado'un korkuyla karışık merakını, Dorotea'nin lanetini, Susanna'nın gizemini, Pedro Paramo'nun boş sokağa bakan gözlerini uzun uzun düşündüm. Yaşayanla ölülerin ayırt edilemediği, karanlık tekinsiz kuytularda, arafta kalmış ruhların pişmanlıklarla fısıldaştığı, zamanın askıya alındığı o boş sokakları unutamayacağım sanırım. Süleyman Doğru çevirisini de çok beğendiğimi dile getirmek isterim. Akıcılığını ve tekniğini oldukça iyi yansıtmış. Kitabı bitirir bitirmez; Netflix’te yayınlanan, Rodrigo Prieto’nun yönettiği sinema uyarlamasını izledim. Görsellik açısından çok etkileyici
Edebiyat & Roman
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,273 okunma
Hayalet Kasaba: Comala
Puan vermedi·150 syf.·
2023 27. kitabı
DİPÇE : Gaboseverlerin sempatiyle yaklaştığı bir yazardır Juan Rulfo. Pedro Paramo ise Marquez'in ezberleyecek kadar çok okuduğu o meşhur kitap. Dış yapısıyla edebi teknikler sarmalına düştüğümüz kitabın içeriği de geri kalmaz. Hele okuru bir yerinden yakalamayagörsün; zamansızlığın gizeminden, ölümlülerin ölümsüzlüğünden sağlam kafayla çıkmak güç ister. Bir yandan da ağzımıza çalınan şiirsellik yok mu! Ova Alev Alev'den antrenmanlıyım neyse ki. Meksika Devrimi,Diaz yönetimi, kilise zorbalığı... Fakat burada çok daha başka bir kişisellik çekiyor okuru. Travmaların yakıcılığı, işte orada bir ölüm. Ölümü merkeze almadan anlaşılması hayli zor bir kitap. Pedro Paramo zorba bir insan, birçok kadınla birlikte oluyor, sahip çıkmadığı birçok çocuğu var, köylünün toprağına el koyuyor ve daha niceleri... Sahip çıktığı fakat yine kendisinin büyütmediği bir oğlu var Miguel. Paramo'dan geri kalmayan adi bir kişiliğe sahip. Paramolar kadar kötü bir karakter daha var: Peder Renterina. Peder tam olarak 20. yy din adamlarını temsil ediyor. Çıkarcı ve açgözlü. Comala kasabası, Peder'in görevini kötüye kullanması yüzünden hayaletlerin dolaştığı bir yere dönüşüyor. Günahları bağışlamadığı için Araf'ta kalan yoksul ölülerin hayaletleridir bunlar. Romanın girişinde Juan, annesinin ölüm döşeğinde, git baban Pedro Paramo'yu bul, demesi üzerine Comala kasabasına gider. Annesinin anılarını anlattığı yer ile vardığı kasaba arasında ciddi farklılıklar vardır. Karşılaştığı her kişinin ölü olduğunu fark eden Juan korkudan ölür ve bir tabutun içinde tüm hikaye akar. Ölülerin konuşmalarından Pedro Paramo'ya ait tüm gerçekleri öğrenir. Paramo, Juan'ın annesiyle parası için evlenmiş mal varlığını aldıktan sonra da onu Comala'dan uzaklaştırılmıştır. Anlaşılan o ki Juan'ın annesi de sadece
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,273 okunma

Yazar Hakkında

Juan RulfoYazar · 4 kitap
Juan Rulfo, (d. 1917, Sayula, Meksika - ö. 1986), Meksikalı yazar. Juaak çalıştı. 1953'te "Kızgın Ova" adlı kitabında toplayacağı kısa öykülerinin çoğu daha önce Pan dergisinde yayımlandı. Tek romanı "Pedro Paramo" ise iki yıl sonra 1955'te okuyucuya ulaştı. 1933'ten sonra sürekli olarak Mexico şehrinde yaşayan Rulfo, Ulusal Yerli Araştırmaları Enstitüsü'nün yayın yönetmenliği bölümünde görev aldı ve Meksikalı Yazarlar Merkezi'nde genç yazarlara danışmanlık yaptı. 1986'da öldüğünde, Meksika'da Ulusal Edebiyat Ödülü ve İspanya'da Cervantes Ödülü'ne değer görülmüş, Meksika Edebiyat Akademisi'ne seçilmiş bulunuyordu.