Naşide Gökbudak'ın kaleminden bir sürü güzel eser okudum. Bu eseri de onlardan biriydi. Elazığ'ın, El Aziz'in büyülü topraklarında unutulmaz bir gezintiye çıkıyorsunuz. O toprakları görmüş, orada yaşamış biri olarak mekanlar öyle güzel canlandı ki gözümde anlatamam.
Rahmi Bey, Mustafa Efendinin büyük oğludur. Sert kişiliği, kendinden ödün vermeyen lider ve otoriter tavrı, farklı mizacıyla dikkatimizi çekiyor. Zor bir hayat sürmüştür. Tam zabit olacakken babası hastalanır, mesleğe başlamadan bırakmak zorunda kalır. Tarlaların, bağların, ağalığın başına geçer. Herkes bir ayrı tırsar ondan, çünkü dediği dediktir, dönmez yolundan. Düşmanı da öyle çoktur ki başı dertten kurtulmaz. Bir olay olsa biri yaralansa, biri ölse hop Rahmi Bey yaptı derler. Çok çektin Rahmi Bey. Suçlandığı dönemlerden birinde Tevhide'yi görür. Tevhide küçüktür beklemeleri gerekir. Tevhide ile birbirlerine aşık olurlar. Tevhide'nin tüm görücülerini kaçırır. Olay üstüne olay. Sonunda muradına erer. Dağda da yaşar adı eşkiyaya da çıkar. O anlarda birinde can yoldaşı olduğu arkadaşı kız kardeşi Iraz'ı getirir. Onu da korumak zorundadırlar. Görür görmez aşık olur ama arkadaşı onu korumak için can verir. Rahmi Bey'e o senin bacındır onu koru der. Rahmi Bey bu sözün altında ezilir yıllarca. Çok sever, deli gibi aşıktır ama hep uzak durur. Ne zaman yaklaşmak istese sanki ilahi bir işaret onu durdurur. Kader Rahmi Bey'in ağını da böyle örer işte.
Ne desem az kalır ki kitap için. Yazarın yaşamından gerçek bir hikayedir. Rahmi Bey yazarın amcasıdır ve kitaptaki herkes de ailesi. Yıllar önce iyi ki yazarın kalemi ile tanıştım. Okuyun, okutturun derim. Okurken tıpkı Yaşar Kemal'in Çukurova'sındaymışım gibi dağlarda onun hikayesindeymişim gibi hissettim. Harika bir eserdi.