Fyodor Dostoyevski gibi bir zat bile Nikolay Gogol etkisinde kalıp hatta onun kitablarına cevap yazacak kadar kayda alıyorsa dedim kim bu #y:548. Henüz baş yapıtlarını okumadım çünkü tatlıyı en sona bıraktım. Üç Hikaye (Burun, Fayton, Kaput) çok keyif alarak bir solukta okudum. Üç hikayeden oluşuyor. Burun, fayton, kaput. Bir gün Gogol'un yanında ava çok meraklı bir memurun hikayesi anlatılıyor. Bu kişi binbir zorlukla biriktirdiği 200 bin rubleyle güzel bir silah alıyor ve yeni tüfeği ile sandala binip ava çıkıyor ama tüfeği sandaldan düşürüyor. Kahrından yataklara düşüyor, buna dayanamayan arkadaşları aralarında para toplayıp yeni bir tüfek alıyor ancak o şekilde iyileşiyor. Bunu dinleyen herkes gülüyor Gogol hariç. Kafasında palto( kaput) un hikayesi beliriyor. Nerde ne zaman okuduğumu bilmiyorum ama bir yerde de şunu okumuştum: ' kendimi eski Rusya'da yıllarca bir palto almak için para biriktiren biri gibi hissediyorum' demekki oda burdan doğmuş. Keyifli okumalar
Gogol’ün en beğenilen 3 hikayesini; Burun, Fayton ve Palto’yu bir araya getiren bu kitap, benim en sevdiğim kitaplarımdan. Ne zaman gerçek hayatta yaşanan absürtlüklere şaşırsam alıntı yapmak ya da arkadaşlarla paylaşmak için sayfalarını çeviriveriyorum.
Gogol, Rus edebiyatının sonradan gelecek bütün büyük üstatlarını etkilemiş büyük bir hiciv yazarı. Sansürün ve baskının kol gezdiği o yıllarda derdini, meramını bu kadar başarılı ve komik anlatabilmek her babayiğidin harcı değil. Rus insanını ''budalaca şeyler yapmaktan çekinmiyor ama budalaca şeyler yaptıklarının ortaya çıkmasından ödleri kopuyor'' şeklinde tanımlamış olan Gogol, bu tespitini öykülerine de yansıtmış. Rus edebiyatının en büyük ve en sevdiğim yazarlarından biridir.
“Burun” ilginç bir hikayedir; bir şube müdürü yardımcısının burnunun gece ansızın kaybolması ve sonra şehirde Danıştay üyesi kılığında dolaşmasını anlatır. Bu absürt hikayesinde ince göndermelerde bulunur Gogol. Öncelikle burun semboliktir; Batı seçkinciliğini temsil eder, nitekim şube müdürümüz Kovalev de temizliğine düşkün, titiz bir karakterdir; bu özellikleri ile -işe dair yetkinlikleri ile değil- daha üst pozisyonlar kapma peşindedir. Kokan Rusya’sını -hikayede berber Yakovleviç ile temsil edilir- beğenmez Kovalev, kendini daha üstün görür. Burun o kadar havalıdır ki, şehirde dolaşırken kendi sahibini bile tanımaz ve küçümser. Sahibi, yani Kovalev de, Danıştay üyesi kılığına girdiği için, kolay yaklaşamaz kendi burnuna; zira rütbe ve sınıfa her daim dikkat etmek gerekir. Hikayedeki gazete sahnesi gerçek Rusya’nın bir fotoğrafı gibidir; ilan sayfasında bir tarafta kaybolan finosunu bulana yüzlerce ruble veren asil bayanlar, diğer tarafta ise kullanılmış ayakkabı pençesini satmaya muhtaç garibanlar dizilidir.
Velhasıl son derece absürt
Üç hikayeden oluşan kısacık bir kitap. Burun öyküsü hoşuma gitti. Fazla vaktinizi almaz . Yazarın dili, yazdıklarını okumak iyiydi şimdiden iyi okumalar.
•Nikolay Vasilyeviç Gogol Rus Edebiyatının inşaatını oluşturan büyük yazarların doğmasını sağlamıştır.
•Daha önce iki kardeşini kaybeden ailesi Gogol’un üzerine titremiş ve kendisini şımarık büyüttüğünden çocukluğunda kimseyle yakınlık kuramayan Gogol kendisini edebiyatın derin sularına bırakmış ve lise dönemini şiir ve öykü yazarak geçirmiştir.
•İş hayatı vasat bir memurluk, başarısızlık ve parasızlıkla ilerlerken Şube Müdürlerinin kendisine göre aptalca olan yazılarını temize çekmekten bıkmış ve tekrar yazmaya sığınmıştır.
•1831 yılında basılan “Dikanka Yakınlarında Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları” kitabında yazmış olduğu öyküler kısa zamanda beğenilmiş ve yüzünü güldürmüştür.
Kısa zamanda dostluk kuracağı Puşkin: “Şimdi Dikanka Akşamlar’ını bitirdim. Bu öyküler beni şaşırttı. İşte gerçek, içten bir neşe. Kimi yerleri de ne kadar şiirli, duygulu. Bu çeşit yapıtlar bizim edebiyatımızda o kadar yeni ki, üzerimde bıraktığı şaşkınlık etkisi hala geçmedi. Söylediklerine göre, dizgiciler, kitabı dizerken gülmekten katılıyorlarmış.” diyerek yorumlamıştı kitabı.
•Herkesi acımadan eleştiren Belinski ise: “Gogol güçlü, olağanüstü bir yeteneğe sahip... O, edebiyatın, yazarların başıdır.” demiştir Gogol için, üstelik Gogol daha henüz büyük eserlerini yayınlamamışken.
•Yeni eserler yazmış ve Puşkin’den çok büyük övgüler almıştır. ‘Fayton’ ve ‘Burun’ adlı iki öyküyü de kendi çıkardığı dergide yayınladı.
•BURUN ve FAYTON adlı iki hikayede hayatın içinden, neşeli ama bir o kadar da iğneleyici ince mizahı ile sıradan karakterlerle yeni ama çok etkileyici bir edebiyat ortaya çıkardı.
Mizahı güçlü ve bir o kadar da öfkeliydi. Edebiyatında kullandığı güçlü mizah, dostu Puşkin’in ölümünden sonra sona ermiş, Gogol acılara boğulmuş, tekrar eski yalnızlığına ve ağlamaklı günlerine geri
Dostyoveski dahil birçok büyük Rus yazarına ilham olan Gogol, hikâyelerinde aslında hep aynı konuları işlemekte olup Rusya'nın tüm karanlık yönlerini olduğu gibi anlatır.
Burun hikayesinde, şube müdür muavini olan adamın bir sabah burnunun yerinde olmasıyla beraber karakterin burnunu arayışıyla olaylar gelişiyor. Aslında hikaye garip ve gerçek dışı görünse de anlatılmak istenen öz Rusya'daki 'mevki' lerin getirdiği hava ve büyüklenmenin toplumdaki saygı açısından gerekli olduğunu, toplumda kabulün ancak böyle olduğunu anlatıyor, diğer iki hikayede ise klasik Rusya'nın fakirliği, rütbe ile ölçülen saygıyı, insanlarını anlatıyor. Bence güzel ve özlü hikayeler olmasına karşın kolay okunabilecek yazım dili olduğundan Gogol okumak isteyenler bu kitapla başlangıç yapabilirler.:)
Sevgilerle..
Fyodor Dostoyevski gibi bir zat bile
Nikolay Gogol etkisinde kalıp hatta onun kitablarına cevap yazacak kadar kayda alıyorsa dedim kim bu?Henüz baş yapıtlarını okumadım çünkü tatlıyı en sona bıraktım.
Üç Hikaye (Burun, Fayton, Kaput) çok keyif alarak bir solukta okudum. Üç hikayeden oluşuyor. Burun, fayton, kaput. Bir gün Gogol'un yanında ava çok meraklı bir memurun hikayesi anlatılıyor. Bu kişi binbir zorlukla biriktirdiği 200 bin rubleyle güzel bir silah alıyor ve yeni tüfeği ile sandala binip ava çıkıyor ama tüfeği sandaldan düşürüyor. Kahrından yataklara düşüyor, buna dayanamayan arkadaşları aralarında para toplayıp yeni bir tüfek alıyor ancak o şekilde iyileşiyor. Bunu dinleyen herkes gülüyor Gogol hariç. Kafasında palto( kaput) un hikayesi beliriyor. Nerde ne zaman okuduğumu bilmiyorum ama bir yerde de şunu okumuştum: ' kendimi eski Rusya'da yıllarca bir palto almak için para biriktiren biri gibi hissediyorum' demekki oda burdan doğmuş. Keyifli okumalar
Nikolay Gogol
Her hikaye, hem bireyin ruh hâline hem de toplumun yapay düzenine ayna tutar.
Hayal edin: Bir sabah uyanıyorsunuz ve burnunuz yok. Sadece kayıp değil, şehirde başıboş dolaşıyor, hem de sizden daha yüksek mevkide memur olarak çalışıyor!
Evet, bu hikâye tam anlamıyla absürd. Ama arkasında çok şey gizli: Gogol, sosyal statünün birey üzerindeki gücünü, bürokrasinin anlamsızlığını ve kimliğin parçalara bölünmüş hâlini ustalıkla hicvediyor.
Burun, sadece bir organ değil; kimliğimiz, gururumuz, toplumdaki yerimizin bir sembolü.
Akaki Akakiyeviç adlı bir devlet memuru, tüm birikimini yeni bir paltoya yatırır. Hayatında ilk kez değerli hisseder. Ama kısa süre sonra palto çalınır ve Akaki’nin hayatı adım adım söner.
Bu hikâyede “küçük insan”ın dramı vardır.
Toplumun görmezden geldiği, yok saydığı bir bireyin sessiz trajedisi.
Ve finalde karşımıza çıkan soru:
“İnsan ne zaman görünmez olur?”
Gogol’un bu hikâyesi o kadar etkileyicidir ki, Dostoyevski’den Tolstoy’a kadar birçok yazar “Biz hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık” demiştir.
Genel Değerlendirme
Bu üç hikâye:
• Bürokrasiyi, hicivle sarsar.
• Küçük insanı, görünür kılar.
Gogol’un dili zaman zaman komik, zaman zaman karanlık ama her zaman düşündürücüdür. Eserleri, sadece dönemin Rusya’sına değil, bugünün toplumlarına da güçlü eleştiriler sunar.
Son Söz
Gogol’un “Üç Hikâye”si kısa ama etkisi uzun süren bir okuma deneyimi sunar. Gerçekle hayal arasında dolaşan bu öyküler, aslında hepimizin iç dünyasından bir şeyler barındırır.
Belki de biz hâlâ, Gogol’un paltosunun cebindeyiz…
Üç Hikaye (Burun, Fayton, Kaput)Nikolay GogolOrhan Veli KanıkErol Güney
Gogol’un üç kısa hikayesinden oluşan kitabıdır. İçerisinde burun, fayton ve kaputtan oluşan hikayeler vardır. Okudum fakat beğendim mi sanmıyorum. İçerisindeki hikayeler (özellikle ilk ikisi) bence günümüzde heyecanını yitiren hikayeler. Okuyucuya bi şey katıyor mu emin değilim. Anlatımı güzeldi Gogol’un fakat dediğim gibi içeriğinde ne güldüren ne düşündüren ne ders veren bir şeyler bulamadım kendi adıma. Tavsiye eder miyim bilmiyorum tarafsız kalırım sanırım. Rus edebiyatına giriş olarak okunması gereken kitaplardan olduğu söyleniyor çünkü Gogol’un üç hikayesinin.Hatta Dostoyevski bu konuda “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.” demiştir.
3 hikaye...
•Burun
•Fayton
•Kaput
İlk iki hikayeyi okumuş, son hikayeyi okumamış olduğumu düşündüm. Taa ki ilk iki hikayeyi okuyup sonuncusuna geldikten sonra. Son hikaye bu kitapta kaput adı geciyor ama aslında hepimizin bildiği Nikolay Gogol'un o meşhur hikayesi Palto'ydu. Okurken bir an gülümsedim kendi kendime, hiç dikakt etmedim ismine ama zaten kaput palto demek:)
Neyse...
Burun hikayesinde:
Burnunu kaybetmiş bir adamın hikayesi var. Kovalev, bir berbere gider berber yanlışlıkla burnunu keser ama bunu ona belli etmez. Kovalev de bunu fark etmez. Bir sabah uyandiginda aynaya baktığında burnunu yerinde bulamaz ve arayışa çıkar. Hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Burnunu kaybetmiş olmasıyla aslında bulunduğu yerin sağlam olmadığını, hatta kimsenin bulunduğu yerin tam anlamıyla sağlam inşalar üzerinde olmadigini anlatıyor. Bu gerçeküstü hikayeyle Gogol, bu toplumun içindeki saçmalıkları anlatmak istedi. Ne mevkide olursanız olun en çaresiz anınızda en ufak bir kabul görmeyeceğini düşündüğünüz bir eksikliğinizde bu yıkımla yüzleşmek olağan olabilir.
Fayton hikayesinde:
Eski bir subay, bazı nedenlerden dolayı istifa etmek zorunda kalmıştır. Saygın biri olarak görünüp iyi bir izlenim bırakmak isteyen bu subay için her şey istediği gibi olmaz. Kendini ne kadar iyi göstermek istese de bunu başaramaz. Bu statü meraklısı subay hikayenin sonunda daha acınası bir hâlde olsa da bu statü merakının insanın başına istediği gibi şeyler gelmez.
Kaput(Palto) hikayesinde:
Nikolay Gogol'un tartışmasız en ünlü eseridi bence.
Kitabın ana karakteri Akakiy Akakiyeviç'tir. Kendisi çok alt bir memurdur Biraz ezik, biraz sessiz biridir. İş arkadaşları çoğu zaman onunla dalga geçerler ama o buna sesini çıkarmaz. Karakterimizin paltosu çok fazla yıpranmıştir iş arkadaşları sürekli dalga geçer, Akaki
3 öyküden oluşan kısa bir Gogol kitabı.
Kitabı en çok merak etme sebebim "Palto" hikayesiydi. Muhtemelen çoğumuzun bildiği "Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık" aforizmasının sebebini öğrenmekti amacım.
Zaten öyküler çok kısa olduğu için spoiler vermeden yorum yapacağım.
İlk öykü olan Portre diğer öykülere nazaran daha uzundu, çok iyiydi diyemem ama güzeldi.
Burun öyküsünde mizahi anlatım vardı, yine güzeldi. Bölümün sonunda anlatıcı da bizimle birlikte tahmin yürütüp anlamlandırmaya çalışıyordu.
Gelgelelim Palto'ya: Baş kahraman Akakiy Akakiyeviç, Rusya'da yaşayan ve ezilen, toplumdaki sınıf farkını bize net bir şekilde gösteren bir kahraman. O dönem Rusya'daki alt tabaka- üst tabaka insan çatışmasını ele alan bir öykü. Güzel bir öyküydü.
"Hepimiz Gogol'ün paltosundan çıktık" ->
Bu sözün kime ait olduğu net olarak bilinmese de büyük çoğunluk Dostoyevski'nin söylediğini savunuyor. Gogol, 'Palto' öyküsünün yalın gerçekçiliği sayesinde Rus edebiyatına yön vermiş ve kendisinden sonraki yazarları etkilemiştir.
Akakiy Akakiyeviç gibi küçük,ezilen insanlar başkalaşmış, bu karakterler de bize Dostoyevski, Anton Çehov, Lev Tolstoy, Maksim Gorki, Ivan Turgenyev gibi yazarların eserlerinde kendilerini göstererek karşımıza çıkmıştır.
Nikolay Vasilyeviç Gogol (Rusça: Николай Васильевич Гоголь) (31 Mart 1809 - 4 Mart 1852), Ukrayna asıllı Rus roman ve oyun yazarı. En çok tanınan eserleri Palto, Bir Delinin Hatıra Defteri ve Ölü Canlar’dır.
Gogol orta hâlli toprak sahibi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’da Soroçinski köyünde dünyaya gelir. Gogol’ün çocukluğu köy hayatı ile ve yoğun Kazak kültürü etkisinde geçer. Bu hayatın etkisi ileride yazacağı eserlere de yansıyacaktır.
Gogol, gençlik yıllarında şiir ve edebiyata ilgi duyar. 1828'de Petersburg’a gider. Orada memur olmayı ve bir şekilde geçinmeyi umar ancak işler umduğu gibi gitmez. Gogol, Petersburg’dan Almanya’ya gider ancak orada da parası bitene kadar kalabilir. Tekrar Petersburg’a dönüp iş arayan Gogol bu sefer çok düşük bir maaşla da olsa devlet memuru olarak çalışmaya başlar. Bu görevden de bir sene sonra ayrılır.
1809 yılında günümüz Ukrayna topraklarında yer alan Veliki Soroçintsi’de doğmuştur. Gogol, 1836’da Puşkin’in çıkardığı Sovremennik adlı dergide, yergili öykülerinin en neşelilerinden biri olan Araba’yı ve eğlenceli ve iğneleyici bir üslûpla yazılmış gerçeküstücü öyküsü Burun’u yayınlar.
Yazar, yazı sanatında büyük ölçüde Puşkin’in etkisi altındadır. Öyle ki, onun eleştirileri ve telkinleri olmadan yazamayacağını düşünür. Yazarın Puşkin’le olan arkadaşlığı, onu aldığı acımasız eleştirilerden de koruyan en büyük güçtür.
Gogol’un ilk ciddi ve dikkat çeken eserleri Ukrayna hayatı ile, halk deyişleri ile süslü halk hikâyeleridir.
Gogol 1831 – 1832 yıllarında yazdığı bu hikâyeleri, Dilanka Yakınlarındaki Çiftlikte Akşam Toplantıları adlı kitapta toplar. Bu öyküler Rus edebiyat dünyasında Gogol’ün bir anda parlamasına yol açar. 1835 yılında Mirgorod ve Arabeski adlı eserlerini de yayımladı. Bu kitaplarında da halk hikâyeleri, özellikle Kazak geçmişi işlenmiştir.
Hikâyelerinde günlük hayatı ve bayağı kişilikleri zaman zaman mizahi zaman zaman öfkeye varan bir şekilde yeriyordu.
Eski Zaman Beyleri, Arabeski bu yergi kitaplarının ilkleridir. Arabeski kitabındaki hikâyelerinden biri olan Bir Delinin Hatıra Defteri bir memurun rutin hayatını ve işi yüzünden nasıl sıkıldığını anlatır. Hikayenin sonunda memur akıl hastanesine yatırılır. Portre adlı eseri ise dünyanın kötülüklerden kurtulamayacağı vurgusu ile sonlanır.
Büyük komedisi Müfettiş adlı eseri ile bürokrasiyi alay derecesinde yeren Gogol, eserinin sahnelenmesi ile tüm şimşekleri üzerine çeker. Tepkiler yüzünden Rusya’dan ayrılmak zorunda kalır. Roma’da Puşkin’in tavsiyesi ile en büyük eseri olan Ölü Canlar’ı yazarken Puşkin’in öldüğü haberini alır. Bu haber onun için “Rusya’dan gelebilecek en kötü haber”dir. O zamana kadar Puşkin’i düşünmeden dikkate almadan hiçbir şey yazmayan Gogol için bu haber gerçekten bir yıkım olmuştur. Puşkin’in ölümünün yıkıcı etkisine karşın 1842 yılında iki önemli eseri olan Ölü Canlar’ın 1. cildi ve uzun hikâyesi Palto’yu bitirir ve yayınlar. Ölü Canlar dönemin Rusya’sının çürümüşlüğünü gerçekçi bir biçimde gözler önüne sererken Palto’da sıradan insanların yaşadıkları acılar, maruz kaldıkları haksızlıklar, ve yaşadıkları yoksulluk tüm gerçeklikleriyle, okuyucuyu sarsacak bir ustalıkla gözler önüne serilmektedir. Bu eser de dönemin en büyük eserlerinden biri olarak nitelendirilecektir. Rus edebiyatına sıradan insanların gerçekçi bir girişi olarak da nitelendirilebilir Palto. Öyle ki Dostoyevski hikâyeye hitaben “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.” diyecektir. Ancak öykü yayınlaması ile soylu kesimin tepkisini tekrar Gogol üzerine çeker. Dönem aydınlar üzerinde büyük baskıların uygulandığı karanlık I.Nikola dönemidir. Gogol düzen savunucuları tarafından Rus insanını aşağılamakla onun kötü yönlerini göstermekle, halkına ihanetle suçlanır. Ancak onun yapmak istediği halkını aşağılamak değil onu bu hale sokan yozlaşmış düzeni tüm gerçekliği ile gözler önüne sermektir. Maruz kaldığı bu suçlamalar yazarın ruhsal sağlığına da ciddi zararlar vermiştir.
Puşkin’in ölümünden sonra Gogol’ün popülaritesi daha da artar. Bu ilgi Gogol’da bir öncülük hissi yaratır ve kendine toplumu değiştirmek, insanlara yol göstermek gibi misyonlar edinir. Bu dönemde eski yaratıcılığını kaybettiği söylenebilir. Dine karşı ilgisi artar ve daha önce eleştirdiği kiliseyi dahi övmeye başlar. Bu davranış hayranlarının tepkisini çeker ancak o bu tepkilere dinsel yorumlar katar ve Tanrı’nın gönlünü almak için ona daha da yakınlaşır. 1848’de kutsal toprakları ziyaret etmek için Filistin'e gider. Moskova’ya geri dönen Gogol, orada Matvey Konstantinovski adlı gerici bir rahibin etkisi ile 1852 yılında Ölü Canlar romanının ikinci bölümünün el yazmalarını yakarak imha eder. Bu davranışından 10 gün sonra 42 yaşında Moskova’da ölür.
Eserleri
İki Soylu Kişinin Öyküsü
Masallar
Müfettiş
Palto
Ölü Canlar
Burun
Bir Delinin Hatıra Defteri
Portre
Eski Zaman Beyleri
Taras Bulba
Fayton
Kumarbazlar
Dava
Evlenme
Petersburg Hikayeleri
Dikanka Yakınlarındaki Bir Çiftlikte Akşam Toplantıları