ʀᴀғᴇᴛ ᴇʟᴄ̧ɪ, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap dili ve Edebîyatı bölümünde gördüğü eğitiminn çatısı altında Arap coğrafyasına hâkim , tarihi ve kültürel donanımıyla müthiş bir eser kaleme almış.
Yazarların,geçmiş zamanları ki bu roman 1400 sene öncesine bir yolculuk;her zaman dikkatimi çekmiş, kurgusu ve anlatımı mukabilinde bende bir adım öteye geçmiş bir kıstas olarak da yer almıştır.
İslâmiyetin doğuşunu da kapsayan bu romanda Peygamber Efendimizin peygamberliğini ilan ettiği o yılları
bedevi çadırlarından, Mekke ve civarında yaşayayan henüz müslüman olmayan Arapların gözünden bir bakış açısıyla ele almaktadır.
Bedir savaşı, Hendek savaşı ve Mekke'nin Fethi gerçekleşmiş İslam dinini müşriklerin ne şekilde karşıladıkları, kabulü ve reddi çerçevesinde yapılan savaşlara da yer verilmiştir.
Kâinatın efendisi sevgili peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) 'in orada olduğunu bilmek, ona uzaktan bakmak bir huzur ve yaklaşamamak da bir hüzün verdi diyebilirim.
Roman dört ana karakter :Rüstem, Tuleyle , Zeyd ve Sara etrafında dönerken ikinci kısımda Binbaşı Tonga ve Çiçek'gin dahil olmasıylada başka bir coğrafyada devam ediyor.
Aynı tarihi bilgiler ve coğrafi hâkimiyet burada da devam etmekte değişen koşullar ve medeniyetler hakkında bilgilerin de hikayenin içinde kusursuzca yer alması görülmektedir.
Zeyd ve Tuleyle aynı kıza aşık( Sara) iki genç şair..
Kızını kime vereceğine karar veremeyen babanın çözümü şiir yarışmasında bulması.
Arap diyarında şair ve şiir bunun yanında belagat sanatı öyle önem arzediyor ki her kabile kendi şairine bir reis hürmetinde saygı gösterip, onun varlığıyla şereflenmekte , koruyup gözetmektedir.
Şiir yarışmasının yapıldığı alanda, sizde Betafanlar, Gallaklar ile birlikte Şahiklerin yurdunda bir köşede oturup olan biteni izlemeye