Tahmini Okuma Süresi:
1 sa. 8 dk.
Sayfa Sayısı:
40
Basım Tarihi:
7 Şubat 2020
Yayınevi:
Karbon Kitaplar
Orijinal Dil:
Almanca
Orijinal Ülke:
Almanya
ISBN:
9786257997980
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·40 syf.·
2020 44. kitabı
Rilke bu muhteşem şiiri bir güz gecesi iki mum ışığı eşliğinde yazmış 1899 senesinde. Şiirin ilk hali yayıncı bulamamış ne yazık ki. 1906'da kitaplaştırıldığında ise sadece elli adet satılmış. 1912 senesinde Sancaktar'ın şansı dönmüş; ünlü bir basımevinin bir numaralı kitabı olarak basılmaya başlamıştır. Daha sonraları da askerlerin cep kitabı haline gelmiştir. Rilke'nin Sancaktar'ını ilk kez 1941 yılında Tercüme dergisinin 9. Sayısında Sabahattin Ali'nin çevirisi ile yayımlanmış. "Zamanımızda katıksız şaire artık ender rastlanıyor, ama belki ondan daha az rastlanan bütün bir yaşamın salt şiirsel bir varoluşa dönüşmesidir. Böyle bir uyumun bir insanın kişiliğinde örnek bir biçimde gerçekleştiğini görebilme mutluluğuna erişene düşen, hem kendi kuşağına hem de belki bir sonraki kuşağa bu manevi mucizenin tanıklığını yapmaktır."Stefan Zweig (Londra'da Rilke üzerine verdiği konferanstan.) Bir sancaktarın kahramanlıklarının, fedakarlıklarının altatıldığı uzun bir şiir kitabıdır.
SancaktarRainer Maria Rilke · Karbon Kitaplar · 2020255 okunma
harika betimlemeler
Puan vermedi·40 syf.··
2020 3. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2020 02:20
Zamanımızda katıksız şaire artık ender rastlanıyor, ama belki ondan daha az rastlanan bütün bir yaşamın salt şiirsel bir varoluşa dönüşmesidir. Böyle bir uyumun bir insanın kişiliğinde örnek bir biçimde gerçekleştiğini görebilme mutluluğuna erişene düşen, hem kendi kuşağına hem de belki bir sonraki kuşağa bu manevi mucizenin tanıklığını yapmaktır.
Şiir
SancaktarRainer Maria Rilke · Karbon Kitaplar · 2020255 okunma
8/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2017 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2017 03:09
Rainer Maria Rilke ismi ve bundan sonra okuyacağım tüm kitapları bana Oruç Aruoba’nın katkısı. Onun "İle" adlı kitabındaki alıntılarında dikkatimi çeken bu naif kişiliğin kitaplarını kısaca araştırdığımda, en başta almak istediğim bu kitabının aslında Sabahattin Ali'nin unutulmuş eseri olarak ortaya çıktığını görünce hiç düşünmedim okumak için. Bu eserin Türkçedeki ilk "Sancaktar" çevirisi olduğu çoğu kişi tarafından (Oruç Aruoba tarafından bile) bilinmemesi de dikkat çeken özelliklerinden biri. İlk sayfasında yazıldığı gibi "Christoph Rilke'nin Aşkına ve Ölümüne Dair" olan kitap uzun tek bir şiir halinde. Arka sayfalarında ise şairin albümü yer alıyor. Alman lirik şiirin temsilcisi Rilke'nin etkisi, Sabahattin Ali ve Oruç Aruoba çevirilerinin yanında Stefan Zweig'in şu yorumuyla bende iyice anlam kazandı: "Zamanımızda katıksız şaire artık ender rastlanıyor, ama belki ondan daha az rastlanan bütün bir yaşamın salt şiirsel bir varoluşa dönüşmesidir. Böyle bir uyumun bir insanın kişiliğinde örnek bir biçimde gerçekleştiğini görebilme mutluluğuna erişene düşen, hem kendi kuşağına hem de belki bir sonraki kuşağa bu manevi mucizenin tanıklığını yapmaktır." Sabahattin Ali'nin çevirisini sevdim, ancak Aruoba'nın 1984 yılı çevirisinde Rilke hakkında yazmış olduğu özel bir nota denk geldiğimde ve merak edip birkaç dizeyi Aruoba çevirisiyle okudum ve -normal olarak- farklı bir tat aldığımı hissettim. Aruoba'nın çevirisini temin edebilirsem özel olarak ayrı bir şekilde okuduktan sonra Sabahattin Ali'nin çevirisiyle karşılaştırarak yeniden değerlendirmeyi planlıyorum. İncelemek isteyenler için Auoba’nın özel notu: zaferyalcinpinar.com/aruobarilke.jpg Keyifli okumalar.
Şiir
SancaktarRainer Maria Rilke · Palto Yayınevi · 2015255 okunma
7/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2022 141. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2022 02:08
Şairin bir solukta yazdığı gibi yine bir solukta okunan epik bir şiir fırtınası. 16 - 17. yüzyıl savaş ambiyansı eşliğinde bir sancaktarın aşk, görev ve ölüm üçgeninde geçen kısa bir destanı diyebiliriz. Şairden başka kitaplar okumaya devam edeceğim.
SancaktarRainer Maria Rilke · Ada Yayınları · 1984255 okunma

Yazar Hakkında

Rainer Maria RilkeYazar · 51 kitap
 Rainer Maria Rilke,Alman lirik şiirinin en önemli temsilcilerinden biridir. Babası Josef Rilke Alman kökenli bir demiryolu memuru, annesi ise Praglı zengin bir aileye mensuptu. Çok hırslı ve kaprisli bir kadın olan annesi oğlunu kendi özlemleri doğrultusunda yetiştirmek istedi. Altı yaşına gelinceye kadar kız çocuğu gibi giydirilen Rilke, zayıf ve ince ruhu nedeniyle annesinin bu tutumundan etkilenerek başta kadınlar olmak üzere insanlarla iletişim kuramaz hale geldi. Şiirlerinde çocukluk yıllarını bir yandan içtenlikle bir yandan da korku çağrışımlarıyla anlatmasının en büyük nedeni de budur.   Dokuz yaşına geldiğinde annesi ile babası boşandı ve Rilke annesinin yanında Viyana'ya gitmek zorunda kaldı. Babasının toplumda elde edemediği saygın yeri edinmek amacıyla 1886'dan sonra St. Pölten'e ve Bohemya'daki Maehrisch-Weisskirchen'de askeri okullara devam etti. Beş yıl sonra Linz Ticaret Akademisi'ne kaydını yaptırdı. Rilke'nin eğitimi bununla da bitmedi. Özel derslerin yanı sıra Prag'da edebiyat ve sanat tarihi de okudu. İlk şiirleri Yaşam ve Şiirler'in yayınlanması bu yıllarda oldu.  1896-99 yılları arasında öğrenimini Münih ve Berlin'de sürdüren Rilke, Münih'te yaşayan kadın şair Lou Andreas Salome ile tanıştı. Daha önceki yıllarda Nietzsche'nin aşık olduğu bu kadının Rilke'nin sanatçı kişiliğinin gelişmesinde büyük rol oynadığı belirtilir. Salome ile birlikte 1897'de Berlin'e, 1898'de Floransa'ya bir yıl sonra da Rusya'ya giden yazar, Rusya'da Tolstoy tarafından karşılanıp dönemin ünlü ressamı Pasternak ile tanışınca büyük mutluluk duydu. Kremlin'de tanık olduğu Ortodoks Paskalya Yortusu ve Rus halkının dindarlığı yazar üzerinde önemli etkiler bıraktı. İki yıl sonra yine Lou Andreas'la birlikte ikinci kez Rusya'ya giden Rilke, ülkenin güney bölümünü de dolaşarak yeniden Tolstoy'la buluştu. Bu geziden sonra ruh sağlığı bozulan yazarı terk edenler arasında Salome'de bulunuyordu.   Ressam Heinrich Vogeler'in çağrısına uyan Rilke, Worpswede'ye yerleşti ve 1901 yılında evlendi. Ancak bu evlilik sadece bir yıl devam etti. Boşanmasından bir süre sonra Rodin'in yaşamını yazmak amacıyla Paris'e gitti. Bir süre sonra da Rodin'in özel sekreterliğini yapmaya başladı. Hem Paris'teki yaşamı hem de Rodin'in kişiliği Rilke'nin yaşamında adeta dönüm noktasını oluşturdu. Rodin üzerinde araştırma yapmaktan çok onun sanatı ışığında Paris'teki yaşamını dile getirdiği Auguste Rodin, yazarın düzyazı türündeki ilk önemli yapıtıdır. Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı romanını tamamladıktan sonra bir yıl boyunca Kuzey Afrika'yı dolaşan yazar, 1912'de Kontes Marie von Thurn und Taxis adlı bir soylunun Trieste yakınlarındaki Duino Şatosu'na yerleşti. 1909'da Paris'te tanıştığı Kontes, Lou'dan sonra Rilke'nin sanatını belirleyen ikinci güçlü kadın oldu ve yazar bu tarihten sonra yeni bir yaratıcılık sürecine girdi. Duino Ağıtlarını da burada yazdı.   Birinci Dünya Savaşı yıllarını genellikle Münih'te geçirdi. Bir ara Viyana'daki savaş arşivinde çalışan yazar 1919'da İsviçre'ye, üç yıl sonra da Wallis Kontu'na ait olan ortaçağdan kalma Muzot Şatosu'na yerleşti. Orpheus'a Soneler'i burada yazdı. 1923 yılında Lösemiye yakalandı ve sağlığı giderek bozuldu. 51'inci doğum gününü kutladıktan birkaç hafta sonra 29 Aralık 1926'da Montreux yakınlarındaki Valmont'ta hayata gözlerini kapattı.  Sanatçı kişiliği: Şiirlerinin yanı sıra çağdaş Alman romanının öncüsü sayılan Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı eseriyle de ün kazanan Rilke, ekonomik bunalımların ve kapitalist gelişmelerin belirlediği sanattan uzak bir çağın içinde yetişmiş, gerek yaşamı gerek yapıtlarıyla hayatı mekanik, cansız bir hale getiren duygulardan yoksun modern çağa, insanların birbirine ve kendi kendisine yabancılaştıran, yalnızlığa iten yaşama biçimine karşı gelmeye çalışır. Yazarın yaşamını belirleyen olaylar, onun sanatında da büyük değişimlere yol açmıştır. İlk dönem şiirlerinde görülen gelişmede sevgilisi Lou'nun ve birlikte yaptıkları Rusya gezisinin payı büyüktür. Dilin duygulara seslenen ses özelliklerine büyük bir duyarlılıkla yaklaştığı Saatler Kitabı, Rilke'nin Rusya yaşantısını ve Paris yıllarının etkilerini yansıtır. Kitap üç bölümden oluşsa bile sanki uzayıp giden bir şiir havasını taşımaktadır. Rilke'nin nesnelere ve dış dünyaya bakış acısından kaynaklanan yeni bir Tanrı imgesi, özellikle ilk bölümün temelini oluşturur. Tanrı'yı bu dünyanın dışında değil, evrenin her zerresinde bulur; art arda sıraladığı imgelerde, Tanrı'nın varlığını yaşar. İlk baskısı Saatler Kitabı'ndan önceye rastlayan çağı ve konusu bakımından olduğu kadar yazarın sanatındaki gelişmeyi yansıtması açısından da geçiş niteliği taşır. Rilke'nin ikinci baskıya eklediği 37 şiirde Paris yaşantısının etkisi büyüktür. Güz Günü ve Akşam gibi tanınmış şiirler, bu baskıya eklenenler arasında olup yeni bir döneme geçişin izlerini yansıtır. Sanatsal yaşamının ikinci döneminin başlıca iki yapıtından biri olan, Rodin ve Paris kentinin etkilerini taşıyan Yeni Şiirler adlı kitaptır. Burada artık Tanrı, aşk, ölüm gibi konulardan dış dünyaya nesnelerin dünyasına geçiş sözkonusudur. Panter ve Roma Çeşmesi adlı şiirlerinde nesnelerin kendisinden yola çıkan Rilke, kişisel duygularına ve izlenimlerine yer vermeksizin salt nesneyi tanımlar. Dış dünyaya bakışının değişmesindeki en büyük etkiyi ise yıllarca yanında yaşadığı Rodin sayesinde elde etmiştir. Yeni Şiirler ile Alman edebiyatında 'nesne şiiri' adı verilen yeni bir tür oluşturan Rilke'nin yaratımları, Rodin'in yapıtlarında olduğu gibi plastik nesneler olmayıp 'yazılı nesnelerdir'. Bu şiirlerinin temelinde yatan ve Rilke'nin 'görmeyi öğrenmek' olarak nitelendirdiği dış dünyaya bakış ilkesi, Malte Laurids Brigge'nin Notları adlı romanı için de geçerlidir. Kişinin kendisine ve çevresine yabancılaşması, büyük kent insanının yalnızlığı, insanın varlığını oluşturan ölüm korkusu gibi konuları geleneksel roman kalıplarının dışına çıkarak işleyen bu yapıt, genç bir Danimarkalı şairin Paris yaşantısını anlatan bir günce biçimindedir. Romanda Rilke'nin Prag'la ilgili çocukluk anıları, Rusya ve İskandinavya yolculukları, özellikle de onu derinden etkileyen Paris yaşantısının etkileri görünmektedir.