Adı:
Sandık Lekesi
Baskı tarihi:
Mayıs 2000
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758440542
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sandık Lekesi
Sandık Lekesi
Sokaktaki sıradan insanı değil, düpedüz bildiğimiz insanın ‘insanlık halleri’ni üslupçu bir anlayışla yazan Sema Kaygusuz, Sandık Lekesi adlı bu yeni kitabında bir şeyi daha denedi: Öykü kahramanlarının karşısında bir öykücü gibi değil, bir vicdan gibi durmayı. Bu kez onun için önemli olan, yazarını unutturan yazılar yazmaktı. Her öyküde değişik teknikler kullanarak, değişik ses tonlarını yakaladı. Her birimizin biricik olduğuna bizi inandırmak istedi; öykünün o deneysel dünyasına dinamik bir arayışçı olarak girmeyi denedi.

İçeride olanla dışarıda olan arasındaki tek fark, dışarıdakinin yıkanabilir, ütülenebilir, onarılabilir olmasıdır. Oysa sandıktaki, yıllar içinde koyulaşan lekesiyle öylece durur; söylememek için içimizde gizlediğimiz bir sözcük kadar soylu, anlamlı ve ağırdır. O lekenin varlığına her ne kadar içerlesek de, onu yok sayamayız. Her ne kadar istemesek de katlaya katlaya sandığa yerleştir-diğimiz ‘insanlık halleri’ni anımsamak zorundayız. Sandıkta ne olduğunu sezinlesek de, onu dışarı çıkarmanın tek yolu başka birinin kapağı açmasıdır. Biri karşımızda vicdan gibi durmalı. Öyle biri mutlaka vardır. Çünkü biz, dünyaya, kendimizi tanıtmak için geldik.
88 syf.
·1 günde·8/10
Sema Kaygusuz'u dergilerden okuduğum kadarıyla biliyordum, bir kaç hikayesini okuduğumda aşırı zorlama gelmişti, Hep bir kuşlar çiçekler, doğayı sevelim tarzı anlatımlar ve aynı cümleyi kelimelerini değiştirip yazıyormuş gibi hissiyatı vardı bende. O yüzden okumadan geçiyordum, fakat kitabı elime geçince, hiç de dergilerdeki hikayeleri gibi olmadığını ciddi anlamda hüzünlü hikayelerinin olduğunu farkettim. Sarhoştuk Yıldızların Altında, Aşkar, Kadın Sesleri güzel hikayeler. Kitapta 13 hikaye var, her biri 2-3 sayfa uzunluğunda, çoğu da durum anlatımı. Bazı karakterler ise uzun süre akıldan çıkmayacak gibi duruyor (Tacettin gibi) Ben beğendim, başka bir kitabını daha okumak istiyorum.
88 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İçerisinde 13 öykünün yer aldığı kitapta her öykü anında içine hapsedip bir solukta okutuyor kendini. Dili, anlatımı, betimlemeleri gayet güzel. Sanırım Sema Kaygusuz ile tanışma kitabı olarak güzel bir tercih benim için.
88 syf.
·Beğendi·8/10
'Sema Kaygusuz, sözcükleri aşarak renkler ve kokular aracılığıyla yakaladığı gizi, her öykünün mekanına özgü bir sese taşımayı ustaca beceriyor.' yazıyordu kitabın eski arka kapağında. Bundan daha iyi tanımlayamazdım sanırım. En sıradan olayları bile örneğin; bir kamyonun dar bir sokaktan geçmeye çalışması ya da iki yıllanmış dostun meyhane dönüşü sohbetleri vs. öyle masalsı bir dille anlatıyor ki.. Öykülerin hüzünlü ve içe işleyen bir yanı var. Özellikle 'Sarı', 'Engereğin Oğlu' ve 'Kadın Sesleri' öykülerinde verilen duyguyu çok yoğun hissettim. Her öykü de farklı bir dil kullanarakta ustalığını konuşturmuş yazar. Mesela 'Tacettin' isimli öykünün sokak jargonuyla yazılması beni çok eğlendirdi. 'Yülerzik'i okurken de bir bitki bilimci konuşuyormuş hissiyatına kapılıverdim. Farklı kurgular, farklı anlatıcılar. Çok keyifli bir okuma deneyimiydi benim için. Yazarla tanıştığım ilk kitap ve son olmayacak. Elinize aldığınızda bir kaç saatte bitecek, kısacık, sıcacık, bizden..
88 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. 13 tane hikayeden oluşuyor. Her bir hikaye bitince şöyle birkaç saniye düşünme ihtiyacı hissediyorsunuz. Yazarın dili , anlatımı oldukça başarılı.
88 syf.
·Puan vermedi
Insanı kendi içine götüren ,kalbinde bi yere dokunup "ah iste tam da orası " dedirten öykülerden oluşan bi kitap.siddetle tavsiyedirsema kaygusuzun tarzı sıradışı .
88 syf.
·Beğendi·7/10
#semakaygusuz bir öykücü. Kitabında kısa kısa  13 öykü var. İlk 5 öykü çok güzel. Engereğin Oğlu bir numara. Edebiyatçıların gizli psikolog olduklarını düşünmeye başladım. 

#okuduğunkitabıpaylaş 
#bilgiylekalın 
#Allahkitabınızıversin 
#arasınkitaplığı 
#sandıklekesi
88 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Sema Kaygusuz'un dilini ve -az çok ilerleyen zamanlarda- anlatacaklarını kurduğu kitap bence bu. Öyküler çok nahif geldi. Sema Kaygusuz'da yaşamdaki her şey şiir ve öykü olabiliyor.
88 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve çok beğendiğimi söylemek isterim. 13 tane birbirinden güzel hikayeden oluşuyor. Her bir hikaye bitince şöyle durup birkaç saniye düşünmeden edemiyorsunuz. Dili, anlatımı oldukça başarılı. Hikayeleri kısacık dahi olsa okuyucuya o kadar çok şey hissettiriyor ki iç dünyamızda bir yerlere dokunup "ah işte tam orası" dedirtiyor insana.
Öyküler arasında seçim yapmak zor olsada en çok beğendiğim hikayeleri Tacettin, Küllük ve Kırlangıç oldu diyebilirim.
Edebiyatla ilgilenenlerin kayıtsız kalmamaları gereken bir kitap. Öykü severlere şiddetle tavsiye ediyorum.
Kısacası, Sema Kaygusuz ile tanışmak için bu kitap çok doğru bir seçim olabilir.
88 syf.
·10/10
Sema Kaygusuz ile tanışmak isteyenler için muhteşem bir öykü kitabı Sandık Lekesi... İnsanı sorgulamaya iten ve belli kalıpları aşan, sürükleyici durum öyküleri bunlar.
Her şey kötü bir el yazısıydı zaten. Düşünürken hep yazardı böyle, yazmadan doğru düşünemezdi, elini oynatmadan aklını oynatamayanlardandı.
Sema Kaygusuz
Sayfa 37 - Can Yayınları
Oğul, beyaz fasulye çuvallarını yüklenip bahçenin ortasına getirdi. Damda duran anasına göz ucuyla baktı. Fasulyeleri iki çuval bezinin arasına koyup sedir dalıyla ince ince dövmeye koyuldu. Zarından sıyrılan her fasulye için bir 'ıhlama' koptu içinden. Vur ha vur! İncitmeden, kırmadan, incilerin ışığını söndürmeden, fasulyelerden gelen her ses kulak vererek, kol gücünü dizginleyerek, vur ha vur! Ardından ikinci çuval gelecek, onun ardından üçüncü, sonra yarınki mahsul, ondan sonra kışlık... dört yıl sonra askerlik, bir kadın, arkasından bebeler, vur ha vur... bu güç bir gün bitecek! Kaç sedir dalı değişecek böyle, kaç çuval bezi yırtılacak, Hanım daha kaç akşam bakacak oğulun çıplak sırtına?
(OĞUL)
"Herkesin kendi ölümünü ölmesi, sağaltılamamış bir tutkudur.Ölüm, ilhamını yalnızca hayattan alır. Kimyasında, dirimden esinlenerek kotarılmış ağrılar, kopmalar, kanamalar vardır. Ya da başka birinin parmağı, başka birinin etkisi..."
"En sevimsiz meleğimiz şeytanın bile dokunduğunda iyileştireceği bir yara vardır. Önemli olan yara ile şeytan arasındaki kavuşmanın esası."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sandık Lekesi
Baskı tarihi:
Mayıs 2000
Sayfa sayısı:
93
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758440542
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Sandık Lekesi
Sandık Lekesi
Sokaktaki sıradan insanı değil, düpedüz bildiğimiz insanın ‘insanlık halleri’ni üslupçu bir anlayışla yazan Sema Kaygusuz, Sandık Lekesi adlı bu yeni kitabında bir şeyi daha denedi: Öykü kahramanlarının karşısında bir öykücü gibi değil, bir vicdan gibi durmayı. Bu kez onun için önemli olan, yazarını unutturan yazılar yazmaktı. Her öyküde değişik teknikler kullanarak, değişik ses tonlarını yakaladı. Her birimizin biricik olduğuna bizi inandırmak istedi; öykünün o deneysel dünyasına dinamik bir arayışçı olarak girmeyi denedi.

İçeride olanla dışarıda olan arasındaki tek fark, dışarıdakinin yıkanabilir, ütülenebilir, onarılabilir olmasıdır. Oysa sandıktaki, yıllar içinde koyulaşan lekesiyle öylece durur; söylememek için içimizde gizlediğimiz bir sözcük kadar soylu, anlamlı ve ağırdır. O lekenin varlığına her ne kadar içerlesek de, onu yok sayamayız. Her ne kadar istemesek de katlaya katlaya sandığa yerleştir-diğimiz ‘insanlık halleri’ni anımsamak zorundayız. Sandıkta ne olduğunu sezinlesek de, onu dışarı çıkarmanın tek yolu başka birinin kapağı açmasıdır. Biri karşımızda vicdan gibi durmalı. Öyle biri mutlaka vardır. Çünkü biz, dünyaya, kendimizi tanıtmak için geldik.

Kitabı okuyanlar 121 okur

  • 00

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%2.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0