Sandık Lekesi, Sema Kaygusuz'dan okuduğum ilk kitap.Kitaplığımda uzun zamandır, okunmayı bekleyen üç tane Sema Kaygusuz kitabı vardı.Bu kadar beklettiğim için üzüldüm doğrusu.️On üç öykünün yer aldığı Sandık Lekesi, 2000 Yılı Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü kazanmış.On üç öykünün on üçü de biçimsel olarak da içerik olarak da birbiriden farklı.Kimi öykü kentte kim öykü köyde geçerken, bazen bir bitki bazen bir kuş ya da bir kabadayı öyküye konu olabilmekte.Sema Kaygusuz kitaplarında yılan ve kuyu imgesi sık sık yer alırmış.Sandık Lekesi'ndeki Engereğin Oğlu öyküsünü çok sevdiğimi söylemeliyim.Yine, Aşkâr ve Kadın Sesleri dikkatimi çeken öyküler oldu.Ölüm teması pek çok öykünün ortak teması.Sandık Lekesi'nin ilk öyküsü Ortadan Yarısından adını taşıyor.Bu aynı zamanda bir önceki kitabının adı.Aynı şekilde Sandık Lekesi'nden sonra yayımlanan Doyma Noktası'nın ilk öyküsü de Sandık Lekesi adını taşıyormuş.Sema Kaygusuz kitap isimleri üzerinden yaptığı göndermelerle öykü kitapları arasında bağ kurmuş.Sandık Lekesi'nde yer alan öyküler tamamen birbirinden bağımsız olsa da Yülerzik isimli öyküde yülerzik bitkisinin köklerinden aşkârın nasıl elde edileceği anlatılır.Sonraki öykünün adı da Aşkâr'dır ve aşkâr bir temizlik maddesi olarak karşımıza çıkar bu öyküde.Sema Kaygusuz'un öykülerindeki kelime dağarcığının zenginliği de dikkat çekici.Çok severek okudum Sandık Lekesi'ni, tavsiye ederim.Öykü severler kesinlikle okumalı derim.
Bitkiler tıpkı insan onuruna benzer. Yalnız bir kez yerinden sökebilirsin."syf 57
Sema Kaygusuz’la ilk tanışmam Sandık Lekesi sayesinde oldu. Engereğin Oğlu hikayesini katıldığım bir edebiyat kampında Sedat Demirler sayesinde keşfetmiştim. O hikayeyi o zaman da okuduğumda aynı lezzeti aldığımı dün gibi hatırlıyorum. Nasıl bu kadar gündelik, olağan ve sıradan bir konu bu kadar güzel işlenir ve okura hissettirilir? Kaleminin güçlü olduğunu bilen ve bunu ustalıkla kullanan bir yazar. Adeta bütünsel zamandan en sıradan bir kesiti alıp, baharatlarla çeşnilerle süsleyip önünüze enfes bir yemek bırakıyor. Yemeği bitirdiğinizde asla doymamış ya da fazla doymuş hissetmiyorsunuz. Anlattığı her şey öyle kararında. Kısacası ben her hikayesinden ayrı bir keyif aldım ama sanırım Sarı hikayesinde ürperdim. Sadece bu hikayeyi okuyun sonra zaten kendiniz Sema Hanım’la tanışmayı isteyeceksiniz.
Sandık LekesiSema Kaygusuz · Doğan Kitap · 20101,267 okunma
Sema Kaygusuz'u ilk Barbarın Kahkahası kitabı ile tanıyıp hayran olmuştum ve ilk kitabı olan içinde 13 öykünün bulunduğu Sandık Lekesi kitabını da okumak istedim fakat sanıyorum beklediğimi bulamadım. Kötü değildi tabi ki Sema Kaygusuz'dan bahsediyoruz çünkü. Sıradan bir olayı bile öyle bir anlatıyor ki hayran bırakıyor, farklı baktırıyor ve bunu yazıya dökebiliyor. Üslubu, dili,tasvirleri hem sade hem yoğun .Bu kitabında olağan,sıradan konuları öyküleştirmiş.Bazi hikayeleri neden yazmış olduğunu anlamasamda genel olarak kötü değil .Sema Kaygusuz'un o farklı dilini okumaya değer. . .
Sandık LekesiSema Kaygusuz · Doğan Kitap · 20101,267 okunma
Uzun süredir öykü okumuyordum. İyi geldi bu öykü kitabı bana. Kitapta toplam 13 öykü var. Ben en çok " Ortadan Yarısından", "Tacettiin", "Yülerzik" ve "Kışlangıç" öykülerini beğendim. Yazarın kalemine hayran kaldım. Kitap 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü almış. Anladığım kadarıyla yazar yayınladığı her kitapla ödül almış. Bu kitabı severek okuduğum için yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.
Sandık LekesiSema Kaygusuz · Doğan Kitap · 20101,267 okunma
Kısa hikayelerden oluşan, yazarla tanışmak için uygun incelikte bir kitap. Yazarın kaleminin hiç de güçsüz olmadığını anlayabileceğiniz kısa ama derin kurgulardan oluşmakta...
Sandık LekesiSema Kaygusuz · Doğan Kitap · 20101,267 okunma
Öyküler
Sema Kaygusuz u hep görüyordum ve okuyacağım diye erteliyordum. Okumak bugüne kalmış ve iyi ki ertelemeyi bırakıp okumuşum.
Yazar in biyografisine bakıldığında ne kadar iyi bir kalem olduğunu zaten göreceksiniz. Bu kitabında 13 tane kisa öykü yazmış. Öykülerinde günlük hayatta dikkatimizi çekmeyen, çekemeyen anları, eşyaları, nesneleri, canlıları bir belgeselin kamerasindan izlercesine güçlü bir anlatımla yazmış öykülerini. Kabadayi Tacettin ve Yulerzik öykülerini çok beğendim.
"Bitkiler tıpkı insan onuruna benzer, yalniz bir kez yerinden sökebilirsin."
Sandık LekesiSema Kaygusuz · Doğan Kitap · 20101,267 okunma
Sema Kaygusuz'ın 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat ödülünü aldığı Sandık Lekesi isimli kitabı 13 öyküden oluşmakta. Kaygusuz'un öykülerinde oluşturduğu ritimli atmosfer özellikle şiirsel metin sevenlerin dikkatini çekecektir. Modern bireyin yalnızlığı, doğayla olan yakın-uzak halleri, bireyin kendi içerisine gömülüşü bu kısacık öykülerde ustalıkla anlatılmış.
Kitabın ilk öyküsü olan "Ortadan Yarısından" da kendini kaşıyarak açtığı yara sonucundan yaşadığı Tenekeci mahallesini ahalisini tahammül edilemez bir kokuya boğar. Öyle ki mahalleli onu ziyaret etmeye bile doğru düzgün cesaret edemez, sadece bir kez gelebilirler Ömer Bey'in evine. Bu yara üzerinden kendini tüketen insanın etrafına verdiği zarardan, toplumun bireyi katlanması zor durumlarda nasıl ötekileştirdiği üzerinden okumak mümkün.
Tacettin benim en sevdiğim öykülerden biri oldu. Bir kabadayının sert görünümünü gerek fiziksel özellikleri üzerinden gerek Hemşire Necla üzerinden yazarın anlatımı okunmaya değer kılıyor.
Elif'in E'sine baktığımızda ise git gide kan kaybeden ataerkil düzenin küçük bir ölçeği ile karşı karşıyayız. Geleneksel formda özellikle Anadolu'da torunlara isim koyma ismi büyüklerindir ya da en azından kendi isimlerinin torunlarına konulmasını beklerler. Bu durum üzerinden kaleme alınan öykü Ahmet ve Neriman çiftini anlatıyor. Ahmet Bey torununa biri isim vermesi gerektiği üzerinden karısı Neriman Hanım tarafından sürekli sıkıştırılıyor ama bulduğu isimler Neriman Hanım tarafından bir türlü kabul görmüyor. Sonra bir sabah kalkıp torunumun adını Elif koydum diyor, okur burada soruyor şimdi bu ismi Ahmet Bey mi koydu yoksa Neriman Hanım mı? Erkeklerin karar mekanizmasında büyük etkisi olan kadınların anlatıldığı bence yazarın feminist yönünün bir tık ortaya çıktığı bir
Her bir öykü, karakterlerin karmaşık duygusal durumlarını ve toplumsal dinamikleri inceler.
13 öyküden oluşuyor. Modern bireyin yalnızlığı, doğayla olan yakın uzak halleri bireyin kendi içerisine gömülüşü bu kısacık öykülerde ustalıkla anlatılmış.
...."Bitkiler tıpkı insan onuruna benzer, yalniz bir kez yerinden sökebilirsin."....
Hikaye yazmayı sevenlerin, hikaye teknikleri görmek isteyenlerin okumasını tavsiye ettiğim bir kitap. Bazı öyküleri okurken sanki hem olay öyküsü hem de durum öyküsü havası veriyor size. Kısa kısa öykülerden oluşan bu kitap aslında kendi içimizde olanların da bir yansıması gibi. Her şey hayata hangi pencereden baktığımızdır aslında. Çoğunlukla psikolojik roman okumayı seven biri olarak değişik bir deneyim oldu ve perspektifimi geliştirdiğini hissettim.
Keyifli okumalar dilerim.
Ne yazsa okurum dediğim yazarlardan Sema Kaygusuz. Üslubuna, kendine has benzetmelerine, betimlemelerine, öykülerdeki o şiirselliğine bayılıyorum. Bu kitabında da 13 farklı öykü ile karşımıza çıkıyor. Her birinde de farklı dünyalara sürüklüyor bizi.. Tanışmamış olanlar, yazarla muhakkak tanışmalı..
Sema Kaygusuz, Türk yazardır. Hikâye, roman ve deneme türünde eser vermektedir.
Sema Kaygusuz, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin halkla ilişkiler ve tanıtım bölümünden 1994 yılında mezun oldu. Öğrencilik yıllarında radyo oyunu, koreografi ve tiyatro ile ilgilendi. İlk öyküleri Kitap-lık, Adam Öykü, Varlık, Düşler Öyküler dergilerinde yayımlandı. Hazırladığı ilk dosya 1995 yılında Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü'ne, ikinci dosya ise 1996 yılında Gençlik Kitabevi İkincilik Ödülü'ne değer bulundu. Ancak, ödül alan bu iki dosya, kitap olarak yayımlanmadı. 2016 yılında Barbarın Kahkahası başlıklı romanıyla 71'inci Yunus Nadi Ödülleri'nde roman dalında birinciliğe layık görüldü.
Bu romanı 1997 yılında Ortadan Yarısından, 2000 yılında Sandık Lekesi ve 2002 yılında Doyma Noktası başlıklı hikâye derlemeleri takip etti. Sandık Lekesi başlıklı kitabıyla 2000 yılında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
İlk romanı Yere Düşen Dualar edebiyat çevrelerinden çok iyi eleştiriler aldı. La Chute des Prieres başlığıyla Fransızca'ya tercüme edildi. Fransa'nın önemli gazetelerinden biri olan Libération gazetesi, romanı "Dikkat, Yere Düşen Dualar!" başlığıyla kitap ekinin kapağına taşıdı. Yazıyı kaleme alan Marc Semo, romanı "İnsan ruhuna dokunan lirik bir şiir." olarak nitelendirdi. Yere Düşen Dualar, Fransa, İsveç, Norveç ve Almanya'da da yayımlandı.
Yeşim Ustaoğlu'nun İspanya San Sebastian Uluslararası Film Festivali'nde Altın İstiridye Ödülü alan Pandora’nın Kutusu (2008) adlı filminin senaryosunu yönetmeniyle birlikte kaleme aldı. 9 Mayıs 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Sema Kaygusuz, Atlas dergisinde gezi ve seyahat yazıları yazmayı ve yaratıcı okuma hakkında atölye çalışmaları yapmaktadır.